{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/873 <br>KARAR NO: 2025/716<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/05/2025<br>NUMARASI: 2025/333  Esas  <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/06/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili tarafından sunulan  dava dilekçesinde özetle: taraflar arasında ticari ilişki mevcut olup , davacının davalı şirkete buggy, rafting, fun park, transfer ve yemek hizmeti verdiği ve bunun karşılığında alacağını faturalandırdığı  ancak karşılığının henüz ödenmediği, davacı şirketin maddi anlamda zor duruma düştüğü ve bu nedenle davalı aleyhine İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... E. Sayıda takip dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip başlatıldıktan sonra davacıya bir kısım ödemenin yapıldığı,  bu sebeple takip talebindeki tutardan farklı bir tutarla (29.385,35 EURO) davanın  açıldığı, alacağın  faturalarla  sabit olmasına rağmen davalının borca gereksiz itirazda  bulunduğu, davalının  alacaklıları semeresiz bırakma gayretinde olduğu, ayrıca davalının bağlı olduğu yurtdışı firması hakkında da iflas kararı açıklandığı belirtilerek  davalı şirketin menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları ve bankadaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan  cevap dilekçesinde özetle: takip dosyasında itirazda belirtildiği gibi taraflar arasında sözleşme bulunması halinde imzalara ilişkin beyanda bulunma haklarının saklı tutulduğu, fatura tebliğ edilmediğinden fatura içeriğinin incelenemediği, davalı şirketin takip alacaklısına hiçbir borcu bulunmadığı, iddia olunan hizmetin anlaşmaya uygun olarak yapılıp /yapılmadığı, ayıplı ifa var ise mahsup yapılacağı  ve bu nedenle  icra takibine yapılan itirazın geçerli olduğu , takip dosyası dayanaklarının da davalıya tebliğ edilmediği belirtilerek davanın reddi ile davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir.Mahkemece 14.05.2025 tarihli ara karar ile ''...Her ne kadar yukarıda açıklanan hususlar muvacehesinde ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş ise de; talep konusu alacak yönünden yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, dava dilekçesinin ekinde sunulan cari hesap hareket dökümünun ihtiyati haciz kararı verilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat ölçüsünü sağlayacak nitelikte olmadığı, alacağa ilişkin faturaların sunulmadığı ve alacağın varlığı ve vadesinin gelip gelmediği hususları yargılamayı gerektirdiğinden ihtiyati haciz talebinin reddine'' dair karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından 14.05.2025 tarihli ara karara yönelik yasal süresi içinde sunulan istinaf dilekçesinde özetle: mahkemece eksik inceleme neticesinde hatalı hüküm kurulduğu, dava konusu icra dosyasında tüm faturaların mevcut olduğu bu nedenle yaklaşık ispat koşunun sağlandığı  ve ihtiyati haczin koşullarının sağlandığı belirtilmiştir. Uyuşmazlık, ihtiyati haciz koşullarının oluşup/oluşmadığı ve 14.05.2025 tarihli ara kararın usul ve yasaya uygun olup/olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1 maddesinde yer alan \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.\" hükmüne göre, rehinle temin edilmemiş bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nin 258/1 maddesinde yer alan \"… Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur…\" hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, kesin bir ispat aranmamaktadır, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanmasının tercih edilmesi gereken bir seçenektir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 23/01/2014 tarih 2023/18723 E. 2014/1804 K.) İhtiyati haciz, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır ve ihtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için bazen karşı taraf dinlenmeden ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görüldüğünde mahkemece verilebilir. Yasal düzenleme gereğince ihtiyati haciz talep eden, İİK'nin 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır.Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl yargılamadan ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez.Somut olayda; dava dilekçesi belirtilen ve icra takip dosyasına sunulduğu belirtilen faturaların içerikleri ve dayanak kılınan belgeler incelenmelidir. Ayrıca sunulan cevap dilekçesinde takibe konu faturaların henüz tebliğinin yapılmadığı ve bu nedenle takibe itiraz edildiği, borcun bulunmadığı ileri sürülmüştür.Yukarıda yer alan bilgiler ışığında inceleme yapıldığında, davacı tarafından dava dilekçesine, takip dosyasına ekli  olduğu ve  sunulduğu ifade edilen  faturalarda belirtilen hizmetinin tam ve eksiksiz olarak ifa edilip/edilmediği, sunulan faturaların iade/ edilip edilmediği incelenmediğinden bu aşamada   dosyaya ibraz edilen belgeler, alacağın varlığı, miktarı ve muaccel olduğuna dair yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. İş bu nedenle, İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve koşullara göre her zaman yeniden talepte bulunulabileceği nazara alındığında, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğuna karar vermek gerekmiştir. 6100 sayılı HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, yatırılan 615,40 TL istinaf harcın mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"afa563b2f34eb0c0","SID":"def897aa7641c63d"}}