{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/1195 <br>KARAR NO: 2025/489<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 03/06/2021<br>NUMARASI: 2019/3 Esas, 2021/467 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/06/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davacı şirketin, davalı şirket tarafından yapılan inşaatın elektrik yapım işlerini üstlendiğini, Mayıs 2017'de işe başlandığını, 14.10.2017 tarihli 19.074,00 TL'lik, 16.03.2018 tarihli 981,76 TL'lik ve 29.269,90 TL'lik, 18.01.2019 tarihli 106.919,80 TL'lik faturalar olmak üzere toplamda 156.246,16 TL'lik fatura düzenlendiğini, bu faturalar tutarında hakediş gerçekleştiğini ve düzenlenen faturalara itiraz edilmediğini, hakedişlere mahsuben de 21.11.2017 tarihinde 12.03.2018 tarihli 12.000,00 TL'lik çek, 16.03.2018 tarihinde 15.07.2018 tarihli 30.250,00 TL'lik çek ve 07.06.2018 tarihinde 30.10.2018 tarihli 30.000,00 TL'lik çek olmak üzere toplamda 72.250,00 TL'lik ödeme yapıldığını, bakiye alacağının 83.996,16 TL olduğunu belirterek, bu alacağın ve 4.666,00 TL işlemiş faiz ile 839,88 TL KDV alacağı olmak üzere toplam 89.502,04 TL'nin davalıdan tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ve davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, davacının, davalı tarafından yapılan inşaatın elektrik işlerini yapmayı taahhüt ettiğini ancak taahhüdünün bir kısmını yerine getirdiğini, davacıya yapmış olduğu tüm işlerin karşılığının verilen toplam 72.250,00 TL'lik çeklerle ödendiğini, davacının taahhüt ettiği işi yarım bıraktığını, davacının yaptığı ve yapmadığı işlerin tespit edilebilmesi amacıyla İstanbul Anadolu 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/105 D.İş esas sayılı dosyasında delil tespiti istendiğini ve tespit işlemlerinin halen devam ettiğini, davalıya herhangi bir şekilde fatura ibrazı yapılmadığını belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, İstanbul Anadolu 19. SHM'nin 2019/105 D.iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, tamamlanan elektrik işlerine ait malzeme, işçilik ve montaj dahil bedelin 79.374,00 TL + KDV = 93.661,32-TL olduğunun, eksik işlerin tamamlanması bedelinin 47.760,00 + KDV = 56.356,80 TL olduğunun tespit edildiğini, alınan bu bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olduğundan yeniden rapor alınmadığı, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan SMM bilirkişi incelemesine göre, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan 156.246,00 TL alacaklı olduğu, davalının davacı tarafa toplam 72.250,00 TL ödeme yaptığı ve davacının  bakiye olarak takip tarihi itibariyle davalı şirketten kaydi 83.996,16-TL alacaklı olduğu, davacının davalı adına düzenlediği tüm faturaların davalının vergi dairesi kayıtlarında kayıtlı olduğu, tarafların vergi dairesine bildirdiği kayıt ve beyanların birbiri ile uyumlu olduğu, davacının eksik işler dışında davalıdan toplam 83.996,16 TL alacaklı olduğu, eksik işlerin değerinin toplamının ise KDV dahil 56.356,80 TL olduğu anlaşıldığından davacının eksik işleri çıkarıldıktan sonra kalan alacağının 27.394,00 TL olduğu anlaşılmakla davalının itirazının  27.394,00 TL yönünden iptaline karar vermek gerektiği, davacının takip öncesi işlemiş faize yönelik talebinin davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin dava dosyası ve icra dosyasında herhangi bir bilgi ve belge olmadığı anlaşıldığından reddi gerektiği,takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu anlaşıldığından davacının icra inkar tazminatının da kabul edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen  kabulü  ile; davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 27.394,00 TL asıl alacak, işleyecek faiz yönünden asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal  faiz üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine itiraz haksız ve alacak likit bulunduğundan takdiren kabul edilen alacağın %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, taraflar arasındaki sözleşmenin sözlü olarak yapıldığını ve yapılan işlere ait hakkediş tutarlarının birim fiyat esasına göre fiyatlandırıldığını, herhangi bir şekilde götürü usulde bir sözleşme bedeli kararlaştırılmadığını, müvekkili firmanın toplamda 156.246,16 TL tutarında imalat yaptığını ve buna dair kesilen faturalara davalı tarafça herhangi bir şekilde itiraz edilmediğini, TTK hükümlerine göre 8 gün içerisinde faturaya itiraz edilmediği takdirde mündericatının kabul edilmiş sayılacağını, müvekkili firmaya davalı tarafından ödeme yapılmadığı için de müvekkil firmanın işi durdurduğunu, İstanbul Anadolu 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/105 D.İş esas sayılı dosyasında yapılan delil tespitiyle imalatların yapıldığının tespit edildiğini ancak bu delil tespit dosyasında yapılan işlerin rayiç bedellerinin düşük gösterildiğini, taraflarınca bu hususa  itiraz edildiğini ancak Mahkemenin bu hususu tekrardan incelemeye gerek duymadığını, çünkü yapılan işlerin bedelinin faturalarda belirtildiğini ve davalı şirketin bu faturalara itiraz etmediğini, delil tespiti raporunda halen imalatı gereken  47.760,00+KDV'lik bir iş miktarı tespit edildiğini ancak müvekkili firmanın yaptığı işin imalat bedelini istediğini, yapmadığı işin bedelini istemediğini, mahkemenin, 156.246,16 TL'lik imalat tutarını sözleşme bedeli olarak anladığını ve hala yapılması gereken imalatların bedelini alacaklarından düştüğünü, oysaki bu tutarın imalat tutarı olduğunu, götürü usulde anahtar teslimi bir sözleşme bedeli tutarı olmadığını, Mahkemenin bu hususu yanlış yorumladığını, bilirkişi kök ve ek raporunda müvekkil firmanın  83.996,16 TL alacaklı olduğuna dair rapor düzenlenmesine rağmen mahkemenin bilirkişi raporunun aksine karar verdiğini belirterek, kararın kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini ve karşı taraf lehine hükmedilmiş ücreti vekaletin tüm yönleriyle kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafında, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar etmiş, müvekkili şirkete herhangi bir şekilde fatura ibrazı yapılmadığını, davacı tarafın düzenlemiş olduğu faturaları müvekkiline gönderdiğini ve müvekkil tarafından faturaların alındığını ispat edemediğini, kaldı ki fatura müvekkiline tebliğ edilmiş osla bile bu durumun herhangi bir borcun varlığına karine oluşturmayacağını, davacı tarafın talep ettiği bedel karşılığında yapmakla yükümlü olduğu edim borcunun yapıldığını ispatlaması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin hem İstanbul Anadolu 19. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/105 D.iş sayılı dosyasındaki tespiti kendisine dayanak aldığını hem de hesaplama yaparken tarafların defter kayıtları üzerinden hesaplama yaptığını, tespit dosyasındaki hesaplamanın baz alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, tespit raporuna göre yapılan ve eksik bırakılan işlerin toplam maliyetinin KDV hariç toplam 127.134,00 TL olduğunu, tespit raporuna göre müvekkili şirketin dava konusu işin 79.374,00 TL'lik kısmını yaptığı ve karşılığında 72.250,00 TL ödeme yapıldığı dikkate alındığında, arada taraflarınca kabul edilmemekle birlikte 7.124,00 TL fark bulunduğunu, ancak mahkemenin yanılgılı bir değerlendirme ile müvekkili hakkındaki takibin 27.394,00 TL'lik kısmının devamına karar verdiğini, mahkeme tarafından müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olup, müvekkili kötüniyetli olmadığından ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, ayrıca davacı taraf için talep ettikleri kötü niyet tazminatı hakkında herhangi bir karar verilmediğini, mahkemenin bu kararıyla dahi davacı tarafın haksız ve kötüniyetli olduğunun ortaya çıktığını, bu durumda davanın reddedilen kısmı kadarı için davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini belirterek, istinaf başvurularının kabulüne ve müvekkili aleyhine verilen kısım (27.394,00 TL) ile icra inkar tazminatı ve davacı hakkında verilmeyen kötüniyet tazminatları yönünden ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Taraflar arasında, elektrik işleri yapım işini konu alan sözlü eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilafsızdır. Davacı tarafından düzenlenen dava konusu takip dayanağı faturaların davalı iş sahibi tarafından BA-BS formlarında kullanıldığı anlaşılmış olup, buna göre kural olarak davacı yüklenicinin davalı iş sahibinden bu fatura tutarları toplamı kadar alacaklı olduğu sabittir. Ancak, davacı yüklenici, toplam 156.246,16 TL olan bu fatura bedellerinin yapılan işlerin bedeli karşılığı olduğunu, yapılmayan (eksik) işlerin bedelinin ayrı olduğunu ileri sürerken, davalı iş sahibi ise bu faturalar bedelinin sözleşmede kararlaştırılan tüm işlerin bedeli olduğunu ileri sürerek, tespit raporu doğrultusunda, yapılan işlerin bedeline ve ödeme miktarına göre davacının bakiye alacağının hesaplanması gerektiğini ileri sürmektedir. Buna göre, takip dayanağı fatura bedellerinin yapılan işlere mi yoksa sözlü sözleşme gereği yapılması planlanan tüm işlere mi ilişkin olduğu ihtilaflıdır. Söz konusu fatura içeriklerinde ayrıntılı iş kalemleri mevcut ise de tespit raporunda bunlar göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapılmamış, yargılama sırasında ise teknik bir bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, sadece muhasebesel bir inceleme yaptırılmıştır. Taraflar arasında sözlü anlaşma olduğundan, uyuşmazlık sözleşmenin kapsamındaki işler ve miktarına ilişkindir. Davalı, fazla ödemesi olduğunu savunduğuna göre, Mahkemece itiraza uğrayan tespit raporuyla yetinilerek, yargılama sırasında muhasebesel inceleme yapılan bilirkişi raporuyla sonuca gidilmesi yerinde olmamıştır.Mahkemece, mevcut mali müşavir bilirkişi yanına 2 tane teknik bilirkişi eklenerek oluşturulacak bilirkişi heyetinden, tespit raporundaki olgular ve özellikle takip dayanağı işlerle sınırlı kalınarak, davacının yaptığı işlerin ve miktarının belirlenmesi, yapıldığı belirlenen işlere takip dayanağı faturalardaki fiyatlandırmalarla ücret belirlenerek, davacının hak ettiği iş bedelinin belirlenmesi, sonrasında ihtilafsız ödemeler düşülerek davacının davaya konu takipte talep edebileceği bakiye iş bedeli alacağının belirlenmesi, tarafların sair istinaf itirazlarına konu hususların da varılacak yeni sonuca göre değerlendirilmesi gerekirken, eksik tahkikatla yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması yerinde olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 03/06/2021 tarih, 2019/3 Esas, 2021/467 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı ve davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03/06/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"76fd927f8a5c8352","SID":"97871a89a7a647cb"}}