{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1850 <br>KARAR NO:2025/633<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/06/2021<br>NUMARASI:2019/838 Esas -  2021/634 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/05/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıya kalıp, imalat çeliği ve yedek satarak, teslim ettiği, Müvekkilinin, Davalıdan ticari satımdan kaynaklanan faturalardan dolayı cari hesap alacağı bulunduğu. Müvekkilinin ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, ancak davalı tarafından borca itiraz edildiği, taraflar arasında ticari ilişki olduğu, Davalı, satılan malları fatura ile birlikte teslim aldığı, faturanın içeriğine hiçbir itirazı olmadan ticari defterlerine kaydettiği, Davalı irsaliyeli faturayı teslim aldıktan sonra TTK md 21/2‘ye göre 8 gün içerisinde itiraz etmeyerek defterine işlediği, 8 gün içerisinde itiraz etmediğinden fatura ve içeriğini kabul etmiş sayılacağı, aynca taraflar arasında bu faturalara ilişkin mutabakat formları da mevcuttur. Müvekkilinin davalıdan defaatle borcunu Ödemesini talep ettiği halde davalı borcunu ödememekte ısrar ettiği ve zaman kazanmak için icra takibine de haksız şekilde itiraz ettiği, fatura, Belgeler ve ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı takdirde müvekkilimin alacaklı olduğu görüleceği, 22.08.2019 tarihinde AB bürosuna başvurulduğu, 20.09.2019 tarihinde yapılan toplantıda anlaşamamazlık tutanağı düzenlendiği, iddia ve beyan edilerek Davanın kabulüne, davalı tarafından söz konusu İcra takibine yapılan itirazın iptali ile davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesi talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin her türlü yasal yükümünü yerine getirdiği ve tüm borçlarını ödediği, davacının, dava dilekçesindeki talebi gerçeklerden uzak olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sadece ticari satıma dayanan bîr ilişki olmadığı, Davacı Müvekkilinin bîr takım kompozit işlerini yapan, birlikte çalıştığı ve hatta davacı bünyesinde, şirketlerince sigortalı işçilerin de çalıştığı bir şirket olduğu, ilişkiler mal satımından grift bir nitelikte olduğu, karşılıklı borçlar ve alacaklar olduğu. Bunun sonucunda da herhangi bir cari hesap mutabakatı olmadığı gibi, çekilmiş ihtarlar ve cari hesaba kaydedilmemiş müvekkil şirketin alacaktan bulunmadığı, yapılacak bilirkişi İncelemesinde hepsinin görüleceği,Davacının alacağı bulunmadığı. Birlikte çalışan taraflardan davacı, müvekkilin kalıp ve malzemelerini kullanıp, başkalarına işler yaptığı ve para kazandığı, ayrıca tarafarına üretim yapmadığı halde, bakım onarım faturası ile çalışmadan kaynaklı maliyetlerini kendilerine yüklemeye çalışıldığı, Bu sebeplerle müvekkilin alacakları doğduğu, alacakların davacıya fatura edildiği, ancak davacı bunları kötü niyetli olarak kayıtlarına geçirmediği, Davacının iddia ettiği alacaklar da gerçeği yansıtmadığı. sunulacak deliller ve dinlenecek tanıklar ile de sabit olacağı üzere asıl müvekkil şirket zarara uğradığı ve alacaklı olduğu, davacı tarafından açıklama yapılmadığı, davaya ve icra dosyasına sunulan evrakların ispata elverişli olmadığı, davacı tarafından davayı açarken dayandığı delillerin dosyaya sunulması gerektiği takipteki faiz oranında da fahiş nitelikte olduğu. Likit nitelikte olmayan alacağa yönelik icra inkar tazminatı da kabul edilemez olduğu, cevaben iddia ve beyan edilerek, Davanın reddine ve davacının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Davalının keşide ettiği  127.400,00 TL ve 28.320,00 TL tutarında 2 adet fatura içeriği mal/hizmet teslimi hususu davacı tarafından kabul edilmemekle davalı tarafından da ispat edilememiştir. Fatura içeriğinini yazılı delille ispat edilmesi kuralı karşısında davalının tanık dinletilmesi talebi yerinde görülmeyerek davacı tarafından da açıkça muvafakat verilmemiştir. Taraflar arasında  cari hesap rapora aktarılmış yapılan ödemeler mahsup edilmiş ve de 7 adet faturadan kaynaklı bakiye alacak  241.898,10 TL olarak hesaplanmıştır. Davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 241.898,10 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın KABULÜNE ve de  İİK 67/2 uyarınca alacağın likit oluşu ve borçlunun itirazında haksız çıkması sebebiyle alacağın   %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  taraflar arasındaki ticari ilişkinin sadece ticari satıma dayanan bir ilişki olmadığını,  davalı şirket tarafından sunulan faturaların davaya etkisinin hafifletildiğini, yeterli araştırmaya gidilmeden hüküm kurulduğunu, davacının tesisinde, davalıya ait makine ve kalıpların bir kısmının da yine davalının borçlu olduğu Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile davacının işyerinden muhafaza altına alındığını,  ilgili dosyanın aynı şekilde yerel mahkeme tarafından incelenmeden hüküm kurulduğundan eksik inceleme içerdiğini,  söz konusu alacağın likid alacak kavramına girmeyeceğinden yerel mahkemenin davalı yana yüklediği icra inkar tazminatına itiraz ettiklerini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap (fatura) alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller  ile davanın  kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalının davacıya tanzim ettiği fatura içeriği mal ve hizmetin verilip verilmediği, eksik inceleme yapılıp yapılmadığı,  davacı alacağının likit olup olmadığı  noktasındadır.Davacı tarafça davalı hakkında, ... sayılı takip dosyası ile  \" .... Nolu faturalara ilişkin cari hesap alacağı\" borcun sebebi gösterilerek 241.898,11 TL asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun borca  itirazı üzerine, takibin durduğu ve eldeki itirazın iptaline ilişkin davanın açıldığı görülmektedir.Davalı taraf cevap dilekçesi ile taraflar arasındaki ilişkinin girift olduğunu, davalıya ait kalıpların davacı şirkette bulunduğunu, ortak üretim yaptıklarını bu yüzden kendilerinin alacakları bulunduğunu  savunmaktadır.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz(Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2016 Tarih, 2015/13357 Esas ve 2016/2695 Karar Sayılı İlamı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf,  faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. Somut olayda: taraf ticari defterlerinde yapılan incelemede davacının davalı tarafa kalıp, imalat çeliği  ve yedek parça sattığı ve dava konusu faturaları keşide ettiği, Davalı ve  davacı ticari defterleri ile tarafların ba-bs formları üzerinde yapılan  bilirkişi incelemesi ile; Her iki tarafın ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma niteliğine sahip olduğu, davacının davalıya düzenlediği ve takibe konu ettiği toplam miktarı 241.898,10 TL'lik 7 adet açık faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, bu haliyle davacının davalıya fatura konusu ürünleri satıp teslim ettiği ancak nakdi bir bedelin ödenmediği anlaşılmaktadır.Davalının davacıya tanzim ettiği 07/06/2019 tarihli 2 adet çeşitli mallara ait faturanın kendi ticari defterlerinde kaydının bulunduğu, davacı defterlerinde kaydının bulunmadığı,  bahsi geçen faturaların davacı tarafça noter ihtarı ile davalıya iade ediliği, faturalarda ilgili malların teslim alana ait herhangi bir bilgi ve imza bulunmadığı gibi davacı ticari defterlerinde de kaydının bulunmadığı, davalı ticari defterlerinde kaydedilmekle  davacıya olan borcun 86.1789,02 TL görüldüğü, davacının tanzim ettiği 7 adet takip konusu faturaların davacı BS formuyla ve davalı BA formuyla vergi dairesine bildirildiği, davalının davacıya düzenlediği 2 adet faturanın ise sadece davalı BS formuyla bildirildiği, davacı BA formuyla bildirilmediği anlaşılmaktadır. Davalının keşide ettiği 127.400,00 TL ve 28.320,00 TL tutarında 2 adet fatura içeriği mal/hizmet teslimi hususu davacı tarafından kabul edilmediği gibi davalı tarafça da ispat edilmiş değildir. Bu durumda davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan  241.898,10 TL alacağı bulunduğu sabittir. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, davalının kendi ticari defterlerine kaydettiği faturalara dayalı olmakla likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının istinaf talepleri yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 4.132,00 TL harcın, alınması gerekli olan 16.524,06 TL harçtan mahsubu ile bakiye 12.392,04 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1c088969a3ad1ef8","SID":"f34ea52e036b1733"}}