{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/36 <br>KARAR NO\t: 2025/917<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t               :26/09/2023<br>NUMARASI\t:2022/271 Esas - 2023/879 Karar<br><br>DAVACI\t:......<br>VEKİLİ\t:......<br>DAVALI\t:......<br>\t:......<br>VEKİLİ\t:......<br>DAVA\t:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t:04/12/2019<br>KARAR TARİHİ\t:15/05/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ :27/05/2025<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan 02/05/2018 tarihinde Kocaeli ili, Gebze ilçesi, Hacıhalil Mah., ... MIB Pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı ... nolu taşınmazı davalının kasten aldatıcı beyanlarına kanarak satın aldığını, satımın gerçekleştiği dönemde emlakçılık işi yapan davalının söz konusu taşınmazın niteliklerini belirtirken 200 m2 olduğu ve değerinin yaklaşık 670.000,00-TL edeceğini beyan ettiğini, akraba olmaları sebebiyle kendisine iyilik yaparak 570.000,00-TL'ye kendisine verebileceğini beyan ettiğini, müvekkilinin tamamen saf ve iyi niyetli olarak davalının beyanlarına kanarak iyi bir fiyata değerli bir taşınmaz sahibi olabileceği fikri ile teklife sıcak baktığını ve yine davalının belirttiği fiyat olan 570.000,00-TL üzerinden anlaşmaya vardıklarını, anlaşmadan sonra davalı tarafça taşınmazın devir işlemi için gerekli işlemlerin bitirildiğinin müvekkiline haber verildiğini ve tarafların 02/05/2018 tarihinde Gebze Tapu Müdürlüğünde bir araya gelerek söz konusu taşınmazın devir işlemlerini tamamlandığını, müvekkilinin davalının aynı zamanda akraba olması ve emlak piyasanına hakim olmasına güvenerek tapu kayıtlarını inceleme gereği de duymadığını, davalının kendisini aldatabileceğini aklına getirmediğini, müvekkilinin tapuyu devraldığı gün davalıya 100.000,00-TL .../05/2018 tarihinde 50.000,00-TL .../05/2018 tarihinde 126.000,00 TL ve 01/06/2018 tarihinde 24.000,00 TL olacak şekilde toplamda 300.000,00-TL nakit ödemede bulunduğunu ve bakiye kalan tutar olan 270.000,00-TL değerinde, daha sonra davalı tarafça kötü niyetli olarak müvekkilinin aleyhine icraya konu olan senedi düzenlediğini, geçen zaman içerisinde müvekkilinin söz konusu dükkana yerleşmek için davaldına taşınmazın mimarı projesini istediğini, davalının kendisinde projenin olmadığını belirterek binayı yapan müteahhitin GSM numarasını gönderdiğini, alının mimari projeyi incelediğinde ise bahsi gecen taşınmazın aslında 90 m2 olduğunu öğrendiğini, müvekkilinin taşınmazın niteliklerinde aldatıldığını öğrenince çevredeki emlakçılardan  taşınmazın değerine ilişkin bir araştırma yaptığını ve taşınmazın değerinin 300.000,00-TL değerinde olduğunu öğrendiğini, müvekkilinin tecrübesizliğinden yararlanılarak yapılan sözleşme ve devir işleminin Türk Borçlar Kanunu'nun 28. ve 36. Maddeleri gereği geçersiz olduğunu belirterek, müvekkilinin yaşadığı mağduriyetin bir an önce giderilmesi ve hakkaniyetin tesisi için davalı tarafından müvekkili aleyhine Gebze .... İcra Müdürlüğünün 2018/53112 Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibinde müvekkilinin alacaklıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline ve takibinde kötüniyetli olan alacaklının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Gebze .... İcra Müdürlüğü 2018/53112 Esas sayılı dosyası ile davacı-borçlu aleyhine yürüttükleri 270.000,00-TL tutarındaki icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrinin .../11/2018 tarihinde eşi ...’a tebliğ edildiğini, davacı-borçlu tarafından herhangi bir itiraz olmadan takip dosyasının kesinleştiğini, 21/12/2018 tarihinde davacının taraflarına ulaştığını, taksitle bu borcu ödemek istediğini beyan etmesi üzerine bu tarihte icra müdürlüğünden dosya kapak hesabı çıkartıldığını, güncel borç bakiyesi olan 327.399,... TL üzerinden davacı ile görüşme yapıldığını, yapılan bu görüşme neticesinde davacı tarafın Aralık 2018’de 65.000,00TL, Mart 2019’da 65.000,00TL, Mayıs 2019’da 65.000,00 TL, Temmuz 2019’da 65.000,00 TL ve Ağustos 2019’da 65.000,00 TL olmak üzere toplam 325.000,00 TL ödeme yapacağını ve bu bakiyenin dışında kalan kısım için de herhangi bir talep olmayacağı ve davacı-borçlu hakkında da herhangi bir icrai işlemi yapılmayacağı yönünde mutabık olduklarını, davacı-borçlunun bu süreç içerisinde herhangi bir ödeme yapmadığını, defalarca hukuk ofislerine geldiğini, her defasında borcunu ödemek istediğini ve süre talep ettiğini, kendisine her defasında istediği sürenin verildiğini, davacı tarafın müvekkilini oyalayarak üzerine kayıtlı olan ... plaka nolu aracın haczini İİK. madde 106-110’a göre düşürerek, aracın devrini gerçekleştirdiğini,  sürecin bu şekilde gelişme gösterdiği noktada, davacının iş bu davayı açmasında ki amacın sadece müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, davacı tarafın tapu devri esnasında da dükkanın kaç metre kare olduğunu öğrendiğini, yine davacı tarafından tapu devrinden hemen önce YapıKredi Bankası-Pendik Şubesine kredi başvurusu yapıldığını ve ilgili başvuru neticesinde ilgili banka tarafından eksper işlemleri yapıldığını, davacının kendi yaptırdığı eksper işlemi neticesinde de  dükkanın kaç m2 olduğunu bilebilecek durumda olduğunu, davacı tarafın Ağustos 2018 'de müvekkilini arayarak  dükkanı iade etmek isteğini, satın almaktan vazgeçtiğini, ödemiş olduğu bakiyenin de kendisine iade edilmesini istediğini,  davalı müvekkilinin akrabası olması nedeniyle bu durumu kabul ettiğini ve davacıdan almış olduğu bakiyeyi iade ederek tapuyu geri almak üzere davacının yanına gittiğini, davacının tapu üzerinde ipotek olduğunu ancak ipotekli olarak tapu devir işlemini yapabileceğini belirtmesi üzerine, müvekkilinin de davacı tarafından ipotek koydurulan taşınmazı bu haliyle geri almasının mümkün olmadığını normal olarak ya ipoteğin kaldırılmasını ya da vadesinde senedin ödenmesi gerektiğini davacıya bildirdiğini belirterek, davacı borçlu tarafından ikame edilen haksız ve mesnetsiz davanın tüm taleplerle birlikte reddine, alacağı bilerek sürümcemede bırakmaya yönelik ve haksız olarak iş bu davayı açan davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın REDDİNE, Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; satım işlemi sonrası davalı yanın aldatıcı nitelikteki beyanları açığa çıkmış ve taşınmazın hem iddia edilen büyüklükte olmadığı hem de satım bedelinin emsallerine göre ve haksız şekilde çok daha yüksek bulunduğu tespit edildiğini, yerel mahkeme de iddialar üzere tanık dinletilmiş dava konusu taşınmazın satın alındığı tarihteki emsal taşınmaz fiyatları yine mahkemeye bildirilmiş ayrıca yargılama sırasında taşınmaz satım bedeli yönünden bilirkişi raporu alındığını, yapılan tahkikat ile iddiaları sübut bulmuş olmasına rağmen yerel mahkemece davamızın reddine karar verilmesi usul ve yasa ile dosya içeriğine aykırı düştüğünü beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı sırf borçtan kurtulmaya yönelik olarak senetle ilgili borcunun sadece bir kısmını parça parça ödemişken, kısmen takibe konu senede ilişkin takibe kötüniyetle itiraz etmiş ve sırf alacağı sürüncemede bırakmaya yönelik dava açtığını, davacı tarafın, dava konusu taşınmazın değerinin daha az olduğu yönündeki beyan ve iddiaları gerçeği yansıtmadığını beyan ederek, davacı borçlu aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile kararının icra inkar tazminatı yönünden düzeltilerek müvekkili lehine hüküm kurulmasını talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/09/2023 tarih, 2022/271 Esas - 2023/879 Karar<br> sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın ve kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı, davalıdan 02/05/2018 tarihinde Kocaeli ili, Gebze ilçesi, Hacıhalil Mah., ... MIB Pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı ... nolu taşınmazı davalının kasten aldatıcı beyanlarına kanarak satın aldığını,  davalının taşınmazın 200 m2 olduğu ve değerinin yaklaşık 670.000,00-TL edeceğini  akraba olmaları sebebiyle kendisine iyilik yaparak 570.000,00-TL'ye verebileceğini beyan ettiğini, davalının belirttiği fiyat olan 570.000,00-TL üzerinden anlaşmaya vardıklarını, tapuyu devraldığı gün davalıya 100.000,00-TL .../05/2018 tarihinde 50.000,00-TL .../05/2018 tarihinde 126.000,00 TL ve 01/06/2018 tarihinde 24.000,00 TL olacak şekilde toplamda 300.000,00-TL nakit ödemede bulunduğunu ve bakiye kalan tutar olan 270.000,00-TL değerinde icraya konu olan senedi düzenlediğini, daha sonra taşınmazın aslında 90 m2 olduğunu öğrendiğini, devir işleminin Türk Borçlar Kanunu'nun 28. ve 36. Maddeleri gereği geçersiz olduğunu belirterek, Gebze .... İcra Müdürlüğünün 2018/53112 Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibinde borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, davalının davanın reddini savunduğu, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, taraflarca kararın istinaf edildiği görülmektedir.<br>Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346). <br>Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. <br>Menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır.      <br>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.  İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun  (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br> (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”  şeklindedir. <br>Her somut olaydaki maddi vakıaya göre lehine hak çıkaran taraf ve ispat yükü şekilleneceğinden, maddî hukuk kuralına ilişkin bu vakıaların doğru ve net bir şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekmektedir. Maddede aksine düzenleme olmadıkça ibaresi eklendiğinden, kanunda ispat yükü ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verildiğinde, ispat yükü genel kurala göre değil de kanunda belirtilen özel düzenlemeye göre belirlenecektir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Ancak takip kambiyo senedine dayandığı zaman, ispat yükü yer değiştirir ve ispat yükü davacı/borçluda olur.<br>Eldeki dava, zorunlu unsurları ihtiva eden kambiyo senedi vasfındaki bonodan kaynaklanmakta olup ispat yükü davacıdadır.<br>Davacı tarafından davası TBKm.26'de düzenlenen aşırı yararlanma ve TBK.m.36'da düzenlenen aldatmaya dayandırılmıştır.<br>TBK.m.28'e göre   \"Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.\"<br>TBK.m.36'ya göre \"Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir.\"<br>Davacı tarafından bu hukuki sebeplere dayalı olarak, davalı tarafından taşınmazın metre karesi yönünden yanıltıldığı iddia edilmektedir. Davacının bu yöndeki şikayeti üzerine Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/10 Soruşturma sayılı dosyasında davalı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan 06/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda davacının anlaştıklarını beyan ettikleri bedel ile bilirkişi tarafından belirlenen bedellerin aşırı derecede farklı olmadıkları gözükmektedir. Davacı tarafından taşınmazın bilgilerinin Tapu Müdürlüğünde yapılan satış işleminde öğrenildiğinin kabulü gerekir. Resmi şekilde yapılan satış işleminde taşınmazın bilgileri bulunduğundan ve davacı tarafından satın alındığından artık davalı tarafından aldatıldığı ve taşınmazın metre karesini bilmediği savunmasının dinlenme olanağı yoktur. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>Diğer yandan; İİK.m.72/3 gereğince \"İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.\" İİK'nın m.72/.... Maddesine göre \"Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.\"<br>Eldeki uyuşmazlıkta, Mahkemenin 06.12.2019 tarihli ara kararı ile alacağın %15 tutarında teminat yatırılması halinde icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde tedbir kararı verildiği, ancak davacı tarafından alacak icra dosyasına yatırılmadığı ve bu kararın icra müdürlüğü tarafından uygulanmadığı anlaşıldığından, davacı aleyhine İİK'nın 72/.... maddesi uyarınca tazminata hükmedilmemesinin de doğru olduğu değerlendirilmiştir. Davalı tarafından kötüniyet tazminatı adı altında tazminat talebinde bulunulmuş, Mahkemece olayda uygulama yeri olmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine şeklinde karar verilmiş olması doğru olmadığından bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; davalı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının ve davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br><br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının ve Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile kalan 345,55-TL istinaf karar harcının davacıdan ve davalıdan ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>...-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/... maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/05/202<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d921c96981e30f1a","SID":"797413a658bfc387"}}