{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2383 Esas<br>KARAR NO: 2025/906 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2021/764 Esas - 2022/977 Karar<br>TARİHİ: 10/10/2022<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı şirketin 52.744,26 TL borcunun ödememesi üzerine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının haksız olarak itiraz ettiğini, açıklanan nedenlerle itirazın iptaline, borçlunun % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki devam ederken, davacı şirketin tek taraflı olarak mutabakat yapmadan ticari ilişkiye son verdiğini, davacı şirketten kendilerinin de alacağı bulunduğunu, mahsup yapılmadan icratakibi yapıldığını, karşı alacakları bakımından takas beyanlarının kabulü ile takip alacağının bu oranda indirilmesi gerektiğini ve davanın reddinin gerektiğini arz ve talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 10/10/20022 tarih ve 2021/764 Esas - 2022/977 Karar sayılı kararında; \"....Taraf defterlerinin incelenmesi neticesinde defterlerin birbiri ile uyumlu olduğu ve takip tarihinden sonra davalı tarafça düzenlenen ve davacı defterlerinde yer alan faturaların mahsubu neticesinde her iki tarafın defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 38.148,28 TL alacaklı olduğunun anlaşılması, davalının takas beyanına ilişkin iddiaların ayrı bir yargılama konusu olması, davalının davacıdan muaccel ve takasa uygun alacağı olduğuna dair belge sunmaması karşısında defter ve belgelere itibarla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....\"gerekçesi ile, ''1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE, Davalının Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 38.148,28 TL asıl alacak yönünden iptaline, takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte  TAKİBİN DEVAMINA, Toplam alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 7.629,65 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE '' karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; reddedilen asıl alacak miktarı ile takip tarihinden önce işleyen faiz talepleri yönünden verilen kısmen red kararının yerinde olmadığını, zira bilirkişi raporunun takip tarihi itibariyle asıl alacak taleplerinin doğru olduğu ve takibe konu tüm asıl alacaklarının taraf muhasebe kayıtlarından, ticare defter ve belgelerinden tespit edildiğini belirttiğini, sadece takip tarihi olan 15.06.2021 tarihinden sonra davalı tarafça 01.07.2021 tarihli 483,80 TL miktarlı ve 05.07.2021 tarihli 7.522,50 TL miktarlı 2 adet faturanın kesildiği ve bunların davacı müvekkilin kayıtlarına işlendiğini belirtilerek cari alacağın bu faturalara konu miktar kadar eksildiğinin belirlendiğini, bu ödemelerin takip tarihinden sonra yapılmış ödemeler olduğunu, reddedilmesi hatalı olduğunu, takipten sonra yapılan ticaret sonucu kesilen faturaların bu davaya konu alacaklarından düşülmesi mümkün olmadığı gibi, bu fatura bedelleri ödeme olarak kabul edilse dahi  bu ödemelerin ilgili icra müdürlüğünce dikkate alınmasına karar verilerek davanın tüm asıl alacaklar yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemece hatalı değerlendirme yapıldığını, bu fatura bedelleri miktarınca davanın kısmen reddine karar verildiğini ve reddedilen bu miktarlar yönünden aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedildiğini, takip tarihinden önce temerrüde düşürülmediği belirtilerek davanın kısmen reddine karar verildiğini, vadesi belirli alacaklar yönünden borçlunun ayrıca ihtarla temerrüde düşürülmesi gerekmediğini, müvekkil tarafından kesilen ve takibimizin dayanağı olan faturalara bakıldığında her bir faturanın üzerinde vade tarihi bulunduğunun görüleceğini, bu faturalarda borcun ödeneceği vade günü açıkça belirtilmişken borçlunun ödeme gününü bilmediği veya ödeme gününün belirli olmadığı dolayısıyla muacceliyet için borçluya ihtarname gönderilmesi gerektiği iddiasının yerinde olmadığını, faiz taleplerinni haksız yere reddedildiğini ve bu miktar yönünden aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilidğini, Davalı tarafın davaya süresinde cevap vermediğini, süresinde olmayan cevap dilekçesine karşı verdikleri yazılı beyanla savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediklerini bildirdiklerini, savunmayı genişleten istinaf dilekçesine de  aynı gerekçelerle itiraz ettiklerini ve buna muvafakat etmediğimizi beyan ettiklerini, davalı tarafın süresinde olmayan cevap dilekçesi ile gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu; müvekkilin kendisine ürün sipariş ettiğini, kendisinin bu ürünleri temin ettiğini, ancak bilahare müvekkilin bu ürünleri almadığını ve dolayısıyla kendisinin de zarara uğradığını iddia ederek takas/mahsup talebinde bulunduğunu, öncelikle takas/mahsup taleplerinin defi hükmünde olduğunu, esasa cevap süresinde ve cevap dilekçesinde bildirilmesi gerektiğini, davalının esasa süresinde cevap vermediğini, takas/mahsup iddiasının bu davada dinlenmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davalı tarafın iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkile temin veya teslim edilmiş bir ürünün olmadığını, bu konu davayı uzatmak ve bu enflasyon ortamında müvekkilin alacağına kavuşmasını öteleyerek müvekkile zarar vermek amacıyla ortaya atıldığını, davalı taraf iddiasında haklı ise bu konuda ayrı bir dava açmasının mümkün olduğunu, ancak amaç davayı uzatmak olduğu için bu gerçek dışı beyanların süresi ve usulüne de riayet edilmeyerek bu davanın içine katılarak  davanın çıkmaza sokulmak istendiğini, iddiasını ispatlayan delili olmayan davalının tanık dinletmek istediğini, yazılı belgeyle ispat gerektiren bu ticari alacak davasında tanıkla ispatın da zaten mümkün olmadığını, davalının bu asılsız iddialarının çözüm yerinin bu dava olmadığını, bunların ancak ayrı davaların konusu olabileceğini, mahkemece davalının haksız taleplerinin bu gerekçelerle haklı olarak reddedildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama sonucunda takibe karşı yaptıkları itirazın kısmen iptaline karar verilerek kabul edilen kısım bakımından aleyhe %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedildiğini, davacı şirketin daha önce vermiş olduğu siparişi haksız şekilde iptal etmiş olması sebebiyle uğramış oldukları zarara ilişkin olarak ileri sürdükleri takas taleplerinin ise ayrı bir davanın konusu olması sebebiyle gerekçesiz olarak reddedildiğini, Davacı şirketin daha önce vermiş oldukları siparişi haksız şekilde iptal ettiğini ve bu suretle siparişin hazırlanması için boşuna masraf yapmalarına sebep olduğunu, bu tazminat bakımından takas talepleri bulunmasına rağmen taleplerinin ayrı bir dava konusu olduğu ifade edilerek dikkate alınmadığını, oysa ki bir talebin ayrı bir dava konusu olabilmesinin onun takas yoluyla ileri sürülebilmesine bir engel oluşturmayacağını, tam tersine yargılamanın birlikte yapılmasında fayda bulunduğunu, öylece karşılıklı olarak tarafların hak ve alacak taleplerinin çözümlenmesinin söz konusu olacağını,  Davacı şirket tarafından  müvekkil şirkete makine siparişi verildiğini, bu sipariş üzerine ...  Ltd. tarafından şirket müdürü ...'e ürünlerin üretimine başlanacağı bilgisi verilerek bu makinelerin yapılması için gerekli malzemelerin temini amacıyla dava dışı ... San. Tic. A.Ş'ye ürün sipariş edildiğini, siparişi alan ... A.Ş'nin üretilecek makinelerin üzerine ...  A.Ş'ye ait ... logosunun basılacağı bilgisine sahip olduğundan doğrudan ... A.Ş'den logoların kendisine gönderilmesini talep ettiğini, ... A.Ş'den ...'ın da bu maile karşılık ürün logolarını göndererek bu yazışmayı bilgi amacıyla ... Ltdi Şti. ile de paylaştığını, bu yazışmanın ardından ... A.Ş tarafından ilgili ürünlerin kesiminin yapıldığını, bunun üzerine ... logosu basılarak üretimlerinin tamamlandığını, ancak ... A.Ş'ye ait olan kısmın üretiminin tamamlanmasının ardından siparişin sözlü olarak şirket yetkilisi ... tarafından iptal edildiğini,  bu arada dava dışı ... A.Ş üretim için gerekli işleri tamamlamış olduğundan bu ürünlerin zorunlu olarak ... A.Ş'den satın alındığını, sonuç olarak müvekkil şirket üzerine ... A.Ş'ye ait ... logosu basıldığı için başka hiçbir işte kullanamayacağı ürünlere 23.987,23TL+KDV ödemek zorunda kaldıklarını, Müvekkil şirket tarafından verilen siparişin ... A.Ş tarafından yapılması gereken işlemler tamamlandıktan sonra iptal edildiği hususunda dava dışı ... A.Ş'nin o zamanki çalışanlarından ...'in tanık olarak dinlenmesini talep etiklerini, ayrıca üzerine ... logosu basılmış ürünlerin fotoğraflarını da delil olarak sunduklarını, dava dışı ... A.Ş'nin de ... A.Ş ile birlikte ... Grubu içerisinde yer alan bir şirket olduğunu, müvekkilin ... A.Ş'nin siparişi için aynı grup içerisinde yer alan bir başka şirketten (... AŞ) ürün satın aldığını ve ardından da sipariş iptal edilmesine rağmen hazırlanan ürünlerin parasını kendi cebinden ödediğini, bu şekilde ... Grup'un verdiği siparişi iptal ederek bir de üstüne kazanç elde ettiğini, bu durumun ticaret ahlakıyla da bağdaşmadığını, müvekkilin uğramış bu olduğu bu zararın (23.987,23 TL + %18 KDV) kendisine ödenmesi gerektiğini, takas talebinin değerlendirilmemesinin bozma sebebi olduğunu, Mahkemenin bu hususta yeterli delil sunulmadığı yönündeki gerekçesinin de gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasındaki elektronik posta yazışmasının delil başlangıcı niteliğinde ve ilişkiyi ispat eder nitelikte olduğunu, ayrıca bu delili destekler nitelikte tanık delillerinin de mevcut olduğunu, son olarak yemin delilinin de delil olarak sunulduğunu, bu delillerin hiçbiri değerlendirilmeksizin iddialarının ispat edilmediğinin kabulünün ispat haklarının ihlali niteliğinde olduğunu, İddialarının davacı şirket tarafından (... AŞ) belli sayıda makine siparişi verilerek bu hususun mail ile de teyit edildiği, söz konusu siparişin yerine getirilmesi için davacı şirketin grup şirketi olan ... A.Ş'den (şimdiki adı ... Otomasyon AŞ) bir takım malzemeler alındığı ve bu siparişin daha sonra iptal edilmesi dolayısıyla bu malzemelerin bedellerinin ödenmek zorunda kalındığına ilişkin olduğunu, dosyada bunların hepsine ilişkin belge ve deliller bulunduğunu, cevap dilekçesi ekinde sundukları 2, 3, 4 ve 5 numaralı belgelerde bu iddianın açık şekilde ispatlandığını, ayrıca bu hususa ilişkin tanıklarının da bulunduğunu, HMK md. 199 uyarınca mail yazışmalarının belge niteliğinde olduğunu, yine HMK'nın \"Delil Başlangıcı\" başlıklı 202. maddesinde senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceğinin düzenlendiğini, buna göre müvekkil şirket yetkilisi ... ile davacı şirket yetkilisi ... arasındaki mail yazışmasının ve ... A.Ş tarafından logo gönderilmesi için ... A.Ş'ye gönderilen mailin HMK md. 202 çerçevesinde delil başlangıcı niteliğinde olduğunu ve bu durumda tanıkla ispatın mümkün olduğunu, Son olarak haksız temerrüt faizi talebi ve faturalı alacaklarının indirilmemesi sebebiyle itirazları kısmen haklı görülmesine rağmen aleyhe %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki açık hesap ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.   İtirazın iptali davası açısından takibin yetkili yerde yapılması, HMK 114/2. maddesi uyarınca davanın görülebilmesi için zorunlu bir dava şartıdır. Mahkemece İİK 50. maddesi uyarınca  öncelikle icra dairesinin yetkili olup olmadığı incelenmelidir.Somut olaya döndüğümüzde, davalı borçlu icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesinde, Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün yetkili olmadığı belirtilerek icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edildiği halde mahkemece davalı borçlunun icra müdürlüğünün yetkisine yönelik yaptığı itiraz konusunda olumlu/olumsuz karar verilmediği anlaşılmıştır.Davalı vekilinin ilk derece mahkemesine verdiği cevap süresinin uzatılması dilekçesi üzerine, mahkemece 2 haftalık ek süre verildiği, ek süre sonunda davalının cevap verme süresinin 01/11/2021 tarihinde mesai bitiminde sona erdiği (UYAP sistemi üzerinden yapılan işlemler açısından saat 00:00'a kadar ), uyap sisteminden yapılan kontrolde davalı vekilinin cevap dilekçesini uyap sistemi üzerinden e imzalı olarak 01/11/2021 günü saat:20:00'da gönderdiği ve davalı tarafça cevap dilekçesinin süresi içerisinde gönderildiğinden davacı vekilinin  davalı tarafın süresi içerisinde cevap verilmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Davacı şirket ile müvekkili davalı şirketin aynı sektörde çalışan şirketler olup aralarında çeşitli mal ve ürünlerin tedariki konusunda açık hesap ilişkisi bulunduğunu, bu çerçevede  müvekkili şirketin davacı şirketten çeşitli mallar tedarik etmekte karşılığında da ya cari fiyattan ödeme yaptığını ya da davacı şirketin talep ettiği ürünleri tedarik ettiğini, taraflar arasındaki bu açık hesap ilişkisi devam ederken davacı şirketin tek taraflı olarak ve herhangi bir mutabakata dayanmaksızın bu ilişkiye son verdiğini ve bakiye miktarın faiziyle ödenmesi talebinde bulunduğunu, oysaki müvekkili şirketin de davacı şirketten karşı alacakları bulunmakta olup bu alacaklar icra takibine konu olan alacaklardan indirilmediğini,bu alacaklar bakımından da takas beyanında bulunduğunu, açık hesap şeklindeki anlaşma uyarınca müvekkili şirket tarafından da davacı şirkete ürün tedarik edildiğini ve bunlara ilişin faturalar kesildiğini, bu kapsamda 483,80 TL ve  7.522,5 TL tutarlı iki fatura karşılığı toplam 8.006,30 TL karşı alacağı bulunduğunu, bu alacak miktarlarının da takas beyanı çerçevesinde takip konusu alacaktan indirilmesi gerektiğini, ayrıca davacı şirket tarafından  müvekkili şirkete makine siparişi verildiğini, bu sipariş üzerine ... Ltd. tarafından şirket müdürü ...'e ürünlerin üretimine başlanacağı bilgisi verilerek bu makinelerin yapılması için gerekli malzemelerin temini amacıyla dava dışı ... ve ... San. Tic. AŞ'ye ürün sipariş edildiğini ancak ... AŞ'ye ait olan kısmın üretiminin tamamlanmasının ardından sipariş sözlü olarak şirket yetkilisi ... tarafından iptal edildiğini,bu arada yukarıda da belirtildiği üzere dava dışı ... AŞ üretim için gerekli işleri tamamlamış olduğundan bu ürünler zorunlu olarak ... AŞ'den müvekkili şirket tarafından satın alındığını, sonuç olarak müvekkil şirket üzerine ... AŞ'ye ait ... logosu basıldığı için başka hiçbir işte kullanamayacağı ürünlere  23.987,23TL+KDV  ödemek zorunda kaldığını, davacı şirket daha önce vermiş olduğu siparişi haksız şekilde iptal etmiş ve bu suretle siparişin hazırlanması için boşuna masraf yapmalarına sebep olduğunu, müvekkilinin uğramış bu olduğu bu zararın  (23.987,23 + %18 KDV) karşılanması yönünden de takas talebinin bulunduğunu ileri sürmüştür. 6098 sayılı TBK'nın 139. maddesi uyarınca; \"iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir, alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.\"Takas için, alacağın muaccel olması şarttır. Takas edilecek alacağın muaccel olması, buna karşılık asıl alacağın (karşı taraf asıl alacağının) sadece ifa edilebilir bulunması yeterlidir. Takas hakkını ileri sürenin alacağı, dava edilebilir bir alacak olmalıdır. Takası ileri süren tarafın alacağının tartışmalı olması, takas ileri sürülmesine engel değildir. Karşılıklı alacaklar çekişmeli ise takasa bağlı hukuki sonuçlar, çekişmeli alacağa ilişkin mahkeme kararına göre belirlenir. Mahkeme alacağın varlığını kabul ederse takas geçerli olur, aksi takdirde takas hiç bir sonuç doğurmaz. Takas borcu sona erdiren sebeplerden biri olup, takas ile her iki borç da az olanı oranında sona erer. Somut olayda davalı tarafın takas talebine konu alacak kalemleri; Davalı  şirket tarafından davacı şirkete ürün tedarik edilmesinden kaynaklı  483,80 TL ve  7.522,5 TL tutarlı iki faturadan oluşan toplam 8.006,30 TL. Alacak ile   davacı şirketin daha önce vermiş olduğu siparişi haksız şekilde iptal edildiği iddiasıyla bu siparişin hazırlanması için yapılan 23.987,23 + %18 KDV'den kaynaklı masrafdan oluşan zararın karşılanmasına yönelik takas talebinde bulunmuş ve cevap dilekçesi ekinde her bir takas talebi ile ilgili delillerini bildirdiği belirtilmiştir. Mahkemece, davalı tarafın 483,80 TL ve 7.522,5 TL tutarlı iki faturadan oluşan toplam 8.006,30 TL. Alacağına ilişkin takas defini kabul edip davacı alacağından mahsup edildiği halde davalı tarafın diğer takas talebini  davalının takas beyanına ilişkin iddiaların ayrı bir yargılama konusu olması, davalının davacıdan muaccel ve takasa uygun alacağı olduğuna dair belge sunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de; Yenilik doğuran bir hak olan takas, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin kişiler alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak ileri sürülmesi de mümkündür.  Kural olarak,  takas def'i de diğer def'iler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.  Hâkim anlaşmazlığı çözerek sonucuna göre takas def’i talebini red veya kabul edecektir. Bu durumda mahkemece, davalı tarafın takas talebini ibraz ettiği delillere göre değerlendirilmesi gerekirken davalının takas beyanına ilişkin iddiaların ayrı bir yargılama konusu olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Miktar veya değeri HMK'nın 200/1 maddesinde belirtilen sınırın üzerinde olan hukuki işlemlerin yazılı delille (senetle) ispatı gerekir. Bu konuda karşı tarafın açık onayı olmaksızın tanık dinlenilmesine olanak bulunmamaktadır. Ancak HMK'nın 202. Maddesine göre delil başlangıcı bulunması halinde karşı tarafın rızası gerekmeksizin tanık dinlenebilecektir. Maddenin 2. Fıkrasında delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmıştır. Belge ise 199. Maddede uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları olarak tanımlanmıştır. Buna göre, bir belgenin delil başlangıcı olarak kabule edilebilmesi için uyuşmazlık konusu hukuki işlemi muhtemel göstermesi ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş olması gerekir. Bu durumda mahkemece, davalı tarafça ibraz edilen maillerin HMK. 202 Madde uyarınca yazılı delil başlangıcı olup olmadığının değerlendirilip sonucuna göre davalı tarafın tanık dinletme talebinin değerlendirilmesi gerekirken dava konusu uyuşmazlığın yazılı delil ile ispatı mümkün olduğu gerekçesi ile davalı tarafın tanık dinletilmesi talebinin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Bu durumda mahkemece,  öncelikle davalı tarafın icra müdürlüğünün yetkisine yapmış olduğu itirazın değerlendirilip  takip yapılan icra müdürlüğünün yetkili olduğu kabul edildiği taktirde ise davalı tarafın cevap dilekçesinde belirttiği takas taleplerinin yukarıdaki açıklamalarda gözetilerek cevap dilekçesi ekinde ibraz edilen delillerin incelenerek ve davalı vekilince sunulan e-maillerin yazılı delil başlangıcı olup olmadığının değerlendirilip sonucuna göre davalı tarafın bildirdiği tanıkların dinlenilip dinlenilmemesi konusunda karar verilmesi, gerektiğinde taraflara yemin delilleri de hatırlatılarak sonucuna göre davalı tarafın takas talebinin değerlendirilmesi gerekirken eksik incelemeye ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. Sonuç itibariyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-4,6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun KABULÜ ile;  Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/10/2022 tarih ve  2021/764 Esas - 2022/977 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4,6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"224b2116a7f39c73","SID":"dd30066a55476884"}}