{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1613 <br>KARAR NO\t\t: 2025/795<br>KARAR TARİHİ\t: 16/04/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/15 Esas 2021/309 Karar<br>DAVA\t\t: Menfi Tespit <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 16/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 16/04/2025<br><br>\t      Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir 16.İcra Müdürlüğünün 2018/8679 E. sayılı dosyasında davalılardan ... A.Ş.'nin alacaklı, diğer davalı ... A.Ş. 'nin ise borçlu konumunda olduğunu,  söz konusu icra dosyasından davacı şirkete dosya alacaklısının talebi ile İİK.89.maddeye göre 1.ve 2. haciz ihbarnameleri tebliğ edildiğini, söz konusu tebligatların şirketin tebligatı kabule yetkisi olmayan çalışanına tebliğ edilmesi nedeniyle gerekli itirazların yapılamadığını ve neticede 3. haciz ihbarnamesinin de kesinleşerek müvekkili şirketin malvarlıklarının haczedildiğini, davacı şirketin icra dosyasında alacaklı olan davalı ... A.Ş.ile hiçbir ticari, hukuki bağının ve alışverişinin olmadığını, dolayısıyla davacı şirketin icra dosyasında alacaklı olan Davalı ... A.Ş.’ye hiçbir borcunun bulunmadığını, bu hususun tacir olan tarafların ticari defterleri ve mali bilançoları incelendiğinde ortaya çıkacağını, müvekkili şirketin ... Belediyesine bağlı iştirak şirketi olup bu yönüyle kamu hizmeti görmekte olduğundan icra dosyasından konulan haciz nedeniyle kamusal hizmetlerin aksadığını, kamu hizmetine hasredilen malvarlıklarının haczedildiğini, her ne kadar dava konusu icra dosyasından tebliğ edilen 3. haciz ihbarnamesinin öğrenme tarihi olan 19.02.2020 tarihi itibarıyla 15 gün içinde İzmir 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/98 E. dosyasında İİK.m.89/3’e göre dava açılmış ise de, davalılara hiçbir borcu bulunmayan davacı şirketin borçlu bulunmadığının kesin olarak tespiti bakımından İİK.m.72’ye göre işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu,  müvekkili şirkete tebliğ edilen haciz ihbarnamelerinin tebligat parçalarının adı geçen dosyada ve icra dosyasında mevcut olduğunu, aralarında hukuki irtibat bulunan İzmir 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/98 E. dosyası ile işbu dosyanın birleştirilmesini talep ettiklerini, icra dosyasında dosya borcunun tamamının bloke edilmiş olduğunu mahkemece takdir edilecek teminat mukabilinde müvekkili şirket bakımından dava sonuna kadar takibin durdurulmasına ya da icra dosyasına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini,  aksi durumda dosya alacaklısından dava konusu bedelin istirdatı ve zararın telafisinin mümkün görünmediğini, dava konusu hukuki uyuşmazlığa ilişkin arabulucuya başvurulduğunu anlaşma sağlanamadığını, açıklanan nedenlerden ötürü öncelikle doğması muhtemel zararların önlenmesi bakımından İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2018/8679 E. sayılı dosyasında mahkemece takdir olunacak teminat mukabilinde davacı şirket yönünden takibin durdurulması ya da icra dosyasına yatan paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, aralarında hukuki irtibat bulunan İzmir 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/98 E. dosyası ile işbu dosyanın birleştirilmesini ve neticede davacı şirketin söz konusu icra dosyasına ve tüm davalı şirketlere hiçbir borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.           <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2018/8679 E. sayılı dosyasında İ.İ.K 89 MD. borçlusu konumunda olduğunu, davacının kendisine gönderilen 89/1, 89/2 ve 89/3 Haciz ihbarnamelerine süresi içerisinde itiraz etmediğini ve yine süresi içerisinde dava açmadığını, süresi içerisinde dava açamayan davacının, icra takibine gecikmiş itirazda bulunmak için İzmir 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/151 E sayılı dosyasını ikame ettiğini, ancak o dosyada da yine kendilerinin süresi içerisinde gelen bildirime itiraz etmediğine dair hüküm kurulduğunu ve davanın taraflarınca kazanıldığını, davacının taraflarına şahsi olarak bir borcunun bulunmadığını, bu bağlamda da borçsuzluğunun tespitini istediğini, ancak davacının İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2018/8679 sayılı dosyasında İ.İ.K 89 md. borçlusu durumunda olduğunu, davacının tarafları ile şahsi olarak bir alacak verecek durumunun, ticari ilişkisinin zaten olmadığını, davacının haciz ihbarnamelerine göre borçlu konumuna düştüğünü, bu hususta İ.İ.K 89 borçlusunun İ.İ.K md 72'ye göre menfi tespit isteme hakkının bulunmadığını, İ.İ.K 72 kapsamında menfi tespit davası açma hakkının yalnızca takip borçlusuna verildiğini, takip borçlusu olmayan davacının  bu sebeple  dava açma hakkının bulunmadığını,  davanın usulen direkt olarak reddedilmesi gerektiğini, açıklanan gerekçeler ve Sayın Mahkemenin re'sen takdir edeceği hususlar doğrultusunda süreci uzatmaya yönelik kötüniyetle açılan davanın usulden reddine, her türlü yargılama ve vekalet ücreti ile %20 den aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatının da davacıya yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>MAHKEMECE: \"...Dava : İİK’nun 72. Maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. <br>Davalı ... Ltd.Şti  aleyhine açılan dava tefrik edilmiştir.<br>Davacı vekili, davalı ...  A.Ş.’nin  diğer davalı şirket hakkında icra takibi yaptığını ve kendisine İİK 89. maddesi uyarınca haciz ihbarları gönderdiğini, bu ihbarlara tebliğ usulsüzleri nedeniyle süreninde itiraz edilmediğini, İzmir 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/98 esas sayılı dosyasında İİK’nun 89/3. Fıkrasına dayanılarak menfi tespit davası açtıklarını, eldeki bu davayı ise İİK’nun 72. Maddesi uyarınca davalı takip borçlusu şirkete borçlu olmadıklarının tespiti için açtıklarını iddia etmiş,  davalı ... A.Ş.’nin vekili savunmasında, davacının takip borçlusu sıfatını haiz olmadığından İİK’nun 72. Maddesi uyarınca bu davayı açamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Davacı tarafından İİK 89. maddesine dayalı olarak, İzmir 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/98 esas sayılı dosyasında dava açıldığından eldeki davanın İİK'nun 72. Maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit davası olduğu kabul edilmiş ve hukuki değerlendirme de buna göre yapılmıştır.<br>İİK’nun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası, takip borçlusunun takip alacaklısına karşı açacağı bir dava türüdür. İİK 89/3 maddesi gereğince, 3. haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde menfi tespit davası açılmaması halinde borcun ödenmesi yasal bir zorunluluk olarak hükme bağlanmıştır. İİK 89/5 maddesinde; “her halde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir” hükmü düzenlenmiştir. Haciz ihbarnamelerini alan davacının zimmetinde sayılan borcu ödedikten sonra ancak İİK'nın 89/5. maddesi uyarınca, borçlu ile kötüniyetli alacaklıya karşı  ödemek zorunda kaldığı paranın iadesi istemi ile dava açabilmesi mümkündür.  Davacının takip alacaklısı olan davalıya karşı genel hükümlere göre ya da İİK 72. Madde hükmüne göre menfi tespit davası açma hakkı bulunmamaktadır.(Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2011/6936  Esas ve  2012/1539 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2016/15307 esas, 2019/409 karar sayılı ilamı, 2016/16419 esas, 2017/759 karar sayılı ilamı, İstanbul BAM 16. H. D.’nin  2017/4614 Esas, 2020/1097 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)<br>Sonuç olarak, dava şartlarının öncelikle incelenmesi gerektiği, davacının, takip borçlusu sıfatını haiz olmadığından davalı takip alacalısı aleyhine 2004 sayılı İİK nun 72. Maddesinde belirtilen genel nitelikte menfi tespit davası açması mümkün olmadığından davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine, 6102 sy TTK'ya 7155sy yasanın 20 md. İle eklenen MADDE 5/A maddesi uyarınca menfi tespit davaları arabuluculuğa tabi olmadığı, arabulucu tarafından tarafların arabuluculuk yoluna başvurmaları halinde öncelikle ön sorun olarak uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli ve dava şartı arabuluculuğa tabi olup olmadığının resen araştırılması gerektiği,  bu araştırma yapılmadan arabuluculuk sürecine başlanamayacağı, eldeki davanın dava şartı arabuluculuğa yasal olarak tabi olmaması nedeniyle arabulucu tarafından başvurunun reddedilmesi gerekirken dava şartı arabuluculuk görüşmelerine başlanarak sonuçlandırılmasında taraflara kusur izafe edilemeyeceğinden arabuluculuk ücretinin Hazine üzerinde bırakılmasına karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ' gerekçesi ile; <br>H Ü K Ü M  :  Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Davacının davalı hakkındaki menfi tespit davasının aktif husumet yokluğundan REDDİNE, ' şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1995/19-629 Esas, 1995/1080 Karar sayılı, 13/12/1995 tarihli kararında \"İİK.m.89’a göre tebliğ edilen haciz ihbarnamesi ile üçüncü kişinin şeklen ve geçici olarak da olsa borçlu durumuna düşürüldüğünü, bu nedenle takip borçlusuna karşı borcunun bulunmadığına yönelik menfi tespit davası açılmasına yasal bir engel bulunmadığı\" nın belirtildiğini, bu bakımdan davanın husumet nedeni ile reddinin ve tefrik kararının yerine her iki davalı bakımından yargılamanın birlikte devam etmesi gerektiğini, çünkü icra dosyasının borçlusuna karşı müvekkil şirketin borcunun bulunmadığı ve icra dosyası kapsamında borçlu olmadıklarının tespiti bakımından diğer davalı tarafın da hakkında yargılamanın devam etmesi gerekeceğini, İ.İ.K.m.72 ye göre açtıkları menfi tespit davasında tefrik kararı verilerek üçüncü şahıs bakımından husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine, takip borçlusu bakımından davanın yeni esasa kaydına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca İzmir 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/98 Esas sayılı dosyasında İ.İ.K.m.89’a göre açılan menfi tespit davalarının derdest olduğunu, anılan davaya esas olmak üzere asıl takip borçlusuna borçlu olup olmadıklarının tespiti gerekirken bu hususun tefrik edilmesini ve üçüncü şahıs bakımından husumet nedeniyle red kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava:  menfi tespit istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; İİK 72. Maddeye dayalı açılacak davanın ancak takip borçlusu tarafından takip alacaklısına karşı açılabilecek olmasına, davacının da icra takibin de 3. Kişi olmasına, takip borçlusu olmamasına  göre davacı  vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/03/2021 tarih ve 2021/15 Esas 2021/309 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 556,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 16/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bae0a0ae187aecb9","SID":"f655e7d019aa8a90"}}