{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1698 Esas<br>KARAR NO:2025/855 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI:2020/38 Esas- 2021/484 Karar<br>TARİH:20/12/2021<br>DAVA:Alacak<br>KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul’da bulunan ve uluslararası alanda ticaret yapan bir şirket olduğunu, bu faaliyetler kapsamında buğday unu tedariki konusunda ... isimli şirketle sözleşme yapıldığını, bu sözleşme hükümlerinin ifası amacı ile de davalı ...(...) Şirketine 45 konteyner buğday ununun satışının yapıldığını ve davalı ile taşıma sözleşmesi akdedildiğini, buna bağlı olarak da ... (10 konteyner), ... (10 konteyner),  ... (13 konteyner) ve ... (12 konteyner) numaralı konşimentoların hazırlandığını, satış sözleşmesi uyarınca müvekkilinin navlun ve masraflar dahil bütün ödemeleri yaptığını, daha sonra satıma konu olan malların Mogadişu Limanına vardığını ancak ... Şirketi'nin söz konusu malların ödemesini yapmadığını, bu nedenle müvekkilinin taşıyıcı şirket olan davalı ... şirketinin yetkilileri ile görüşerek söz konusu konşimentolara konu emtianın teslim edilmemesini istediğini, ... Şirketi, cari hesaptan kaynaklı borcunu ödememiş olup sadece 231.525,00 ABD dolarlık kısmı ödediğini ve bu ödeme ile limanda bulunan gemideki tüm malları serbest bırakmaya çalıştığını, davalının ihtarlara rağmen malları teslim etiğini beyanla müvekkili şirketin, ... Şirketi'nden olan, dava esnasında arttırma hakkı saklı kalmak şartıyla şimdilik 100.000 TL alacağının .... Şirketi'nden tahsiline, 20.000 TL manevi tazminat alacağının .... Şirketi'nden tahsiline, karşılıklı sözleşmelerden kaynaklı alacak kaybının dolar kuru üzerinden tespitine, hüküm altına alınacak tazminata, dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faiz oranının uygulanmasına, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşımanın deniz ticaretine ilişkin olduğu aşikar olup taraflarca bu durum ihtilaf dışı olduğunu, bu nedenle davanın Deniz İhtisas Mahkemelerinde ya da Deniz İhtisas Mahkemesi olmayan yerlerde Deniz İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, davanın görevli mahkemede açılmamış olmasından dolayı davanın görevsizlik nedeniyle reddini,  müvekkili şirketin pasif husumeti bulunmaması nedeniyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddini, davanın yetkili mahkemede açılmamış olmasından dolayı davanın yetkisizlik nedeniyle reddini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacak olması nedeni ile davanın usulden reddini, Sayın Mahkeme tarafından işin esasına girilmesi halinde haksız davanın reddini,  her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 20/12/2021 tarih 2020/38 Esas- 2021/484 Karar sayılı kararında;\"İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde 12/11/2019 tarih, 2019/399 esas, 2019/1006 karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiş, davacı vekilinin talebi üzerine dosya mahkememize gönderilmiş ve yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.Mahkememizce resen atanan bilirkişi heyetinden aldırılan raporda özetle; Davacının kendi yasal ticari defter kayıtlarında dava dışı müşterisinden 283.276,14 USD bakiye alacağının bulunduğu, bakiye alacak için taraflarca imzalanan ve kanaatimizce birbiri ile çelişen ifadeler içeren sözleşme hükümlerinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, 23.10.2018 tarihli \"Somali Federal Cumhuriyeti Banadır Bölge Mahkemesi\" kararı ile; ...'ya ait 45 adet konteyner muhtevası buğday unu emtiasının serbest bırakılmasına karar verilmiş olduğundan zararın meydana gelmesinde davalının kusurunun bulunmadığı, konşimentonun arka yüzünde yer atan yetki şartının geçerli olduğu, bu sebeple dava konusu uyuşmazlığın, İngiliz Mahkemelerinde İngiliz Hukukuna göre çözümünün gerektiği, dosyaya konu somut olay bakımından, Taşıyana yüklenemeyecek sebep' başlıklı TTK m. 1179: \"Taşıyanın veya adamlarının kastından veya ihmalinden doğmayan sebeplerden ileri gelen zarardan taşıyan sorumlu olmadığını, taşıyanın veya adamlarının kastının veya ihmalinin bu zarara sebebiyet vermediğini ispat yükü, taşıyana aittir.\" hükmü gereğince, Mahkeme kararı karşısında eşyayı serbest bırakmak zorunda kalan davalı taşıyanın, yükleten ile gönderilen arasındaki cari hesap alacağından sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olacağı belirtilmiştir.Dava ... taşıması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf ihraç edilen ürünlerin bedelinin alıcı tarafından ödenmediği, davalı taşıyana emtianın alıcısına teslim edilmemesi yönünde talimat verilmesine rağmen emtianın teslim edildiği, bu nedenle zarara uğradıklarını iddiasına dayanmaktadır.Dava konusu taşımanın ..., ...,  ..., ... sayılı konişmentolar tahtında yapıldığı, faturaya konu buğday unu emtiasının, Tekirdağ limanından, ... limanına taşındığı, gönderenin davacı ... San. ve Tic. Ltd. Şti., alıcısının ..., taşıyanın ... ... olduğu, konişmentoların  ... A.Ş. Tarafından acente sıfatıyla imzalandığı görülmüştür.TTK'nın 105/2-3. Maddesinde \"acentenin, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz\" düzenlemesinin bulunduğu, ... A.Ş. nin fiili taşıyana izafeten acente sıfatıyla taraf olduğu, konişmentonun düzenlenmesine aracılık ettiği anlaşılmakla taraf teşkilin sağlanmış olduğu,  davalı ... ... nın  fiili taşıyan olduğu, bu haliyle pasif husumet ehliyetinin  bulunduğu anlaşılmıştır.Davaya konu emtia nedeniyle gönderilen ile  davacı yükleten arasında cari hesap alacağı ile ilgili anlaşmazlık bulunduğu, davacının mail yoluyla  taşıyanın teslimden kaçınmasını ve  taşınan malın serbest bırakılmamasını talep ettiği,  ancak  23.10.2018 tarihli \"Somali Federal Cumhuriyeti Banadır Bölge Mahkemesi\" kararı ile; ...'ya ait 45 adet konteyner muhtevası buğday unu emtiasının serbest bırakılmasına karar verildiği ve emtianın  teslim edildiği görülmüştür.TTK'nın 1182. maddesinde taşıyanın kusursuzluk veya uygun illiyet bağı karinelerinden yararlandığı haller düzenlenmiş olup, maddenin b fıkrasında ise zararın yetkili makamların emirleri nedeniyle meydana gelmesi durumunda taşıyanın sorumlu olmadığı kabul edilmiştir. Davacı taraf mal bedelini tahsil edemediğini belirterek yükün teslim edilmemesi yönünde talimat vermiş ise de malın serbest bırakılmasını ilişkin  \"Somali Federal Cumhuriyeti Banadır Bölge Mahkemesi\" kararı gereği yerine getirilmiş olduğundan  mal bedelinin tahsil edilememesi nedeniyle oluşan zarardan davalı taşıyanın sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile ''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin taşıyıcı olarak sorumluluğunu yerine getirmediğini, ... isimli şirketle müvekkili şirket arasında buğday unu tedariki hususunda yapılan sözleşmenin ardından, işbu sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi için davalı şirket ile  taşıma sözleşmesi yapıldığını, müvekkili şirketin, ... Şirketi'nin sözleşmeye aykırı olarak söz konusu mallar için  ödeme yapmadığını, bu nedenle malları serbest bırakmaması gerektiğini davalı şirkete bildirdiğini, konşimentoların hamili olarak emtiaların teslimini yapmaması hususunda defalarca uyarıda bulunduğunu, buna rağmen davalı şirketin emtiaların teslimini gerçekleştirdiğini; Davalı tarafın, taşıma sözleşmesinin ifasında dikkat ve özenle davranma yükümlülüğüne aykırı davrandığını, kusurlu davranışı nedeniyle müvekkili şirketin maddi zarara uğradığını ve üstelik ticari itibarının zedelendiğini, borcunu gereği gibi ifa etmeyen taşıyan şirketin,  müvekkili şirketin uğradığı zarardan dolayı sorumluluğunun bulunduğunu, Somali Federal Cumhuriyeti Banadir Mahkemesi'nin vermiş olduğu kararın, Türk Mahkemeleri nezdinde geçerliliğinin bulunmadığını, işbu yabancı mahkeme kararının davalı tarafın kusurlu sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, mahkeme kararlarının verildikleri ülke sınırları içinde etki oluşturabildiğini, yabancı bir devlet mahkemesi tarafından verilen kararların, diğer ülkelerde sonuç doğurabilmesi için  tanıma ve tenfiz işlemlerinin yapılması gerektiğini, Somali mahkemesinin verdiği kararın konteynırların 48 saat içinde teslimine ilişkin olup süreli bir karar olduğunu, söz konusu kararın dünyanın hiç bir ülkesinde tenfizinin mümkün olmadığını, çünkü 48 saat geçtiğinde kararın geçersiz olacağının kabulünün mümkün olmadığını,  davalının kararı alır almaz itiraz aşamalarını kullanması ve gönderenin talimatına uyarak malı teslim etmemesi gerektiğini, davalı itirazda bulunmayıp malı teslim ederek müvekkilinin itiraz hakkını da kusuruyla kısıtladığını, dolayısıyla yabancı bir ülkede verilen kararın Türkiye’de etki oluşturması için Türk mahkemelerinde tanıma veya tenfiz davası açılması gerektiğini;Yabancı mahkeme kararlarının, bu konuda özel bir milletlerarası antlaşma olmadıkça doğrudan doğruya tanınması veya tenfizinin mümkün olmadığını, 5718 sayılı MÖHUK'da yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tanınması ve tenfizi şartlarının düzenlendiğini, Yerel Mahkemenin işbu hususları göz önünde bulundurmadan yabancı bir mahkeme kararı doğrultusunda hukuksal dayanaktan yoksun bir hüküm verdiğini, söz konusu yabancı mahkeme kararının davalı şirketin sorumluluktan kurtulmasını sağlaması mümkün olmamakla birlikte Türk Hukuku'nun geçerli olduğu Türk Mahkemelerinde açılan işbu davanın sonucunu etkilemesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin ağır kusuru dolayısıyla tazminat sorumluluğunun devam ettiğini;Viyana Sözleşmesi ve Viyana Sözleşmesi’nin 17. maddesinin uygulanmasına ilişkin 1995 tarihli Antlaşma gereği \"geminin aranması\" ve “gemideki kişilere ve yüküne ilişkin olarak uygun işlemleri yapılabilmesi için devletlerin müdahale açısından doğrudan yetkili olmadığını, bu hususta bayrak devletinin izninin gerekli kılındığını, bu doğrultuda  1988 tarihli Uyuşturucu Ve Psikotrop Maddelerin Kaçaklığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nde (Viyana Konvansiyonu): \"Uluslar arası hukuka uygun olarak seyrüsefer serbestisinden yararlanan ve diğer bir Tarafın bayrağını veya kayıt işaretlerini taşıyan bir geminin kaçakçılık yaptığına dair makul gerekçelere sahip olan bir Taraf, bayrak Devletine bu durumu bildirebilecek, kaydın doğrulanmasını ve doğrulanması halinde gemiyle ilgili olarak uygun önlemleri almak için bayrak Devletinden izin isteyebilecektir.\" düzenlemesinin yer aldığını, konteynırlar gemiden indirilmemişse polis dahi olsa gemiye çıkmanın mümkün olmadığını, yani davalı şirketin hukuken yok hükmünde olan uygulanamaz bir mahkeme kararına her türlü imkanla direnebileceğini ve bundan herhangi bir zarar görmeyecek durumda olduğunu;Taşıyanın kusuru mevcutsa, yani yetkili makamların emirleri taşıyanın kusuru dolayısıyla ortaya çıktıysa TTK'nın 1182. maddesi uyarınca taşıyanın sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığını,Yerel mahkeme tarafından bu hususta gereken incelemeler yapılmadan direkt olarak  taşıyanın sorumluluğunun olmadığı şeklinde bir karar verildiğini, Yerel mahkemenin detaylı inceleme yaparak, Somali Federal Cumhuriyeti Banadir Bölge Mahkemesi'nin vermiş olduğu kararın taşıyanın kusuru dolayısıyla olup olmadığı hususunda belirleme yapması gerektiğini, davalı şirketin ödemenin yapılmadığı dolayısıyla da malların teslim edilemeyeceği hususunda yetkili makamlara bilgi vermediği ya da eksik bilgi verdiğini, müvekkili şirkete de malları teslim edeceği hususunda hiçbir bildirim yapmadığını, mahkeme kararına itiraz etmediğini, müvekkilinin de itiraz hakkını kısıtladığını, ayrıca TTK'nın 1182. maddesinde bahsi geçen mahkeme kararı bendinin yüke ilişkin değil, geminin kendisine ilişkin ihtiyati haciz, müsadere gibi kararlarla ilgili olduğunu beyanla usul ve esasa aykırı Yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak esas hakkında açıklamaları doğrultusunda haklı ve hukuka aykırı olarak ikame edilen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davalı taşıyıcının, gönderici olan davacının talimatlarına aykırı davrandığından bahisle meydana geldiği iddia olunan zararın tazmini talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında, 45 konteyner buğday ununun alıcısı dava dışı ... Şirketi'ne teslim edilmek üzere ... Limanın'dan,... Limanı'na taşınması konusunda taşıma sözleşmesi akdedildiğini, konteynerlerin limana ulaşmasından sonra dava dışı alıcı tarafından tüm emtia bedeli ödenmediğinden davalıya teslimatın yapılmaması yönünde talimat verildiğini, davalının söz konusu talimata uymayarak emtiayı teslim ettiğini, dava dışı şirketten alacağın tahsil edilemediğini ve zarara uğradığını, bu zarardan davalının sorumlu olduğunu beyan ederek 100.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, emtiayı Somali Federal Cumhuriyeti Banadır Bölge Mahkemesi kararına istinaden alıcısına teslim ettiğini, taşıma sözleşmesi ile üstlendiği tüm yükümlülükleri kusursuz şekilde yerine getirdiğini, davacı ile dava dışı alıcı arasındaki ticari ilişkinin kendisinin sorumluluğunda olmadığını beyanla davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi uyarınca göndericisi davacı ve alıcısı ... Şirketi olan 45 konteyner buğday ununun davalı tarafça hasarsız ve eksiksiz bir şekilde taşınarak, ...Limanı'nda alıcısına teslim edildiği, söz konusu teslimatın Somali Federal Cumhuriyeti Banadır Bölge Mahkemesi'nin 23/10/2018 tarihli ve emtianın 48 saat içerisinde teslimine ilişkin kararına istinaden yapıldığı, taraflar arasındaki yazışmalardan davacının, davalıya emtiayı teslim etmemesi talimatını verdiği, davalı tarafından yetkili kurumlara davacının gönderdiği evrak ve bilgilerin iletildiği, konu ile ilgili bir duruşma görüldüğü ve neticesinde adı geçen Mahkemece davacı ile dava dışı alıcı arasında imzalanan belgeye istinaden bu kararın verildiği, davacı ile dava dışı alıcı arasında iki ayrı belgenin imzalandığı, bu belgelerden birinde dava dışı alıcının davacıya toplam 231.525 USD ödeme yapacağı, bu şekilde hesabın kapatılacağı ve emtianın piyasaya sürüleceğinin kabul edildiği, davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporunda 01/10/2018 tarihinde davacıya alıcı tarafça bu miktar bir ödemenin yapıldığının, davacının kendi ticari defterlerinde halen dava dışı alıcıdan 283.276,14 USD alacaklı göründüğünün tespit edildiği, davacı ile dava dışı alıcı arasında imzalanan diğer belgede ise, dava dışı alıcının davacıya 231.525 USD ödeme yapacağı ve bu ödeme ile birlikte davacının kayıtlarında bulunan tüm hesabın kapatılması halinde emtianın piyasaya sürüleceğinin kabul edildiği anlaşılmıştır.TTK'nın 868/1. maddesi uyarınca; gönderen taşıyıcıya, taşımanın yapılması için emir ve talimat verebileceği gibi, taşımanın durdurulması, eşyanın geri getirilmesi, başka bir varma veya teslim yerine götürülmesi ya da başka bir gönderilene teslim edilmesi şeklinde tasarruflarda da bulunabilir. Gönderenin bu tür emir, talimat ve tasarrufları, taşıyıcının işletmesi için sakıncalı ise taşıyıcı bunları yerine getirmekle yükümlü değildir.Aynı maddenin 5. fıkrası uyarınca taşıyıcı,kendisine verilen emir ve talimatları ve gönderenin tasarruflarını yerine getirmeyecekse, bunu gönderene bildirmelidir Davacının, davalıdan emir ve talimatlarına aykırı davrandığından bahisle bir zarar talebinde bulunabilmesi için, zararını ve zararın davalının emir ve talimatlara uymaması nedeniyle meydana geldiğini ispat etmesi gerekir.Davalının Somali Federal Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunduğu sırada anılan ülkenin adli makamlarınca verilmiş bir karar mevcut olup, kararın Türkiye'de icra edilmesi söz konusu olmadığından davacı vekilinin kararın tenfiz edilmeksizin icra edilemeyeceği ve davalının bu karara direnmesi gerektiğine dair istinaf sebebi yerinde değildir. Davalı, öncelikle davacı tarafından verilen talimata uymuş, davacı tarafından verilen bilgi ve belgeleri ilgili mahkemeye iletmiş, bundan sonra ise, aksi halde kendi işletmesi için sakıncalı bir durum meydana geleceğinden,Mahkemece verilen karara uymak zorunda kalmıştır. Bu itibarla davalının, emir ve talimatlara uymaması nedeniyle bir maddi ve manevi zarardan sorumlu tutulması mümkün olmayıp, istinaf dilekçesinde ileri sürülen TTK'nın 1182. maddesinin ise uyuşmazlık ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı, dava dışı alıcıdan olan cari hesap alacağını tahsil edemediğini iddia etmiş ise de, alıcı aleyhine Türkiye veya Somali Cumhuriyeti'nde başlatmış olduğu bir takip veya açmış olduğu bir davadan, alıcıya karşı tüm hukuki yolları tükettiğinden ancak alacağını tahsil edemediğinden veya tahsil etmesinin mümkün olmadığından bahsetmediği gibi, dosyaya buna dair herhangi bir delil de ibraz etmemiştir.Davacı ile dava dışı alıcı arasında düzenlenen iki ayrı belgeden davacının alacaklı olup olmadığı dahi anlaşılamamaktadır. Dolayısıyla davacı, zararını da ispat edememiş olup Mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 22/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fd2746db836c86bd","SID":"4be7f183ae1e37a6"}}