{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/833 <br>KARAR NO: 2025/704<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2025/45<br>KARAR NO: 2025/226<br>DAVA TARİHİ: 16/11/2023<br>KARAR TARİHİ: 18/03/2025<br>DAVA: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 18/06/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili arasında “... Ofis hizmetleri Sözleşmesi” imzalandığını, söz konusu sözleşmenin 01.01.2023 tarihli yeni sözleşme ile uzatıldığını, 01.03.2023 tarihli ve 59.068,32 TL tutarlı, 03.04.2023 tarihli 59.068,31 TL, 26.04.2023 tarihli maslak no.1 etkinlik merkezi 26.373,00 TL tutarlı, 02.05.2023 tarihli taksim kahan lokasyonu 10 kişi 6 saatlik 27.04.2023 13 kişi 4 saatlik hizmet bedeli olan 64.354,72 TL tutarlı faturalar ile 7.225,47 TL vade farkı faturası alacağının ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına ve TBK'nın 122. maddesi uyarınca aşkın zarar tutarının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini, taraflarına cevaplarını sunma hakkı tanınmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin 01.01.2021 tarihli kira sözleşmesine dayandığını, sözleşmeye istinaden müvekkili dernek tarafından ..., ..., ... ve ... isimli 4 odayı içeren taşınmazın kiralandığını, işbu sözleşmenin yan edim yükümlülüğü içeren bir işyeri kira sözleşmesi olduğunun sabit olduğunu, İstanbul 24. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/2117 E. sayılı  derdest dosyasında sözleşmenin kira sözleşmesi olduğunun tespit edildiğini, işbu dosyada mahkemenin yargılamaya devam etmesi ve karar vermesi halinde ikililik ortaya çıkacağını, 01.01.2023 başlangıç tarihli sözleşmeyi kabul etmediklerini, sözleşmenin ... tarafından imza edildiğini, böyle bir sözleşmenin dernek bünyesinde bulunmadığını, ve de anılan şahsın imza yetkisi bulunmadığını, takibe konu olan 01.03.2023, 03.04.2023 ve 02.05.2023 tarihli faturalardaki kira bedellerinin fahiş olduğunu, 2023 yılı kira bedelinin ne olduğunun ve artışın neye göre yapıldığının anlaşılamadığını, 2021 yılı başlangıç tarihli sözleşme esas alınarak devam ettirilen kiracılık ilişkisindeki kiralanan yerin 2023 yılında farklı yerlermiş gibi gösterilerek farklı meblağlar talep edilemeyeceğini, icra takibine konu olan 26.04.2023 tarihli ... nolu faturada yazılı olan hizmet bedelinin fahiş olup kabul etmediklerini, 02.05.2023 tarihli ...8 nolu faturada yazılı olan toplantı odası gelirleri başlıklı 5.286,40 TL’lik hizmet bedelini de kabul etmediklerini, davacı yanın hizmet bedeli olarak düzenlediği faturaları neye göre talep ettiğinin anlaşılamadığını, faize itiraz ettiklerini, davacının İstanbul 42. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/165 E. sayılı dosyasında da TBK'nın 122. maddesi uyarınca aşkın zarar talebinde bulunduğunu, munzam zarar istenilemeyeceğinin Yargıtay Kararları ile sabit olduğunu, davacının haksız kazanç peşinde olduğunu savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KALDIRMA KARARI ÖNCESİ VE SONRASI KARARLARI İLE DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24/11/2023 Tarih ve 2023/754 E. 2023/940 K. sayılı kararı ile, takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin davada, HMK 115. maddesindeki dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır hükmü uyarınca dosyanın ele alındığı, somut olayda, davalı tacir olmayıp dernek olduğu, davalı dernek tüzel kişiliği adı altında uyuşmazlığın tarafı olup, ticari işletme olarak kabul edilemeyeceği, davanın TTK 4. maddesindeki mutlak ticari davalardan olmadığı, davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir husustan kaynaklanması veya TTK 4. maddesinde belirtilen konulara ilişkin olması gerektiği, bu nitelikte olmayan malvarlığı haklarına ilişkin davada yargılama görevi 6100 sayılı HMK md. 2 ve 6102 sayılı TTK 4-5. maddeleri gereğince Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne ait olduğu gerekçesiyle davanın, Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle 6100 sayılı HMK md. 114/1-c, 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili ve davalı vekilince kararın ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine dairemizin 31/12/2024 Tarih ve 2024/1886 E. 2024/1838 K. sayılı kararı ile: \"Somut dosyada ise; dava konusu sözleşmenin davacı taraf hizmet sözleşmesi davalı taraf ise kira sözleşmesi olduğunu iddia etmektedir. Uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklanması halinde görevli mahkeme HMK'nın 4. Maddesi uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesi olacağından sözleşme maddelerinin incelenerek nitelendirilmesi gerekmektedir.Taraflar arasındaki 01.01.202 tarihli ... Hizmetleri Sözleşmesinin, Sözleşmenin şartlar ve koşullar bölümünün ...'in borç ve yükümlülükleri  başlıklı 1. Maddesi: \"Müşteri tarafından seçilen hizmet paketlerinin içerikleri sözleşme kapak sayfasında, genel bilgiler kısmında seçilen paket detayında detaylı olarak tanımlanmıştır. Smartoffice, belirtilen bu hizmetleri sözleşme bedeli karşılığında müşteri'ye vermeyi taahhüt eder. Bununla birlikte ... sunduğu  hizmetler çerçevesinde müşterinin seçtiği hizmet paketinin içerisinde ofis ya da toplantı odası kullanımı var ise elektrik, su, sıtma, soğutma, aidat, çay-kahve ikramları, temizlik hizmetleri ve internet altyapısı hizmetlerini paylaşımlı hizmetler olarak tüm müşterilerine hizmet bedeli kapsamında sunar. Bu hizmetler tahdidi sayılmış olup bunların haricinde Smartoffice'in müşteri'ye karşı herhangi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır. Hizmet paketi içerisinde yer alan hizmetler dışında Smartoffice tarafından müşteriye sağlanabilecek tüm ilave hizmetler bu ilave hizmet için ... tarafından belirlenen ek ücret karşılğında sağlanabilecektir. Tereddüde mahal bırakmamak adına, müşteri tarafından gerçekleştirilen telefon görüşmelerine ilişkin bedeller de hizmet bedeli kapsamında yer almamakta olup, işbu bedeller de müşteriye aynca yansıtılacaktır...\" şeklindedir.Ayrıca yine sözleşmenin ek hizmet bedelleri başlıklı bölümünde: Asistanlık hizmeti, fotokopi&çıktı&tarama ,faks gönderimi, kargo gönderimi, kurye gönderimi, şirket tabelası, ekstra ofis kullanımı, ekstra toplantı odası kullanımı, toplantılar için kurabiye-sandiviç, ek çalışma koltuğu, plaza giriş kartı,  telefon faturası, müşavirlik hizmeti, depolama hizmeti, ısg danışmanlık, sms servisi ,uçak bileti organizasyon ,arşiv çözümü, aylık otopark hizmeti verileceğinin belirtilmiştir.Davacı taraf bu sözleşmeden kaynaklı alacağı bulunduğu iddiasını takip konusu etmiş olup, taraflar arasındaki sözleşmesinin hükümleri uyarınca eldeki davanın konusu olan sözleşmede kiracının taşınmazdan yararlandığı, ofisin tamamen davacı olan müşterinin hakimiyeti altına girmediği, davalı şirketin sunduğu yukarıda bahsedilen hizmetlerden yararlandığı ve sözleşmenin tarafı olan müşterinin taşınmazın kullanımı ve hizmetler için ödenmesi gereken bedel belirlendiği gibi bedele dahil olmayan ek hizmetlerde verilebileceği bunun içinde ayrıca ek hizmet alındığı zaman ödenecek meblağın belirlendiği, böylelikle kira sözleşmesi tanımı kapsamının dışında kalan edimlerinde bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin hizmet sözleşmesi olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda da taraflar arasında kira sözleşmesi bulunmadığından HMK'nın 4. maddesinin uygulanabilir olmadığı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığı anlaşılmakla davalı tarafın bu yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir. Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi TTK'nın 4. maddesinde sayılan davalardan olmadığından eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı sabittir.Nispi ticari dava yönünden yapılan incelemede yönünden ise; davacı taraf tacir ise de davalı derneğin tacir sayılıp sayılmayacağının, yani davanın nispi ticari dava vasfı olup olmadığının yukarıda yer verilen açıklamalar, TTK'nın 11. maddesi ve TTK'nın 16. maddesi uyarınca tespit edilmesi gerekmektedir. Ancak mahkemece bu yönde bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın yani davalı ...'nin ticari bir işletme olup olmadığı hususu araştırılmadan Asliye Hukuk Mahkemesi mi yoksa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin mi görevli olduğu konusunda eksik inceleme neticesinde karar verildiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir...\" gerekçesiyle dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere kaldırma kararı verilmiştir.  İlk Derece Mahkemesinin 18/03/2025 Tarih ve 2025/45 E. 2025/226 K. sayılı kararı ile, somut olayda, BAM kaldırma ilamı doğrultusunda yapılan yazışmalar neticesinde; davacı taraf tacir ise de davalı derneğin tacir sıfatını taşımadığı, ticari bir işletme olmadığı, davacı taraf ile aralarında imzalanan ... Ofis hizmetleri Sözleşmesi kapsamında verilen hizmetin içeriği incelediğinde, ticari bir işletmenin gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin devamlı ve bağımsız şekilde yürütülmesine ilişkin olmadığı, davalının dernek tüzel kişiliği adı altında uyuşmazlığın tarafı olduğu, aynı zamanda bu sıfatla davaya konu faturaların düzenlendiği, buna göre eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili nispi ticari dava olarak nitelendirilmesinin de mümkün olmadığı (aynı yönde İstanbul BAM 18. HD'nin 2024/1389 Esas ve 2024/1167 Karar sayılı ilamı), mahkemenin mutlak ve nispi ticari dava niteliği taşımayan işbu davaya bakmakla görevli olmadığı, uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği anlaşıldığından görevle ilgili düzenlemelerin  kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle Dava dilekçesinin HMK 114/1-c, 115/2 mad uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Karar kesinleştiğinde ve HMK 20 md uyarınca 2 haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin 01.01.2021 tarihli kira sözleşmesine dayandığını, sözleşme ismi hizmet sözleşmesi olarak geçse de aslen 01.01.2021 başlangıç ve 31.12.2021 bitiş tarihli sözleşmenin bir işyeri kira sözleşmesi olduğunu, doktrin ve Yargıtay içtihatları ile de işbu sözleşmenin yan edim yükümlülüğü içeren bir işyeri kira sözleşmesi olduğu sabit olduğunu, dolayısı ile görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, taraflar arasında İstanbul 24. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/2117 E. sayılı dosyası ile menfi tespit davası bulunduğunu, mahkemenin görevsizlik kararı vermesinin isabetli olduğunu, ancak görevsizlik kararının ardından görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğuna karar verilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını davanın görevli mahkeme olan Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve munzam zarar istemine ilişkindir. Dairemizin yukarıda yer verilen kararından sonra İlk Derece Mahkemesince İstanbul Gelir İdaresi Başkanlığı'na ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ayrı ayrı müzekkereler yazılmıştır. İstanbul Gelir İdaresi Başkanlığı'na yazılan müzekkerede derneğin ticari işletmesinin bulunup bulunmadığı sorulmamış olması nedeniyle gerçek kişi tacir için defter tutma esasına göre esnaf-tacir ayrımı yönünden Maslak Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından cevap verilmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından verilen cevaba göre İstanbul Genç İş İnsanları Derneği İktisadi İşletmesi 15.02.2024 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilerek tescil edilmiştir. Yani davalı  derneğin 15.02.2024 tarihinden itibaren ticari işletmesi bulunmaktadır. Dava şartı olan mahkemenin görevinin davanın açıldığı tarihe göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava tarihi olan 16.11.2023 tarihi itibariyle davalı derneğin ticari işletmesinin bulunmadığı sabit olmakla davalının dava tarihi itibariyle TTK'nın 16/1. maddesi uyarınca tacir sayılamayacağı ve bu nedenle de taraflar arasında nisbi ticari dava olmadığı anlaşılmakla iş bu davanın HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerekmektedir.Davalı vekili uyuşmazlığın kira sözleşmesinde kaynaklandığının belirterek Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle istinaf kanun yoluna başvurmuş ise de, Dairemizin yukarıda yer verilen önceki kararında açıkça belirtilen gerekçeler itibariyle sözleşme maddeleri dikkate alınarak davalı vekilinin önceki karara karşı aynı yöndeki göreve ilişkin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Dairemiz önceki kararındaki bu istinaf sebebine yönelik açıklamalar tekrarla taraflar arasında kira sözleşmesi bulunmadığından HMK'nın 4. maddesinin iş bu dava yönünden uygulanabilir olmadığı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf sebebine itibar edilmemiştir.6100 saylı HMK'nın “Kötüniyetle İstinaf Yoluna Başvurma\" başlıklı 351. maddesinde; \"İstinaf başvurusunun kötüniyetle yapıldığı anlaşılırsa, bölge adliye mahkemesince, 329 uncu madde hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.Mezkur 351. maddenin atıf yaptığı 6100 sayılı HMK'nın “Kötüniyetle veya Haksız Dava Açılmasının Sonuçları\" başlıklı 329. maddesinde ise; \" (1)Kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Vekâlet ücretinin miktarı hakkında uyuşmazlık çıkması veya mahkemece miktarının fahiş bulunması hâlinde, bu miktar doğrudan mahkemece takdir olunur. (2) Kötüniyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, bundan başka beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına  kadar disiplin para cezası ile mahkûm edilebilir. Bu hâllere vekil sebebiyet vermiş ise disiplin para cezası vekil hakkında uygulanır.” hükmü yer almaktadır.Dairemizin önceki kararında davalı vekilinin Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunda dair istinaf başvuru sebebine itibar edilmeyerek esastan reddediliği bildirilmesine rağmen davalı vekilince aynı sebeple tekrar istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Buna göre davalı tarafın amacının adaleti gerçekleştirmek değil, davayı ve takibi uzatmaya matuf olduğu, dolayısıyla kötüniyetli istinafının mevcut olduğu kanaatine varılmıştır.Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, HMK'nın 351. maddesi göndermesi ile, HMK'nın 329/2. maddesi uyarınca kötüniyetli olarak istinaf yoluna başvuran davalı tarafın paranın satın alam gücü, davanın niteliği ve miktarı gözetilerek takdiren 5.000,00 TL disiplin para cezasıyla mahkum edilmesine dair karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-HMK'nın 351. maddesi göndermesi ile, HMK'nun 329/2. maddesi uyarınca kötüniyetli olarak istinaf yoluna başvuran davalı tarafın paranın satın alam gücü, davanın niteliği ve miktarı gözetilerek takdiren 5.000,00 TL disiplin para cezasıyla mahkum edilmesine, infazına yönelik işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,3-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcı ve 615,40 TL istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.c maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6f047585935566ed","SID":"04693b94e33250c9"}}