{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/333 <br>KARAR NO:2025/797<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:07/12/2021<br>NUMARASI:2021/212 Esas, 2021/926 Karar<br>DAVA:Tazminat (Ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat  davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine  dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş.’nin, 30.09.2016 tarihinde davalıdan 53 adet ... marka araç satın alarak, ülke genelinde ilaç satış ve pazarlama işlerinde kullanmak üzere ... A.Ş'ye tahsis ettiğini, ancak 13 adet araçta hararet nedeniyle motor arızaları meydana geldiğini, araçların onarımı için 50.665,34 TL harcandığını, araçların yetkili özel servislerce yapılan tamiratlarında, motorun soğutma sisteminin hatalı olduğu, motor yedek su deposunun, termostat ve devir daim pompasının çatlak olduğu, su hortumlarında imalat hatası bulunduğu, bu nedenle araçların su eksilttiği ve kullanıcılara hararete ilişkin aracın uyarı vermediği, araçların susuz kalıp uyarı vermemesi nedeniyle motorun zarar gördüğü ve bu nedenle araç parçalarının değiştirilmek zorunda kalındığının belirlendiğini, müvekkilince satıcı ve ithalatçı olan davalı ile üretici ...'ye gönderilen Bakırköy ... Noterliğinin 30.01.2020 tarihli ihtarı ile gizli ayıp bulunan araçların ayıpsız misli ile değiştirilmesinin istendiğini, talebin karşılanmaması üzerine İstanbul 17. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/62 D.İş sayılı dosyası ile araçlardaki gizli ayıpların saptanması için delil tespiti yaptırıldığını, düzenlenen 05.10.2020 tarihli raporda araçların hararet yapması durumunda uyarı ışığının yanmadığını, mevcut arızaların sürücü hatasından kaynaklanmadığı, tespit konusu 13 adet araçta gizli ayıp bulunduğunun belirlendiğini ileri sürerek, imalat hatası olduğu anlaşılan dava konusu araçlar ile ilgili fazlaya ilişkin talep ve hak saklı kalmak üzere 6.720 TL araç mahrumiyeti ve arızaların giderilmesi için harcanan 50.665,34 TL olmak üzere toplam 57.385,34 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; tespit raporunun HMK'da yer alan düzenlemelere aykırı düzenlendiğini ve rapora süresinde itiraz edildiğini, tespit konusu araçların tamamının keşif tarihinde sorunsuz şekilde çalıştığını, değiştiği iddia edilen parçaların değiştiği tarihten itibaren nerdeyse 2 yıl geçtiğini ve araçlarda arıza olmaması nedeni ile değişip değişmediğinin tespit edilemediğini, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen faturalar üzerinden malzemelerin üretim hatası olduklarından bahsedebileceği şeklindeki tespitin hatalı olduğunu, delil tespiti isteyen tarafın hiçbir aracı yetkili servise götürmediğini, hangi arızalardan dolayı faturalardaki parçaların değiştiğinin bilinmediğini, araçların onarım gördüğü iddiasının dayanaksız olduğunu, dava konusu araçlarda üretimden kaynaklı herhangi bir gizli ayıp bulunmadığını, araçlardaki arızların giderildiğini ve araçların sorunsuz şekilde davacıların kullanımında olduğunu, 2 yıldan uzun bir süre geçtikten sonra ortaya çıkan arızaların aracın gizli ayıplı olmasını değil, aksine aracın kullanıma bağlı olarak ortaya çıktığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...İddia, savunma, sunulan deliller ve karşı deliller, tespit ve icra takip dosyaları ile davacının davalı üreticiden satın aldığı  ...,..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,... plakalı 13 adet aracın onarım, parça değişimi ve bakımlarını içeren fatura kalemlerinin incelenmesi neticesinde, araçlardaki arızaların üretim hatası kaynaklı, gizli ayıp niteliğinde arızalar olmadığı, araçların ayıplı devredilmedikleri anlaşıldığından, TBK 231. maddesine göre ayıptan sorumluluk süresi satılanın devrinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabi olup, davacıya konu araçların devrinden itibaren iki yıllık süre geçtikten sonra dava açılmış olduğu...\" gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul 17. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/62 Değişik İş sayılı dosyasında düzenlenen rapor ile mahkeme dosyasında alınan rapor arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini,  hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu araçların farklı illerde farklı kullanıcılar tarafından kullanıldığının göz ardı edilerek arızaların tamamının kullanıcı kaynaklı olduğu değerlendirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, araçlarda üretimden kaynaklanan gizli ayıp bulunup bulunmadığına ilişkin çelişkili tespitlere rağmen raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, tespit raporunda, araçlarda gizli ayıp bulunduğunun belirlendiğini, bu raporun araçların yerinde incelenmesi ile düzenlendiğini,  tespit dosyasındaki saptamalara göre arızaların üretim hatasının ve gizli ayıptan kaynaklandığını, mahkemenin hükme esas aldığı 18.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda ise, araçların motor soğutma sisteminde bir ayıp olduğundan bahsedilemeyeceği, arızanın üretimden kaynaklanan gizli ayıptan kaynaklanmadığı, bur kısım araçlarda ortaya çıkan arızaların motor arızası olarak değerlendirilemeyeceği, 8 araçtaki arızanın motor soğutma sisteminin farklı elemanlarında ve farklı hortum bağlantılarında ortaya çıkan değişim gereksinimine dayandığı, bu hususta ayıp bulunmadığı, diğer araçlarda ortaya çıkan motor arızalarının ise kullanıcı kaynaklı olduğunun belirlendiğini, oysa araçların farklı illerde ve farklı kişilerce kullanılması nedeniyle tüm araçlarda aynı veya benzer nitelikte motor arızalarının meydana gelmesinin, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve kullanıcı hatası olmadığını kanıtladığını, bu arızaların muayene ile anlaşılmayacağın, ancak kullanma ile ortaya çıkabileceğini, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin verilmesinin Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına aykırı olduğunu,  tesit raporunun, araçlar yerinde incelenmek suretiyle düzenlendiğinden olaya uygun ve doğru olduğunu,Ayıptan sorumluluk süresinin 2 yıl olduğu ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine ilişkin gerekçenin de arızanın oluş şekline göre hatalı olduğunu, TBK'nın 231. maddesine göre ayıptan sorumluluk süresinin, satılanın devrinden itibaren iki yıl olduğunu, ancak arızaların sürücü hatalarından kaynaklanmadığını, motor arızlarının ortaya çıktığı kilometreler nazara alındığında olağan olmayan arızlar olduğunu, arızaların mutat gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak nitelikte gizli ayıp olduğunu, tespit raporunda da \"bu kadar düşük bir km de motor arızalarının meydana gelmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı,..\" belirtildiğini, kullanım ile ortaya çıkabilecek ayıplara karşı zamanaşımı savunmasının ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, benzer bir olayda Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin zamanaşımı savunmasını yerinde görmediğini, bu denli düşük kilometrelerdeki araçlarda arıza ortaya çıkmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu durumda zamanaşımının davalı yanca ileri sürülmesinin TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, satın alınan araçlarda imalattan kaynaklanan arızalar nedeniyle yapılan giderler ile araçların kallanılmaması nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Tacir olan taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunmakta olup  uyuşmazlığın TTK'nın 23. maddesi ile TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde  bulunamaz.Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/06/2022 tarihli, 2020/8002 E. 2022/4625 K., 04/11/2020 tarihli ve 2020/3279 E., 2020/4723 K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/270 E., 20218/6287 K. Sayılı ilamı).TBK'nın 223/2.maddesi ise ''Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ayrıca TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli talebinde  bulunulamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.11.2015 tarihli ve 2015/5982 Esas, 2015/15327 Karar  sayılı ilamı). Buradaki yazılılık koşulu ispata ilişkindir.TBK'nın 231. maddesine göre; satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşına uğrar.  TBK'nın 219. maddesine göre,\"Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. \" Buna göre maldaki ayıp; satıcının beyan ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur.Ayıp, maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir. Bunlardan yola çıkılarak; satıcı ve dolayısıyla teselsül ilişkisi nedeniyle ithalatçıyı maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları; ortada ayıp sayılan bir eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya  geçtiği anda varolması, tüketicinin ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması, olarak sayılabilir.Dava açılmadan önce davacının İstanbul 17. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/62 Esas sayılı dosyasında yaptırdığı delil tespitinde makine mühendisi bilirkişi, araçların soğutma sisteminde üretim hatası bulunmadığını ancak kullanılan parçalarda arızaya neden olan su pompası, termostat, hortum, radyatör, yedek su deposu vb. malzemelerin üretim hatası olduklarından bahsedilebileceği belirlemiştir.Davacının, satın aldığı araçların arızalanması üzerine çeşitli illerdeki özel servislerde tamir edilmişlerdir. Delil tespiti sonucu bilirkişi raporu düzenleyen bilirkişinin uzmanlık alanı makine mühendisliğidir. Bilirkişi raporunda, araçlar üzerinde yapılan tamirata ilişkin tespitler değerlendirilmiş ve kullanılan bir kısım parçalarda üretim hatası bulunduğu tespit edilmiştir.Mahkemece üniversite öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kurulu oluşturulmuştur. Bu heyet rafından düzenlenen raporda, tespit raporu ve yapılan tamirata ilişkin faturalar ayrıntılı şekilde değerlendirmiştir. Raporun irdeleme kısmının B bendinde araçlarda yapılan her bir tamirat işlemi ayrı ayrı değerlendirilmiştir. C bendinde ise beş adet araçta üretimden kaynaklı bir hata bulunmadığı, araçlarda meydana gelen arızaların niteliği itibariyle kullanıcı hatasından kaynaklanabileceği belirlenmiştir. Bu araçlar dışındaki sekiz araçta ise yapılan işlemlerin soğutma sistemine ait olduğu, üç araçta hararet sonucu silindir kapak revizyonu yapıldığı, diğer beş araçtan ise motorun hararet nedeniyle zarar görmediği, basit parça değişimi ile sorunun giderilmiş olduğu belirlenmiştir. Raporun D bendinde araç ve motor özellikleri değerlendirilerek, silindir kafa contasının yanması ve silindir kapak revizyonu gerektirecek düzeyde motorun hasarlanmış olması, sürücülerin hararet göstergesi ve su seviye bilgilendirmelerine aldırış etmeden kullanmalarıyla mümkün olduğu ve bu durumda ortaya çıkan motor revizyon gereksinimin üretim ayıbıyla ilişkili olmadığı belirlenmiştir.  Görüldüğü gibi her iki raporda benzer olgular tetkik edildiği halde farklı sonuçlara varılmıştır. Mahkemece görevlendirilen bilirkişilerin uzmanlık alanı, araçların tamirine ilişkin belgelerinin incelenmesi, tespit raporundaki bilirkişi tespitlerinin değerlendirilmesi ve gerekçesi gösterilerek farklı sonuca varılması, varılan bu sonucun dosyadaki delillere ve fiili duruma uygun olması karşısında, bilirkişi raporları arasında çelişkiden söz edilemeyecektir. Denetime elverişli şekilde, arızaların sürücü hatasından kaynaklandığı, aracın su ve yağ ihtiyacına dikkat edilmeden ve hararet seviyesi kontrol edilmeden araçların kullanılmasıyla arızaların oluştuğu, bu tür arızanın üretimden kaynaklı gizli ayıp olarak kabul edilemeyeceği,satım sözleşmesinden kaynaklı zamanaşımı süresinin TBK'nın 231. maddesinde iki yıl olarak belirlendiği ve bu sürenin dolduğu anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine,2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacılarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 08.05.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a528de674745227a","SID":"510d8148f5b9811d"}}