{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2029 <br>KARAR NO\t\t: 2025/953<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01.11.2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/199 E. - 2022/734 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 19.06.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19.06.2025<br><br>\tKarşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.11.2022 tarih 2022/199 E. - 2022/734 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalıların sürücüsü, işleteni ve ZMM sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası neticesinde yaralanan davacının maddi ve manevi zarara uğradığını, davalıların oluşan zararı karşılaması gerektiğini, sigorta şirketince yapılan ödemenin zararı karşılmadığını, belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00-TL maddi 50.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmeni talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalılar tarafından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalılar aleyhine her ne kadar tazminat davası açılmış ise de davacı vekilinin 20.10.2022 ve 27.10.2022 UYAP tanzim tarihli dilekçesi ile  tarafların sulh olması nedeniyle davadan feragat ettiklerini beyan etttiği, davacı vekilinin  vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu, davalı vekillerininde bila tarihli dilekçelerinde tarafların sulh olduklarını ve tarafların karşılıklı yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunulmadığını beyan ettiği, belirtilerek; feragat nedeniyle davanın reddine  karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, arabuluculuk ücretinden davalının sorumlu tutulamayacağını, davacı ile davalı taraflar ile yapılan arabuluculuk görüşmeleri olumsuz neticelenmesi üzerine dava açıldığını, yargılama devam ederken davalı taraflarla sulh olduğunu, davalı ..... ile yapılan 27/09/2022 tarihli İbraname ve sulh anlaşması gereğince anlaşılarak davacıya ödeme yapıldığını, dava dosyasından dosyasından feragat edilmesinin sebebinin ödeme olduğunu, davacının arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek; kararın kaldırlması talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, işletenin hukuki sorumluluğu ve ZMMS poliçesi kapsamında maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>\t1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/A-14. bendinde \"Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.\" hükmünü, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2. maddesinde \"Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Bakanlık bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde, Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Bakanlık bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. Dava açılması hâlinde mahkeme tarafından dava öncesi ödenen arabuluculuk ücretlerine ilişkin makbuz dosyaya eklenir. Yargılama giderleri olarak hükmedilen tutar 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilir.\" hükmünü içermektedir. <br>\t3.Taraflar arasında düzenlenen \"İbraname, Feragatname ve Sulh Anlaşması\" başlıklı belgede bu kapsamda kalan ve Bakanlıkça karşılanacak arabuluculuk ücretiyle ilgili açık bir hükme yer verilmemiştir. Asıl kararda davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ise de davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme nedeniyle davadan feragat edilmiştir. Hakkın özünden feragat söz konusu olmayıp esasen ödeme nedeniyle o miktar konusuz kalmıştır. Davanın açlılmasına açılmasına yine davalılar sebebiyet vermiştir. ( Yargıtay 17. H.D'nin 05.02.2019 tarih ve 2016/5699 E. - 2019/890 K.) Bu nedenle esasta ilke olarak davanın açılmasına davalılar sebebiyet verdiğinden arabuluculuk ücretinin davalırın sorumlu tutulması gerekir.<br>\t4.Ancak, kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında ise; \"İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır.\" hükmü, 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. O halde, Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava açılmadan önce 2918 satılı KTK'nun 97. Maddesi kapsamında başvuru yapılmış olması halinde artık dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacaktır. (Yargıtay 4. HD'nin 20.01.2022 tarih ve 2021/23273 E. 2022/901  K.)<br>\t5.Diğer taraftan eldeki davada üç davalı bulunmakta olup bunlardan sigorta şirketi dışındaki davalı işleten ve sürücü yönünden mahkemelerde dava açılması için herhangi bir dava şartı da öngörülmemektedir. (Yargıtay 4. HD'nin 12.09.2024 tarih ve 2024/7247 E. 2024/7656 K. 08.05.2024 tarih ve 2023/12689E. 2024/4378 K.)<br>\t6. Somut olyada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı tarafından gerek davalı sigorta şirketi gerekse işleten ve sürücü yönünden arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalılara yüklenmesi mümkün değildir. Davacı, dava dilekçesinde davanın açılmasından önce davalı sigorta şirketine başvuruda bulunmalarına rağmen anlaşmanın mümkün olmadığı açıkça belirtilmiş olup, başvuru yapıldığı davacının kabulündedir. O halde, ilke derece mahkemesince davacı tarafça davadan önce davalı sigorta şirketine 2918 Sayılı Kanunun 97.maddesi gereğince başvuru yapıldığı davacının da kabulünde olduğuna göre böyle bir durumda ayrıca 5325 Sayılı Yasanın 18/A maddesi gereğince arabuluculuk yoluna başvurma şartı aranmadığı halde bu yola başvurmuş olması ve yine  sigorta şirketi dışındaki davalılar işleten ve sürücü yönünden de esasında haksız fiilden kaynaklı dava yönünden arabuluculuğa başvurma zorunluluğunun söz konusu olmaması karşısında, davanın açılmasına her ne kadar davalılar sebebiyet vermiş ise de davacı tarafından yersiz yere başvurulan arabuluculuk ücretininden davalıların sorumlu tutulması mümkün değildir.<br>\t7.Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye  534,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"62d358817baf5fd9","SID":"807e3956fc27de27"}}