{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1022 Esas<br>KARAR NO: 2025/740<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 02/04/2024<br>NUMARASI: 2017/310 Esas, 2024/267 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ<br>KARAR TARİHİ: 22/05/2025<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında yapılan sistem kullanım anlaşması doğrultusunda davalıya 16/02/2011 tarihinde 102.051,01 TL sistem kullanım ceza ücreti faturası kesilmesine rağmen ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takibine dayanak fatura hakkında taraflarınca Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/537 Esas sırasında kayıtlı açılan menfi tespit davası derdest olduğundan derdestlik itirazlarının olduğunu, ayrıca aynı fatura sebebiyle farklı kararlar çıkmaması adına her iki davanın birleştirilmesi taleplerinin olduğunu, dava konusu fatura ve ferilerinin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında 23/06/2008 tarihinde Bağlantı Anlaşması yapıldığını, 12/04/2007 tarihinde ise Sistem Kullanım Anlaşması yapıldığını ve 2008 tarihinde revize edildiğini, davacı tarafından müvekkiline kesilen 16/02/2011 tarihli, ... seri numaralı, 252.340,88 TL bedelli ceza faturasının ihtarname ile itiraz edilerek iade edildiğini, her iki anlaşma uyarınca da, ihlal sebebiyle cezai şart uygulanabilmesi için kullanıcıya uyarıda bulunularak ihlalin kaldırılması için makul bir süre tanınması gerektiğini, bu şartlar sağlanmadığından ceza faturasının anlaşma hükümlerine aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere icra takibinde belirtilen faiz miktarı ve oranının haksız olduğunu, icra takibi ile 2005 yılından itibaren faiz uygulandığını, ancak müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, faiz alacağı zamanaşımına uğradığı gibi asıl alacak sözleşme hükümlerine aykırı olduğundan buna bağlı faiz isteminin de haksız olduğunu, icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, zira hakkında derdest bir dava varken faturanın icra takibine konu edilerek akabinde işbu davanın açıldığını, faturanın sözleşme hükümlerine aykırı düzenlenmesi sebebiyle haksız olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddine, davacı aleyhine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, dava konusu faturanın düzenlendiği döneme ait geçerli sistem kullanım anlaşmasının 10. maddesi hükmüne göre, ...'ın cezai şart uygulayabilmesi için ihlal tespit edildiğinde, ihlalin niteliğine göre ortadan kaldırılabilmesine yönelik olarak yeterli bir süre verilerek, bu süre sonunda cezai şartın uygulanacağı konusunda uyarı yapılmasının zorunlu bir ön şart olarak öngörüldüğü, davalı şirket tarafından bu ön şartın yerine getirilmediğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu gerekçelerine istinaden davanın reddine ve yine davacının takipte kötü niyetli olduğunun ispatlanamaması sebebiyle şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin, davalının sistem kullanım anlaşmasına aykırı davrandığından haberdar olduğunda ihlale ilişkin dava konusu faturayı keserek uyarıda bulunduğunu, kesilen faturanın uyarı hükmünde olduğunu, bu hususun Mahkemece gözetilmediğini, hükme esas alınan 04/03/2024 tarihli bilirkişi raporu eksik incelemeye dayalı olduğu gibi raporda hukuki değerlendirmelerde bulunulduğunu, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini ve müvekkilinin uyarı koşulunu yerine getirip getirmediği hususunda bir inceleme yapılmadığını, bu hususta içinde hukukçunun da bulunduğu bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınarak sonuca gidilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kararın davanın reddine dair kısmının doğru ve hukuka uygun  olduğunu, kötüniyet tazminatına hükmedilmesi taleplerinin reddi yönünden istinaf kanun yoluna başvurduklarını, işbu icra takibi başlatıldığında ve itiraz üzerine açılan dava devam ederken davaya konu ceza faturası ile ilgili açılan Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/569 Esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, bu dosyada 25/04/2013 tarihinde o dönem için hukuka aykırı olarak görevsizlik kararı verilmesi üzerine davacının kötüniyetle işbu davaya konu ceza faturası ile ilgili ilamsız icra takibini başlattığını, birçok döneme ait ceza faturalarından borçlu olmadığı kesinleşen yargı kararları ile sabit olan müvekkili aleyhine sadece tek bir dosyadan verilen görevsizlik kararı akabinde işbu davaya konu icra takibinin başlatılması kötüniyetli olduğu gibi ayrıca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kötüniyet tazminatı yönünden kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Mahkemenin 11/10/2016 tarih ve 2014/1879 Esas 2016/730 Karar sayılı kararı ile Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/569 Esas sayılı dosyasının işbu dosya ile taraflarının ve dava konusunun aynı olduğu, dosyanın henüz kesinleşmediği gerekçesiyle davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verildiği, istinaf üzerine Dairemizin 28/02/2017 tarih ve 2017/168 Esas 2017/190 Karar sayılı kararı ile, derdestlik olumsuz dava şartı gerçekleşmediğinden bahisle yeniden yargılama yapılmak ve  karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına karar verildiği, akabinde yapılan yargılama neticesinde istinaf başvurusuna konu işbu kararın verildiği anlaşılmıştır. Davacının, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 102.051,01 TL sistem kullanım ceza ücreti ve 181.522,87 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 283.573,88 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. İcra takibinin dayanağı \"... seri .. sıra no:... olan 16/02/2011 tarihli 102.051,01 TL miktarlı sistem kullanım ceza ücreti (2005 dönemine ilişkin)\" olarak gösterilmiştir.Taraflar arasında imzalanan Bağlantı Anlaşmasının \"Cezai Şartlar\" başlıklı 16. maddesi \"Kullanıcının ilgili mevzuat ve bu anlaşma hükümlerinden herhangi birini ihlal etmesi ve söz konusu ihlali ...'ın uyarısına rağmen uyarıda belirtilen süre içinde sona erdirmemesi durumunda ... kullanıcı ile imzalanan Sistem Kullanım Anlaşmasında belirtilen cezai şartları uygulayacaktır.\" şeklinde düzenlenmiş olup yine taraflar arasında imzalanan Sistem Kullanım Anlaşmasının \"Cezai Şartlar\" başlıklı 10. maddesi ise \"Kullanıcının ilgili mevzuat, taraflar arasında imzalanan bağlantı anlaşması ve bu anlaşma hükümlerinin herhangi birini ihlal etmesi, söz konusu ihlali ...'ın uyarısına rağmen uyarıda belirtilen süre içinde sona erdirmemesi durumunda ..., aşağıda belirlenen cezai şartları uygulayacaktır. ...'ın uğradığı zararlar ayrıca tazmin edilecektir.\" hükmünü içermektedir. 02/12/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 25/11/2020 tarihli 7257 sayılı Kanunun 33. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun ...'ın görev ve yükümlülüklerinin sayıldığı 8. maddesinin 2. fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (d) bendinin \"İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile işletme güvenliği ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen ceza-i şartları ve diğer yaptırımları uygulamak\" şeklinde hüküm içerdiği, yine 7257 sayılı Kanunun 39. maddesi ile 6446 sayılı Kanuna eklenen Ek Madde 3 ile, 8. maddenin 2. fıkrasının (d) bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargıda görüleceği belirtilmiş olup 46. madde ile ise 7257 sayılı Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği kararlaştırılmıştır. \"...02/12/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/11/2020 tarihli 7257 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 8 nci maddesinin ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere (d) bendi eklenmiş, buna göre “İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile işletme güvenliği ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen ceza-i şartları ve diğer yaptırımları uygulamak” ...’ın görev ve yükümlülükleri arasında gösterildikten sonra 6446 sayılı Kanun'a Ek madde 3 ile “8'inci maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür” hükmü eklenmiş, 46. madde ile de kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğinin  düzenlendiği, bu bağlamda, 7257 sayılı Kanun ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerine ilişkin ceza-i şartlara ilişkin uyuşmazlıkların idari yargı yolunda görüleceği hükme bağlandığından yargı yoluna ilişkin bu değişikliğin usul hükmü niteliğinde olduğu, derhal ve kesinleşmemiş tüm uyuşmazlıkları da kapsar şekilde uygulanması gerektiği anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz istemleri  yerinde görülmemiştir...\" (Yargıtay HGK'nun 2022/(15)6-300 Esas 2023/538 Karar, Yargıtay 6. HD'nin 2024/2261 Esas 2024/4109 Karar, 2024/1248 Esas 2024/3493 Karar sayılı ilamları). 7257 sayılı Kanun uyarınca 6446 sayılı Kanuna eklenen maddeler dikkate alındığında bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerine ilişkin ceza-i şartlara ilişkin uyuşmazlıkların idari yargı yolunda görüleceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda, ihlal iddiasına dayalı ceza-i şarta ilişkin dava ve takip konusu fatura sözleşmenin bahsi geçen hükümleri uyarınca düzenlenmiş olup yargı yoluna ilişkin 7257 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin usul hükmü niteliğinde olduğu, derhal ve kesinleşmemiş tüm uyuşmazlıkları da kapsar şekilde uygulanması gerektiğinden davanın yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı olduğu şekilde esasa ilişkin yapılan değerlendirme ile reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının yukarıda belirtilen sebeplerle kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında yargı yolu caiz olmadığından HMK'nun 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ ile,  İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/310 Esas, 2024/267 Karar sayılı ve 02/04/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın yargı yolu caiz olmadığından HMK'nın 114/1-b ve 115/2. maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından davacı tarafca yatırılan 192,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 422,66 TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, d)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, e)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan  alınarak  davalıya VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın hükmün kaldırılma nedenine göre davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın hükmün kaldırılma nedenine göre davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin hükmün kaldırılma nedenine göre kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, 6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.22/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f7e5d48fa7983df3","SID":"7e922ad6182e277c"}}