{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                      T.C.<br>                     İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2025/784<br>KARAR NO \t: 2025/827<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t \t: 2024/417<br>KARAR NO\t\t: 2025/144<br>DAVA TARİHİ\t: 16.05.2024<br>KARAR TARİHİ\t: 18.02.2025<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 04.06.2025<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 04.06.2025<br><br>İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.02.2025 tarih ve 2024/417 Esas, 2025/144 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili 16.05.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalının ... isimli şahıs işletmesinin sahibi olduğunu, işletmenin işlerinin ... tarafından yürütüldüğünü, ...'in 18.11.2023 tarihinde ...'da düzenlenecek ve ... Belediyesi tarafından gerçekleştirilecek olan festivalde kortej ve gösteri yapılması için müvekkili şirket ile telefon üzerinden iletişime geçtiğini,  85.000,00 TL+ KDV üzerinden sunulan teklifin ... tarafından onaylandığını, etkinliğin planlandığı üzere müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, ancak davalı tarafın, etkinlik gerçekleştirildikten sonra fatura bilgilerini müvekkili ile paylaşmadığı gibi müvekkilinin yoğun ısrarlarına rağmen ödemeyi yapmaktan kaçındığını, müvekkilinin faturayı aynı zamanda ... sahibi olan ... adına da düzenlediğini, davaya konu borcun ödenmemesi nedeniyle müvekkili tarafından icra takibi başlatıldığını, ancak davalının itirazı nedeniyle takibin durduğundan bahisle davalının itirazının iptaline, icra takibinin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı  vekili 05.06.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, ayrıca işbu davanın görevsiz mahkemede açıldığını, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasında imzalanan herhangi bir sözleşmenin de bulunmadığından bahisle öncelikle davanın usulden reddine, aksi halde de davanın esastan reddine ve %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ  KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesi 18.02.2025 tarih ve 2024/417 Esas, 2025/144 Karar sayılı kararında özetle;  dava konusu somut olayda,  davalının ticaret sicilden ve vergi dairesinden gelen yazı cevapları gereğince tacir olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın TTK'nın 4.maddesinde münhasıran sayılan uyuşmazlıklar arasında da yer almadığı, davanın ticaret mahkemelerinde bakılacağına ilişkin açık bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı, bu itibarla davanın; ticari bir dava olmaması nedeniyle davaya bakma görevinin  mahkemelerine ait olmayıp, genel hükümlere göre çözülmesi gereken dava olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu düşünülmekle, mahkemenin davada görevli olmaması nedeniyle davanın usulden reddine, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk  Mahkemesi olduğuna dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili 10.03.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; kararın yasaya ve usule aykırı olduğunu, müvekkili şirket ve .../... Danışmanlığı veya ... ticari işletme isimli şahıs işletmesinin sahibi olan ... ile 18.11.2023 tarihinde gerçekleştirilecek olan \"... ve ... Festivali\"nde kortej ve gösteri yapılmasına ilişkin anlaştıklarını, söz konusu işletmenin işlerini ... adına yetkilisi ...'in yürütmekte olup süreç boyunca da ... ile iletişime geçildiğini, dosya muhteviyatında da sabit olduğu üzere, müvekkili şirket tarafından üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiğini ve gösterinin gerçekleştirildiğini, buna rağmen karşı yanın ödeme yapmaktan kaçındığını ve müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini,<br> Bu sebeple, müvekkilinin tacir olması ve yapılan işin müvekkilinin şirketini ilgilendirmesinden; davalının şahıs şirketi üzerinden işlerini yürütmesinden ve aradaki hukuki işlemin ticari iş sayılması gibi sebeplerden mütevellit Asliye Ticaret Mahkemelerinde işbu davanın ikame edildiğini, müvekkili şirketin tüzel kişi, tacir olduğunu, müvekkili şirketin, Limited şirketi olmakla birlikte bir ticaret unvanı altında kurulan ve Türk Ticaret Kanunu'na tabi olan ticaret şirketi olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 16 ve devamı maddeleri hükümleri gereğince; ticaret şirketleri, tescil edilip tüzel kişilik kazandıkları anda tacir sayılmakta olup müvekkili şirketin tacir olarak anıldığını, taraflar arasında kurulan kortej ve gösteri yapılmasına ilişkin hukuki ilişkinin ise müvekkili şirketin faaliyet verdiği ekonomik bir alan olduğunu,<br> Kanunda düzenlenmiş olmayan, fakat bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlerin de ticari olduğunu, buradaki ilginin çok dar yorumlanmaması gerektiğini, ticari işletmenin doğrudan doğruya konusuna girmemekle birlikte dolaylı olarak onunla ilgisi (uygun bir illiyet bağlantısı) bulunan bütün hususlardan doğan işlerin de ticari olduğunu (.., Kara Ticareti, s. 18; ARKAN, Ticari İşletme, s. 62; BAHTİYAR, Ticari İşletme, s. 53.),\tkaldı ki, Kanunda ticari iş kavramından bahsedilen sadece doğrudan ilgi işler değil, bunlara hazırlık mahiyetinde olan işleri ya da icrasını kolaylaştırmak amacıyla yapılan işlemleri ve ticari teamüle göre dolaylı olarak da olsa ticari işletmeyle ilgili olan işleri bile ticari saymak gerektiğini, buradan hareketle, bir tacirin borçlarının veya her türlü iş, işlem ve eyleminin ticari olmasının kural olduğunu, dolayısıyla, tacirlerin yaptıkları işlerin, ticari işletmeleri ile ilgili olduğunun var sayıldığını, <br>Müvekkilinin tacir olduğunu, ekonomik alanı ile doğrudan ilişkili bir iş/işlemin varlığı göz önüne alındığında ticari iş karinesinden dolayı işbu davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılması kadar doğal bir şey olmadığını, zira, tüzel kişinin tacirlerde ticari karinenin hiçbir istisnasının bulunmadığını; tüm işlemlerinin ticari sayıldığını, nitekim Yargıtay'ın, tüzel kişi tacirlerin tüm işlemlerinin ticari olmasından hareketle, bir limited ortaklığının, kendi işlerinde kullanmak üzere araç satın almasını bile tüketici sözleşmesi olarak nitelenemeyeceğine karar verdiğini, diğer yandan, ...'un bir işletme adı olmakla birlikte bütün iş ve işlemlerin davalı ...'in adına ve kendisinin vergi levhası üzerine yapıldığını, kaldı ki, davalı yanın işin konusu ve gereğince tüketici sıfatıyla değil bir gerçek kişi tacir sıfatıyla hareket ederek müvekkiline karşı yükümlülükler üstlendiğini ve borç ilişkisine girdiğini, dolayısıyla, müvekkili ile aralarındaki iş ilişkisinin tüketici işlemi hatta adi iş olmaktan oldukça uzak olduğunu, buna rağmen, mahkemenin görevsizlik kararının isabetsiz olduğu kadar hatalı bir karar olduğunu,<br> Taraflardan yalnızca biri için ticari nitelikte sayılan sözleşmelerin Kanunda aksine bir hüküm yoksa diğeri için de ticari iş sayılacağını, bir an için davalının tacir olmadığını düşünsek bile, işin bir taraf için ticari, fakat diğer taraf için adi olması halinde bile TTK. 19/II’de öngörülmüş olan ölçüt uyarınca, taraflardan birisi için ticari olan sözleşmenin, diğer taraf için de ticari sayıldığını, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 30.01.2019 tarih ve 2019/103 Esas, 2019/834 Karar sayılı kararında: \"Türk Ticaret Kanunu 19. maddesi (mülga TTK 21.madde) hükmü uyarınca tacir olan davalı yüklenicinin borçlarının da ticari olması asıl olup, taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmelerin, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğer taraf içinde ticari iş sayıldığı anlaşılmakla,\" dendiğini, anılı hükümden hareketle, ilk derece mahkemesi'nin gerekçelendirdiği üzere ticari işten söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olmasına gerek olmadığını,<br> Bu sebeple, iş bu uyuşmazlığa uygulanacak hükümlerin Türk Ticaret Kanunu'nunda düzenlenmekle; TTK m.5/1 gereğince: \"Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.\" hükmünün amir olduğunu, <br>Yukarıda anılan sebepler ile, müvekkilinin ticari işletmesinin esasına dayanılan bir hukuki işlemin mevcut olduğu ve ticari işletmenin borçlarının da asli niteliğin ticari olduğu; ayrıca müvekkilin bahse konu hukuki işlemde faaliyet verdiği ekonomik alanı ilgilendirmesi; hem müvekkillinin hem karşı yanın bir tacir gibi hareket etmesi göz önüne alındığında iş bu davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin hatalı görevsizlik kararının ve karara konu gerekçenin yasaya ve usule, aykırı olması sebebiyle istinafen incelenmesini talep etme zaruretinin hasıl olduğunu belirterek yukarıda izah edilen ve resen değerlendirilecek sebepler ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yapılacak inceleme sonucunda ilk derece mahkemesine yeniden inceleme yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın görevli olunmadığından usulden reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>6102 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesine göre bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Aynı Kanun'un 17 nci maddesine göre ise iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.<br> 5362 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde, esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca 6102 sayılı Kanun'un 1463 üncü maddesinde de, önce 17 nci maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17 nci maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.<br>Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.<br> Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmıştır.<br> Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki  tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. <br>Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.<br>Somut olayda; dava, mutlak ticari dava değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan  davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ile uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesi tarafından çözülebilmesi için,  tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması zorunludur.<br> Davacı ticari şirket, tüzel kişi tacirdir. Davalı ise gerçek kişi olup, mahkemece davalı hakkında tacir araştırması yapılmıştır. Dosyada mevcut ... Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısına göre, davalının ticaret sicil kaydı bulunmamaktadır. ... Vergi Dairesi yazısına göre, davalının işletme defteri tuttuğu, 2023 yılı gelir gider tablosuna göre belirlenen sınırın üstünde gelir elde etmediği görülmektedir. Belirtilen sebeplerle davalının tacir olmadığı  anlaşılmaktadır.<br>Görev, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Davalı tacir olmadığından, eldeki dava , ticari dava değildir ve bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemesinde görülemez. Davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Mahkemece , göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi  doğru olup, davacı vekilinin istinaf itirazları isabetli görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.02.2025 tarih ve 2024/417 Esas, 2025/144 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 615,40 TL istinaf  karar ve ilam harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere 04.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.    <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7d4220acff5f7384","SID":"5bdc286978a96efa"}}