{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/379 - 2025/1050<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/379 <br>KARAR NO\t: 2025/1050<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ....<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/41Esas 2021/910Karar<br>DAVACI\t: ...\t <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR  TARİHİ\t: 28/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28/05/2025   <br><br>Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/11/2021 tarihli 2021/41 Esas 2021/910 Karar kararı aleyhine davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t                                  :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ..., ... ortak ve yetkililerinden birisi olduğunu, şirket, 15.09.2014 (sözleşmenin bir nüshası tarafınızda olmadığından dolayı ve takip eklerinde bulunmadığı için tarihte farklılık olabileceğini) tarihinde Davalı ... bünyesinde  kredi kullandığını, işbu krediyle beraber, şirketin adına kendinin kefil olduğunu, ayrıca senet verdiğini, senetin Adana 2.İcra Dairesi 2020/6750 E. Sayılı dosya numarası ile  274.500,00 TL olarak icraya konulduğunu, bu senetten doğan miktarın gerçeği yansıtmadığını, tarafımızın bu miktarda borcu olmadığını,  Hukuka ve sözleşmeye aykırı bu borç gerçeği yansıtmadığını, yasaya ve usule uygun açılmış dava ile bu durum ortaya konduğunu, takibin dayanağı senet incelendiğinde, sözleşmenin eki yaprak üzerine bastırılmış bir senet olduğunun görüleceğini, takip açılırken söz konusu senedin verilmesine sebep kredi sözleşmesinin ekine verilmemesi iyi niyetli bir davranış olmadığını, senedin sözleşmenin sayfalarının en sonundan alındığını, kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarih ile aynı tarihte düzenlendiğini, başka bir hukuki sebepten alınamayacağı tarafımızdan ortaya konduğunu, bu nedenle akit ile doğan borç miktarının üstünde haksız icra takibi söz konusu olduğunu, davalı taraf ise, kredi sözleşmesini eklere koymayıp, sadece senet ile takibe geçerek, senette illetten mücerretlik ilkesine sığınma saikinde bulunduklarını,   ancak bu ilke başlı başına alacağın varlığına karine oluşturmadığını, haklı davamızın kabulüne, bankadan tüm belge ve evrakların getirtilerek incelenerek borç miktarının ortaya konulmasına, senedin miktarı kadar borcumuzun olmadığıyla asıl borcumuzun tespitine, haksız miktarın iptaline, dava süresince takibin tedbiren durdurulmasına, karşı tarafın kötü niyetli olmasından kaynaklı, %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, dava giderleri ve karşı vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu takip tarihi 10/08/2020 tarihi olduğunu, dava konusu takibe konu olan bono, dava-dışı  asıl-borçlu ...'nin müvekkilime olan borçlarının ödenmesi için bir ödeme aracı olarak teslim edildiğini, dava konusu senedin taraflarınca doldurulduğu iddiası ise absürt ve gerçek dışı olduğunu, muhtemel ki davacıyı temsil eden hukuk bürosunun kendisine takip için teslim edilen boş yada eksik senetleri doldurmakla ilgili tecrübesine güvenerek olsa gerek gerçek dışı iddiada bulunduklarını, boş yada eksik senedin avukat yada yanında çalışan bir kimse tarafından doldurulması ve sonrasında senette ki imzanın sahte çıkması durumunda olası bir ceza kovuşturmasına avukatın da dahil olacağının bilinmesinde yarar olacağını, borçlunun müvekkil bankaya olan borçlarını ödememesi nedeniyle borçlu ile birlikte davacı hakkında da Adana 2. İcra Müdürlüğünün 2020/6750 Esas sayılı dosyasından yasıl takibe geçildiğini, takibe konu alacağın 185.000,00 TL'lik kısmı, aynı zamanda davacının kabulünde ve menfi tespit isteminin de konusu olan ... Lehine düzenlenmiş 185.000,00 TL'lik teminat mektubu olduğunu, 196.485,00 TL olarak gösterilen dava değerinin 185.000,00 TL'lik kısmı mezkur teminat mektubuna ilişkin olduğunu, bu hususta davacı ile müvekkili arasında ihtilaf olmadığını, asıl borçlu firmanın müvekkiline olan borçlarına ifa etmeyerek temerrüde düşmesi neticesi ... Noterliğinin 04/08/2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarıyla hesapları kat edildiğini, uyuşmazlık konusu teminat mektubu bedelinin de müvekkil bankanın faiz getirmeyen bir hesabında defo etmesi ihtar edildiğini, ancak 10/08/2020 takip tarihine dek depo edilmediğini, mektup aslının lehtar tarafından iadesinin de sağlanamadığını, davacının menfi tespit talebine konu ettiği tutar 196.485,00 TL olmasına ve bu tutarın 185.000,00 TL'lik kısmının takip tarihi itibariyle geçerliliğini devam ettiren gayrinakit bir kredi alacağına teminat mektubuna ilişkin olması itibariyle 11.485,00 TL'lik nakdi tutardan da sorumlu  olmadığını iddia ettiğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmişti<br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ                                              :<br>İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; \"... Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin  incelenmesi sonucunda; taraf vekillerinin beyanlarına göre dava konusu bononun davacının kredi borcundan ötürü teminat alındığına kanaat getirilmiş, davacının kredi borcu dava tarihi ve takip tarihi olarak bilirkişi tarafından ayrı ayrı hesaplanmıştır. Takip tarihi itibariyle; davacının davalı bankaya karşı 185.000 TL gayri nakdi teminat riski borcu, 1.821,10 TL teminat mektubu komisyonu ve 11.485,00 TL nakdi kredi borcu bulunmakta; dava tarihi itibariyle ise de 185.000,00 TL'lik teminat mektubu riski sona erdiğinden sadece 11.485,00 TL'lik nakdi kredi borcu ile 1.821,10 TL'lik teminat mektubu komisyonu borcu bulunmaktadır. Teminat mektubu riski niteliği gayri nakdi alacak olup; nakdi borç gibi değerlendirilip tahsilatı talep edilemez. Davalı banka gayri nakdi alacağını ilamsız takibe konu edip ilgili bedelin depo edilmesini talep etmelidir. Nitekim dava tarihi itibariyle de teminat mektubu riski sona erdiği bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir. Bu nedenle takip tarihi itibariyle teminat mektubu komisyonu ile nakdi kredi alacaklarının dışındaki meblağnın teminat olarak alınan bono aracılığıyla talep edilmesi hukuka aykırı görüldüğünden davacının teminat mektubu riski olan 185.000,00 TL'lik miktar bakımından dava konusu takip ve bono nedeniyle borçlu bulunmadığı nedeniyle dava kısmen kabul edilmiş, takip açmakta davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine\" şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. <br>DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ                   :<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, süresi içinde tazmini talep edilmemiş ise de teminat mektubu takip tarihi itibariyle geçerliliği sürdürdüğünü, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu iddia ederek vekalet ücretinin hatalı olduğunu, ek rapor alınması taleplerinin reddi kararı verilmesinin hatalı olduğunu iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLER\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t :<br>Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı <br>HUKUKİ  NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE                                                                               :<br>Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. <br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin, davalı banka ile davadışı kredi müşterisi şirket arasında imzalanan sözleşmesinde kefil olduğu ve ayrıca davalı bankaya senet verdiği, davalı bankanın senedi doldurarak takibe koyduğu senede 274.500,00 TL bedel yazılmış ise de, davacının borcunun bu miktarın altında olduğu, davadışı şirketin borcunun asıl miktarının 75.015,69 TL olduğu, ayrıca davalı bankanın verdiği teminat bankaya iade edildiği ve bu sebeple teminat mektubundan kaynaklı bir borcun doğmadığı ileri sürülerek dava değeri olan 196.485,00TL üzerinden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>Davalı vekili tarafından, davacının dava değeri olan 196.485,00 TL'nin 185.000,00 TL'lik kısmının teminat mektubuna ilişkin olduğu konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davadışı borçlu şirketin borçlarını ifa etmemesi nedeniyle hesap kat ihtarı keşide edildiği, ihtara rağmen teminat mektubu bedelinin depo edilmediği, teminat mektubu geçerlilik süresi içinde tazmini talep edilmemekle hükümsüz kalmış ise de takip tarihi itibariyle geçerli olduğu, müvekkili bankanın davadışı asıl borçludan nakdi kredilerden kaynaklı 75.718,32 TL ve teminat mektubundan kaynaklı 3.035,16 TL komisyon, hesap kat ihtarında görülebilen faiz ve BSMV tutarları ile takip öncesi faizler ilave edildiğinde takip talebinde yazılı 271.500,00 TL alacaklı olduğu savunularak davanın reddi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. <br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Dava konusu uyuşmazlık, Adana 2. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6750 Esas sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine konulan bono nedeniyle davacının davalı bankaya borçlu olup olmadığı hususundan kaynaklanmaktadır.<br>Takibe ve davaya konu bono incelendiğinde, 15.09.2014 tanzim ve 27.07.2020 vade tarihli 274.500,00 TL bedelli olup davadışı borçlu ...  tarafından davalı banka emrine düzenlendiği, bonoda davacı  ... ile davadışı ...'a atfen aval veren niteliğinde imzaların bulunduğu görülmüştür.<br>Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, mahkemece bankacı bilirkişiden alınan 07.09.2021 havale tarihli raporda davacının menfi tespit talebine talebine konu 196.485,00 TL tutardan 185.000,00 TL'lik kısmının teminat mektubundan kaynaklı gayrinakdi alacağa ilişkin olduğu ve teminat mektubunun dava tarihinden önce olmak üzere vade tarihi olan 16.09.2020 tarihine kadar tazmini talep edilmediğinden risk çıkışının yapıldığı tespit edildiğinden davacının banka nezdinde teminat mektubundan dolayı bir sorumluluğunun kalmadığının ve takip konusu diğer alacak  kalemlerinin nakdi alacaktan kaynaklandığının bildirildiği, sözkonusu bilirkişi raporunun dosyadaki bilgi ve belgelere uygun şekilde gerekçeli ve denetime elverişli  düzenlenmiş olmakla hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı banka tarafından verilen teminat mektubu yönünden davacının riski takip tarihi olan 10.08.2020 tarihi tarihi itibariyle mevcut olup 16.09.2020 tarihi itibariyle sona ermiş ise de, davalının teminat mektubundan kaynaklanan riski \"gayrinakdi alacak\" niteliğinde olduğu ve gayrinakdi alacakların sadece \"depo\" talebine konu edilmesi mümkün olup \"tahsil\" talebine konu edilemeyeceğinden  ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde ve kambiyo senetlerine özgü icra takibine alacağa yönelik menfi tespit istemli açılan davada kabul edilen kısmı üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı banka vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                                      :<br>1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  ESASTAN REDDİNE,<br> 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 12.637,350.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 3.159,33 TL harçın mahsubu ile bakiye 9.478,02‬.TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,<br>4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,<br>6-6100 sayılı HMK'nın 359/3 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce YAPILMASINA,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 28/05/2025 tarihinde oybirliği ile  karar verildi.<br> \t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br><br>Katip<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8c1b73343813c166","SID":"f1f856bcc3eb2273"}}