{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                      T.C.<br>                     İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2025/931<br>KARAR NO \t: 2025/911<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  \t  <br>ESAS NO\t \t: 2024/888<br>DAVA TARİHİ\t: 17.03.2025<br>TALEP TARİHİ\t: 14.03.2025<br>KARAR TARİHİ\t: 14.04.2025<br>DAVA\t\t: Nakde Çevrilen Teminat Mektubu  Bedelinin İadesi (Eser <br>\t\t  Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 25.06.2024<br>BİRLEŞEN DOSYA\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2025/241<br>\t\t  ESAS 2025/296 KARAR SAYILI DOSYASI;<br>İDAVA\t\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTEM\t\t: İhtiyati Tedbir - İhtiyati Haciz<br>KARAR TARİHİ\t: 19.06.2025<br>KARARIN YAZ. TARİHİ:19.06.2025<br><br>İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/888 Esas sayılı dosyasından verilen 14.04.2025 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin birleşen davada davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Birleşen davada davacı vekili tarafından verilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesi ile özetle; İş sahibi müvekkili ... ile yüklenici davalı taraf arasında 07.09.2022 tarihli “5.000 Ton/Gün Kapasiteli .. Üretim Tesisi ve Çimento Öğütme, Depolama ve Paletleme Tesisine Ait Alternatif Yakıt Besleme Sisteminin Yapı Çeliği ve Mekanik İşleri Projelendirilmesi ile Ekipman Temin ve Montaj İşleri Eser Sözleşmesi” akdedildiğini, sözleşmenin konusunun atıktan türetilmiş yakıt yani çeşitli atıkların yakılarak enerji üretimi sağlanmasına yönelik sistemin kurulması olduğunu, yüklenicinin üzerine aldığı iş kalemlerinin, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve eki niteliğindeki şartname ve projeler ile belirlendiğini, işbu anahtar teslimi sözleşmeye göre: yüklenicinin, müvekkili şirketin ... adresinde bulunan fabrikasında projesine, ekli şartnamelere ve işin tekniğine uygun olarak, malzemeli, işçilikli ve anahtar teslimi olarak birim fiyatlı 5.000 ton/gün kapasiteli klinker üretim tesisi ve çimento öğütme, depolama ve paketleme tesisine ait alternatif yakıt besleme sistemi yapı çeliği ve mekanik işlerinin projelendirilmesi ile ekipman temin ve montaj işlerininin, sisteme ait her türlü projelendirmeyi; yapı çeliği, mekanik ve teknolojik imalatları ve bunlara ait her türlü montaj işlerini, müvekkiline teslimi dışındaki malzeme teminlerini, imalatlarını ve müvekkiline teslimi ekipmanlar da dahil olmak üzere montajların tamamlanarak devreye almak suretiyle müvekkili şirkete garantili olarak teslimini üstlendiğini, sözleşme madde 5 uyarınca işin süresinin, yüklenicinin avans ödemesi yapılmasından itibaren 3-4 haftada verilecek çizimlerin 1 hafta içerisinde onaylanmasından sonra, birinci bölüm olan Döner Fırın 1'e ait ön ısıtıcı kulesinde bulunan ekipmanların temininin, montajının ve çalışır hale getirilmesi için 120 gün, ön ısıtıcı haricinde bulunan ekipmanların temininin, montajı ve her iki bölümü birlikte ... üzerinden çalışır hale getirilmesi için 150 gün olarak kararlaştırıldığını, yüklenicinin bu süre içerisinde işi tamamlayarak geçici kabule hazır hale getirmesinin gerektiğini, işin teslim etme ve teslim alma şekil ve şartları ile kısmi kabul, geçici ve kesin kabul işlemlerinin taraflarca imzalanan eser sözleşmesinin eklerindeki hükümlere göre yapılacağının kararlaştırıldığını, sözleşme madde 9'a göre geçici kabulün yapılabilmesi için tespit edilen proje kapsamındaki tüm işlerin ve/veya tespit edilmiş olan proje kapsamındaki eksikliklerin Mekanik İşler Teknik Şartnamesi'nin 67. maddesine göre tam ve kusursuz olarak tamamlanmış olması gerektiğinin ifade edildiğini, işin yüklenici tarafından sözleşmede öngörülen süre içerisinde tamamlanarak iş sahibine teslim edilmemesi halinde yüklenicinin gecikilen her takvim günü için iş sahibine cezai şart olarak 1.500,00 USD + KDV gecikme ceza bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 12. maddesine göre yüklenicinin; eseri iş sahibi müvekkili şirkete, ekli şartnameler ve projelerde öngörülen teknik, verim ve kapasite sınırları dahilinde inşa ve teslim etmeyi taahhüt ettiği gibi bu durumun asgari bir süre devamını da garanti ettiğini, garanti süresinin geçici kabulün yapılması ile kesin kabul arasında geçecek olan yapı çeliği işleri için 60 ay, mekanik ve hazır temin ekipmanlar işler için 18 aylık süre olduğunu, kaynak dolgulu ve aşınmaya dayanıklı olarak yapılmış imalatların 12 ay süre ile yüklenicinin garantisi altında olacağını, aşınmaya dayanıklı malzemeden yapılmış imalatların kalitesinden dolayı problem yaşanması halinde aşınmaya dayanıklı malzemeden yapılmış imalatların garanti dahilinde değiştirileceğini, sözleşmeye göre işin bitirilmesi gereken tarihin 03.04.2023 olmasına rağmen davalı yükümlülüğünde bulunan işi taahhüt ettiği sürede teslim edemediğini ve işin geciktiğini, davalı tarafça 26.06.2023 tarihinde yapılan Z-belt bant çekimi esnasında bantın, yaklaşık 6 metre koptuğunu, halihazırda zamanında hazır edilmeyen projenin teslimi bu kopma sebebiyle bir kere daha ötelendiğini, davalının kopan bandın düzeltileceği ve müvekkiline bilgi verileceği söylenmişse de yine belirtilen sürelerde işlem yapılmayıp ve raporların sunulmadığını, sistemin ilk defa 27.08.2023 tarihinde devreye alınabildiğini, sistemin 27.08.2023 tarihinde soğuk ve 28.08.2023 tarihinde sıcak devreye alındığını ve geçici kabule hazır olduğunun bildirilmişse de 27.08.2023 tarihinde sistem soğuk olarak devreye alınamadığını, sistemin hala hazır olmadığının müvekkili tarafından anlaşıldığından davalıdan uygunsuzlukların 14.09.2023 tarihine kadar düzeltilmesinin talep edildiğini, davalı tarafça 13.09.2023 tarihinde 2. Sıcak devreye alma işleminin yapıldığının belirtildiğini, oysa bu devreye alma işleminde 10 ton/h üzerinde deneme yapılmadığının gönderilen mail ile belirtildiğini, bu süreçten sonra BSK 'nın bantta bazı tasarım değişiklerini yaparak sistemi dengeli hale getireceğini beyan ettiği halde ,28.08.2023 tarihinde yapılan sıcak testten bantın geçemediğini, tekrar 13.09.2023 tarihinde tekrar sıcak test yapılmasının kararlaştırıldığını, sözleşme konusu işlerin teslim edilmesi gereken tarihten aylar sonra 01.09.2023-03.09.2023 tarihleri arasında iş başında birlikte gezilerek işlerin geçici kabul bakımından incelendiğini ve birtakım eksiklik ve kusurlar tespit edildiğini, bu eksiklik ve kusurların şerh olarak geçici kabul tutanaklarında belirtildiğini, bunun üzerine yüklenici davalının, işbu kusur ve eksiklikleri gidereceğini beyan ettiğini ve geçici kabul eksiklerinin tamamlanması için çalışmalara başlandığını, çalışmalar sürerken 24.10.2023 tarihinde davalı tarafça müvekkili şirket sahasına yönlendirilen ekibin iş izni almadan yapmış olduğu kaynak işlemi sırasında sözleşme konusu Z belt (Konveyör bant) yanmak suretiyle hasar alarak koptuğunu, hasara sebebiyet veren davalının kaynak işlemleri yapılırken gerekli önlemleri almaması olduğunu, kaynak kıvılcımından lastik bandın alev alabileceğinin yüklenici-davalı tarafından bilindiğini, müvekkili şirketin, bu konu hakkında yüklenici karşı tarafla iletişime geçerek söz konusu proje ile ilgili katlanılamayacak bir gecikmenin yaşandığını, müvekkili şirketin uğramış olduğu zararların önemli boyutlara vardığını ve işin bu şekilde devamının mümkün olmadığını, kopmuş bant ile ilgili mevcut problemin derhal giderilmesi gerektiğinin bildirildiğini, davalının sahaya bant tamir ekibini göndererek gerekli işlemlerin gerçekleştirileceğini ilettiğini, müvekkili şirketin sözleşme konusu konveyör bandın sözleşmeye aykırılığı ve bant hasarı ile ilgili yaşanan süreçte önce tamir, sonrasında ise bant kaydı sorunundan dolayı sistemi çalıştıramadığını ve çok ciddi tutarlarda zarara uğradığını, yüklenici davalının, Z Belt'in (konveyör bantın) onarılması için gerekli işlemleri gerçekleştirdiğini beyan ettiğini, ancak bunun üzerine gerçekleştirilen saha kontrolü ve bandın ayarlanması sürecinden sonra; Z Belt'in doğru çalışacak şekilde ayarlanmadığını, Z Belt'in tamir sonrası ilk kez çalıştırılabildiğinin ve çalıştırıldığında yangına bağlı yeni hasarlar görüldüğünü, bunun yanı sıra Z Belt aksında çalışmadığından, bando barlar tambura sürterek çalışmakta olduğunu ve aşınma izlerinin de açıkça görüldüğünü, uzun süren bir proje sürecinin sonuna gelindiği düşünülmesine rağmen henüz sistemin aktif olarak kullanılamaması sebebiyle müvekkili şirketin zararının kıyaslanamayacak boyutlara ulaşmış olduğunu, bandın kayıklığının düzeltilmesinin ve hasarlı bölgelerin tamiri konusunda ivedi aksiyon alınması gerektiğini, bantta oluşan hasarın izleneceğini, ilerlemesi durumunda bando barların ve varsa ilave hasarların yüklenici tarafça karşılanması gerekeceğini, bant kayıklığı sorunu ile yangından kaynaklı bant hasarının derhal giderilmesi gerektiğinin davalıya bir kez daha bildirildiğini, davalının bunun üzerine hatasını kabullendiğini ve bir kez daha sorunların giderileceğini beyan ettiğini, Z Belt konusunda yaşanan problemlerin katlanarak artmaya devam ettiğini, Z Beltin normal çalışma esnasında tamburdan çıktığını, ek yerine denk gelen bandobarlarda ve ek yerinde de açılma oluştuğunu, bundan sonrasında ise konu ile ilgili taraflar arasında yapılan görüşmeler ve çeşitli işlemlerden sonra geçen süreçte müvekkili şirketçe Z Belt konveyör bantın çalışması konusunda yeterli performans alınamadığını, beslenen atık, kriterlere uygun olmasına rağmen ve hatta boşta çalıştırma zamanlarında dahi Z beltin bir türlü stabil çalışmadığını, davalının sistemin teslim edilmesi gereken sürecin 1 yıl sonrasında 29.04.2024 tarihinde sistemi çalışır duruma getirdiğini beyan etmişse de sistemin hiçbir aşamada tam ve istikrarlı olarak çalışmadığını, 24.05.2024 tarihinde davalıya hala bandın tam verimde çalıştırılamadığını, uygun atıkla beslendiği hatta boş çalıştırıldığının buna rağmen bandın stabilize olmadığının, tahrik sonrası geri dönüş tamburunda sık sık düşme yaşandığının bandobarların vidalarının gevşediğinin ve kenarlarda sürtme izleri oluştuğunun bildirildiğini, yine davalı tarafça tasarım hatasının kabul edilmediğini ve çözüm üretilmediğini, davalı ile yapılan eser sözleşmenin 12. Maddesinde geçici kabul ile kesin kabul arasında geçecek süre için garanti yükümlülüğü de bulunduğu halde davalının yükümlülüklerine aykırı davrandığını, müvekkili şirketin zarar görmesine neden olduğunu, davalının kurduğu sistemin sürekli arıza çıkarması ve randımanlı çalışmaması nedeniyle müvekkilinin kar kaybına da uğradığını, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri gereğince üstlenilen işlerin, dilekçede bahsedilen hususlar ve özellikle yüklenici tarafça ayıplı olarak imal edilen konveyör bant yönünden zararlarının tespit edilmesi adına Söke Sulh Hukuk Mahkemesi 2024/20 d.iş dosyası ile delil tespiti talep edildiğini, değişik iş dosyasından alınan bilirkişi raporunda \"Dava konusu 5.000 Ton/Gün Kapasiteli Klinker Üretim Tesisi ve Çimento Ögütme, Depolama ve Paletleme Tesisine Ait Alternatif Yakıt Besleme Sisteminin gizli ayıplı olarak imalat ve montaj islemine tabi tutulduğunu, bu sebeple yükleyicide arıza ve sonrasında yangın meydana geldigini, Z konveyör bantı tasıyan makaraların destek yataklarının 75 mm yerine 150-200 mm yapılması gerektiğinin...\" tespit edildiğini ve neticeten müvekkili şirketin toplam zararının 1.046.750 € olarak hesaplandığını, işbu zararın imalat hatasından kaynaklandığını, davalının zarardan sorumlu olduğunu, bilirkişi raporunda tespit edilen bant tasarım hatasından kaynaklı tamamen kullanılamaz hale geldiğini, bandın tamamen yanması ile yalnız bant değil müvekkili sahasında birçok eşyanın zarar gördüğünü, bu yangından dolayı oluşan zararlarına ilişkin hak ve alacak talep etme hakkını saklı tuttuklarını, delil tespiti dosyasında yer alan fotoğrafların davacının teslim ettiği ve sorunsuz çalıştığını iddia ettiği sisteme ait olduğunu, yangın sonrası davalının taraflar arasında imzalanan Anahtar teslim Eser sözleşmesine aykırı davranarak eksiklikleri giderilmemesi ve zararlarının karşılanmaması sebebiyle taraflarınca yeni bir bant alınmak zorunda kalındığını, bandın eksik olan yan merkezleyici tekerleği satın alındığını ayrıca Z belt Tambur tasarım düzeltmesi ve yeni tambur imalatına, tasarım hatası nedeniyle müvekkili tarafından harcanan isçilik, malzeme giderlerine, Bant, tambur rulo vb degisimleri için yeni yüklenici firmaya ödenmiş olan bedellere, Sistemin çalışmamasından kaynaklı olarak kar kaybı da dahil olmak üzere üretim operasyon zararına müvekkilince katlanılmak zorunda kalındığını, davalının sorumluluğunun hem haksız fiil hem de sözleşmesel bir sorumluluk olduğunu, Türk Borçlar Kanunu madde 49 göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu, davalı tarafı taraflar arasındaki sözleşme ve eklerine aykırı davranarak müvekkilinin zarara uğramasına, sorunların giderilmesi talep edilmesine rağmen sorunları gidermeyerek müvekkilinin zararının katlanarak artmasına sebebiyet verdiğini bildirerek Z belt yeni bant satın alınmasına yönelik zarara yönelik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000.000-TL'lik kısmı; Bandın eksik olan yan merkezleyici tekerleğini satın alınmasına yönelik zarara ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000-TL'lik kısmı; Z belt Tambur tasarım düzeltmesi ve yeni tambur imalatına yönelik zarara ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000-TL'lik kısmı; Tasarım hatası nedeniyle müvekkili tarafından harcanan isçilik, malzeme giderlerine yönelik zararlarına yönelik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000.000-TL'lik kısmı, Bant, tambur rulo vb degisimleri için yeni yüklenici firmaya ödenmiş olan bedele yönelik zarara yönelik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000-TL'lik kısmı, Sistemin çalışmamasından kaynaklı olarak kar kaybı da dahil olmak üzere üretim operasyon zararları olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000-TL (belirsiz alacak olarak) 2.300.000-TL kısmi alacak ve Kar Kaybı yönünden 100.000-TL olmak üzere belirsiz alacağın zarar kalemlerinin yapılmış olduğu döviz türü dikkate alınarak fiili ödeme günündeki kuru üzerinden tazminini vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, oluşan zarar kalemlerinin muaccel olduğunu, kanunda ihtiyati haciz taleplerinde tam değil yaklaşık ispat koşulunu öngörüldüğünü, Mahkemeye sunulan faturalar ve sözleşme incelendiğinde zarar tutarını karşılayacak bir teminatın mevcut olmadığının anlaşıldığını bildirerek, davalının faturalandırılmış zararlarını karşılamak üzere 2.400.000 TL tutarındaki menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının, teminatsız olarak ihtiyaten haczine, aksi kanaat halinde davalının taşınır ile taşınmazlarının satış ve devrinin teminatsız şekilde tedbiren yasaklanmasına, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili nezdinde meydana gelen zararın fiili ödeme tarihindeki kur karşılığı üzerinden bulacak değerler dikkate alınarak Z belt yeni bant satın alınmasına yönelik zararlarının 1.000.000-TL'lik kısmı, Bandın eksik olan yan merkezleyici tekerleğini satın alınmasına yönelik zararlarının 100.000-TL'lik kısmı, Z belt Tambur tasarım düzeltmesi ve yeni tambur imalatına yönelik zararlarının 100.000-TL'lik kısmı, Tasarım hatası nedeniyle müvekkili tarafından harcanan isçilik, malzeme giderlerine yönelik zararlarının 1.000.000-TL'lik kısmı, Bant, tambur rulo vb degisimleri için yeni yüklenici firmaya ödenmiş olan bedele yönelik zararlarının 100.000-TL'lik kısmı ile, Sistemin çalışmamasından kaynaklı olarak kar kaybı da dahil olmak üzere üretim operasyon zararlarından kaynaklanan belirsiz alacak niteliğindeki 100.000-TL'nin sözleşmeye göre işin bitirilmesi gereken 03.04.2023 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek ticari avans faizi ile tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI İLE ÖZETLE; <br>İlk derece mahkemesinin 2024/888 Esas sayılı dosyasından verilen 14.04.2025 tarihli ara kararı ile özetle; ''...Davanın taraflar arasında 07/09/2022 tarihli Eser sözleşmesi yapıldığı davalının akdedilen sözleşme ve eklerine aykırı davrandığı, sorunların giderilmediği ve davacının zararına sebebiyet verdiği bildirilerek ,maddi kayıpların giderilmesi yönünden şimdilik toplam 2.300.000 TL ile kar kaybı yönünden 100.000 TL olmak üzere 2.400.000 TL nin 03.04.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalı taraftan tahsiline yönelik olarak açıldığı, davaya konu edilen alacak kalemleri yönünden iddia ve talebin yargılamayı gerektirdiği, İİK 257. ve devamı maddeler kapsamında şartların olmadığı, davanın konusu dikkate alındığında, tedbir talebine konu taşınır ve taşınmazı malların dava konusu olmadığı HMK 389 ve devamı maddeler kapsamında şartların bulunmadığından davacı tarafın ihtiyate haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine'' dair ara karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Birleşen davada davacı vekili tarafından verilen 29.04.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; <br>-Dava ve istinaf dilekçelerinde ayrıntılı olarak özetlenen süreç sonucu müvekkilinin birçok farklı kalemde zarara uğradığını, zararı her geçen gün katlanan müvekkilinin ilk derece mahkemesinden; davacı aleyhine ihtiyati haciz/tedbir kararı verilmesini talep etmişse de bu talebin mesnetsiz şekilde reddedildiğini, <br>-İhtiyati haciz talepleri yönünden taraflar arasında akdedilen sözleşmenin anahtar teslim bir sözleşme olduğu, garanti kapsamında olmasına rağmen müvekkiline çalışan bir bantın tedarik edilmediği, zararı hiçbir aşamada davacı tarafından giderilmediğinin sabit olduğunu, müvekkili tarafından ikame edilen delil tespit dosyası ile zarar kalemleri ve bu kalemlere ilişkin tutarların belli olup yeni bant ve diğer zararlara ilişkin yapılan masrafların faturaların dosyaya ibraz edildiğini, keza tespit edilen alacaklar yönünden davanın kısmi alacak davası olarak açıldığını, talep tutarlarının da belirlendiğini, <br>-İİK 257 maddesi gereğince ihtiyati haciz adına öngörülen koşulların açıkça belirtildiğini, davacının sorumluluğunun hem haksız fiil hem de sözleşmesel bir sorumluluk olduğunu, bu haliyle davacının temerrüte düştüğünün açık olup oluşan zarar kalemlerinin muaccel olduğunu, keza kanunun ihtiyati haciz taleplerinde tam değil yaklaşık ispat koşulunu öngördüğünü, sunulan faturaların, delil tespit dosyası ve taraflarca akdedilen sözleşme incelendiğinde zarar tutarını karşılayacak bir teminatın mevcut olmadığının anlaşılmakla zarar sebebiyle alacaklı oldukları hakkında yaklaşık ispat koşulunun yerine getirildiğini, somut olayda kanunun öngörmüş olduğu tüm koşulların gerçekleştiğini, <br>-Aksi halde dahi ilk derece mahkemesinden müvekkilinin uğradığı zararı durdurmak ve tazmin etmek için gerekli adımları atmaması, müvekkili tarafından uğranılan zarara ilişkin birçok kez bildirim yapılmasına karşın işi sürüncemede bırakarak müvekkilinin daha çok zarar uğramaya sebebiyet vermesi, yargılamanın mahiyeti gereği uzun seneler sürebileceği, bu aşamada müvekkilinin alacağına kavuşmasının oldukça zorlaşabileceği hatta imkansız hale gelebileceği göz önünde bulundurularak ihtiyati tedbir kararı verilerek davacının taşınır ve taşınmazlarının satış ve devrinin tedbiren yasaklanmasının talep edildiğini, mahkemece tedbir talep edilen malların dava konusu olmadığından talepleri reddedilmişse de bu gerekçenin mesnetsiz olduğunu, HMK md. 389 ile amacın hakkın yargılama süresince zarara uğramasını engellemek olduğunu, esas hakkında verilecek kararın etkinliğini, yani hakkın uygulanabilirliğini, gerçekleştirilebilirliğini korumak olduğunu, böylece, yargılama süresince geçen sürede hukuki durumun bozulması, hakkın boşa çıkması veya fiilen imkansız hale gelmesi engellenildiğini, bu amaçladır ki kanun sınırlama getirmeksizin HMK md 391'de \"1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.\" diyerek tedbirin türünü hakimin takdir yetkisine bıraktığını, <br>-Neticeten; somut uyuşamzlıkta ihtiyati haciz/tedbir kararı verilmesi koşulları olmasına rağmen ilk derece mahkemesince taleplerin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ilgili ara kararın kaldırılarak kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, <br>Belirterek 14.04.2025 tarihli ihtiyati haciz/tedbir talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılmasına, öncelikle davacının, faturalandırılmış zararlarını karşılamak üzere 2.400.000 TL tutarındaki menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, mahkeme aksi kanaatteyse davacının taşınır ile taşınmazlarının satış ve devrinin tedbiren yasaklanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Asıl dava, eser sözleşmesi kapsamında verilen teminat mektubunun haksız olarak paraya çevrildiğinden bahisle bedelin iadesi istemine ilişkindir.<br>Birleşen dava ise, eser sözleşmesine aykırı hareket edilmesi, eksik ve ayıplı iş nedeniyle uğranılan maddi kayıpların ve kar kaybının tahsili istemine ilişkindir.<br>Birleşen davada davacı vekilinin ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir isteminin ilk derece mahkemesi tarafından ara kararla reddine karar verildiği, verilen ara kararın birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.<br>İhtiyati tedbir; 6100 sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içerisinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek maksadıyla ihtiyati tedbir kurumu kabul edilmiştir. <br>HMK'nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde Mahkemece uyuşmazlık konusu taşınmaz hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. <br>İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş, ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlenmiştir. <br>İhtiyati haciz; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde, “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”;<br>258. maddesinde, “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” düzenlemeleri mevcuttur.<br>İhtiyati haciz kararı verilmesinin yasal koşulları İİK'nun 257. maddesinde düzenlenmiş olup, talepte bulunan alacaklı tarafından, alacağın varlığı ve miktarı hususunda, yaklaşık ispat olgusunun yerine getirilmesi gerekmektedir. İİK'nun 258. maddesi uyarınca, alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi mecburdur.<br>Tarafların iddia ve savunmalarının gerçekliği ve haklılığı yapılacak olan yargılama sonunda ortaya çıkacak ise de, ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği tarih itibariyle ihtiyati haczin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir.<br>Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olaya gelince:<br>Birleşen davada davacı- asıl davada davalı taraf vekili, karşı taraf ile 07.09.2022 tarihli “5.000 Ton/Gün Kapasiteli Klinker Üretim Tesisi ve Çimento Öğütme, Depolama ve Paletleme Tesisine Ait Alternatif Yakıt Besleme Sisteminin Yapı Çeliği ve Mekanik İşleri Projelendirilmesi ile Ekipman Temin ve Montaj İşleri Eser Sözleşmesi” akdedildiğini, karşı tarafın sözkonusu eser sözleşmesine aykırı hareket ettiğini, işi taaahhüt ettiği sürede teslim edemediğini, eksik ve ayıplı iş nedeniyle maddi kayıplar ve kar kaybı yaşadığını belirterek uğranılan maddi kayıpların ve kar kaybının tahsili istemiyle açtığı davada faturalandırılmış zararlarını karşılamak üzere karşı tarafın 2.400.000,00TL tutarındaki menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının teminatsız olarak ihtiyaten haczine, mahkeme aksi kanaatteyse karşı tarafın taşınır ve taşınmazlarının satış ve devrinin teminatsız olarak tedbiren yasaklanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İhtiyati tedbirin şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK.'nın 389/1 hükmü gereğince, taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturmakta olup yasal düzenlemedeki, ''uyuşmazlık konusu hakkında'' kavramı da bu yöne vurgu yapmıştır. İşbu birleşen dava ise eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi kayıplar ve kar kaybının tahsili davası olup, uyuşmazlık para alacağından kaynaklandığından davacının ihtiyati tedbir talebinin koşulları bulunmamaktadır. Bu itibarla Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından birleşen davada davacı vekilinin ihtiyati tedbire ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.<br>Birleşen davada davacının ihtiyati haciz talebi incelendiğinde, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesi kapsamında tarafların sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirip getirmedikleri ve bu kapsamda talep edilen alacağın olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği, İİK.'nın 257 ve devamı maddeleri gereğince dosya kapsamında sunulan delillerin muaccel bir alacağın varlığına ilişkin \"yaklaşık ispat\" ölçüsünü sağlayacak nitelikte olmadığı, İİK 257/2 maddesine göre davalının mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisinin kaçmağa hazırlandığı yahut kaçtığına ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunduğuna dair yaklaşık ispata yarar dosya kapsamında delil de bulunmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin birleşen davada ihtiyati haciz isteminin reddine ilişkin kararında usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından birleşen davada davacı vekilinin bu husustaki istinaf istemi de yerinde görülmemiştir.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen ara karar usul ve yasaya uygun olup, birleşen davada davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/888 Esas sayılı dosyasından verilen 14.04.2025 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, birleşen davada davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.013,90 TL istinaf tedbir karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile kalan 398,50 TL'nin birleşen davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, <br>3-Birleşen davada davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK'nın 258/(3), 6100 Sayılı HMK'nın 391/(3) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca, kesin olarak 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c32b03b706676eef","SID":"c13f2315adeef91e"}}