{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1132 Esas 2025/439 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1132 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/439<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>TARİHİ\t\t: 07/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/101 Esas 2022/287 Karar<br><br><br>DAVA\t: Menfi Tespit - İstirdat <br>DAVA TARİHİ\t: 18/02/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 25/04/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 23/05/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki menfi tespit, istirdat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle menfi tespit talebinin kısmen kabulüne, istirdat talebinin reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... İnş. Taah. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davalı bankadan ticari kredi kullandığını, kredi kullanılırken müvekkilinin gks'ni ve bonoyu müteselsil kefil olarak imzaladığını, asıl borçlu şirketin hesaplarının kat edildiğini, müvekkilinin kefil olarak imzaladığı bonoya dayanarak müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkilinin bononun düzenlenmesine neden olan temel borç ilişkisinden sorumlu tutulamayacağını, gks'den kaynaklanan borçla ilgili olarak şirket yetkilisi ve ortağı olmayan müvekkilinin şirketin borçlarının tamamından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, kefalete ilişkin eş rızası alınmadığını, kefaletin geçersiz olduğunu,  gks ve gks'den doğan bono nedeniyle davalı bankaya borçlu olunmadığını, takip dayanağı bononun teminat senedi olduğunu, kambiyo senedi niteliği bulunmadığını, bononun tedavül kabiliyeti olmadığını, temel borç ilişkisini düzenleyen gks'de geçerli kefaleti bulunmayan müvekkili yönünden dava konusu bononun bedelsiz kaldığını, müvekkilinin borçlu olduğu başka bir icra dosyasında müvekkiline ait arsanın satışı nedeniyle düzenlenen sıra cetveline bağlı kalınarak davalının müvekkili aleyhine başlattığı icra takip dosyasını müvekkili adına 130.891,64 TL ödendiğini, bu ödemenin istirdatı gerektiğini belirterek müvekkilinin davalıya gks'den, gks'ye bağlı olarak verilen bonodan ve bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, sıra cetveli sonucu icra dosyasına ödenen 130.891,64 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte müvekkiline iadesine, %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, takip dayanağı bonoda müvekkilinin yetkili hamil olduğunu, teminat için verilmediğini, davacının müvekkiline borçlu olduğunu, davacının takip dayanağı bonodaki imzasını inkar etmediğini, bononun tüm zorunlu unsurları taşıdığını, kefalet sözleşmesindeki şartların bonodaki aval için uygulanmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, dava konusu icra takip dayanağı bononun davalı banka tarafından dava dışı asıl borçlu ... İnş. Tahh. ve Tic. Ltd. Şti.'ne kullandırılan kredilerin teminatı olarak verildiği, asıl borçlu ... İnş.Taahhüt ve Tic. Ltd.Şti firması ile davalı arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, eş rızasının alındığı, 01.09.2015 hesap kat tarihi  (aynı zamanda bononun vadesi tarihi) itibariyle davalının asıl borçlu şirkete kullandırmış olduğu kredi nedeniyle 818.209,81 TL asıl alacak, 1.297,14 TL gecikme faizi, 64,86 TL % 5 BSMV olmak üzere toplam 819.571,81 TL alacağının bulunduğu, kefalet limiti kapsamında davacının asıl borçlu şirketle birlikte toplam 819.571,81 TL borçtan davalı bankaya karşı sorumlu olduğu, icra takip dosyası dayanağı bonoda davacının aval veren konumunda olduğu, icra takibi nedeniyle davacının davalı bankaya 819.571,81 TL borçlu bulunduğu, davacının talep edilen 148,34 TL tutardan ise borçlu olmadığı, sıra cetveli sonucu dava konusu icra takip dosyasına davacının borcu için ödenen 130.891,64 TL'nin toplam borcun altında kaldığı, fazladan ödeme yapılmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takip dosyası nedeniyle davacının davalıya 148,34 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin menfi tespit talebinin ve istirdat talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının dayandığı bilirkişi raporunun eksik, yetersiz ve hukuka aykırı olduğunu, aynı bilirkişiden alınacak ek raporla da itirazlarının giderilmeyeceğinin düşünüldüğünü, içerisinde hukukçu bilirkişinin bulunduğu  yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gereğine ilişkin taleplerinin dikkate alınmadan hukuka aykırı karar verildiğini, bilirkişinin kendisine verilen görevin dışında bir banka müfettişi gibi çalışması, davalı bankanın hesaplarında 148,34 TL hata tespit ederek raporunu tamamlamış olmasının iddialarının haklılığını ortaya çıkardığını, senedin kambiyo senedi niteliğinde olup olmadığının tespiti ile senedin düzenlenmesine ilişkin temel borç ilişkisinde kefil sıfatıyla müvekkilinin sorumlu olup olmadığının tespiti yapılmadan verilmiş olan kararın hukuka uygunluğundan söz edilmesinin mümkün olmadığını, tedavül kabiliyeti olmayan bu senedin piyasada el değiştirmesinin mümkün olmadığı ve bu nedenin bile tek başına iddialarını ispata yeterli olduğu yönündeki iddiaya karşı ne davalı taraf, ne bilirkişi ve ne de mahkemenin gerekçeli kararında bir açıklama getirilmediğini, diğer taraftan icra takibi yapılan senet alacaklısının banka olması senet üzerinde açıkça görüldüğünden, temel borç ilişkisinin kambiyo hukukundan değil, bankacılık işlemlerinden kaynaklandığını, bu bakımdan da dava konusu senedin geçersiz olduğunun ortaya çıktığını, dava konusu senedin kambiyo senedi niteliğinde olduğunun kabulü durumunda bile, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan temel borç ilişkisinde, müvekkilinin genel kredi sözleşmesindeki kefaletinin geçerli olmadığını, usulüne uygun bir  eş rızası alınmaması nedeniyle kefalet sorumluluğu bulunmadığını, icra takibine konu edilen senedin bedelsiz kaldığını, davalının çelişkili beyanları ve bilirkişi tespitleri incelendiğinde kefaletle ilgili olarak TBK'nun kefili koruyucu maddelerinden kaçınmak amacıyla davalının kambiyo senetlerine özgü icra takipleri yaptığını, bilirkişi raporunun son kısmında,  “…20.08.2013 tarihinde de ...'in eşi ... tarafından eş muvafakatnamesinin de imzalandığı, davaya ve takibe konu alacaklarda iş bu bononun dayanak yapıldığının anlaşıldığı..”  ifadesinin genel kredi sözleşmesinde bulunması gerekli eş rızası ile ilişkilendirmeye çalışılmasının maksatlı olarak yapılan bir tespit olduğunu, bilirkişi tarafından düzenlenen ön rapora itirazlarında davanın itirazın iptali davası değil menfi tespit-istirdat davası olduğunun belirtildiğini, ancak bu yanlışlığın asıl raporda da düzeltilmediğini, banka kayıtlarında ihmal edilebilecek en küçük bir hatayı tespit edebilen bilirkişinin, takip dayanağı senedin banka hesaplarında kayıtlı olup olmadığını raporunda belirtmekten imtina ettiğini, davayla ilgili verilecek kararda dikkate alınması gerekli olan, önce satış kararı verildikten sonra satıştan  vazgeçilen, 360.000 TL bedelli ...’a ait gayrimenkul satışına ilişkin kayıtlar hakkında yine nedeni anlaşılamayacak şekilde bilgi verilmekten kaçınıldığını, gerekçeli kararın taraflarına tebliğinden sonra, ipoteğin paraya çevrilmesiyle ilgili icra takip dosyasına 08.03.2016 tarihinde yapılmış olan haricen tahsilat bilgisinin 07.04.2022 tarihinde yüklenmiş olduğunun tespit edildiğini, mahkemeden ve dava dışı asıl borçludan saklanan 360.000 TL ipotek bedeli olan gayrimenkulün icra kanalıyla satışından vazgeçilip neredeyse yarı fiyatına 221.500 TL'ye satılması, yapılan tahsilat hakkında borçlulara bilgi verilmemesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, davalı hakkında tazminata hükmedilmesi gereğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibi ve bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 31. İcra Müdürlüğünün 2015/19749 sayılı icra takip dosyası sureti, takip dayanağı genel kredi sözleşmesi suretleri, Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2016/5122 sayılı takip dosyası, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 31/08/2021 tarihli ön, 03/02/2022 tarihli bilirkişi raporu, ipotek resmi senedi, hesap kat ihtarnamesi, dava dışı asıl borçlunun banka hesap ekstreleri ile Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi suretleri, kredi kartı hesap ekstreleri dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDava konusu Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2015/19749 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde, davalı alacaklı banka tarafından davacı aleyhine toplam 819.720,15 TL alacağın tahsili talebi ile kambiyo senedine dayalı olarak icra takibi başlatıldığı görülmüştür. <br>\tAnılan icra takip dayanağı bonoda, borçlunun ... ... Ltd. Şti., avalistin ...(davacı), ..., lehtarın ... A.Ş. (davalı) olup, 20/08/2013 tanzim tarihli 01/09/2015 vade tarihli bono 1.300.000,00 TL bedelli, ihdas nedeni ise nakdendir.<br>\tDavacının eşi ...'in imzasının yer aldığı 20/08/2013 tarihli eş muvafakatnamesinde davacının eşinin ... A.Ş.'nin alacaklısı olduğu ... ... Ltd. Şti'nin borçlusu olduğu 1.300.000,00 TL tutarlı, 20/08/2013 tanzim tarihli senedi eşi ...'in 1.300.000,00 TL'ye kadar kişisel sorumluluk üstlenmesine dair müteselsil kefil sıfatıyla imzalamasına rıza gösterdiğini beyan ettiği görülmüştür.  <br>\tDavalı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında 16/10/2012 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli, 13/05/2010 tarihli 100.000,00 TL bedelli, 20/08/2013 tarihli 1.300.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmeleri akdedilmiş olup, davacının anılan sözleşmelerde müteselsil kefil sıfatıyla imzaları bulunmaktadır. <br>\tDavalı banka tarafından 08/09/2015 tarihinde dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin kredi hesabı kat edilerek davacı, dava dışı asıl borçlu ve diğer borçlulara hesap kat ihtarnamesi gönderilerek toplam 792.617,30 TL nakit, 224.600,00 TL gayri nakit, 27.102,85 TL kredi kartından kaynaklanan alacağı bulunduğu belirtilerek nakit alacağın ödenmesi, gayri nakit alacağın depo edilmesi için borçlulara 1 gün atıfet süresi tanınmıştır. Anılan ihtarname dava dışı asıl borçlunun sözleşmedeki adresine 09/09/2015 tarihinde bila tebliğ, davacıya ise 10/09/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. <br>\tDava dışı ... tarafından davacı ve dava dışı borçlular aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2016/5122 sayılı icra takip dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi sonucu düzenlenen sıra cetveli nedeniyle dava konusu icra takip dosyasına 130.891,60 TL ödendiği görülmüştür.<br>\tDava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin davalı bankaya doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere dava dışı ...'ın taşınmazı üzerinde 360.000,00 TL limit ile üst sınır ipoteği tesis edilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi ön raporunda, eksik belgeler belirtilmiş, belirtilen eksik belgelerin ikmalinden sonra hazırlanan bilirkişi raporunda, takip dayanağı bononun vade tarihi de olan 01/09/2015 hesap kat tarihi itibarıyla davalının dava konusu icra takip dosyasında 818.209,81 TL asıl alacak, 1.297,14 TL gecikme faizi, 64,86 TL BSMV olmak üzere toplam 819.571,81 TL alacağı bulunduğu, takip dosyasına takipten sonra 22/11/2018 tarihinde 131.003,64 TL, 25/02/2019 tarihinde 113.378,34 TL olmak üzere toplam 244.381,98 TL tahsilat yapıldığı tespit edilmiştir.<br>\tDavacı yan, dava konusu icra takip dayanağı bono ve takip nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığını, bononun genel kredi sözleşmesinin teminatı olduğunu, eş muvafakati bulunmadığından bonodaki ve sözleşmedeki kefaletlerinin geçersiz olduğunu, icra dosyasına sıra cetveli sonucu başka icra dosyasından yapılan ödemenin istirdatı gerektiğini iddia etmiş, davalı yan ise davacının bonoda avalist olduğunu, eş rızasının zorunlu bulunmadığını, buna rağmen eş rızasının alındığını, davacının davalı bankaya borçlu olduğunu savunmuştur. Mahkemece, yukarıda özetlenen gerekçe ile menfi tespit talebinin kısmen kabulüne, istirdat talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında davalı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davacının sözleşmelerde müteselsil kefil olduğu, dava dışı ... ... Ltd. Şti. tarafından davalı banka lehine düzenlenen dava konusu bonoda davacının avalist sıfatıyla imzasının bulunduğu, dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin davalı bankadan kredi kullandığı, davalının kredi borcunun ödenmediği iddiasıyla dava dışı asıl borçlunun kredi hesabını kat ettiği, dava dışı ... ... Ltd. Şti., davacı ve dava dışı diğer avalist aleyhine bonoya dayanarak işbu dava konusu icra takibini başlattığı, icra dosyasına davacının borçlu olduğu başka bir icra takibi sonucu düzenlenen sıra cetveli nedeniyle 130.891,64 TL ödeme yapıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı gibi, davalı yanın aleyhe istinaf itirazı bulunmadığından karar gerekçesinde yer alan takip dayanağı bononun davalı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin teminatı olduğu hususunda da ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, davacının dava konusu icra takip dayanağı bonoda aval sıfatıyla sorumlu olup olmadığı, aleyhe istinaf itirazı bulunmadığından uyuşmazlık konusu olmayan bononun davalı ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. Arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin teminatı olması nedeniyle bononun dava tarihi itibarıyla teminat vasfının devam edip etmediği, dava tarihi itibarıyla davalının bononun teminatı olan genel kredi sözleşmelerden kaynaklı bir alacağı bulunup bulunmadığı, alacak yok ise davacının borçlu olduğu miktarın ne kadar olduğu, istirdatı gereken bir miktar bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere dava konusu icra takip dayanağı bonoda davacının aval sıfatıyla imzası bulunmaktadır. Bonoda borçlu dava dışı ... ... Ltd. Şti., lehtar ise davalı bankadır. Davacının bonoda yer alan imzasına yönelik bir inkarı bulunmamaktadır. <br>\tDava dilekçesinde ve aşamalarda davacı yan eş rızası bulunmadığından gks'lerde yer alan kefaletinin geçersiz olduğunu, eş rızasından dolayı kefil olamayacak kişiyi kefil yapabilmek için kambiyo senedi niteliği olmayan bonoya dayanarak hakkında icra takibi yapıldığını, davalı bankanın kefili koruyucu yasa hükümlerinden kaçınmaya çalıştığını, gks ve gks'den doğan bono nedeniyle sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür. <br>\tDavalı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunmakta olup, davacının anılan sözleşmelerde yer alan kefalet imzasına yönelik de bir inkarı bulunmamaktadır. <br>\tİşbu davada dava konusu olan bono ve bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibinde davacının kefalet imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmelerine doğrudan dayanılmamıştır. Burada incelenmesi gereken husus, davacının genel kredi sözleşmelerindeki kefaletenin geçerli olup olmadığı değil, anılan sözleşmelerin teminatı olarak verilen bonodaki avalist sıfatının geçerli olup olmadığıdır. \t<br>\tAval ile kefaletin farklı hukuki sonuçları bulunmakta olup, özel yasa olan Türk Ticaret Kanunu'nda, Türk Borçlar Kanunun'da düzenlenen kefaletin geçerliliği için şart olan eş rızası şekil şartı uygulanamayacağından anılan geçerlilik şartı avali kapsamamaktadır. Bir başka anlatımla, dava konusu bononun tanzim tarihi olan 20/08/2013 tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerinde düzenlenen kefaletin geçerliliğine ilişki şekil şartları kambiyo senetlerindeki aval için uygulanamayacak olup, dava konusu bonoda aval için davacının eş rızasına gerek bulunmamaktadır (Emsal Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 20/04/2018 tarih 2017/4 Esas 2018/5 Karar, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 29/03/2017 tarih 2016/8980 Esas 2017/2552 Karar, 23/10/2019 tarih 2017/3554 Esas 2019/4896 Karar sayılı ilamları).<br>\tÖte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davalının bononun teminatı olan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak miktarı tespit edilmiş olup, alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.<br>\tHal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı ve denetime elverişli bulunduğu, bononun davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin teminatı olduğu, davacının bonoda aval sıfatıyla imzası bulunması nedeniyle avalist sıfatıyla borçtan sorumlu bulunduğu, dava tarihi itibarıyla bononun teminat vasfının 148,34 TL dışında devam ettiği gözetilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin menfi tespit talebinin kısmen kabulü, istirdat talebinin reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/04/2025 <br><br>Başkan -              Üye -                   Üye -                 Zabıt Katibi <br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c8d875111c8d89bc","SID":"e043ae06b48a4808"}}