{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                      T.C.<br>                     İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2025/689<br>KARAR NO\t \t: 2025/724<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t\t: 2024/749 <br>BİRLEŞEN D. TARİHİ\t: 02/08/2024<br>ARA KARAR TARİHİ\t: 08/01/2025 <br>DAVA\t\t: Tapu İptali ve Tescil (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTEM\t\t: Davalıdır Şerhinin Kaldırılması<br>KARAR TARİHİ\t: 15.05.2025<br>KARARIN YAZ. TARİHİ\t: 15.05.2025<br><br>Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/749 Esas sayılı dosyasından verilen 08.01.2025 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin birleşen davada davalı .... vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Asıl dava ile birleşen Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/757 Esas sayılı dosyasında davacı vekili tarafından verilen ihtiyati tedbir istemli dava dilekçesinde özetle; ...İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... sitesi ... blokta bulunan, tapuda ... Parselde kayıtlı, dubleks mesken niteliğinde bulunan taşınmazın, davalı ...adına olan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tespit ve tesciline karar verilmesini, işbu dava dilekçesi içerisindeki beyanları ve davalıların kötü niyetli olduklarına ilişkin tüm açıklamaları göz önüne alındığında, dava konusu iki adet taşınmazın davanın devamı sırasında 3. kişilere devredilerek müvekkilin haklarına halel getirileceği yüksek bir ihtimal olduğunu, müvekkili şirket tarafından suç duyurusu yapıldığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık bürosunda 2024/152966 Soruşturma Numaralı dosyası kapsamında derdest olduğunu, bahse konu dosyanın celbini talep etmekle, mahkemece incelenmesi neticesinde davalıların kötüniyetli davranışları ve dolandırıcılık saikiyle hareket ettiğinin görüleceğini, müvekkilinin zararlarının bir nebze önüne geçmek için, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin kaydına tensip kararı ile birlikte dava sonuna kadar 6100 Sayılı HMK’nun 389. ve devamı maddelerine istinaden teminatsız olarak aksi kanaat halinde uygun bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasını, aksi kanaat halinde taşınmaz üzerine davalıdır şerhi konulmasına karar verilmesini, tapuda ... parselde kayıtlı, ...İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... sitesi ... blokta bulunan dubleks mesken niteliğindeki taşınmazın davalı ....adına olan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Asıl dava ile birleşen Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/757 Esas sayılı dosyasından verilen 06.08.2024 tarihli ara kararı ile özetle; ''...davacı taraf, banka kayıtları, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/84 D.İş sayılı dosyası, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 2024/152966 S. numaralı nezdinde yapılan suç duyurusu, tanık, yemin, bilirkişi incelemesi, keşif, ticaret sicili gazetesi kayıtları ve her türlü sair yasal delile dayanmıştır. Dava dilekçesi ile eklerinin incelenmesinden; Dava konusu ...İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... sitesi ... blokta bulunan, tapuda ... Parselde kayıtlı, dubleks mesken niteliğinde bulunan taşınmazın, eser sözleşmesine taraf olmayan 3. Kişiye devri nedeni ile bu devrin hileli olduğuna dair yaklaşık ispat şartının sağlanamaması nedeni ile davacı vekilinin taşınmazın devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, dava sonuna kadar taşınmaz üzerine \"davalıdır şerhi\" konulmasına dair ara karar verilmiştir. <br>Asıl dava ile birleşen Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/757 Esas sayılı dosyasında davalı ...vekili tarafından verilen ihtiyati tedbire itiraz dilekçesinde özetle; Cevap dilekçelerinde ayrıntılı olarak açıkladıkları üzere, tedbir talebi yönünden itirazlarında, müvekkiline yapılan tapu devrinin muvazaalı olduğu iddiası tamamen kötü niyetli olup bu iddiayı ispatlayacak somut herhangi bir delilin ortaya konulamadığını, somut hiçbir delille desteklenmeyen, yalnızca iddia ve varsayımlara dayanarak istenen tedbir talebinin de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi ve devamı hükümlerine aykırılık teşkil ettiği son derece açık olduğunu, davacı tarafın tedbir talebinin reddine yönelik kurulan ara karar ile tapu kaydına ''davalıdır'' şerhi konulması, her ne kadar doğrudan tasarruf kısıtlaması getiren bir ihtiyati tedbir kararına göre daha az etkili olsa da potansiyel alıcılar için mülkiyet hakkı konusunda belirsizlik oluşturduğunu ve alım satım kararlarını olumsuz yönde etkilediğini, dolayısıyla tapu kaydına \"davalıdır\" şerhi konulmasının, mülkiyet hakkı üzerinde doğrudan bir tasarruf engellemesi oluşturmasa bile pratikteki olumsuz etkileri dikkate alındığında daha fazla mağduriyete yol açabileceğinden ''davalıdır'' şerhinin kaldırılmasını talep ettiklerini, davacı tarafça talep edilen ihtiyati tedbir talebinin itirazları doğrultusunda reddine ve davalıdır şerhinin kaldırılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. <br>İlk derece mahkemesinin asıl dava dosyası olan 2024/749 Esas sayılı dosyasından verilen 08.01.2025 tarihli ara kararı ile özetle; ''...davaya konu olan taşınmazlar yönünden verilen tedbire ilişkin ara kararların yerinde olduğu, davalıdır şerhi konulan ve hakkında ihtiyati tedbir kararı verilen taşınmazların dava konusunu oluşturduğu itiraza konu kararda açıklanan gerekçeye, dayanılan deliller ve hukuksal sebeplere ve özellikle ihtiyati tedbir kararında usul ve yasaya aykırı bir yan görülmediği anlaşıldığından asıl dosya üzerinden verilen ihtiyati tedbir kararına ve birleşen dosya üzerinden verilen davalıdır şerhine itirazın reddine'' dair ara karar verilmiştir.<br><br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı ...vekili tarafından verilen 02.02.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; <br>-Davacı tarafça, müvekkilimiz aleyhine haksız ve mesnetsiz iddialara dayalı olarak açılmış olan tapu iptali ve tescili davasında 08/01/2025 tarihli ara karar ile tedbir taleplerinin reddolunduğunu, ancak verilen bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, <br>-Müvekkili aleyhine yerel mahkemede açılan davada, davacı tarafın esas yönünden ileri sürdüğü iddiaların diğer davalılar açısından bir bağlayıcılığı olsa bile müvekkili açısından herhangi bir bağlayıcılığının bulunmadığını, zira müvekkilinin, tapu siciline güven ilkesi doğrultusunda hareket ettiğini ve davaya konu taşınmazı yasal prosedürlere uygun bir şekilde satın alarak malik sıfatını kazandığını, böylelikle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-h maddesi uyarınca, davacı tarafın müvekkiline karşı açtığı davada Hukuki Yararın bulunmadığı ve müvekkili açısından korunmaya değer bir menfaatin mevcut olmadığının ortada olduğunu, dolayısıyla yerel mahkemede açılmış olan davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle müvekkili yönünden reddine karar verilmesinin gerektiğini, <br>-Söz konusu olayın yargıya taşınmasına sebep olan iddialar ve taleplerle ilgili olarak, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir yasal sorumluluğunun bulunmadığını, zira, taşınmazın devri sırasında tapu siciline güven ilkesi doğrultusunda hareket eden müvekkilinin, tüm işlemleri hukuki çerçevede gerçekleştirdiğini ve taşınmazın malik sıfatını hukuka uygun şekilde kazandığını,<br>-Davacı tarafın ileri sürdüğü iddiaların, müvekkilinin sahip olduğu yasal haklar ve tapu sicilindeki kayıtlarla açıkça çeliştiğinin görüleceğini, bu nedenle, davacı tarafın müvekkiline yönelik açtığı yerel mahkemedeki davada, müvekkilinin hukuki bir sorumluluğu bulunmadığı gibi, davanın açılması için gerekli olan husumet de bulunmadığından davanın müvekkili yönünden husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin gerektiğini, <br>-Ayrıca müvekkiline yapılan tapu devrinin muvazaalı olduğu iddiası tamamen kötü niyetli olup bu iddiayı ispatlayacak somut herhangi bir delil ortaya konulamadığını, somut hiçbir delille desteklenmeyen, yalnızca iddia ve varsayımlara dayanarak istenen tedbir talebinin de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi ve devamı hükümlerine aykırılık teşkil ettiği son derece açık olduğunu, <br>-Ancak buna rağmen davacı tarafın tedbir talebinin kabulüne yönelik mahkemenizce kurulan ara karar ile tapu kaydına ''davalıdır'' şerhi konulmasının, her ne kadar doğrudan tasarruf kısıtlaması getiren bir ihtiyati tedbir kararına göre daha az etkili olsa da potansiyel alıcılar için mülkiyet hakkı konusunda belirsizlik oluşturduğunu ve alım satım kararlarını olumsuz yönde etkilediğini, <br>-Dolayısıyla tapu kaydına \"davalıdır\" şerhi konulmasının, mülkiyet hakkı üzerinde doğrudan bir tasarruf engellemesi oluşturmasa bile pratikteki olumsuz etkileri dikkate alındığında daha fazla mağduriyete yol açtığından ''davalıdır'' şerhinin kaldırılmasına yönelik itirazlarının reddine karar verilen 08/01/2025 tarihli anılı ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru zorunluluğu hasıl olduğunu, <br>-Zira yerel mahkemenin dava dosyasında kendilerine yönelik olarak ileri sürülen, davaya konu taşınmazın muvazaalı bir şekilde satın alındığı ve satış bedelinin ödenmediği iddiası tamamen gerçek dışı olduğunu, söz konusu satış işleminin, geçerli yasal prosedürler çerçevesinde ve resmi belgeler doğrultusunda yapıldığını, hukuka aykırılık teşkil eden herhangi bir unsur içermediğini, davacı tarafın iddiaları, hukuki bir zemine oturmadığından ve resmi kayıtlarla çeliştiğinden dikkate alınmaması gerektiğini, <br>-Ticari tecrübeye sahip olan davacı tarafın, hukuken zorunlu olmayan bir avans ödemesini yapmış olmasının davacı tarafın kendi ticari tecrübesiyle bağdaşmayan bir ihmali olup bu durumun sorumlusunun müvekkili olmadığını, bu çerçevede, davacı tarafın taleplerinin hukuken geçerli bir temele dayanmadığı ve ticari teamüllerle bağdaşmadığının açıkça ortada olduğunu, ayrıca müvekkilinin, davacı ile diğer davalılar arasındaki eser sözleşmesinden haberdar olmadığını ve bu sözleşmenin varlığını bilmesi veya bilecek durumda olmasının da mümkün olmadığını, müvekkilinin, taşınmazın mülkiyetini tapu siciline güvenerek kazandığını ve bu süreçte davacı ile diğer davalılar arasında özel bir sözleşme ilişkisinin bulunduğu hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmadığını, <br>-Müvekkilinin, davacı ile diğer davalılar arasındaki özel sözleşmeden haberdar olmaksızın ve tamamen iyi niyetli üçüncü şahıs olarak hareket ettiğinden tarafı olmadığı bu sözleşmenin hükümlerine bağlanması veya bu sözleşmeden doğan yükümlülüklerden etkilenmesi hukuken mümkün olmadığını, zira, Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi uyarınca, müvekkilinin tapu sicilindeki kayıtlara dayanarak kazandığı mülkiyet hakkının korunmasının gerektiğini, <br>- Ayrıca, ispat yükünün, iddia edilen vakıadan kendi lehine hak çıkaracak olan tarafa ait olduğunu, bu bağlamda, davacı tarafın iddialarını ispat etme yükümlülüğünün bulunmadığını, ancak, davacı tarafın ileri sürdüğü iddiaları destekleyecek herhangi bir somut delil mevcut olmadığı gibi satış bedelinin ödenmediğinden nasıl haberdar olduğu dahi açıklanamadığını, müvekkili tarafından hukuka uygun olarak gerçekleştirilen satış işlemi sonucunda tapu kaydının oluşturulduğunu, bu kaydın resmi ve yazılı nitelikte bir belge teşkil ettiğini, bilindiği üzere, Türk Hukuku’nda resmi belgelerin geçerliliği ve güvenilirliğinin esas olduğunu, dolayısıyla, resmi bir belgenin aksini ispat edebilmek için de aynı nitelikte yazılı deliller sunulmasının gerektiğini, aksi takdirde, soyut iddialara dayanılarak müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edilmesi hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırılık teşkil edeceğini, <br>-Yukarıda yaptıkları tüm açıklamalardan anlaşılacağı üzere; davacının iddiasının aksine, müvekkili ile diğer davalı arasındaki satış işlemi geçerli olup davacının ileri sürdüğü iddialar hukuki dayanağı bulunmayan asılsız iddialardan ibaret olduğunu, <br>-Müvekkilinin, davacı ile diğer davalılar arasındaki eser sözleşmesinden haberdar olmadığını ve bu sözleşmenin varlığını bilmesi veya bilecek durumda olmasının da mümkün olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin, bu süreçte tamamen iyi niyetli bir alıcı olarak hareket ettiğini, müvekkilinin, taşınmazı satın alırken tapu sicilindeki kayıtlara güvendiğini, gerekli hukuki denetimleri yaptığını, herhangi bir hukuki sakınca olmadığını göz önünde bulundurmuş ve taşınmazı malik sıfatı ile bu şekilde kazandığını, <br>Hâl böyle iken, iyi niyetli üçüncü şahıs konumunda olan müvekkilinin tapu sicilindeki geçerli kayıtlar ve hukuka uygun işlemlerle elde edilmiş mülkiyet hakkının, davacının asılsız iddialarına karşı mahkemece korunmalı ve davacının haksız talepleri reddedilmesi gerekirken, yerel mahkemece verilen tedbir kararına istinaden yaptıkları itirazın reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan verilen işbu red kararının istinaf incelemesinden geçerek reddinin gerektiğini ve taraflarınca talep edildiğini, <br>Belirterek istinaf başvurularının kabulü ile, yerel mahkemenin 08/01/2025 tarihli ara kararının istinaf incelemesi neticesinde ‘kaldırılmasına’ ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda itiraz ve taleplerinin kabulüne, yerel mahkemede davacının davasının reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br> Talep, birleşen dosyada dava konusu taşınmaz üzerine konulan \"davalıdır\" şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir.<br>İlk derece Mahkemesi tarafından birleşen dosya olan 2024/757 Esas sayılı dosyada 06.08.2024 tarihli ara karar ile dava konusu taşınmaz üzerine \"davalıdır\" şerhinin konulduğu, bu ara karara birleşen dava davalı vekilinin itirazı üzerine Mahkemece 08.01.2025 tarihli ara karar ile itirazın reddine karar verildiği, verilen bu kararın birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.<br>Davacı taraf, davalı ... A.Ş ve davalı ... ile 14.08.2023 tarihli eser sözleşmesinin imzalandığını, yüklenici olan bu davalıların avans talepleri üzerine dava tarihine kadar 10 milyon TL tutarında 8 adet çek, 3 adet villa niteliğinde taşınmaz (taşınmazların 2 adedinin ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/749 Esas sayılı dosyasında dava konusu edildiğini, 1 adedinin ise iş bu davanın konusu olduğunu) ve 37 milyon TL tutarında nakit para verildiğini, ancak davalı yüklenicilerin eser sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, kendisini dolandırma saikiyle hareket ettiklerini, dava konusu taşınmazı bedelsiz ve muvazaalı olarak diğer davalı ...'ye devrettiklerini, davalı ...'nin iyi niyetli olmadığını belirterek dava konusu ...İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... sitesi ... blokta bulunan, tapuda ... Parselde kayıtlı, dubleks mesken niteliğinde bulunan taşınmazın davalı ...adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tespit ve tesciline karar verilmesini, davanın sonuna kadar taşınmazın davalı tarafından başkalarına satış ve devrinin önlenmesi için tapu kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiği, Mahkemece davacı tarafın \"ihtiyati tedbir talebinin reddine ancak dava sonuna kadar taşınmaz üzerine \"davalıdır\" şerhi konulmasına karar verilmiş; verilen bu kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 26.11.2024 tarih ve 2024/1949 Esas, 2024/1676 Karar sayılı kararı ile \"Davacı tarafın eser sözleşmesi kapsamında avans ödemesi olarak davalı yüklenicilere dava konusu taşınmazı devrettiğini, davalı yüklenicilerin edimlerini yerine getirmediğini ve muvaazalı olarak dava konusu taşınmazı diğer davalı ...'ye devrettikleri iddiasıyla tapu iptal ve tescil davasını açtığı, tedbir konusu bağımsız bölümün uyuşmazlık konusu olan iş bu bağımsız bölüm olduğu ve bağımsız bölümün tapu kaydının davalı ...üzerinde olduğu, buna göre 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1 maddesi uyarınca uyuşmazlık konusu olan bağımsız bölüme ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesinin somut olayda yasal koşulları oluştuğu halde ilk derece mahkemesi tarafından ihtiyati tedbir kararı verilmesi isteminin reddedilmesi doğru görülmediğinden ilk derece mahkemesi ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b/2. maddesi gereğince kaldırılarak, Dairemizce yeniden \"Dava konusu ...İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Parsel ...blok Zemin+1(bağımsız bölüm No.1) de bulunan bağımsız bölümün davalı ...adına kayıtlı olması halinde 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için takdiren 500.000,00 TL (Beşyüzbin Türk Lirası) nakdi teminat veya kesin ve süresiz banka mektubunun teminat olarak yatırılması halinde İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA'' kesin olarak karar verildiği; bu kapsamda Dairemizce birleşen davada dava konusu ...İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Parsel... blok Zemin+1(bağımsız bölüm No.1) de bulunan bağımsız bölüm üzerine konulan \"davalıdır\" şerhinin kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisine karar verildiğinden davalı ...vekilinin istinaf talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı ...vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının iadesine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Dairemizce birleşen davada dava konusu ...İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Parsel... blok Zemin+1(bağımsız bölüm No.1) de bulunan bağımsız bölüm üzerine konulan \"davalıdır\" şerhinin kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisine karar verildiğinden davalı ...vekilinin istinaf talebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Davalı ...vekili tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcı ile 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran bu davalıya iadesine, <br>3-Davalı ...tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 394/(5) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca, kesin olarak 15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eb4768117e42d02e","SID":"15c8c34c25bcd26e"}}