{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ..... - .....<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: .....<br>KARAR NO\t: .....<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t\t: .....  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA ...Asliye TİCARET MAHKEMESİ<br>EK KARAR TARİHİ\t: 13/03/2025<br>NUMARASI\t\t: ... Esas ... Karar<br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ........  <br>VEKİLİ\t: Av......<br>DAVALI\t: .....<br>VEKİLLERİ\t: Av...... & Av......<br>DAVA\t\t: Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 23/06/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 24/06/2025<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 13/03/2025  tarihinde tesis edilen ek karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili 26.08.2014 tarihinde davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ........ arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu, Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında müvekkilinin kefalet iradesine yönelik sözleşmenin sadece son sayfasında imzasının bulunduğunu, 26.08.2014 tarihinde davalı banka tarafından dava dışı asıl borçlu ........'a kredi sözleşmesi kapsamında 20.000,00TL tarım kredisi kullandırılmış olduğunu, müvekkilinin sorumluluğu 26.08.2014 tarihli tarım kredisi ile sınırlı olduğunu, müvekkili, kefil olduğu sözleşme dışında başkaca herhangi bir borçtan sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin icra takibine dayanak kredi sözleşmesine ilişkin bilgisinin bulunmadığını, söz konusu kredi sözleşmesinde müvekkilinin imzası olmadığı gibi kredi sözleşmesine yönelik bir kefalet iradesi de söz konusu olmadığını, ilgili yargı kararlarında da sabit olduğu üzere müvekkilinin imzası bulunmayan sözleşmeler sebebiyle sorumluluk altına girmesinin söz konusu olmadığını ileri sürerek, dava takip konusu kredi sözleşmesinden dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile  davalı aleyhine %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine yine davalı kötüniyetli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ve dava dışı borçlu ........'ın müvekkili banka ile akdetmiş oldukları 26.08.2014 tarihli ve 50.000,00-TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan borçların süresi içinde ödenmemesi sebebi ile haklarında Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçilmiş ve takibin kesinleşmiş olduğunu, davacı ........, müvekkili banka ile sadece 26.08.2014 tarihli ve 50.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesini akdettiğini, dava dışı borçlu ........'ın sadece 26.08.2014 tarihli 20.000,00-TL bedelli tarım kredisinden kaynaklı sorumluluğunun bulunduğunu, takibe dayanak edilen krediden kaynaklı herhangi bir sorumluluğunun olmadığı gerekçesi ile Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini,  takip tarihinin 23.02.2018 olmasına karşılık huzurdaki dava takipten neredeyse 3.5 yıl sonra derdest edildiğini, kefalet sözleşmesinin geçerliliği için kanunda sayılan şartlar mevcut olup davacının da işbu şartların sübuta ermediğine dair herhangi bir iddiasının bulunmadığını, takip konusu kredi davacının kefil olduğu genel kredi sözleşmesi ile kullandırılmış olan bir kredi olup davacının dava konusu ettiği krediden kaynaklı sorumluluğunu ortadan kaldıran herhangi bir durum bulunmadığını, davacı müvekkili banka ile kefalet ilişkisi kurduğunu kabul ettiğini, o halde davacının kefalet limitleri kapsamında dava konusu borçtan sorumlu olduğunun sabit olduğunu, asla kabul anlamına gelmemek kaydı ile biran için davacının ileride doğmuş doğacak olan bir borçtan kaynaklı olarak kefaletinin bulunduğu düşünülse dahi bu husus kefaletinin geçerliliğine herhangi bir halel getirmeyeceğini, kefilin belli bir limitle sınırlandırılması davacının iddiasını aksine kefaleti geçersiz hale getirmemekte bilakis geçerli bir kefalet ilişkisinden bahsedilebilmesi için kanunun bir gereği olduğunu savunarak davanın reddi ile kötüniyetli davacı aleyhine tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"...Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu  sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile Davacının, davalı aleyhine açtığı Menfi Tespit davasının sadece borçlu - davacı yönünden reddine, Davalının tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine, dair dosya kapsamı mevcut delil durumuna göre mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.\" gerekçesiyle davacının, davalı aleyhine açtığı menfi tespit davasının sadece borçlu - davacı yönünden reddine, davalının tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. <br> Davacı vekili 12/03/2025 havale tarihli istinaf dilekçesinde özetle; icra takibine konu ödeme emrinde, takibin dayanağının 2017 tarihli kredi sözleşmesi olduğunun açık ve net bir şekilde yazıldığını, ancak bugüne kadar ...Asliye Ticaret Mahkemesi’ne, müvekkilinin imzaladığına dair herhangi bir 2017 tarihli kredi sözleşmesi sunulmadığını, dolayısıyla davalarının reddine karar verilmesi gerektiğini, zira 2017 tarihli bir kredi sözleşmesi bulunmadığını, dosyada sadece 2014 tarihli bir kredi sözleşmesinin bulunduğunu, açtıkları davanın konusun da, 2017 tarihli bir kredi sözleşmesinin bulunmadığı yönünde olduğunu, her ne kadar miktar yönünden kesin hüküm verilmiş olsa da, yargılamanın uzamasına yerel mahkeme sebep olduğunu ayrıca dava ticari işlem ve banka işlemlerine ilişkin olduğundan, miktara bakılmadığını ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılarak kararın dosya kapsamına uymadığı 2017 tarihli kredi sözleşmesinin olmadığı, ödeme emrindeki sözleşmenin dosyaya sunulmadığı esas alınarak kararın bozulmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF EDİLEN EK KARARIN ÖZETİ: Mahkemece, \"...Mahkememizin 13/01/2025 tarih ... esas, ... karar sayılı ilamının  kesin olarak verildiği, Mahkememiz kararının  davacı vekiline 15/02/2025 tarihinde tebliğ edildiği, istinaf başvuru dilekçesinin 12/03/2025 tarihinde sunulduğu  görülmüştür. Bu durumda,   HMK. nun 345. maddesinde belirtilen yasal  iki haftalık süre geçtikten sonra yapılan istinaf talebinin ve   kesin olarak verilen  karara ilişkin   istinaf talebinin  HMK. nun 346/1. maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle davacı ........  vekilinin istinaf talebinin  reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kesinlik sınırı sebebi ile istinaf talebinde bulunduklarını ancak mahkemece red edildiğini, dosya kapsamına açıkça aykırılık bulunduğunu, müvekkilinin 2017 tarihli kredi sözleşmesinin bulunmadığnıı, müvekkilinin 2017 tarihli bir kredi sözleşmesine kefil olmadığını, dosya kapsamında da 2017 tarihli bir kredi sözleşmesi davalı tarafından dosyaya sunulmadığını, icra takibi 2017 tarihli sözleşmeden kaynaklı olduğunu ama ortada 2017 tarihli kredi sözleşmesinin olmadığını mahkeme 2014 tarihli sözleşmeye istinaden karar vererek hataya sebebiyet verdiğini ileri sürerek mahkemece verilen ek kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:  <br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"İstinaf Dilekçesinin Reddi\" başlıklı 346/(1). maddesinde; istinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkemenin istinaf dilekçesinin reddine karar vereceği düzenlenmiştir.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanununun \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341.maddesinin 2 inci fıkrasında  miktar veya değeri  üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu düzenlenmiş, aynı kanunun \"Parasal sınırların artırılması\" kenar başlıklı 1. Ek Maddesinin 1. Fıkrasında  200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. <br>02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 44 üncü  Maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen \"Parasal sınırların artırılması\" kenar başlıklı 1 inci Ek Maddesinin 2 inci fıkrasında; \"200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır\" denilmiş, 14/11/2024 tarihinde yürürlüğe giren 7531 sayılı kanunun 22 inci maddesi ile  eklenen 3 üncü fıkrada, İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan sınırlar esas alınır denilmiş, 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7551 sayılı kanunun 20 inci maddesi ile de 1 inci ek maddenin 2. Fıkrası, \"200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır\" şeklinde değiştirilmiş ve maddenin 3 üncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. <br>Maliye Bakanlığı'nca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranlarına göre yapılan hesaplamalara göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 inci maddesinde belirtilen parasal sınır 2017 yılı için 3.110,00 TL, 2018 yılı için 3.560,00 TL, 2019 yılı için 4.400,00 TL, 2020 yılı için 5.390,00 TL, 2021 yılı için 5.880,00 TL, 2022 yılı için 8.000,00 TL  2023 yılı için 17.830,00 TL, 2024 yılı için 28.250,00 TL, 2025 yılı için 40.000,00 TL olarak belirlenmiştir.  <br>Dava konusu somut olayda; davacının Konya....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, davanın 15/06/2021 tarihinde açıldığı, dava değerinin 15.797,68 TL olduğu, mahkemece 13/01/2025 tarihli kararla davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Karar tarihinde yürürlükte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1 inci ek maddesinin 1 inci fıkrası gereğince kesinlik sınırının belirlenmesinde hükmün verildiği tarihin esas alınması gerekmektedir. İlk derece mahkemesinin karar tarihi 27/01/2025 tarihi olup bu tarih itibariyle kesinlik sınırı 40.000,00 TL'dir. Davacının  borçlu olmadığını ileri sürdüğü miktar olan 15.797,68 TL kesinlik sınırının altındadır.  Buna göre  ilk derece mahkemesince verilen karar kesin niteliktedir. Bu nedenle mahkemece davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf talebinin reddi kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/06/2025  tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.  <br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır<br> <br>Üye ...<br> e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır <br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br>.....<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"91161b17f0508a6d","SID":"7bf22cabfd8c1675"}}