{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1748 Esas<br>KARAR NO:2025/853 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2019/19 Esas-  2022/235 Karar <br>TARİH:28/03/2022<br>DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firma ile davalı şirket (Eski Adı ve Ticaret Ünvanı ... A.Ş.) arasında, 16.05.2018, 08.06.2018 ve 06.07.2018 tarihlerinde olmak üzere 3 adet \"...\" Sözleşmesi (Geri Alım) anlaşması akdedildiğini, davalı firmanın sıfır km araç satan bir yetkili bayi olduğunu, müvekkili firmanın ise ... çatısı altında faaliyet gösteren bir araç kiralama şirketi olduğunu, bu sözleşmelerin araçların belirli bir vade ya da kilometreye bağlı olarak araç bayileri tarafından geri alınması koşuluna bağlı olduğunu, yani bahsi geçen ... anlaşmalarına göre araçların bayiden sıfır kilometre olarak satın alındığını, belli bir süre yada kilometrenin geçmesi ile araçların satıldıkları bayi tarafından satıldıkları fiyattan geriye satın alınmakta olduğunu, bu araçların satışı yapan araç bayilerine, araçları yurt dışından getiren distribütör firmalarca yalnızca bu ...Projelerinde satılmak üzere verildiğini, davalı firmaya ilgili markaların distribütörlerince ve sadece bu anlaşmalara özgü olarak gönderildiğini ve perakende satışına izin verildiğini, bu anlamda bu araçların satış politikalarının bayilerde satılan herhangi bir araca nazaran farlı şekilde uygulanmakta olduğunu, davalı ... Şti. ile yapılan sözleşmelerden; 16.05.2018 tarihinde yapılan sözleşme ile taahhüt edilen araçların geri alınmadığını, 08.06.2018 tarihli sözleşme ile geri alınması gereken araçların uzun uğraşlar ve mücadeleler sonucunda davalı şirket tarafından geri alındığını, 06.07.2018 tarihinde yapılan sözleşme gereğince müvekkili şirkete devredilmesi gereken araçların fiilen davacı müvekkili şirkete devredilip, faturaları kesildiği halde trafik siciline tescil edilmediğini ve mülkiyetinin müvekkili şirkete hiç geçirilmediğini, davalı tarafından 16.05.2018 tarihinde imzalanan ... Sözleşmesindeki 15 Adet aracın (2018 Model,...) geri alma mükellefiyetinin, araçlar kilometre olarak ya da süre bakımından geri alınması gerekirken ve birçok kez yazılı ve sözlü olarak araçların geri alınması gerektiği hususu muhatap davalıya bildirilmesine rağmen işbu davanın açıldığı tarihe kadar geri alınmadığını, davalının yapılan görüşmede, araçların ÖTV indirimi sebebiyle fiyatlarının düştüğünü, bu sebeple 2. el olarak satamayacaklarını, sözleşmenin kendilerine araçları geri almama yetkisi tanıdığını iddia etmek suretiyle araçların geri alınmayacağını bildirdiğini, sözleşmede bu gerekçe ile araçları geri almaktan imtina edebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, araçların devredilmesi gereken tarih itibari ile araçların fiyatının, kendilerine satıldıkları tarihe nazaran daha yüksek olduğunu, dava konusu araçların kendilerine satıldıkları dönem ve aktüel olarak liste fiyatlarının noterlikçe tasdik ettirildiğini, bir kısım araçların geri alınmak taahhüdü ile fiilen davalıya teslim edildiğini ancak bu araçlar uzun süre davalı firmanın uhdesinde kaldıktan sonra, satın alınmayarak kendilerine iade edildiğini, kredi kutlanarak ve sözleşmeyi bankaya sunarak aldıkları araçların geri alınmaması ve bu nedenle kredilerin ödenmemesi sebebiyle müvekkili firmanın ticari varlığını sürdüremez duruma geldiğini, müvekkili firmanın yaptığı ... anlaşmalarında, araçların distribütör ... A.Ş. tarafından bu anlaşmalara münhasır olarak temin etmesine, ...'ın ülke ekonomisinde önemli bir değer oluşu ve ticari itibarına ve da global araç markalarının kıymetine itibar edildiğini, davalının sözleşme gereklerine göre araçları geri alacağına inanarak dava konusu sözleşmeleri imzaladığını, 06.07.2018 tarihinde yapılan ...Anlaşması ile davalı firmadan 10 adet... ve 2 adet ... araç satın alındığını, bu araçlar için ilk etapta ... A.Ş.'den 1.000,000,00 TL kredi kullanıldığını ve bu tutarın davalı firma tarafından tahsil edildiğini, ancak davalı tarafından araçların ÖTV bedellerinin ödenmediğini, araçlar fiilen kendilerine gönderilmesine rağmen tescil edilmediğini ve mülkiyetinin kendilerine geçirilmediğini, davalı firma yetkilisinin kendisi ile yaptıkları yüz yüze görüşmelerde, araçların satışı için ilk etapta çekilen 1.000.000,00 TL krediyi acil ihtiyaçları için kullanmak zorunda olduğunu, bu sebeple araçların ÖTV'lerini yatırmadığını ikrar ettiğini, müvekkili firmanın bu araçların tescil edileceğine itibar ederek, kiralama rezervasyonlarını yaptığını ve ticari kayıplar yaşadığını, davacı müvekkilinin bu araçları kiralayarak elde edeceği kazançlardan da mahrum kaldığını, bu hususun ve mahrum kalınan ticari kazancın bilirkişiler marifetiyle hesap edilmesini talep ettiklerini, bu şekilde faturalandırılıp 1.000.000,00 TL ödeme yapılan ancak mülkiyeti müvekkili firma adına geçirilmeyen araçların bilgilerinin dilekçede açıklanmış olduğunu, davacı müvekkili firmanın, imzalanan sözleşmeyi teminat gösterip kredi çekerek, bu araçları satın aldığını, davalının 16.05.2018 sözleşme ile geri almayı taahhüt ettiği araçların geri alınmaması nedeniyle araçları haricen tek tek satmak suretiyle, yeni verilen yüksek oranlı krediyi kapatmaya çalıştığını, 16.05.2018 tarihli ...anlaşması neticesinde geri alınmayan 15 adet aracın 11 adedinin, kredi borçlarının ödenmesi için müzayaka halinde satılmak zorunda kalındığını, bu satış bedelleri ile araçların sözleşmeye göre geri alınması gereken fiyat arasında ciddi farklar bulunduğunu, bu araçların plaka numaralarının, müvekkili firmanın Kayseri ve Kapadokya olmak üzere iki adet kiralama noktası bulunduğunu, özellikle yaz sezonunda kiralanmayarak boşta bekleyen araçları bulunmadığını, araç filolarını genişletmeye çalıştıklarını, faturası kesilip, tescil edilmeyen araçlar sebebiyle müvekkili firmanın yaşadığı zararın bilirkişi marifetiyle hesap edilmesini talep ettiklerini beyanla geri alınmayan ve henüz haricen satışı gerçekleşmeyen araçlar için; öncelikle araçların satış bedellerinin geri alım tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile davacı müvekkiline verilmesine, bu suretle araçların mülkiyetinin davalı üzerine geçirilmesine, araçların kredi ödemeleri sebebiyle satılması halinde arada oluşacak fiyat farkı için şimdilik 10.000,00 TL'nin davalı firmadan alınarak, davacı müvekkili firmaya verilmesine, araçların Periyodik Bakım Masrafları, Motorlu Taşıtla Vergileri, ZMSS ve Kasko Maliyetleri, Bankada Oluşan Faiz Maliyeti, Kredi Yapılandırma Komisyonunda oluşan zararları için şimdilik 5.000,00 TL'nin davalı firmadan alınarak, davacı müvekkili firmaya verilmesine, geri alınmayan ve haricen satılmak zorunda kalınan araçlar için; araçların kredi ödemeleri sebebiyle satıldığı için sözleşmeye göre geri alınması gereken fiyat ile haricen satım fiyat farkı için şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, araçların Periyodik Bakım Masrafları, Motorlu Taşıtla Vergileri, ZMSS ve Kasko Maliyetleri, Bankada Oluşan Faiz Maliyeti, Kredi Yapılandırma Komisyonunda oluşan zararları için şimdilik 5.000,00 TL'nin davalı firmadan alınarak, davacı müvekkili firmaya verilmesine, 06.07.2018 tarihli ... Anlaşması ile müvekkili firmaya faturalandırıldığı halde satışı gerçekleştirilmeyen ve tescil edilmeyen araçlar sebebiyle; araçların tescil edilip müvekkili firmaya verilmemesinden dolayı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik, 5.000,00 TL'nin, davalıdan alınarak, davacı firmaya verilmesine, yargılama giderleri ve takdir edilecek vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davalı ... A.Ş. vekili 04/11/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Yanlar arasında 16/05/2018, 08/06/2018 ve 06/07/2018 tarihlerinde  ... (Geri Alım) anlaşmaları yapıldığını, yapılan anlaşmalar ile  müvekkili tarafından  davacı yana satılan sözleşme konusu lüks araçların her sözleşme ile ayrı ayrı mutabık kalınan  kilometreye ulaşması veya belli bir tarih içinde iade edilmesi halinde, sözleşmelerde belirtilen değer kayıpları tablosuna göre belirlenecek olan ikinci el satış bedeli üzerinden davacıdan geri satın alınmasının kararlaştırıldığını ancak 23 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 132 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile motorlu araçların özel tüketim vergileri düşürüldüğünden, bu durumun 0 km araç bedellerini düşürmesi nedeni ile  yanlar arasındaki ... anlaşmasına konu otomobillerin sözleşmelerde belirtilen bedeller üzerinden 2. el olarak  geri alınmasının imkansız hale geldiğini, bu durumun sözleşmenin ifasını imkansız hale getiren mücbir neden olarak tarafların karşısına çıktığını, davacının  06/07/2018 tarihli sözleşmeye konu araçları satın alırken bankadan kullanmış olduğu  985.941,00 TL kredi borcunun  dahi  müvekkili tarafından 1.080.775 TL olarak ödendiğini ve davacı yanın büyük bir ekonomik darboğazdan kurtarıldığını beyannla yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/681 Esas Sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 16/05/2018, 08/06/2018 ve 06/07/2018 tarihlerinde ... (Geri Alım) anlaşmaları yapıldığını, yapılan anlaşmalar ile müvekkili tarafından davalıya satılan sözleşme konusu lüks araçların her sözleşme ile ayrı ayrı mutabık kalınan kilometreye ulaşması veya belli bir tarih içinde iade edilmesi halinde, sözleşmelerde belirtilen değer kayıpları tablosuna göre belirlenecek olan ikinci el satış bedeli üzerinden davalıdan geri satın alınmasının kararlaştırıldığını, sözleşmenin 6.1.12. maddesinde aracın müvekkiline iade fiyatının vergisel veya ithalatçının fiyat ayarlaması gibi nedenlerle artabileceği veya azalabileceği, her hal ve karda iade fiyatı belirlenirken ek iki no'lu tabloda belirtilen \"İkinci El Değer Kaybı\" oranının düşüleceğinin açık bir şekilde düzenlendiğini, sözleşmelerin imzalanmasından sonra  yürürlüğe giren 23.09.2018 tarih ve 132 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı uyarınca özel tüketim vergilerinin düşürülmesi üzerine sıfır araç fiyatlarında düşüş yaşandığını ve bu durum ikinci el fiyatlarını da etkilediği için plakaları takılarak trafiğe çıkan diğer bir ifade ile ikinci ele düşen araçların yanlar arasındaki sözleşmeler ile kararlaştırılan  bedeller  üzerinden geri alınmasının imkansız hale geldiğini, bu durum  üzerine davalı yanın finansal sorunlar yaşamaya başladığını ve tarafların 19.10.2018 tarihinde bir araya gelerek \"Tutanaktır\" başlığını taşıyan  bir sözleşmeyi imza altına aldıklarını, 19.10.2018 tarihli Tutanaktır başlıklı sözleşmede \"Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlar, döviz kurlarında yaşanan dalgalanma, otomobil fiyatlarındaki artışlar ve bu durumun sektörel olarak içinde bulunduğumuz kiralama sektörünün kiralama operasyonlarına  getiriş olduğu finansal yüklerden kaynaklanan işlerimizde yaşamakta olduğumuz azalma sebebiyle ... A.Ş. İle ... Şti. Sözlü olarak mutabakata varmış oldukları ve ... A.Ş. Tarafından vergi dairesi nezdinde ÖTV tahakkukları alınmış olan 12 adet marka tip ve şesa bilgileri aşağıda belirtilmiş olan araçların satın alımından karşılıklı olarak vazgeçilmiştir\" denilmek sureti ile 06/07/2018 tarihli ... sözleşmesi  ile davalıya satılan ve henüz trafiğe çıkartılmamış olan  10 adet ... ve 2 adet ... marka aracın davalıdan iade alınması kararının alındığını, 19.10.2018 tarihli sözleşmenin okunmasından da anlaşılacağı üzere 12 adet lüks aracın toplam bedelinin 2.546.710,42 TL olduğunu, davalı yanın  iş bu sözleşmeye konu araçları müvekkilinden satın alırken 985.941,00 TL kredi kullanmış olduğu için davalının finans kuruluşuna olan borcunun müvekkili tarafından 1.080.775 TL olarak kapatıldığını ve müvekkili firmanın davalı firmadan  94.834,00 TL alacaklı duruma geldiğini, ancak bu alacağını henüz tahsil edemediğini, davalı tarafın da sözleşmelere konu araçların iade alınmadığı gerekçesi ile vekil edeni aleyhine İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2019/19 E sayısı ile bir alacak davası ikame ettiğini beyanla fazlaya dair haklarını saklı tutarak ilk aşamada 94.834,00 TL alcakları ile 12.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve mtüselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalılar vekili 30/06/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında araç alımına ilişkin ... anlaşmaları yapıldığını, bu anlaşmaların özelliği satın alınan sıfır km araçların belli bir zaman geçtikten sonra ya da belli bir kilometreye ulaştıktan sonra aracı satan bayi tarafından sözleşmede belirlenen fiyatlardan geri alındığını, birleşen dava tamamen asıl davanın husumet duygusu ile açıldığını, yasal dayanaklardan yoksun ve haksız olduğunu, bu ... anlaşmalarından birinden kaynaklı edimler taraflarca yerine getirildiğini, bir anlaşmadan kaynaklanan geri alma yükümlülüğünün karşılık dava davacısı tarafından yerine getirilmediğini, huzurdaki davaya konu yapılan bir anlaşmada ise karşılık davacı tarafça araçlar teslim edildiğini, ancak tescilinin yapılmadığını, mülkiyetinin müvekkili firmaya geçirilmediğini, bu anlaşma gereği müvekkili firmanın 985.941.000 TL kredi çektiğini, bu kredilerin sözleşmelerin bankalara sunulması suretiyle çekildiğini, bankaların araçların süre sonunda ya da kilometre dolması neticesinde geri alınacağına olan inançla kredi temin ettiklerini, bu kredi tutarının karşı davacı tarafa geçtiğini, ancak araçların mülkiyeti geçirilmeyince kredinin karşı tarafça ödendiğini, yani müvekkilin karşılık davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, sözleşme gereği edimlerini yerine getirmeyenin karşılık dava davacısı olduğunu, karşılık dava davacısının müvekkili firma yetkilisinin ... müşteri servis hattını arayarak asılsız ihbar ve suçlamalarda bulunarak kendilerini zarara uğrattığını ve mülkiyetini devretmedikleri araçları iade etmek zorunda kalmaları nedeniyle uğradıkları zararların tazminini talep ettiklerini, bu iddiaların asılsız ve dayanaksız olduğunu, asıl davada belirtilen bu araçların müvekkili firma adına tescil edilmediğini, müvekkilinin bu araçların ... sözleşmelerini bankaya ibraz ederek ve mülkiyetin sözleşme gereği kendilerine geçeceğine inanarak 985.941.000 TL kredi çekip karşılık dava davacısı firmaya ödediklerini, karşı davacı firma yetkilisi araçların devredilmemesi ( mülkiyetinin taraflarına geçirilmemesi ) ve asıl davaya konu bir kısım hususların görüşüldüğü vekil sıfatıyla taraflarının da bulunduğu toplantıda, bu 985.941.000 TL kredinin başka bir ödemesi için kullanıldığını bu sebeple ... sözleşmesi gereği araçların bedellerinin distrübütör firmaya yatırılıp satışın tamamlanamadığını, akabinde de krediyi kapattıklarını ifade ettiklerini, müvekkilinin bankadan çektiği krediyi davalının tahsil ettiğini ancak araçların mülkiyetini devretmeye yanaşmadığını, zarara uğrayanın müvekkili şirket olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşılık dava davacısına yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 28/03/2022 tarih 2019/19 Esas- 2022/235 Karar sayılı kararında;\"Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava, tarafların imzaladığı buy-back anlaşmasından kaynaklanan edimlerin ifa edilmemesi sebebiyle meydana gelen zararın tazminine ilişkindir.İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/681 Esas  2019/1165 Karar sayılı kararıyla birleştirme kararı verilmiş ve mahkememiz dosyası ile birleştirilmiştir.Birleşen dosya üzerinden yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava, buy-back anlaşmasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Davacı ... Şti ile davalı ... A.Ş (eski ... A.Ş.) arasında 16/05/2018 tarihinde ... sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmeye göre davacı davalıdan 12 adet araç satın almış, bu alım satıma ilişkin faturaların her iki firmanın da kayıtlarına geçtiği anlaşılmaktadır. Araçların ÖTV'leri yatırılmadığı için davacı taraf satın alma işleminden vazgeçmiş ve bu araçlara ilişkin iade faturalar 30/11/2018 tarihinde düzenlenmiş ve iki tarafında ticari defterlerine işlenmiştir. Araçların satışından vazgeçildiğine dair taraflar arasında tutanak düzenlenmiş olup, araçların iadelerinin yapıldığı anlaşılmaktadır.Mahkememizce resen görevlendirilen Makine Mühendisi ..., Pazarlama uzmanı ... ve Bankacı ...'nin 25/02/2020 tarihli bilirkişi kök raporu, 16/04/2021 tarihli bilirkişi ek raporu ve 27/01/2022 tarihli bilirkişi 2. Ek raporunda özetle; \"...raporda tablo 2 ve 3 de yapılan hesaplamalar çerçevesinde Davacının Davalıdan ... anlaşmasına uyulmaması nedeni ile elinde kaltan araçların satışından dolayı dava tarihindeki satış zararı 127.652,50 TL, anlaşmaya uyulmaması ve araçların geri alınmadığı tarih olan 14.12.2018 tarihinden dava tarihine kadar bu krediler için fazladan ödediği faiz gideri 307.342,40 TL Toplam zararı 434.894,40 TL olarak bulunduğu (tablo 4), davacı dava tarihinden sonra satışını gerçekleştirdiği 3 araçtan 43.467,40 TL kar elde ettiği, bu kar ve dava tarihinden bu araçların satışına kadar ödediği faiz gideri (51.851,25 TL) ile karşılaştırıldığında ve elde kalan son aracın satışı göz önüne alındığında ilave bir zarar olmayacağı düşünüldüğü (Son dönemde yapılan araç satışları karlı satıştır.), araçların noter satışına kadar geçen süre içinde ekonomik kullanımlarının davacıda bulunması ve kiralamaya konu edilebilmesinin mümkün olması nedeni ile kabulü Sayın Mahkemenin takdiri olmakla birlikte sigorta, vergi, bakım gibi masraflar bir talep yapılamayacağı, ancak, sözleşme geri alım şartlarına göre, ... A.ş. İle ... Şti. tarafından düzenlenip imzalanan Değer Kayıpları Puanlama Tablosuna göre ( ki Tabloda; Araçların Kaporta ve Boya Hasarları Nedeniyle Uğramaları Muhtemel Değer Kaybı Oranlarının Hasarlanan ve Boyanan parçalar dikkate alınarak Değer Kaybı Puanlaması yapılmıştır), olması gereken satış fiyatları belirlenemediği, genelde kiralama sektöründe hasarsızlık oranı 0 olan otolara sıkça rastlanmadığı, bu nedenle seyyanen her bir araçtan %1,5 değer düşüşü öngörülerek hesaplama yapıldığı, yine de araçların varsa hasar durumları tespit edilmeli ve talep edilen zarardan düşümleri yapılması gerektiği, 08.06.2018 tarihli sözleşme ile geri alınması gereken araçların uzun uğraşlar ve mücadeleler sonucunda davalı şirket tarafından geri alındığını, herhangi bir tazminatın ortada olmadığı anlaşıldığı, ... A.ş. İle...Şti. tarafından düzenlenip imzalanan 19.10.2018 tarihli tutanakta liste halinde model, tip ve şasi numaraları belirtilen 12 adet aracın, tutanakta açıklanan nedenlerle, satın alımından karşılıklı olarak vazgeçildiği belirtildiğinden ve bu konuda tarafların mutabakatı bulunduğundan bu araçlara konu bir tazminatın ortaya çıkmadığı, bu araçların satışının iptali nedeni ile kar kaybı talebinde hulunan davacının işlerin azaldığı bir dönemde ne gibi bir kar kaybı olduğuna dair herhangi bir belge sunmaması ve kar kaybına yönelik ispat yükümlülüğünü yerine getirememesi nedeni ile bir hesaplama yapılmadığı, davacının davalıdan talep edebileceği toplam zararın 434.894,40 TL olduğu, davalının talep ettiği sigorta, bakım ve buna benzer masrafların ödenmesi konusunun hakim takdiri olduğu, delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK'nın 266/ c. 2 hükmü gereği tamamen Sayın Mahkeme'nin yetkisinde bulunduğu, tarafların itiraz ve diğer tüm taleplerinin değerlendirilmesinin Sayın Mahkemenin takdiri olduğu,...\"yönünde kanaat bildirilmiş, işbu bilirkişi raporu dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan, mahkememizce verilen kararda dikkate alınmış ve davacının ıslahı da dikkate alındığında asıl dava yönünden  davacının satış zararı ve komisyon zararı yönünden kabulüne, diğer taleplerin reddine karar verilmiş, birleşen dosya yönünden davacının ispatlanamayan davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...\"gerekçesi ile,''A) Mahkememizin 2019/19 Esas sayılı dosyası yönünden;1-) Davanın KISMEN KABULÜ ile;a)Davacının 127.652,50TL satış zararından kaynaklı alacağının 10.000,00TL'sine dava tarihi olan 03/09/2019 tarihinden, bakiye 117.652,50TL'sine ıslah tarihi olan 27/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, b)Davacının 307.242,40TL komisyon ve faiz zararından kaynaklı alacağının 5.000,00TL'sine dava tarihi olan 03/09/2019 tarihinden, bakiye 302.242,40TL'sine ıslah tarihi olan 27/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,c)Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,Birleşen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/681 Esas sayılı dosyası yönünden;1-)Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı asıl davada davacı ve davalı vekili ile birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dava konusu yapılan bir kısım talepleri değerlendirilirken eksik inceleme yapıldığını, araçlara, geri alım taahhüdü yerine getirilmediği için yapılan zaruri masrafların talep edildiğini ve delillerin dosyaya sunulduğunu, bilirkişilerce bu zararın hesap edilmediğini, yine teslim edilip tescili yapılmayan araçların kiralama faaliyetinde kullanılmaması nedeniyle oluşan zararın hesap edilmediğini beyanla kararın bu yönlerden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece makine mühendisi ...,  pazarlama uzmanı ... ve bankacı ... tarafından düzenlenen 25/02/2020 tarihli kök ve  16/04/2021 tarihli ek rapor gerekçeye aynen aktarılarak hukuki değerlendirme yapılmayarak hüküm verildiğini, Mahkeme kararının gerçek manada hukuki gerekçeden yoksun olduğu gibi maddi gerçekle de çelişkili olduğunu;Mahkemece sözlü yargılama aşaması es geçilerek hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmek suretiyle karar verildiğini, tahkikat aşaması sonlandırılmadan, müvekkiline son sözleri sorulmadan savunma hakkı ve 6100 Sayılı Kanunun 27.maddesinde düzenlenen Hukuki Dinlenilme Hakkı ihlal  edilmek suretiyle hüküm verildiğini;Bilirkişi kök ve ek raporuna deliller sunmak suretiyle yapılan itirazlar ilk derece mahkemesince  karşılanmadan eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm verildiği gibi birleşen dava yönünden sadece \"ispatlanamayan davanın reddine\" denilerek herhangi bir  hukuki gerekçe gösterilmeden  gerekçesiz olarak karar verildiğini;İadeye konu olan araçlar hakkında zararlarının bulunmadığı hakkındaki bilirkişi görüşü soyut  nitelikte olup bilimsellikten uzak olduğunu, zarar kalemi olarak rapora itiraz sırasında dosyaya sunulan belgelerin dikkate alınmadığını, bilirkişi kurulunca değerlendirilmediğini, birleşen dosya davacısı müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 16/05/2018, 08/06/2018 ve /07/2018 tarihlerinde ... (Geri Alım) anlaşmaları yapıldığını, yapılan anlaşmalar ile müvekkili tarafından davalıya satılan sözleşme konusu lüks araçların her sözleşme ile ayrı ayrı mutabık kalınan kilometreye ulaşması veya belli bir tarih içinde iade edilmesi halinde, sözleşmelerde belirtilen değer kayıpları tablosuna göre belirlenecek olan ikinci el satış bedeli üzerinden davalıdan geri satın alınmasının kararlaştırıldığını;Örneğin 16/05/2018 tarihinde yapılan ... anlaşması ile vekil eden davacı tarafından davalıya 15 adet ...model otomobil satıldığını, sözleşme ile araçların 18.000 km.ye ulaştığı tarihte veya trafiğe çıkışından itibaren en geç 180 gün içinde davalı tarafından davacıya iade edilmek istenmesi halinde sözleşmede belirtilen esaslar dahilinde belirlenecek olan ikinci el değerinden geri  alınması konusunda tarafların mutabık kaldığını;Sözleşmenin 6.1.12. maddesinde aracın müvekkiline iade fiyatının vergisel veya ithalatçının fiyat ayarlaması gibi nedenlerle artabileceği veya azalabileceği, her hal ve karda iade fiyatı belirlenirken EK-2 no'lu tabloda belirtilen \"İkinci El Değer Kaybı\" oranının düşüleceğinin açık bir şekilde düzenlenmiş bulunduğunu, sözleşmelerin imzalanmasından sonra yürürlüğe giren 23/09/2018 tarih ve 132 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı uyarınca;  özel tüketim vergilerinin düşürülmesi üzerine sıfır araç fiyatlarında düşüş yaşandığını ve bu durum ikinci el fiyatlarını da etkilediği için plakaları takılarak trafiğe çıkan diğer bir ifade ile ikinci ele düşen araçların yanlar arasındaki sözleşmeler ile kararlaştırılan bedeller üzerinden geri alınmasının imkansız hale geldiğini;Bu durum üzerine davalının (Asıl Dosya Davacısı) finansal sorunlar yaşamaya başladığını ve tarafların 19 Ekim 2018 tarihinde bir araya gelerek \"TUTANAKTIR\" başlığını taşıyan bir sözleşmeyi imza altına aldıklarını, 19.10.2018 tarihli \"TUTANAKTIR\" başlıklı sözleşmede \"Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlar, döviz kurlarında yaşanan dalgalanma, otomobil fiyatlarındaki artışlar ve bu durumun sektörel olarak içinde bulunduğumuz kiralama sektörünün kiralama  operasyonlarına getiriş olduğu finansal yüklerden kaynaklanan işlerimizde yaşamakta olduğumuz azalma sebebiyle ... A.Ş. İle ... Şti. Sözlü olarak mutabakata varmış oldukları ve ... A.Ş. Tarafından vergi dairesi nezdinde ÖTV tahakkukları alınmış olan 12 adet marka tip ve şase  bilgileri daha önce  belirtilmiş olan araçların satın alımından karşılıklı olarak vazgeçilmiştir\" demek sureti ile 06/07/2018 tarihli Buy- Back sözleşmesi ile davalıya satılan ve henüz trafiğe çıkartılmamış olan 10 adet ... marka aracın davalıdan iade alınması kararı alındığını;Sözleşmenin okunmasından da anlaşılacağı üzere 12 adet lüks aracın toplam bedelinin 2.546.710,42 TL olduğunu, davalı yanın iş bu sözleşmeye konu araçları vekil edenden satın alırken 985.941,00 TL kredi kullanmış olduğu için davalının finans kuruluşuna olan borcunun vekil eden tarafından 1.080.775 TL olarak kapatıldığını ve müvekkilinin davalıdan 94.834,00 TL alacaklı duruma geldiğini, bu miktar ve dayanağının bilirkişilerce dikkate alınmadığını;Diğer yandan davalının (Asıl Dosya davacısı) müvekkili ile 19.10.2018 tarihinde fesih sözleşmesini imzaladığı ve 12 adet aracı iade alma sözünü aldığı ve birçok aracın daha önce de müvekkilinden geri alımı yapıldığı  halde 19.11.2018 tarihinde davalı şirketin ortağı ve yetkilisi ...'nın ithalatçı ... müşteri servis hattını arayarak “Çiftkurtlara 2 tane ... aracımı 2. El olarak verdim fakat; 14 gündür aracı satamıyorlar biz de tekrardan geri almak istediğimizde geri vermiyorlar. Ben geri alım sözleşmesi ile anlaşmıştım ama araçlarımı vermiyorlar araçlarıma el koydular servisten şikayetçiyim”  şeklinde asılsız ihbar ve suçlamalarda bulunduğunu;Davalının 19.11.2018 tarihinde yaptığı asılsız suçlama ile yetinmeyerek 24.11.2018 tarihinde saat 14.22 de tekrar Tofaş müşteri servisini arayarak vekil eden şirket yetkilisi ...'i kast ederek “adam orada eşkıyalık kurmuş ... bunu dikkate almıyor mu Bu herkesi dolandıran bir adam “şeklinde ağır hakaretlerde bulunduğunu, davalının bu asılsız ve haksız ithamları üzerine Distribütör durumundaki ... A.Ş.'nin davalı tarafından vekil edene 19.10.2018 tarihli TUTANAKTIR başlıklı fesih sözleşmesi uyarınca iade edilen 12 adet aracı vekil edenden iade aldığını, ekteki faturalar ve belgelerden de anlaşılacağı üzere ...'tan satın alınan araçların aradan uzun bir zaman geçmesine karşın hiçbir fiyat farkı -kar- uygulanmaksızın müvekkili tarafından davalı tarafın haksız itham ve eylemleri nedeniyle aynı fiyat üzerinden ticari teamüllere aykırı olarak iade edilmek zorunda bırakıldığını, iadenin sebebi davalı tarafın ithamları olup kar yoksunluğundan sorumlu olanın da davalı olduğunu, bilirkişilerin davalının eylemleri nedeniyle uğramış oldukları zarara hiçbir şekilde atıf yapmadıklarını;Davalının eyleminin aynı şekilde taraflar arasında sözleşmeyle kurulan güven ilişkisine de zarar verdiğini, davalının bu sözleşmenin hiçbir surette tarafı olmayan müvekkilinin ticari ilişkilerini yürüttüğü ... ile gerçekleştirdiği sözlü ve yazılı görüşmelerde, müvekkilinin ticari itibarını örseleyen ağır ithamlarda bulunduğunu, bu nedenle ... ile olan ticari ilişkileri bozularak müvekkilinin kalıcı zararlara uğradığını, müvekkilinin tarafın haksız fiili ile gerçekleşen bu zararda davalının kusurlu olup iyi niyet iddiasında bulunamayacağını, yapılan fiilin ticari hayatın örf ve adetlerinde bir karşılığı olduğunu, ticari ahlak ve etik kuralları ile bağdaştığının söylenemeyeceğini, bu fiillerin TBK 49 ve TMK madde 2'ye açıkça aykırılık teşkil ettiğini, karşı tarafın sözleşme dışı edim yükümlüklerini ihlal ederek müvekkilinin zararına, kasten ve kusuru ile zarar verdiğini, sözleşme yapılsın ya da yapılmasın öncesinde ve sonrasında taraflara yüklenen, sözleşme ilişkisindeki asli ve yan edim yükümünden bağımsız, kaynağını dürüstlük kuralından alan, bir başka borç ilişkisinin de (culpa in contrahendo) kendiliğinden ihdas edilmiş olduğunu, güven sorumluluğu olarak da ifade edilen bu sorumluluğun taraflara dürüstlük kurallarına uygun davranmayı bir borç olarak yüklediğini, tarafların, bu açıdan gerek sözleşme  ile ilgili, gerekse de sözleşme dışı bilgileri diğer tarafın zararına bir 3.kişi ile paylaşmamayı da kabul etmiş olduklarını, davacı tarafından ...'a yapılan ihtarın, ...'ın müşteri hizmetleri ile yaptığı konuşmalar ve yazışmaların, davalının dürüstlük kurallarına uygun olarak davacıya duyduğu haklı güveni boşa çıkarttığını, davacının bu şekilde davranarak sözleşme dışı edim yükümüne aykırı hareket ettiğini;TTK md 55/a-1'nın; \"Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek\" TTK md 56/d (Hukuki sorumluluk); \"Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini\" hükmüne amir olduğunu, davalı (Asıl Dosya Davacısı) tarafın haksız ithamları nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, bunun sonucunda ... firma olan ... A.Ş. ile müvekkilinin ticari  ilişkilerinin bozulduğunu, bayilikte önemli unsur olan araç stok ve araç alım kapasitesinin ...A.Ş. tarafından düşürüldüğünü, 12 adet aracın iadesi dışında daha önce sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere ayrıca 7 adet aracın da ... A.Ş satılan fiyat üzerinden kar oranı uygulanmaksızın baskıyla geri aldığını, müvekkilinin bundan da zarar ettiğini, asıl dosya davacısının bu eylemleri ve müvekkilinin zararının hiçbir şekilde bilirkişilerce tartışılmadığını;Bilirkişi Raporuna İtirazda Sunulan;1-A-B-C-D-E evrakları irdelendiğinde;1-A ya göre; 12 adet aracın müvekkili tarafından 30.06.2018 tarihinde adeti 79.945.71 TL 'den ... A.Ş'den satın alındığı, 1-B belgesine göre 13.gün sonra asıl dosya davacısına aynı fiyattan satıldığı, 1-C belgelerine göre aradan 5 ay geçtikten sonra davacıdan geri alınan araçların haksız eylemleri nedeniyle yine aynı fiyattan ... A.Ş ye 7 adedinin  iade edilmek zorunda kaldığının görüldüğünü, EK 1-D deki belgelere göre de elde kalan bu araçlardan sadece iki adedinin karlı olarak satıldığını, bu satışlar sadece bir örnek olup zararlarını ispatladığını, 1-E belgesi incelendiğinde asıl dava dosyasının davacılarının haksız şikayetleri nedeniyle distribütör  firma ... A.Ş'nin müvekkili firmanın satışa hazır elinde bulundurduğu başka 7 adet aracın da iadesini istediği, müvekkilinin de bu araçları iade etmek zorunda kaldığının görüleceğini, asıl dosya davacılarının haksız eylemleri nedeniyle müvekkilinin ticari teamüllere açıkça aykırı olarak kar koymaksızın toplam 14 adet aracı (piyasada en çok satılan araçlar) iade ettiğini, distribütör firmanın piyasadaki egemenliğinden faydalanarak  çok  talep görmeyen  Grand cherokee marka araçları iade olarak istemediğini, müvekkilinin bu nedenle de zarara uğratıldığını, bilirkişilerce dava dilekçesine de ekli olan bu evrakların hiçbir şekilde  değerlendirilmediğini; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55/a-1 maddesinde başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek olarak açıklanan haksız rekabet hallerinden olduğunu, anılan yasanın 56/1-d maddesi uyarınca haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredileri, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören bir kimsenin zarar ve ziyanının tazminini isteyebileceğini, 56/1-e maddesi uyarınca da Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceğinin düzenlediğini, hem gerçek hem de tüzel kişilerin kişilik haklarının Türk Medeni Kanunu’nun (“TMK”) ve Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) ilgili maddeleri kapsamında koruma altında olduğunu, kişilik haklarına saldırı olması durumunda ise, saldırının durdurulmasını isteme gibi taleplerin yanı sıra saldırı neticesinde ortaya çıkan manevi zararın giderilmesini temin amacıyla manevi tazminat istenmesinin mümkün olduğunu, tüzel kişilerin saygınlık, onur, sır çevresi gibi manevi nitelikteki kişisel değerlerle, mesleki ve ekonomik kişisel değerlere gerçek kişiler gibi sahip olduğunu, tüzel kişilerin kişisel değerler üzerindeki kişilik haklarının korunmasının zorunlu olduğunu,Yargıtay’ın da tüzel kişilerin, niteliği gereği insana özgü olan kişisel değerler dışındaki değerlere sahip olduğunu ve bu değerleri korunmaya değer gördüğünün anlaşıldığını, asıl dosya davacılarının eylemi müvekkilinin onur, saygınlığını zedelediği gibi ticari itibarını, ekonomik yaşantısını yerle bir ettiğini, asıl dosya davacılarının müvekkilinin şeref ve haysiyetini zedelediklerini, dava dilekçesindeki yazışmaların açık ve net olduğunu, ancak bilirkişilerin bu belgeleri de değerlendirmediklerini;Bilirkişilerin taraflar arasında akdedilen sözleşmeye bütünsel açıdan bakmadıklarını, davacı tarafın sözleşmeyi ihlal ettiğini ve temerrüde düştüğü olgusunu gözden kaçırdıklarını, taraflarca imzalanan sözleşme uyarınca araçların müvekkili tarafından geri satın alınma bedelinin, müvekkilinin geri alma anındaki fiyata göre belirleneceğini, sözleşmenin \"Araçların ...'a iadesi Anındaki Liste Fiyatlarının Değişmesi Yönünden\" başlıklı 6.1.12 maddesinin: \"Aracın ...'a noter satışı anındaki Anahtar Teslim Fiyatının (her ne sebeple olursa olsun (vergisel veya ithalatçının fiyatı ayarlaması) değişmesi (artması veya azalması) halinde; \"...'a Satım Alım Fiyatı\" noter satışı anındaki yoksa Anahtar  Teslim Fiyatı ile yine o araç için Ek-2 no'lu tabloda belirtilen \"İkinci El Değer Kaybı\" oranı düşülerek hesaplanacaktır.\" şeklinde olduğunu;Bu madde içeriğinden satılan araçların, sözleşmede belirlenen km ya da süre koşulunun gerçekleşmesi ile, ikinci el değer kaybı düşüldükten sonra kalan tutar üzerinden sattığı araçları geri satın almasına karar verildiğini, tarafların, vergiler nedeniyle oluşacak fiyat değişimlerini de göze alarak bu sözleşmeyi yapmış olduklarının sözleşmenin bütününden anlaşıldığını, araçların davacıdan, müvekkili tarafından geri satın alınması aşamasında, bu geri alıma esas olacak bedelin, sözleşmenin bahsi geçen yukarıdaki maddesi gereği, her türlü fiyat değişimleri gözetilerek araçların geri satın alma esnasındaki noter ya da anahtar teslim fiyatı olduğunu, davacının, sözleşmedeki bu hususu kabul etmeyerek geri satın alma fiyatının müvekkilinin davacıya, ilk satış anındaki noter ya da anahtar teslim fiyatına göre belirleneceğini iddia ettiğini, sözleşmenin 6.1.12 maddesi dikkatlice okunduğunda bu şekilde yorum yapmanın doğru olmadığının herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde görüleceğini;Davacının, müvekkilinin, sözleşme gereği, geri satın alma anındaki fiyattan geri satın alma teklifini kendisi kabul etmeyerek temerrüde düştüğünü, araçların müvekkili tarafından geri satın alınma anındaki noter ya da anahtar teslim fiyatından geri satmak istemeyen davacının, sözleşmedeki hükme aykırı hareket ettiğini, müvekkilinin bu tutar üzerinden ifa talebini kabul etmeyerek temerrüde düştüğünü, alacaklının temerrüdü durumunda geciken ya da gerçekleşmeyen ifa nedeniyle alacaklının gecikme zararı ya da tazminat istemesinin hukuken mümkün olmadığını, TBK md 106; \"Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur.\" hükmüne amir olup davacı tarafın, edimini yerine getiren müvekkilinin aksine sözleşmeye aykırı olarak geri satın alma teklifini reddettiğini, temerrüde düştüğünü;Müvekkili iyi niyetli olup sözleşme kapsamında 8 adet aracı satın aldığını,1 adet aracın da pert olması ve bedelinin davacı tarafça Kaskodan alınacağının bildirilmesi üzerine geri alınmadığını, bilirkişi raporunda geçen davacı tarafın 3 adet araç satışından da kar elde ettiği tespitinin aynı zamanda davacı tarafın kötü niyetini de ortaya koyduğunu, davacı tarafın bu araç satışlarından bahsetmediğini; Ekte sunulan belge irdelendiğinde müvekkilinin araç iadesi nedeniyle vergi cezasına muhatap olduğunun, dolayısıyla zararının oluştuğunun sabit olduğunu, öte yandan ÖTV'den kaynaklı olarak mücbir sebep ve aşırı ifa imkansızlığı şartlarının oluşup oluşmadığı, yine işlem temelinin çökmesi, sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması olgusunun ne bilirkişilerce ne de Mahkemece irdelenmeden karar verildiğini;Davacının iddiasının bir an için doğru olduğu varsayılsa bazı hususları kabul etmek gerektiğini, bir aracın yurt içi satış fiyatındaki en büyük maliyet kalemi olan ÖTV'nin devletin ekonomik önlemleri kapsamında %15 kadar düşürülmesi, sözleşmede taraflarca zımnen kabul edilen ve sözleşmenin ruhundan anlaşılan makul değişimin çok üzerinde bir etki yaratmış olup bu haliyle satılan araçların ilk satış tutarı esas alınarak davalı tarafından geri alınmasının kendisinin ağır zararına, karşı taraf için de haksız bir kazanca neden olacağını, bilirkişi raporunda yer alan Tablo 2deki alım fiyatı olan 2.122.510,50TL, %50 ÖTV ve  ÖTV dahil tutar üzerinden ayrıca hesaplandığını %18 KDV dahil tutar olup aracın ÖTV ve KDV hesaplanmadan önceki çıplak fiyatı 2.122.510,50TL/1,77= 1.199.158,47TL olarak bulunduğunu, ÖTV, %35'e indirildiğinde ise yeni anahtar teslim fiyatının 1.199.158,47TLx1,35*1,18=1.910.259,45TL olarak bulunduğunu (1,35ÖTV, 1,18KDV etkisidir), bu durumda aracın ilk satışa göre değer kaybı oranı %10, değer kaybı tutarının ise 212.251,05 TL olarak gerçekleştiğini;Sözleşmede 2.el değer kaybı kısmında %1,5 oranı bile yazan buna önem veren müvekkilinin %10 değer kaybını kabullenmesinin mümkün olmadığının sözleşmenin tümü dikkate alındığında anlaşıldığını, davacı şirketin araç kiralama işiyle uğraştığının, tüm iştigal alanının bu olduğunun dosya kapsamıyla sabit olduğunu, bilirkişilerin dosyadaki tüm raporları incelendiğinde davacı tarafın araç kiralamak suretiyle elde ettiği gelirden hiçbir şekilde bahsetmediklerinin görüldüğünü, araçların müvekkili şirkete iade edildikleri muhtemel tarihler gözetildiğinde bazı araçların 1 yıl sonra iade edildiğinin sabit olduğunu, davacı tarafın davaya konu araçlardan kira geliri elde ettiği sabit olup bu gelirin de davacının iddia ettiği zarar kaleminden mahsup edilmesi gerektiğini, bilirkişilerin bu hususu da gözden kaçırdıklarını, ... işi yapan bir şirketin uzun süre kullandığı araçlardan kar elde etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olarak araçları elinde tutup kira geliri elde ettiğini, sonra araçları düşük fiyattan satıp faiz masrafını müvekkilinden karşılamaya çalıştığını, hukukun kötü niyeti muhafaza etmeyeceğini;Edimler arasındaki dengenin müvekkili aleyhine dürüstlük kurallarına aykırı bir şekilde bozulduğunu, sözleşmenin işlem temelinin çöktüğünü, ÖTV indiriminden kaynaklanan bu durumun, iş hayatının gerçekleri ve dürüstlük kuralları çerçevesinde değerlendirildiğinde işlem temelinin çökmesine yol açan ağırlıkta olduğunun, edimler arasındaki dengenin dürüstlük kuralına aykırı şekilde müvekkili aleyhine aşırı derece bozulduğunun tespiti gerektiğini, sözleşmenin yapıldığı sırada ÖTV değişiminin bu denli yüksek oranda devlet tarafından gerçekleşeceğinin müvekkili tarafından öngörülmesini beklemenin objektif olarak mümkün olmadığını, müvekkilinin iradesi ve hakimiyet alanı dışında  cereyan eden bu değişiklikte müvekkiline herhangi bir kusur atfının mümkün olmadığını, müvekkilin, davacıdan araçları piyasa fiyatının çok üzerinde bir fiyatla geri almamasının nedeninin sözleşmenin işlem temelinin çökmesinden kaynaklandığını, bu anlamda uygun illiyet bağının mevcut olduğunu, sözleşmenin ve davacı tarafından talep edilen ferilerin yeni şartlara göre uyarlanması gerektiğini;Nitekim 19.10.2018 tarihli tutanaktır başlıklı belgenin içeriği incelendiğinde tarafların mutabık halde sözleşmeyi değişen piyasa koşullarına uyarladığının görüldüğünü, aynı şekilde asıl dosya için talebe konu edimler açısından da uyarlamanın zorunlu olduğunu, 19.10.2018 tarihindeki ekonomik koşulların ötv indirimiyle çok daha fazla bozulduğu gözetildiğinde müvekkilinin sözleşmeyi ifa borcunun kendiliğinden kalktığının ortaya çıktığını, hak ve adalet ilkesinin de bunu gerektirdiğini;Taraflar arasındaki sözleşmeye göre araçlardaki %10 değer kaybı durumlarında tarafların anlaşarak satılan araçların geri alınması vaatlerinden cayabileceklerinin kararlaştırıldığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6.2 maddesine göre sözleşmede belirtilen araçlarda müvekkili için taahhüt edilen tutarın %10'nu aşan bir değer kaybı durumunda davacıdan araçları satma taahhüdünden, tarafların anlaşarak, vazgeçme hakkından bahsedildiğini, %10 değer kaybına neden olacak sebeplerin tahdidi olarak değil örnekleme mahiyetinde sözleşmede belirtildiğini, sözleşmenin bu maddesinin özünden belli bir oranı aşan değer kayıplarında tarafların satılan araçların geri alınması taahhüdünden vazgeçeceklerinin kayıt altına alındığını, tarafların ortak muradının belli ağırlıktaki değer düşüklüğü durumlarında geri alma taahhüdünden cayılabileceği olduğunu, sözleşmenin bütünü ile yorumlanması gerektiğini;Davayı kabul anlamına gelmemek şartıyla davacının, sözleşme gereği, ilk satış fiyatından geri satın alma teklifini kabul etmeyerek temerrüte düştüğünü, temerrüte düşen alacaklının kendi kusuru ile neden olduğu varsa zararlarını davalıdan hukuken talep edemeyeceğini, alacaklının temerrütünün olmadığı varsayımı altında bile; araçların davacıda kaldığı sürede kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmadıysa ihmal ettiği kazanç araştırılıp bunun faiz tutarından düşülerek zararın hesaplanması gerektiğini, araç kiralama işi yapan ve elinde uzun süre araç bulunduran davacının kar elde etmediğinin düşünülemeyeceğini, öte yandan ana raporun 8. sayfasındaki faiz hesabı irdelendiğinde de faize faiz yürütüldüğü sonucu çıktığını, bu durumun da yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun bu yönüyle de  eksik ve hatalı olduğunu;06.07.2018 tarihli sözleşmenin, tarafların hür iradesi ile 19.10.2018 tarihinde taraflar arasında imzalanan tutanak ile geçersiz kılındığını, 19.10.2018 tarihli tutanakta, ülkenin ve sektörün içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak 06.7.2018 tarihli sözleşmeden vazgeçildiği ve sözleşme kapsamındaki araçların davacıdan geri alındığı tarafların ortak iradeleri ile, faiz ya da benzeri başka talepleri olmaksızın karar verildiğini, durum böyleyken, sonradan davacının bu tutanağı yok sayıp sözleşme feshedilmemiş gibi sonradan birtakım taleplerde bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, tutanaktır başlıklı sözleşmeyi yapmış olmasının tamamen müvekkilinin iyi niyetinden kaynaklandığını, sözleşmelerin türüne ve devredilen haklara bakıldığında davacı tarafın ayrıca şekli anlamda geçersiz sözleşmeye istinaden de talepte bulunduğunu, bunun mümkün olmadığını beyanla Yerel mahkeme kararının kaldırılarak birleşen dosya açısından davanın kabulüne, asıl dava yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl dava, taraflar arasında imzalanan geri alım sözleşmesinin kısmen aynen ifası ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle maddi tazminat talebine, birleşen dava, açık hesap alacağının tahsili ile sözleşmeye ve TTK'nın haksız rekabet hükümlerine aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş, asıl davada verilen karara karşı taraf vekilleri, birleşen davada verilen karara karşı ise davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. T.C. Anayasası'nın 141/3. maddesi hükmüne göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesinde gerek kendi içerisinde, gerekse gerekçe ile hüküm kısmı arasında çelişki olmamalı, mahkeme kararı bütünsellik esasına uygun olmalıdır. Kararın gerekçesiz oluşu, gerekçe ile hüküm arasında veya gerekçenin kendi içerisindeki çelişki, açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, İstinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir.Somut olayda dosya kapsamından; taraflar arasında 16/05/2018, 08/06/2018 ve 06/07/2018 tarihli geri alım sözleşmelerinin imzalandığı, asıl davada davacının; davalıdan satın aldığı ve 16/05/2018 tarihli geri alım sözleşmesi uyarınca davalının kendisinden aynı bedelle geri satın alması gereken araçları almadığı, bu araçlardan kimisinin kendisi tarafından üçüncü kişilere daha düşük bedelle satıldığı, araçların ilk aşamada davalıdan kredi kullanmak suretiyle satın alındığı, davalının araçları geri almaması sebebiyle kredi borcunun ödenemediği ve yapılandırma yapıldığı, bu nedenle fazladan faiz ödendiği, ayrıca araçların geri alınmadığı süre içerisindeki bakım masraflarının, vergilerinin, kasko ve ZMMS poliçesi bedellerinin kendisi tarafından ödendiğini iddia ederek geri alınmayan araçların geri alım bedellerinin davalıdan tahsiline, araçların davalıya iadesine, araçlar için yapılan masraf, vergi ve sigorta ödemelerinin davalıdan tahsiline, yine üçüncü kişilere satılan araçların satış fiyatları ile davalının alacağı fiyat arasındaki fark ile bankalara fazladan ödenen faizin zarar olarak davalıdan tazminine, 06/07/2018 tarihli geri alım sözleşmesi gereği kendisine satışı yapılan, bedeli ödenen ancak tescili gerçekleştirilmeyen araçların kullanılamamasından doğan zararın davalıdan tazminine karar verilmesini talep ettiği, 08/06/2018 tarihli geri alım sözleşmesine dayalı herhangi bir talepte bulunmadığı, birleşen davada davacının; taraflar arasında 06/07/2018 tarihli geri alım sözleşmesine konu ve davalıya satışı yapılan araçların davalıdan iade alınması yönünde anlaşma sağlandığını, davalının çektiği kredinin faizi ile ve kendisine ödenen satış bedelinden daha yüksek bir bedel ile bankaya ödendiğini, bu nedenle davalıdan alacaklı hale geldiğini beyan ederek bu alacağın davalıdan tahsiline, davalının, kendisinin distribütörü olan ... Müşteri Servisi'ni arayarak asılsız ve ağır ithamlarda bulunması sebebiyle anılan bayi ile aralarındaki ticari ilişkinin bozulduğunu, bayinin davalıdan alınan ve satışını yapacağı araçların iadesini talep ettiğini ve bu nedenle zarara uğradığını beyan ederek zararının davalıdan tazminini, davalının söz konusu eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğini beyan ederek TTK'nın 58. maddesi uyarınca davalı aleyhine manevi tazminata hükmedilmesini talep ettiği, Mahkemece oluşturulan üç kişilik bilirkişi heyetinden asıl davada davacının talepleri konusunda rapor alındığı, 6 nolu celsede asıl davada davacı vekilinin itirazları ve birleşen dosyadaki talepler yönünden heyetten ek rapor alınmasına karar verildiği, heyetin birinci ek raporunda, kök rapordaki tespitlerini tekrar ettiği, birleşen davada davacının talep ve itirazları hakkında herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği, Mahkemece 8 nolu celsede verilen ara karar ile aynı heyetten birleşen davadaki talepleri de kapsayacak şekilde ikinci kez ek rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi heyetince ikinci ek raporda da aynı tespitlerin tekrar edildiği, birleşen davadaki taleplerle ilgili herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin rapora karşı itirazlarını detaylı olarak Mahkemeye ibraz ettiği, Mahkemece bu itirazlar hakkında olumlu/olumsuz herhangi bir karar verilmediği gerekçeli kararda itirazların ne şekilde değerlendirildiği ve raporun ne şekilde denetlendiğinin açıklanmadığı, gerekçede, bilirkişi raporlarının özeti yapılmak ve takdiri delil olan rapora atıfta bulunulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise ispatlanamadığından reddine karar verildiğinin belirtildiği, asıl davada davacının her bir talebi ile ilgili taraflar arasındaki sözleşme maddeleri, iddia ve savunma ile sunulan delilleri irdelemeyen bilirkişi raporuna yapılan atıf dışında herhangi bir gerekçeye, sözleşmede yer alan düzenlemelerin ne şekilde değerlendirildiğine, davacının iddiasının hukuki dayanağının ne olduğuna, hangi talebinin hangi hukuki gerekçe ile kabul ve hangi talebinin hani hukuki gerekçe ile reddedildiğine dair bir açıklamaya yer verilmediği gibi davacının davadan sonra satışını yaptığı araçlar ile ilgili bedellerinin tahsili ile araçların davalıya iadesi talebi hakkında ise hiç bir karar verilmediği, birleşen davada davacının üç ayrı talebi hakkında da hukuki nitelendirme yapılmak ve taraflarca sunulan deliller değerlendirilmek suretiyle gerekçesi açıklanmış bir karar olmadığı, bu şekilde verilen kararın yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırı olduğu ve Dairemizce denetlenemeyeceği anlaşılmıştır.Buna göre Mahkemece; asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin asıl davada rapora itirazları ve birleşen davada talepleri konusunda gerekli olması halinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması, alınacak rapordan sonra her iki davada iddia, savunma ve sunulan deliller kapsamında taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ve davaların hukuki dayanağının tespiti ile her bir davadaki her bir davalıya yönelik tüm talepler yönünden gerekçesi açıklanmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden asıl davada davacı ve davalı, birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2022 Tarih, 2019/19 Esas ve 2022/235 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/05/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e9b8b7417ef8a2e8","SID":"81399fe9b38c1a56"}}