{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1275 - 2025/1565<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1275 <br>KARAR NO\t: 2025/1565<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 04/03/2021<br>NUMARASI\t: 2019/... Esas, 2021/... Karar <br><br>DAVACI\t: ... - ...)'a velayeten;<br>                                                     ... ... <br>\t  ... -  ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br><br>DAVALI\t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVA\t: Cismani Zarar Sebebi ile Maddi Tazminat<br><br><br>KARAR TARİHİ\t: 24/06/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 24/06/2025<br><br>Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/03/2021 tarih ve 2019/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>                                              GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:    <br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; 23/09/2014 tarihinde ...'nun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın stadyum sokak istikametinden ... Ortaokulu istikametine geldiğinde  karşı karşıya geçmeye çalışan müvekkil ...'e çarpması sonucu tek taraflı, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, kazaya karışan davalı sigorta şirketinin sigortalısı sürücü ... kusurlu olduğunu, davalı yanın yapılan müracaat yerine müvekkiline 04/04/2017 tarihinde 6.328,00 TL ödeme yapıldığını, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin müvekkilinin gerçek zararını karşılamadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; 3.200,00 TL daimi maluliyet tazminatının ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının olmak üzere toplam 3.300,00 TL tazminatın davalı sigorta şirketinin  ilk ödeme tarihi olan 20/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.   <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya müvekkili şirket tarafından 04/04/2017 tarihinde toplam 6.328,00 TL ödeme yapıldığını, ödemenin yapılıp ibranamenin düzenlenmesinden itibaren 2 yıl içinde davanın açılması gerektiği halde alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkil şirketin zorunlu mali masuliyet sigortasından doğan sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan ve sözde maluliyet oranlarını gösterdiği ileri sürülen raporların, yargılama neticesinde müvekkiline şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesi hukuken mümkün olmadığını, zira sunulan raporların hiçbirisinin başvuranın maluliyet tazminatı talebine dayanak teşkil edecek nitelikte olmadığını, kaza tarihinde 13 yaşında olan ve herhangi bir gelir getiren işte çalışmasının mümkün olmayan davacı çocuk için geçici iş göremezlik hesabının yapılmaması gerektiğini belirterek; öncelikle zamanaşımı defilerinin dikkate alınarak haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece uzlaşma nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacılar vekili istinaf dilekçesi ile; her ne kadar davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ise de,  karşılığında hiçbir edim alınmamış olan uzlaştırma raporunun geçersiz olduğunu, söz konusu kazada herhangi bir rücu durumunun mevcut olmadığını, bu nedenle sigorta şirketinin durumunu ağırlaştıran bir husus bulunmadığını, sigorta şirketinin müteselsil sorumlulardan biri olduğunu, zarar görenin bakiye zararını sigorta şirketinden talep edebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazası nedeni ile uğranılan kalıcı ve geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince davanın (uzlaşma nedeniyle) reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;   <br>Davacılar vekili, uzlaşma karşılığında hiçbir edim alınmadığını, uzlaşma raporunun geçersiz olduğunu, herhangi bir rücu durumunun bulunmadığını, sigorta şirketinin durumunu ağırlaştıran bir husus olmadığını, davacının zararının tamamen giderilerek kaza nedeniyle bir ibralaşma da yapılmadığını, hükmün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.<br>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/19. bendinde ise \"...uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.\" hükmü yer almakta olup buna göre uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılıyor idi. <br>Ancak;<br>18.10.2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli, 2023/43 E, 2023/141 K sayılı kararı ile \"...Bu bağlamda uzlaşma görüşmeleri esnasında sağlıklı şekilde belirlenmesi güç veya öngörülmesi mümkün olmayan zararlara ilişkin açılacak davalar yönünden herhangi bir ayrım yapılmaksızın uzlaşmanın sağlanması durumunda tazminat davası açılamayacağını düzenleyen kuralla ilgililere katlanamayacakları bir külfet yüklenmiştir. Başka bir deyişle kuralda yargının iş yükünün azaltılması amacıyla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlama arasında makul bir denge kurulamamıştır. Bu itibarla kuralın orantılılık alt ilkesi yönünden ölçülülük ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.\" gerekçesi ile  5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. <br>Anayasa Mahkemesi kararın gerekçesinde şu tespitlere yer vermiştir: \"Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesinin her durumda mümkün olmayacağı, özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hâllerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesinin güçleşeceği açıktır. Başka bir ifadeyle taraflara uzlaşmanın sağlanmasının sonuçları hakkında bilgi verilmesi öngörülmüş ise de teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma görüşmeleri esnasında belirlenmesi mümkün olmayabilir. Buna göre ilgililerin uzlaşmanın sağlanması durumunda edimi aşan ve tazminat davasına konu edilemeyecek zarara ilişkin her durumda eksiksiz ve doğru bilgiye sahip olabilecekleri söylenemez.\"<br>Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle CMK'nın 253. maddesinin 19. fıkrasının beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;\" ibaresi eklenmiştir.<br>Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile anılan yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde bahse konu hukuki süreç sonrasında uzlaşma hâlinde tazminat davası açılamayacağına ilişkin Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmesi zorunluluğu doğmuştur.<br>Gerek Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi, gerekse yeni yasal düzenleme ile getirilen istisna hükmü uyarınca somut olaydaki gibi bedensel zararlar söz konusu olduğunda maluliyet raporu ve aktüer hesabı incelemesi gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulacağından, dava konusu eylemle ilgili olayın hemen akabinde ve soruşturmanın başında işletilen uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesi her zaman mümkün olamayacaktır. Bu aşamada, teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma anında tespit edilmesi mümkün olmadığından bu konuda araştırma yapılarak bir sonuca varılması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin  2023/7665 Esas, 2025/3144 Karar; 2023/3907 Esas, 2025/1895 Karar;  2023/515 Esas, 2025/845 Karar sayılı içtihadı ve benzer içtihatları)<br>Yukarıda belirtilen genel açıklamalar sonrasında eldeki dosya incelendiğinde somut uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan ve malul kalan davacı ...'in geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.  <br><br> <br>Davacılar vekili, davalıya sigortalı araç sürücüsü ile yaya olan davacının yaşadıkları kaza neticesinde davacının yaralanıp malul kaldığını ileri sürerek bedensel zarar nedeniyle oluşan maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece dava konusu eylem nedeniyle yürütülen ceza soruşturmasında tarafların uzlaştığından bahisle davacının başvurusunun reddine karar vermiştir.<br>Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/... soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde; suçtan zarar görenin 2001 doğumlu ... olduğu, yaşı küçük mağdurun babası olan müşteki ... ile şüpheli ... arasında taksirle yaralamaya sebebiyet verme suçu yönünden uzlaşma tutanağı düzenlendiği, tarafların herhangi bir edim talep etmeksizin uzlaştıkları, taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçu yönünden tarafların uzlaştıklarından bahisle 04/11/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Uzlaştırma raporunun düzenlendiği 31/10/2014 tarihinde suçtan zarar gören ...'in 18 yaşından küçük olduğu görülmekle, nüfus kayıtlarının incelenmesinde; anne ve babasının evli olup,  babası ... ve annesi ...'in ortak velayeti altında bulunduğu, oysa ki uzlaşma tutanağının düzenlenmesinde davacı küçük ...'in annesi ...'in herhangi bir beyanı ve imzasının bulunmadığı, davalı sürücü ile uzlaşanın yalnız baba ... olduğu anlaşılmaktadır.<br>  Davacının ceza soruşturmasında yapılan uzlaşma ile gerçek amacı, ceza soruşturmasının sonuçlanmasıdır.  5271 sayılı CMK'nın 253 maddesi ile 05/08/2017 tarih ve 30145 sayılı Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'ne göre, Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanuni temsilcilerine yapılır. Yani anne ve babanın veli olarak ikisinin de velayet hakkına sahip oldukları, velayet hakkının birlikte kullanılması gerektiği hususları dikkate alındığında olay nedeniyle anne ile uzlaşılmadığı  anlaşıldığından CMK'nın 253/19. Maddesi anlamında usulüne uygun bir uzlaşmanın gerçekleştiği düşüncesi de hatalı olacaktır. Tüm bu açıklamalar nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.<br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, mahkemece usulüne uygun uzlaşmanın gerçekleştiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; usulüne uygun olarak gerçekleşmediği anlaşılan uzlaşma neticesinde yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden, HMK'nın 353/1-a-6. bendine göre davanın esasıyla ilgili olarak gereken delillerin toplanmadığı anlaşıldığından açıklanan nedenlere dayalı davacılar vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca kabulüyle kararın kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi gereğince  KABULÜ İLE, <br>Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/03/2021 tarih ve 2019/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>2-Yukarıda belirtilen sebeplerle eksik bilgi ve belgeler tamamlandıktan sonra davanın yeniden görülüp karar verilmesi için dosyanın yerel Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep  halinde iadesine,<br>4-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,<br>5-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için taraflar lehine vekalet ücreti  takdirine yer olmadığına,<br>6-HMK'nın 359/3. maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>7-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İ.İ.K'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İ.İ.K'nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE, <br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.24.06.2025<br>       <br>...           ...          ...       ... <br>Başkan ...              Üye ...                       Üye ...                       Katip ...<br>¸e-imzalıdır               ¸e-imzalıdır                ¸e-imzalıdır                     ¸e-imzalıdır <br><br>                          İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dde189f21b5160fe","SID":"43b29d8b35c6052f"}}