{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/1888 <br>KARAR NO: 2025/971<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİÇ İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 17/05/2022<br>NUMARASI: 2016/476 Esas - 2022/461 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in 04/03/2016 tarihinde yaya olarak yolun karşısına geçerken davalı ...'in kullandığı davalı ...'ye ait ççç plakalı motosikletin çarpması sonucu yaralandığını, davacının servis işini yapamayıp başka şoför tutmak zorunda kaldığını, bu nedenle aylık 2.000,00 TL ödediğini, aylık 3.000,00 TL zarara uğradığını, refakatçi bakıcı tedavi giderlerinin de olduğunu (sigorta tarafından karşılanmayan) motosikletin trafik sigortası olmadığından davalı ...'nın sorumluluğu bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere hastaneye gidiş geliş ve tedavi giderleri olarak 1.000,00 TL, refakatçi ve bakıcı gideri 1.000,00 TL, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 1.000,00 TL, çalışamadığı dönemler için eleman çalıştırması nedeniyle 1.000,00 TL kaza nedeniyle ...'a çektiği servisi bırakmak zorunda kalması nedeniyle 1.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminat, çektiği elem ve acı nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve  dava etmiştir. Davalı  ... vekili cevap dilekçesinde özetle;  kendilerine başvuru yapılmadığını, kusur ve maluliyet durumunun adli tıptan sorulması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve tedavi gideri sorumluluğunun olmadığını, tedavi gideri bakıcı gideri ve yol giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğunu, manevi tazminat sorumluluğunun olmadığını, dolaylı zararlardan sorumlu olmadıklarını, temerrüte düşürülmediğinden kaza tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini, avans faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davacının davalılar ... ve ...'e karşı açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04/03/2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müteselsilen ve müştereken tahsili ile davacıya verilmesine, Davacının davalılara karşı açtığı tedavi gideri, bakıcı ve refakatçi gideri, servis işini bir başkasına taşımak zorunda kaldığı gider ve servis işinden dolayı oluşan zararlara ilişkin tazminat taleplerinin reddine, Davacının iş göremezlik tazminat taleplerinin kabulü ile; 5.302,76 TL geçici iş göremezlik 55.240,25 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren (davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsili ile davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile  davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Trafik Sigortası Genel Şartları gereğince, başvuru şartının yerine getirilmediğini, zarar görenin SGK'dan geçici iş göremezlik ödemesi alıp almadığının araştırılması gerektiğini, hazırlanan bilirkişi raporları ve kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davacı yaya karşıdan karşıya geçerken gerekli dikkat ve özen yükümlüğünü uymamış olup kusur atfı yapılması gerektiğini, maluliyet oranının Özürlülük Ölçütü Yönetmeliğine uygun olarak tespit edilmesi gerektiğini, kararın bu yönüyle hatalı olduğunu, yargılama kapsamında tazminat hesabında teknik faiz indirimi uygulanmamış olmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatlarının eksik hesaplandığını, müvekkilinin ortalama kazancı tespit edilmeksizin yapılan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının eksik olduğunu, müvekkilinin kazadan sonra, uzun bir süre kendi ihtiyaçlarını giderememiş ve bakıma muhtaç kaldığını, bu süre zarfında müvekkilinin eşinin müvekkilinin tüm ihtiyaçlarını karşılamış ve kendi işlerini aksatarak eşinin bakımını sağlayarak eşine refakat ettiğini, refakatçi bakıcı gideri hesaplanması için özel olarak hemşire/bakıcı hizmetinden faydalanılması gibi bir şart bulunmadığını, bir aile bireyi tarafından bakım ve gözetim işlerinin yapılması halinde asgari ücret üzerinden refakatçi bakıcı gideri hesaplaması yapılması gerektiğini, bu yöndeki itirazlarının değerlendirilmeksizin reddedildiğini, bilirkişi raporunda müvekkilinin hastaneye gidiş ve gelişlerinde harcamış olduğu yol masrafları, benzin gideri ve tedavi giderleri konusunda da hiçbir değerlendirme yapılmamasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin firmadan aylık 3.000-TL civarında gelir elde etmekteyken bu gelirden sürekli olarak mahrum kaldığını, meydana gelen bu zararın mahkeme tarafından hesaplanmaya dahil edilmemesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarının düşük olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.04.03.2016 günü, davalı sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı motosiklet ile Sokullu caddesini takiben ... mahallesi istikametinden ... mahallesi istikametine doğru seyretmekte iken olay mahalli ... sokak kavşağına geldiğinde, seyrine göre yolun solundan sağına geçmek isteyen davacı yaya ... 'e çarpması sonucunda yayanın yaralanması ile neticelenen dava konusu kaza meydana gelmiştir. Olaya ilişkin kaza tespit tutanağının düzenlenmemiş, ceza soruşturmasının şikayet yokluğu nedeni kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.Mahkemece aldırılan kusur bilirkişi raporunda davalı sürücünün %50, davacı yayanın %50 kusurlu olduğu, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur raporunda davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu, davacı yayanın kusursuz olduğu belirtilmiştir.Bu durumda kusur bilirkişi raporları arasında kusur oranlarında çelişki ortaya çıktığı halde İlk Derece Mahkemesince  kusur oranları bakımından bilirkişi raporları arasında oluşan çelişkinin  giderilmesi için  İTÜ Makine Mühendisliği bölümünde görevli akademisyenlerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan çelişkiyi giderecek şekilde kazanın oluşumunda kusur dağılımını belirleyen gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. -  2024/5474  K.,  2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik  hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmış olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Yargılama sırasında davacının tedavi giderinin tespiti yönünden doktor bilirkişinden rapor alınmadan karar verilmesi de doğru olmamıştır.Trafik kazası sonucu işgöremezlik tazminatının belirlenmesinde davacının elde ettiği gelirin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Kişinin herhangi bir işi yoksa, geliri asgari ücret kabul edilerek bu miktar üzerinden hesaplanacaktır. Davacının gelirinin asgari ücret üzerinde olduğunu, bir başka anlatımla herhangi bir işyerinde çalıştığı yada bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiğini iddia ediyorsa bunu ispat etmesi gerekmekte olup bedensel zararların tazmini davalarında zarar görenin zararını resen belirlemek durumundadır. Bu nedenle davacı asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiğini iddia etmiş ise çalıştığı iş yerinden trafik kazasının olduğu tarihteki ücret ve tüm gelirlerini gösterir ücret bordrolarını getirtilmelidir. Kişi belirli bir iş yerine bağlı olmaksızın,  mesleğini icra eden kişilerden ise ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili zabıta araştırması yanında o meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorulmalıdır. Zarar görenin kaza tarihinde çalıştığı iş yerinde aldığı ücretler gelir olarak kabul edilebilir.Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde davacının servis şoförü olarak çalıştığını belirtmiş ve çalıştığı şirketlere ilişkin faturalara dayanmıştır. Bilirkişi kazancı belirlemeye yeterli belge olmadığını belirterek asgari ücret üzerinden hesap yapmış, mahkemece de bu hesaplama hükme esas alınmıştır. Kaza tarihindeki gelirin tespitine yönelik  araştırma yapılmalıdır. Davacının gelirini gösteren belgelerin  çalıştığı işyerinden ve SGK'dan temin edilmesi, bu belgeler ile gelirlerinin belirlenmesi, belirlenen gelire göre  bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile oluşturulan bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Davacının kazanç kaybına ilişkin talepleri geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı kapsamında değerlendirileceği nedenle ayrıca talep edilmesi doğru olmamıştır. Bu yöne ilişkin istinaf yerinde değildir.Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda  hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474  K.,  2023/12136  E. -  2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078  E. - 2022/10550  K., 2021/13398 E. - 2022/10498 K. sayılı kararları). Davacı vekili sigorta şirketine  01/09/2016 tarihinde başvuru yaptıktan sonra verilen eksik belge teminine ilişkin verilen yanıt üzerine dava açıldığına göre KTK'nın 97.madddesindeki başvuru koşulu yerine getirildiğinin kabul edilmesinde  usul ve yasaya  aykırılık yoktur. Dosya kapsamında SGK 'ya yazılan müzekkere cevabına göre davacıya ödeme yapılmadığı tespit edilmiş olduğundan bu yöne ilişkin istinaf yerinde değildir. O halde Mahkemece yapılması gereken,  davacının çalıştığı  işyerinden kaza tarihi ve öncesi itibarıyla aldığı maaşın ne olduğu araştırılması, SGK kaydı dosya eklenerek meslek koduna göre gerekirse emsal ücret araştırılması yapılması, davacının yaranmasının mahiyetine göre konusunda uzman doktor bilirkişi seçilerek dosyada mevcut davacının tahsilini talep ettiği tedavisine ilişkin giderlerin ,  iyileşme ve tedavi için  gerekli ve zorunlu olup olmadığı, 6111 sayılı Yasa kapsamında kalıp kalmadığı hususunda, SUT hükümleri uygulanmaksızın denetime elverişli, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınması,  ATK'dan kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan \" Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümlerine uygun olarak davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı geçici iş göremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise süresi,  kalıcı işgöremezlik durum ve oranının ne olduğu, iyileşme süresi içinde başka birinin yardımına ihtiyaç duyup duymayacağı, duyuyor ise süresi ve tespit edilecek maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan  taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte maluliyet raporu almak ve tespit edilecek maluliyet oranına ücrete göre aktüer bilirkişiden rapor alınarak  sonucuna göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek karar verilmesi olmalıdır. Manevi tazminatın belirlenmesinde kriterlerden biri de  yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile maluliyet  oranıdır. Daire kararının kapsam ve şekline göre; maluliyet  raporu alınması gerekmekte olup bu halde maluliyet netleşmeden manevi tazminatın belirlenmesi eksik incelemeye dayalı olduğundan manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı ile davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b8c5f2fc18235a69","SID":"db7c1cbce72b57f8"}}