{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1693 Esas<br>KARAR NO:2025/847 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI:2021/79 Esas- 2022/175 Karar<br>TARİH:05/04/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.Ş unvanlı Şirketin, yüklerini taşıtmak isteyen yük sahiplerine Uluslararası deniz, hava ve kara taşımalarında aracılık ve lojistik hizmeti verdiğini, müvekkiline yapılan talep üzerine varılan mutabakat ve anlaşmaya dayalı olarak davalı ... Şti 'in yükleyicisi olduğu yüklerin ... Limanı'ndan ... Limanı'na taşımasının 02.11.2019 tarihinde gerçekleştirildiğini, bu hususta, \"ağırlık/hacmi 15.477,07 olan 3 konteyner, ... ve ... \" olan emtianın \"...\" isimli gemi ile tahliye limanı ... olmak üzere,... limanından, .. nolu konişmenio tahtında söz konusu yüklerin taşındığını ve varış limanına sağlam, hasarsız ve vaktinde ulaşmış ve tahliye edilmiş olmasına rağmen söz konusu yüklerin varma limanında alıcısı tarafından teslim alınmadığını ve tahliye limanında konteynerler içinde bekletildiğini, tahliyesinin gerçekleştirilmediğini, yüklerin konteynerlarda tahliye ile alıcısı tarafından teslim alınmaması sebebiyle tahakkuk eden ardiye, demuraj, gümrüğe terk edilme masrafları ve sair tutarların borçlu firmaya bildirildiğini ve konteynerlerin içindeki malların veya konteynerlerin boşaltılmaması/tahliye edilmemesi nedeniyle 27.07.2020 tarihinde de usulüne uygun bir şekilde davalı ... Şti. 'ye \"Çekilmemiş Yük İhbarı\" gönderildiğini, bu tarihe kadar sair zamanlarda e-posta aracılığı ile de bilgilendirme yapıldığını ancak konteynerlerin içeriği yüklerin teslim alınmasına ve konteynerlerin boşaltılmasına ilişkin herhangi bir gelişme olmadığını, davalı firmaya gönderilen ihtarlara ek olarak davalı firma tarafından müvekkiline bildirilen Alıcı ...'e de birçok defa ihtar gönderildiğini, yüklerin teslim alınmaması neticesinde sevkiyata konu konteyner konusu yüklerin Mısır 'da terk edilmiş mal statüsüne girdiğini ve bu neticede malların imha edilebileceği ve açık arttırmaya çıkarılacağının da bildirildiğini, hal böyle olmakla birlikte alıcı tarafından konteynerin alınmayacağı ve bu süreçte tahakkuk eden ardiye ve demuraj masraflarının da ödenmeyeceğinin ortaya çıktığını, bu doğrultuda; ... Limanında bekleyen ilgili konteynerlerin 02/11/2019 tarihinden 22/07/2020 tarihine kadar demurai ücretleri doğduğunu ve buna dair 21/08/2020 tarihli ...nolu faturanın tanzim ve davalıya tebliğ edildiğini, davalıya, ilgili yüklerin alıcı tarafından teslim alınmadığı, bu sebeple tahakkuk eden tutarlar öldüğü ve söz konusu yüklerin çekilmediği takdirde Gümrük tarafından tanınan sürenin dolması akabinde malın yerel mevzuata göre millileşmiş sayılacağı ve bu yönde işlem göreceği hususunun defaatle bildirildiğini fakat işbu bilgilendirme ve ihtarlara rağmen davalı tarafından herhangi bir işlem gerçekleştirilmediğini, yasal düzenlemeler çerçevesinde, gönderilenin, eşyanın teslimini isteme hakkını kullanmadığını takdirde, taşıtanın, navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle mükellef olacağını, bu sebeple müvekkili şirket tarafından borçlu yükleyici şirket aleyhine İstanbul Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ...sayılı dosyası kapsamında faizi ile birlikte toplam 49.411 ABD Doları talebi havi icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibe karşı davalı tarafından haksız olarak itiraz edilmiş olması sebebiyle takip durdurulduğu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili davacı yan ile yaptığı anlaşma gereği üzerine düşen tüm yükümlülüğü - fazlası- ile yerine getirmiş olup, malın teslim alınmaması sebebi ile gerçeklesen rizikonun, doğrudan davacının katlanması gereken ticari faaliyet riski olduğunu,bu noktada davacı yanın basiretli tacir sorumluluğunun değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili taşımaya konu mal ile ilgili yaptığı işlemleri ...-...-... (...) teslim yöntemi ile yapmış olup bu kapsamda gemiye yükleme ile mala ilişkin tüm sorumluluğunun sona erdiğini, fatura taraflar arasındaki anlaşılan hizmeti tespit eden bedel olup davacı yanca taraflarına gönderilen faturaya itiraz edildiğini, iş bu itiraz miktarının kesinleşmediğini, dolayısı ile bu miktar üzerinden takibe geçilemeyeceğinin açık olduğunu, somut durum incelendiğinde davacı tarafça, alacağın mevcut olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, zarar miktarının somut olarak belgelenmediğini, hesaplanmadığını, bedele ilişkin fahiş hesaplama hususunda tereddüt oluştuğu düşünüldüğünde kötüniyet karinesi devreye girecek olup müvekkilinin tazminata hak kazanacağının açık olduğunu beyanla davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 05/04/2022 tarih 2021/79 Esas- 2022/175 Karar sayılı kararında;\"Dava;konteyner bekleme ücreti (demuraj) için düzenlenen fatura alacağının tahsiline yönelik icra  takibine itirazın iptali davasıdır.... sayılı dosyasının celbedilip incelenmesinden,  davacı tarafından 21/08/2020  tarihli 48.114,00 USD bedelli, demuraj  açıklamalı faturalar nedeniyle alacağın tahsili için davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine  takibin durduğu,  itirazın iptali davasının ise İİK'nun 67.maddesine göre  süresi içerisinde açıldığı görülmüştür.Davaya konu... sayılı konşimentonun incelenmesinden gönderenin davalı ... Şti., alıcının... olduğu, ..., ... ve ... nolu konteynerler muhtevası çeşitli mutfak emtiasının ... adlı gemi ile... Limanından ...Limanına taşındığı  anlaşılmaktadır.Konişmentoya göre ...fiili taşıyan, davalı taşıtan konumunda olup davacı taraf taşımaya ilişkin navlun faturası düzenlemiş olmakla akdi taşıyan sıfatına haizdir. Davacının söz konusu taşıma işini fiilen yerine getiren dava dışı ...Tarafından  kendisine kesilen 48.114.00 USD lik konteyner gecikme bedelini rücuen talep ettiği anlaşılmaktadır.Navlun sözleşmesinin tarafları taşıyan ve taşıtan olup  TTK madde 1207 uyarınca navlun ücreti ile genel olarak navlun teferruatı olarak nitelendirilen masrafların borçlusu taşıtandır. Konteyner gecikme ücreti ve diğer masraflar navlunun teferruatı niteliğindedir. Konteynerin kararlaştırılan süreden sonra iade edilmemesi sebebiyle gecikme bedeli istenebilmesi için, borçlu iddia edilen kişi ile taşıyan arasında bu hususta bir sözleşme bulunması gereklidir. Davaya konu konişmentoda demuraja ilişkin düzenleme bulunduğu, dosyaya sunulan yazışmalar incelendiğinde davalı tarafa varış ihbarının yapıldığı,gönderilenin yükü teslim almadığı anlaşılmakla  davalı taşıtanın demuraj bedelinden sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Davacı taraf  21/08/2020 tarihli 48.114,00 USD bedelli demuraj  açıklamalı fatura nedeniyle alacağının bulunduğu iddiasında olup dosyaya sunulan bilirkişi raporunda  95.832.00 USD demuraj bedeli oluştuğu belirtilmiştir. Dava dışı fiili taşıyanın indirim yaparak  davacı adına 48,114,00 USD bedelli fatura düzenlediği, davacı vekilinin cari hesap ilişkisi içinde yapılan ödemeye ilişkin belgeyi sunduğu görülmekle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,''Davanın KISMEN KABULÜNE; ... sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 48.114,00 USD asıl alacak ve 474,54 USD işlemiş faiz üzerinden devamına, kabulüne karar verilen takibe konu asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduatına uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden faiz uygulanmasına, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekillerince tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Mahkemece davanın kabul edilen kısmı ile ilgili bir itirazlarının olmadığını ancak bilirkişi raporunda müvekkili tarafından düzenlenen ve davalı tarafa tebliğ edilerek ticari defterlerine işlenen faturalarda yer alan ödeme süreleri ve kararlaştırılan faize dikkat edilmeyerek temerrütün icra takibi ile olduğuna dair yanlış yorum gerçekleştirildiğini, alacaklarının kanıtlanmış olduğu tüm faturalarda son ödeme tarihinin davalı tarafa ihtar edilmiş olması sebebiyle takip öncesi faizin talepleri gibi kabulünün yasa gereği olduğunu, davalı tarafa öncelikle 29.07.2020 tarihinde PTT aracılığı ile iadeli taahhütlü posta ve e-mail yolu ile ihtarname gönderildiğini, davalı tarafından 29.07.2020 tarihinde ihtarnamenin tebliğ alındığı belirtilerek e-posta ve noter aracılığı ile cevabi yazı gönderildiğini, bu ihtarnamenin, borçlu tarafın borçtan haberdar edildiği ve bu sebeple ilk olarak temerrüde düşürüldüğünün görüldüğünü; Bunun devamında kendileri tarafından 09.09.2020 tarihinde iadeli taahhütlü posta gönderildiğini, davalı tarafa ödeme için 3 iş günü süre tanındığını, bu postanın davalı tarafından 11.09.2020 tarihinde tebliğ alındığını, davalı tarafından gönderilen 14.09.2020 tarihli ihtarname ile ihtarın tebliğ alındığı ve borçlu tarafın tekrar temerrüte düşürüldüğünün tespit edilebildiğini;Yine, bu ihtarlara ek olarak müvekkili tarafından davalı firma yetkilileri ile sürekli görüşme gerçekleştirildiğini, faturanın tebliğ edilmesinden sonra e-posta ile de davalı tarafa gönderildiğini ve davalı tarafa muhtelif tarihlerde ödeme ihtarında bulunulduğunu, davalı tarafın da bu e-postalara cevap verdiğini, bu sebeple, hukuken alacaktan borçlunun haberdar edildiğinin kanıtlandığı dikkate alındığında, müvekkilinin fatura tanzim ve tebliğ tarihinde davalı tarafı temerrüte düşürmüş olduğunun kabulü gerektiğini, bu hususun tekrar incelemeyi gerektirmediği için mahkeme tarafından davanın icra takibi uyarınca talepleri gibi kabul edilmesine karar verilmesini talep etme zaruretleri doğduğunu beyanla İlk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın haksız olduğunu, gerekçeli kararda davalı tarafa varış ihbarının yapıldığı belirtilmiş ise de varış ihbarının müvekkiline yapılmasının herhangi bir mahiyetinin olmadığını, ihbarın ancak gerekli usul ve esaslar ile alıcıya yapılması halinde dava konusunun tartışılabilir nitelikte olacağını, dolayısıyla öncelikle davacının alıcıya usulüne uygun bir varış-teslim ihbarının yapıp yapmadığı araştırılmadan hüküm kurulması sebebi ile kararın bozulmasının gerektiğini;Davaya asıl/fiili taşıyan ...'nun dahil edilmediğini,... Acenteliğinin fiili taşıyana ödeme yapıp yapmadığının dahi bilinmediğini, buna ilişkin bir kayıt sunulmadığı gibi ödeme yapılmaması halinde hangi rücu talebinden bahsedilebileceğinin de anlaşılamadığını;Bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması anlaşılabilir olmayıp itirazlarının değerlendirilmediğini, kendileri tarafından davanın esasını ilgilendiren diğer hususların dikkate alınmaksızın deniz aşırı taşıma konulu bir husumetin ticari kayıtlar ile belirlenmeye çalışılmasının anlaşılabilir olmadığını, kendileri tarafından ileri sürülen ihtar mecburiyetinin incelenmediğini, sözleşmenin varlığına ilişkin kanaatin izah edilmediğini, bilirkişi tarafından taşıma sözleşmesinin olduğuna ilişkin kanaate nasıl varıldığının anlaşılabilir olmadığını;Gerekçeli kararda davacının bir kısım delillerine dayanılmış olup iş bu durumun hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça deliller süresinde sunulmamış olup süresinde sunulmayan iş bu kayıtlara dayanılmasının da mümkün olmadığını, tensip zaptının tebliğ edilmesinden çok sonra, 07.06.2021 tarihli celse sonrası sunulan kayıtların hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, bu kapsamda tüm bu bilgi ve belgelerin dosyaya dahil olmadığı kanaati ile işlemde bulunulması gerekirken, hatalı şekilde değerlendirilmede bulunulduğunu, bu hususta muvafakatlerinin bulunmadığını, davanın genişletilmesi yasağına aykırı işlem yapıldığını;Müvekkilinin davacı yan ile yaptığı anlaşma gereği üzerine düşen tüm yükümlülüğü  fazlası- ile yerine getirdiğini, malın teslim alınmaması sebebi ile gerçekleşen rizikonun doğrudan davacının katlanması gereken ticari faaliyet riski olduğunu, bu noktada davacı yanın basiretli tacir sorumluluğunun değerlendirilmesi gerektiğini, her tacirin, tüm ticarî faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek, sağduyu sahibi olmak, ileriyi düşünmek ve işlemlerini ona göre organize etmek zorunda olduğunu, dolayısıyla davacı tarafından yürütülen ticari faaliyetin basiretli tacir sorumluluğu gereği de müvekkiline yeni bir yük yüklemesinin mümkün olamayacağını;Malın teslim alınmaması sebebi ile doğan alacaktan müvekkili firmanın sorumlu olmadığını, müvekkili taşımaya konu mal ile ilgili yaptığı işlemleri ......-... (...) teslim yöntemi ile yapmış olup bu kapsamda gemiye yükleme ile mala ilişkin tüm sorumluluğunun sona erdiğini, tüm dünyada geçerliliği açık olan iş bu kayıtların davacı tarafından da bilindiği mutlak olup bilinen kayda rağmen talepte bulunulmasının alenen kötü niyet olduğunu, bahse konu İncoterms kayıtları incelendiğinde müvekkilinin, yükler gemiye yüklendiği anda sorumluluğunun sona ermesi ile risklerin alıcı yana geçtiğinin anlaşıldığını, bahse konu kayıtlar gereği taşıyıcı davacının sigorta yükümlülüğü bulunduğunun da söylenebileceğini, bu kapsamda taşıyıcının olası riskleri göz ardı ederek malı sigorta ettirmemesi sebebi ile uğradığını iddia ettiği zararı müvekkilinin sorumluluğuna yüklemesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu;İş bu basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı davranış ve alıcıya ihbar yükümlülüğünün atlanmış olması hususlarının davacı kusuruna dayandığı açık olup bilindiği üzere kimsenin kendi kusuruna dayanan bir durum sebebi ile maddi kar elde edemeyeceğini, müvekkiline açılan takibin haksız ve kötüniyetli olduğunu;Dava dilekçesinde alıcıya ihtar gönderildiğinden bahsedilmiş ise de; bu ihbarın yapılmadığının (yazı ya da buna ilişkin gönderim/tebliğ belgesi de süresinde sunulmamıştır) dosya kayıtları ile sabit olduğunu, dava dilekçesi ekinde yer alan kayıtlardan malın ulaştığından ziyade, malın alınmaması sebebi ile satış yapılacağına ilişkin ihbar yazısının gönderilme niyetinde olunduğunun anlaşıldığını, dolayısı ile ayrıca yapılması gereken ulaşma bildiriminin yapılmadığı açık olup buna ilişkin bir delil yada ihbarın tebliğ edildiğine ilişkin bir belge de sunulmadığını;Yine ulaşma bildirimi olarak kabul etmemekle birlikte gönderildiği iddia edilen yazıların da gerçekten gönderildiğini ve ilgiliye ulaştığını teyit edecek bir delil süresi içerisinde sunulmamış olup şifaen dosyaya giren bu yazının delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla alacaklının temerrüdü sonucu oluşmadan müvekkiline karşı hukuki sürecin başlatılmasının anlaşılabilir olmadığını, haricen müvekkiline yapılan bir resmi ihbar da olmadığını, buna rağmen müvekkilinin, kendisine yapılan şifai beyan gereği  hiçbir sorumluluğu olmamasına rağmen davalı yanın alıcıya ulaşması için yardımcı olmaya çabaladığını;Aslen 3 konteyner malın satışa çıkarılacağına, satışa engel olunması için masraflarının ödenmesine, konteynerlerin gözleme hazır olduğununa, liman yönetiminin bu hususta karar vereceğine ilişkin bildirimlerin yapıldığını, bu bildirimlerin  gönderildiği ya da ulaştığının dahi bilinmediğini, itirazlarının vaki olduğunu, ...- ... e malın limana geldiğine ilişkin ilk bildirim/ihtar olmadığını, iş bu bildirim yapılmadan sürecin yürütülmesi halinde de müvekkilinin temerrüdünün oluşmayacağını;İlgili düzenlemeler gereği; davalının satışa geçtiği/seçimlik olarak satış hakkını kullandığı açık olup an itibari ile malların/ satılıp satılmadığının dahi bilinmediğini, dolayısı ile bu malların alıcı liman yada taşıyıcı tarafından satılması yada başka şekillerde nakde çevrilmiş olması halinde de davalının bir zararı olmayacağını, yine konteynerlerin hurdaya ayrılmış olması da mümkün olup bu takdirde zarar oluşmadığı/oluşması halinde dahi bunun cüzii kalacağını, iş bu durum sebebi ile müvekkilinden 2. kez talepte bulunulmasının anlaşılamadığını, bu yönde ilgili liman müdürlüğünden bilgi alınabileceği açık olup muaccel bir alacağın bulunup bulunmadığının araştırılması, gerekir ise ilgili yerlere müzekkere yazılması gerektiğini;Yine, -kabul anlamına gelmemekle birlikte- davacının, konteynerleri boşaltma ve eşya üzerinde tasarrufta bulunma (hapis hakkı) yahut bunların yerine, ikâme konteyner satın alma yetkisine de sahip olduğunu, dolayısı ile aslen konteynerlerin beklemesinden kaynaklanan zararı azaltma yükümlülüğü de bulunduğunu, bu yetkinin kullanılmamasının da dürüstlük kuralına aykırı sonuç yarattığını, takibe konu faturaya taraflarınca itiraz edilmiş olup talep edilen miktarın kabulünün mümkün olmadığını;Fatura taraflar arasındaki anlaşılan hizmeti tespit eden bedel olup davacı yanca kendilerine gönderilen faturaya itiraz edildiğini, işbu itiraz miktarının kesinleşmediğini, dolayısı ile bu miktar üzerinden takibe geçilemeyeceğini, işbu faturanın davacı ve davalı arasında yapılan ticari işin ifası sırasında oluşan ek bir duruma ilişkin olduğunu, takibe konu bedelin hangi alacağa ilişkin olduğunun da izah edilmediğini, bu noktada alacağın miktarı ve nevi yönünden belirsizliğin olduğunu; Konşimentoda 21 günlük demüraj/sürestarya ücreti olmayan serbest zaman şeklinde kayıt bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte- davacı yanca belirtilen alacak kalemine bu sürenin yansıtılmaması gerektiğini, sonraki sürece ilişkin demüraj vs. alacaklarının kime ait olduğu, şartları süresi hususunda bir hükümde bulunmadığını, müvekkilin ... kaydı ile malı gönderdiğini hatırlatmak gerektiğini, yine müvekkili ile davacı arasında bu hususta harici bir anlaşma yapılmadığını;Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi ile karşı talplerinin kabulünü talep ettiklerini, -asıl borcu kabul etmemekle birlikte- icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit olması gerektiğini, müvekkiline bu hesabın yapılmasına ilişkin kayıtların gönderilmediğini, müvekkilinin bahse konu ülke gümrük masrafları, demuraj ücretini vs. hesaplamasının da mümkün olmadığını, dolayısıyla belirlenebilen bir alacağın söz konusu olmadığını, yine alacağın belirlenebilir/likit olması da tek başına yeterli olmayıp takibe yapılan itirazın kötü niyetli olarak yapıldığının da ispat edilmesi gerektiğini, itirazın kötü niyetli yapılmadığını;Detaylı olarak izah edilen sebepler gereğince; kendileri lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, somut durum incelendiğinde davacı tarafça alacağın mevcut olmadığı- kabul anlamına gelmemekle birlikte- zarar miktarının somut olarak belgelenmediği, hesaplanmadığı, bedele ilişkin fahiş hesaplama hususunda tereddüt oluştuğu düşünüldüğünde kötüniyet karinesi devreye girecek olup müvekkilinin tazminata hak kazanacağını beyanla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/79 Esas ve 2022/175 Karar numaralı 05/04/2022 tarihli kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, demuraj alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarındaki anlaşma uyarınca, davacı tarafından dava dışı alıcı ...'e satılan emtianın ... Limanı'ndan,... Limanı'na, ... nolu konişmento uyarınca hasarsız ve sorunsuz şekilde taşındığını, alıcı tarafından emtianın teslim alınmadığını, davalıya çekilmemiş yük ihbarının gönderildiğini, dava dışı alıcıya da emtianın alınmasının ve sonuçlarının ihtar edildiğini, bu şekilde alıcı tarafından emtianın teslim alınmaması sebebiyle demuraj alacağı doğduğunu ve fiili taşıyıcı tarafından kendisi adına fatura tanzim edildiğini, bu faturanın davalıya yansıtıldığını ancak davalının faturayı ve ödeme yapmayı kabul etmediğini, bu sebeple hakkında icra takibi başlatıldığını ve takibe haksız olarak itiraz edildiğini beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacı ile olan taşıma sözleşmesindeki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, dava dışı alıcının emtiayı teslim almamasından doğan zarardan sorumlu olmadığını, bu riskin basiretli tacir olan davacıya ait olduğunu, satışın ... şeklinde yapıldığını, bu kapsamda konteynerlerin gemiye yüklenmesi ile kendisine ait sorumluluğun sona erdiğini, davacı tarafından alıcıya ve kendisine bir ihbar yapılmadığını, konteynerlerin akıbetinin ve davacının gerçek bir zarara uğrayıp uğramadığının bilinmediğini beyanla davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Dosya kapsamından; Mahkemece tarafların delillerinin toplandığı, konusunda uzman bilirkişi heyetinden gerek tarafların ticari defterleri, gerekse taraflarca sunulan ve HMK'nın 31. maddesi uyarınca Mahkemece toplanan delilerin incelenmesi suretiyle rapor alındığı ve istinafa konu kararın verildiği, davalı vekilince ileri sürülen tüm istinaf sebeplerinin yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, taraflar arasında davacının gönderici, dava dışı... Şirketi'nin gönderilen olduğu 3 konteyner emtianın ... Limanı'ndan ...Limanı'na taşınması konusunda taşıma sözleşmesinin akdedildiği, emtianın fiili taşıyıcı...Şirketi tarafından ... Limanı'na taşındığı ancak gönderilen tarafından teslim alınmadığı ve konişmentoda bulunan 21 günlük sürenin de geçmesi üzerine dava dışı fiili taşıyıcı tarafından boşaltılmayan konteynerler nedeniyle davacı adına 30/06/2021 tarihli ve 48.114 USD bedelli demuraj bedeli faturasının düzenlendiği, davacı tarafından da davalıya aynı miktarda faturanın yansıtıldığı, davalının iddiasının aksine, konişmentoya navlun ve sair alacakların dava dışı gönderilen tarafından ödeneceğine dair bir kaydın düşülmediği, davacı tarafından davalıya emtianın teslim alınmadığının bildirildiği, taraflar arasında yazışmalar yapıldığı, yine dava dışı alıcıya da emtianın teslim alınması gerektiğinin 09-16/08/2020 tarihli mailler ile bildirildiği, davalı tarafından davacıya emtianın teslim alınacağının bildirildiği ve fakat emtianın alıcısı tarafından teslim alınmadığı, 6102 sayılı TTK'nın 1207. maddesine göre, gönderilenin eşyayı teslim almaması halinde, taşıtanın navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana  ödemekle yükümlü olduğu, bu itibarla davalı taşıtanın, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi uyarınca gönderilen emtianın teslim alınmaması nedeniyle oluşan demuraj ücretinden sorumlu olduğu, her ne kadar davalı tarafça malın  teslim şeklinin ...olduğu, bu teslim şeklinde emtianın gemiye teslimi ile sorumluluk sona erdiğinden davacının zararından sorumlu olmadığı savunulmuş ise de, davalının sattığı emtianın dava dışı alıcısına teslimi konusunda dava dışı alıcı ile davacı arasında değil, taraflar arasında bir taşıma sözleşmesi düzenlenmiş olup, taşıtan davalı olduğundan, davalının bu savunmasının yerinde bulunmadığı, ayrıca TTK'nın 1203. maddesinde yer alan düzenlemeye göre gönderilenin, eşyanın teslimini talep etmesi halinde anılan yükümlülüğün muhatabı olacağı, dava dışı gönderilen tarafından emtianın teslim alındığı veya teslim alınmasının talep edildiğinin davalı tarafça ispat edilemediği, sonuç olarak Mahkemece davalının fatura bedelinden sorumlu tutulmasının usul  ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış ve davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri haksız bulunmuştur.Diğer yandan davalıdan talep edilen alacak, gecikme nedeniyle tazminat kabilinden olup miktarı; tarafların kusur durumları, taşıma kuralları ve sözleşme hükümleri incelenerek belirlendiğinden likit değildir. Bu nedenle Mahkemece davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalı olmuş, davalının bu kısma yönelik istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Mahkemece, talep edilen alacak 48.114 USD asıl alacak ve 474,54 USD işlemiş faiz olarak hüküm altına alınmış ise de, faiz miktarına ilişkin bilirkişi raporunda bir hesaplama bulunmadığı ve gerekçede de bu konuda bir açıklama yapılmadığından hükmedilen faiz miktarına nasıl ulaşıldığı anlaşılamamıştır.Davacı tarafından davalıya gönderilen ödeme ihtarnamesinin 05/08/2020 tarihinde tebliğ edildiği, takibin 01/10/2020 tarihinde başlatıldığı, takipte 21/08/2020 tarihinden itibaren %2 oranında faiz talep edildiği, talep edilen oranın talep edilen tarihte 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesindeki düzenleme uyarınca kamu bankalarınca uygulanmakta olan faiz oranlarına uygun olduğu ve talep edilen faizin tamamının kabulü gerekirken, gerekçesiz olarak kısmen hüküm altına alınmasının hatalı olduğu anlaşılmış ve davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kısmen kabulü ile Mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından  HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,2-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/04/2022 Tarihli, 2021/79 Esas ve 2022/175 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,3-Davanın Kabulüne, davalının ... sayılı dosyasına itirazının iptali ile takibin 48.114,00 USD asıl alacak ve 1.297,10 USD işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduatına uyguladıkları en yüksek faiz oranını geçmemek üzere %2 oranında faiz uygulanmasına,4-Davacının koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:5-Dairemiz karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden davalıdan alınması gereken 25.716,19 TL nispi karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 4.483,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 21.233,16 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,6-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 4.483,03 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 4.542,33‬ TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 91,80 TL tebligat/posta gideri ve  2.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam; 2.091,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 60.234,10 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,10-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde kendilerine iadesine, 12-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 60,00 TL posta gideri olmak üzere; toplam 280,70 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,13-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 72,00 TL posta gideri olmak üzere; toplam 292,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 14-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 15-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara  tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f3c1b8aac93e399","SID":"386292e3983fb952"}}