{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/731 - 2025/1166<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br> <br>DOSYA NO\t: 2022/731 <br>KARAR NO\t: 2025/1166<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/01/2022<br>NUMARASI\t\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACILAR\t: 1-... <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI\t: ... ANONİM ŞİRKETİ <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR  TARİHİ\t:11/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:11/06/2025<br>    <br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/01/2022 tarihli ... Esas ... Karar sayılı kararı aleyhine davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t                                  :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alacaklı tarafından 14/11/2006 tarihinde Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinden kaynaklı alacak için .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine geçildiğini, ödeme emrinin müvekkillerine 21/11/2006 tarihinde tebliğ edildiğini ve takibin kesinleştiğini, icra takibinin takipsizlikten düştüğünü, 10 yılı aşkın süre takipsiz bırakıldığını ve sonrasında 29/01/2020 tarihinde temlik alan tarafından takibin yenilendiğini, yenilenen takip dosyasından tebligat ve bildirim yapılmadan, yenileme emri tebliğ edilmeden müvekkillerine haciz işlemi uygulandığını, alacağın ve kefaletin zamanaşımına uğradığını, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, TBK'nın 598/3maddesi gereğince her türlü kefaletin on yılı geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalktığını, müvekkilleri yönünden zamanaşımını keser mahiyetteki son işlemin 28/08/2009 tarihinde fiili haciz yapmak suretiyle yapıldığını, haciz tutanağı düzenlendiğini  belirterek icra takibinin müvekkilleri yönünden teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmek suretiyle tedbiren durdurulmasına, kefalet sözleşmesinde noksanlık olması sebebiyle geçersizliğinin ve müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, bu talepleri kabul görmezse  TBK 598/3 maddesinde öngörülen on yıllık sürenin dolması ile müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, bu talepleri de kabul görmezse on yılı aşkın süre müvekkilleri yönünden takipsiz bırakılan icra takibinin yasada öngörülen zamanaşımı süresinin dolması sebebiyle müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, icra takibinden tatbik edilen hacizlerin kaldırılmasına, takibin iptaline, davalı bankanın %20 oranında kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ve  vekalet ücretinin karşı tarafa üzerinde tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, davacıların açtığı .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı dosyasının halen derdest olduğunu, davacılar tarafından açılan davanın mahkemece reddedildiğini ve davacılar tarafından istinaf edildiğini, davacılar aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, kesinleşmeden sonra çok sayıda hacizler uygulandığını ve 2015 yılına kadar devam ettiğini, dosyanın 25/12/2019 tarihinde kendilerine geçtiğini, 29/01/2020 tarihinde yenilendiğini, yapılan işlemlerle zamanaşımının kesildiğini, İİK'nun 78/2 maddesinde düzenlenen haciz isteme hakkının süresi içerisinde yerine getirildiğini, İİK'nun 78/son maddesi gereğince yeniden haciz uygulanabilmesi için borçluya yenileme tebliğine ve yenileme harcı alınmasına gerek olmadığını, ödeme emirlerinin tebliğini müteakip bir sene içerisinde müteaddit defalar haciz talep edilerek işlemler yapıldığını, davalı borçluların 24/11/2006 tarihinde dosyaya mal beyanında bulunduklarını ve borcu kabul ettiklerini, takibin dayanağı kefalet sözleşmesinin geçersizliği iddiasının yasal olmadığını, yapılan hacizlerin usulüne uygun olduğunu  belirterek davanın reddine, davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ                                              :<br>İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; \"...  davalı banka ile dava dışı kişi arasında kredi sözleşmesinin imzalandığı, davacıların da bu kredi sözleşmesine müşterek borçlu ve kefil sıfatıyla imza attığı, asıl borçlunun borcunun ödememesi nedeniyle davalı banka tarafından, müşterek borçlu ve kefil olan davacılara karşı 19/12/2005 tarihli genel kredi sözleşmesine dayanılarak toplam 28.516,14 TL üzerinden icra takibine geçildiği,  davacılar tarafından, kefalet sözleşmesinde noksanlık olması sebebiyle kefaletin geçersiz olduğu ve müvekkillerinin borçlu olmadığı, bu talepleri kabul görmezse  TBK 598/3 maddesinde öngörülen on yıllık sürenin dolması ile müvekkillerinin borçlu olmadığı, bu talepleri de kabul görmezse on yılı aşkın süre müvekkilleri yönünden takipsiz bırakılan icra takibinin yasada öngörülen zamanaşımı süresinin dolması sebebiyle müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi için, mahkememize iş bu davanın açıldığı, dosyanın bankacılık alanında uzman bir bilirkişi ile nitelikli hesap bilirkişisinden oluşan heyete tevdii edildiği,  22/11/2021 havale tarihli  raporda \"..davacılar ...ve ...'un 19/12/2005 tarihli 150.000,00 TL limitli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, dava konusu borçlardan 150.000,00 TL ile faiz ve ferilerinden kefaleten sorumlu olduklarını, .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi ile ilgili olarak davalıların icra takip tarihi itibarı ile ... A.Ş.'ne olan borçlarının icra takibinde talep edilen %126 temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplama yapıldığında toplam 27.278,68 TL , temerrüt tarihinde geçerli olan ticari işlerde uygulanacak %25 temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplama yapıldığında ise toplam 25.636,90 TL olduğunun..\" tespit edildiği, davanın icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davası olduğu, davacı vekili tarafından kefaletin şekil şartlarından noksan olduğundan bahisle geçersizliğini iddia ettiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 583/1. maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin zorunlu olduğunun hüküm altına alındığı, yine mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484. maddesi, “Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir mikdar iraesine mütevakkıftır.” hükmünü içerdiği buna göre, kefaletin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın belirtilmesinin zorunlu şekil şartı olduğunun hüküm altına alındığı, yazılı şekil şartının sebebinin kefilin sorumlu olduğu miktarı bilerek kefalet senedini imzalaması olduğu, icra takibine konu kredi sözleşmesinin 19.12.2005 tarihinde imzalandığı, yine aynı tarihte davacıların sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları, sözleşmenin ilgili sayfasında davacıların sadece isim ve imzalarının bulunduğu, sorumlu oldukları miktara ilişkin bir kaydın bulunmadığı, sözleşmenin imzalandığı tarihte geçerli olan  mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484. maddesinde kefaletin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın belirtilmesi gibi zorunlu şekil şartlarının arandığı bu bakımdan hem TBK’nun 583. maddesi ve  hemde mülga BK’nun 484 maddesinde kredi sözleşmelerinde kefalet miktarının yazılı olmasının geçerlilik şartı olması nedeniyle davacıların terditli taleplerinden ilki olan bahse konu kredi sözleşmesinden kefaletin şekil yönünden noksan olduğu için sorumlu olmadıkları yönündeki iddialarının açıklanan nedenlerle yerinde olduğu anlaşıldığından davacıların 19.12.2005 tarihli davalı ile  dava dışı ... ile imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesinden doğan borçtan kefil olarak sorumluluklarının bulunmadığının tespitine,  İİK’nun 72/5. maddesi uyarınca kötüniyet tazminatı verilebilmesi için menfi tespit davası açılmasına sebep olan takibin haksız ve kötüniyetli olması gerektiğinden davalının kötü niyetli olduğu hususunda bir delilin mevcut olmadığı gözetilerek kötü niyet tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verilmiş ve Davanın KABULÜNE, .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına konu edilen 19/12/2005 tarihli dava dışı ... ile imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesinde kefil olan davacıların bu sözleşmeden kaynaklı olarak borcunun bulunmadığının tespitine, Kötü niyet tazminatının reddine, ...\" şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. <br>DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ                   :<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın yasal süre içinde açılmadığını, derdestlik itirazının olduğunu, .... İcra hukuk mahkemesi dosyasında verilen karara yönelik davacıların istinaf başvurusu Adana BM 10. Hukuk Dairesi tarafından reddedildiğini kefeletin geçerliliğinin sözleşme tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK'ya göre yapılması  gerektiğini Yargıtay'ın kararlarında sözleşme limitinin gösterilmiş olması halinde bu limitin kefalet limiti olarak da kabul edileceğini bilirkişi raporunda belirtildiğini, bu sebeple ilk derece mahkemesinin kefalet miktarının yazılı olmaması sebebine dayanarak menfi tespit davasının kabulü yasal olmadığını, davacılar mal beyanında bulunmuş ve borcu kabul ettiğini ayrıca borçlular menkul haciz işlemleri sırasında da borcu kabul ettiğini, borçlular borcu kabul ettikten yaklaşık 14 yıl sonra böyle bir iddiada bulunmalarının kötü niyetli olduğunu iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLER\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t :<br>Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı <br>HUKUKİ  NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE                                                                               :<br>Dava,  menfi tespit istemine ilişkindir. <br>Davacılar vekilinin dava dilekçesinde özetle, davalı tarafından ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (yenileme öncesi ... Esas) sayılı takip dosyasında Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinde müteselsil kefil oldukları iddiasıyla müvekkilleri aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, ancak takip dayanağı kredi sözleşmesindeki müteselsil kefil başlığı altında müvekkillerinin el yazısıyla sadece isim ve ile imzalarının bulunduğu, sözleşmede müvekkillerinin el yazısı ile yazılmış kefaletin süresi, miktarı ve tarihinin yer almadığından kefaletin 6098 sayılı TBK ve 818 sayılı BK hükümlerine göre geçerli olmadığı ileri sürülerek öncelikle kefalet sözleşmesinin geçersizliği sebebiyle, bu talepleri kabul görmezse TBK'nın 598/3.maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolması sebebiyle, bu talepleri de kabul görmezse 10 yılı aşkın süre takipsiz bırakılan icra takibinde zamanaşımı süresinin dolması sebebiyle müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>Davalı vekili tarafından, davanın süresinde açılmadığı, davacıların 24.11.2006 tarihinde mal beyanında bulunurken borcu kabul ettiği, davacılar hakkındaki takipte çok sayıda hacizlerin uygulandığı ve bu hacizlerin 2015 yılına kadar devam ettiği, 14.11.2006 tarihinde haciz talep edilerek işlemler yapıldığı, kefalet sözleşmesinin geçersizliği iddiasının yasal olmadığı ve zamanaşımı süresinin geçmediği, kaldı ki icra takibi açılmakla zamanaşımının kesildiği,  davacıların aynı konuda ve aynı sebebe dayalı ....İcra Hukuk Mahkemesi'nde açtığı davanın reddedildiği savunularak davanın reddi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi'nce davanın kabulüne karar verildiği, işbu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. <br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Davacılar tarafından takip dayanağı kredi sözleşmesindeki müteselsil kefaletlerinin öncelikle yasada belirtilen şekil koşullarına uyulmadığından geçersizliği, bu talepleri kabul edilmediği takdirde 10 yıllık kefalet zamanaşımının dolması sebebiyle ve bu talepleri de kabul edilmediği takdirde icra takibinin 10 yıldan fazla takipsiz bırakılması sebebiyle alacağı zamanaşımına uğradığı iddiasıyla terditli sebeplere dayanılarak menfi tespit isteminde bulunulduğu, mahkemece takip dayanağı kredi sözleşmenin imzalandığı  tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484.maddesinde kefaletin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın belirtilmesinin zorunlu şekil şartlarının arandığı, davaya konu olayda 19.12.2005 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davacıların sorumlu olduğu kefalet miktarı yazılı olmadığından  bu sözleşmeden doğan borçtan da sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Davalı vekilinin istinaf sebepleri arasında, davacıların uzun süre sonra dava açmasının kötüniyetli olduğu, aynı konuda ve aynı sebeplere dayanarak daha önce Adana İcra Hukuk Mahkemesi'nde açtıkları davanın reddedildiğinden derdestliğin sözkonusu olduğu iddia edilmiştir. Borçlunun süresi içerisinde icra takibine itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleşmesi ispat yükünün borçluya geçmesi sonucunu doğurmaz. Öte yandan menfi tespit davasında itirazın iptali veya istirdat davası gibi zamanaşımı veya hak düşürücü bir süre de bulunmamaktadır. Menfi tespit davasının kabulü halinde verilecek karar takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti olup, takibin ya da ödeme emrinin iptaline karar verilmesi de söz konusu değildir. Borçlu tarafından daha önce şikayet yoluyla İcra Hukuk Mahkemesi'ne dava açılmış olması ve İcra Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine karar verilmesi genel mahkemelerde dava açılmasına engel teşkil etmemektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin davanın süresinde açılmadığına ve  derdestliğin sözkonusu olduğuna ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un  1.maddesi \"Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.\" hükmünü içermektedir. <br> 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484.maddesinde ise \"Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir mikdar iraesine mütevakkıftır.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>Somut olayda, mahkemece, 818 Sayılı Borçlar Kanunu' nun 484.maddesi uyarınca kefaletin geçerli olabilmesi için sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumluluk miktarınında açıkça belirtilmesinin şart olup, davaya konu olayda 19.12.2005 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davacıların sorumlu olduğu kefalet miktarı yazılı olmadığından bu sözleşmeden doğan borçtan da sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosya arasında ve UYAP kayıtlarında takip dayanağı sözleşmenin bir kısım sayfaları bulunduğu ve fakat tüm sayfalarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince öncelikle davaya konu icra takibinin dayanağını oluşturan 19.12.2005 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinin tüm sayfalarının eksiksiz olarak dosyaya kazandırılarak incelenmesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484.maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin, yazılı olmasına ve kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın sözleşmede belirlenmiş olması koşuluna bağlı olduğu, anılan sözleşmede davacıların müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu kefalet limitinin ayrıca gösterilmemiş olmakla genel kredi sözleşmesinde kredi limitinin belirtilmiş olması halinde ise, 12/04/1944 tarih ve 1943/14 Esas-1943/13 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca sözleşmedeki kredi limitinin aynı zamanda müteselsil kefalet limitini belirlediğinin gözetilmesi (Yargıtay 11.HD'nin 03.12.2024 Tarih ve 2024/764 Esas-2024/8575<br>Karar sayılı, Yargıtay  Kapatılan 19.HD'nin  20.05.2019 Tarih ve 2018/1228 Esas-2019/3312 Karar sayılı, Yargıtay  Kapatılan 19.HD'nin   04.12.2018 Tarih ve 2017/4303 Esas- 2018/6291 Karar sayılı ilamları),  bu suretle davacıların terditli olarak ileri sürdüğü dava sebeplerine göre öncelikle davacıların kredi sözleşmesindeki müteselsil kefaletlerinin geçerli olup olmadığı,  davacıların bu iddiası yerinde görülmediği takdirde kefalet zamanaşımının dolup dolmadığı, davacıların bu talepleri de yerinde görülmediği takdirde icra takibinin 10 yıldan fazla takipsiz bırakılıp bırakılmadığı  hususlarının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu sebeple yerinde görülmüştür.<br>Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun haklı olduğu, İlk Derece Mahkemesi'nin verilen davanın kabulüne ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına Dairemiz kaldırma kararında belirtilen eksiklikler tamamlanıp yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                              \t      :<br>1-Davalı vekili tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/01/2022 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>2-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/01/2022 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı HMK.'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>3-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 80,70.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalıya İADESİNE,<br>5-Davalı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA, <br>6-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE,<br>7-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>8-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi'nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE,<br>  Dair, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere  11/06/2025  tarihinde karar verildi. <br>\t\t\t\t<br>Başkan<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır <br> <br>Katip<br> <br>e-imzalıdır <br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"29ec2d390cd78e28","SID":"a60b85138de3f59f"}}