{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1684 Esas<br>KARAR NO:2025/856 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2021/37 Esas- 2022/328 Karar<br>TARİH:27/04/2022<br>DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin, 30.03.2018 tarihli fatura ile davalı şirketten almış olduğu ... plaka sayılı 2017 model ... aracın müvekkili şirket yetkilisinin kullanımı esnasında arızalandığını, araçta oluşan arızanın giderilmesi için davalı şirket tarafından aracın servise yönlendirildiğini ve aracın hatalı üretim nedeniyle motor değişiminin yapılarak aracın müvekkili şirkete teslim edildiğini, müvekkilinin sıfır almış olduğu araç her ne kadar onarılmış ise de, servis kaydında onarım kaydının görüldüğünü, aracın değer kaybına uğradığını, müvekkilinin uğradığı değer kaybı tazminatının davalıdan talep etmelerine rağmen karşılanmadığını beyanla araçta meydana gelen değer kaybına ilişkin ileride bilirkişi tarafından tespit edilecek miktara arttrılmak üzere şimdilik 20.000 TL'nin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili ıslah dilekçesinde; değer kaybı için 20.000,00 TL olarak açtıkları belirsiz alacak davasını 30.000,00 TL daha arttırarak toplamda 50.000,00 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu araçta müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen motor değişim işleminde müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacının ayıp ihbar ve zamanaşımı sürelerine riayet etmediğini, esasa ilişkin olarak da;  dava konusu araçta davacının iddia ettiğinin aksine üretim hatasından kaynaklı herhangi bir ayıp bulunmadığını, dava konusu araçta meydana gelen arıza nedeniyle motorunun müşteri memnuniyeti kapsamında ücretsiz olarak garanti kapsamında değiştirilmiş olduğunu, aracın bir an için ayıplı olduğu düşünülecek dahi olsa, garanti kapsamında ( ücretsiz ) yapılan değişim ile araç sorunsuz bir şekilde kullanıma hazır hale getirilmiş ve araca sıfır orjinal bir motor takılmış olduğundan aracın değerinde de bir kaybın söz konusu olmayacağını, davacı taraf, onarım hakkını kullanmış olup; davacının ilk tercih ettiği seçimlik hakkını değiştirip başka bir seçimlik hakkını kullanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu araca ilişkin talepler zamanaşımına uğramış olup, bu itibarla esasa girilmeden evvel davanın zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmamakta olup, davacının “ayıp” olarak nitelendirdiği hususlar kullanım hatasına ve/veya müşteri memnuniyetsizliğine dayanmakta olduğunu, davacı tarafın onarım hakkını kullanması ve  talebi üzerine aracın onarılmış ve davacıya teslim edilmiş olduğunu, 24.000 km'de ve yaklaşık olarak 3 (üç) yıl süre ile kullanılmış araca 0 km motor takılmasının aracın değerini düşürmemekte, aksine aracın 0 km bir motora sahip olması sayesinde kullanım ömrünü de uzatmakta olduğunu, değer kaybı talep edilmesine olanak sağlayan yasal koşulların oluşmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 27/04/2022 tarih  2021/37 Esas- 2022/328 Karar sayılı kararında;\"Dava hukuki niteliği itibariyle aracın tamiri nedeniyle oluşan değer kaybının tahsiline ilişkindir. ...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava  hukuki niteliği itibariyle aracın tamiri nedeniyle oluşan değer kaybının tahsiline ilişkin olup, tarafların delilleri toplanmış, dosya makina mühendisi-kusur bilirkişisine tevdi edilerek dava konusu araç üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle bilirkişiye tevdi edildiği, denetime uygun olan ve mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınan rapor da dikkate alınarak,Dava konusu ... plakalı, ... marka tipi, ... motor ve ... şase numaralı, 2017 model, 30.03.2018 tarihide ... olarak satın alınmış ... A.Ş. adına tescilli arazi taşıtının üretimden kaynaklı gizli ayıplı olması nedeniyle yaklaşık 1 yıl sonra henüz garanti kapsamı devam ederken 09.02.2019 tarihinde motorunun arızalandığı; arızanın meydana geldiği itibariyle 2 yıllık   zaman aşımı süresinin henüz dolmadığı, Taraflar TTK 16 madde hükmünce tacir olduğundan Yargıtay 19 Hukuk Dairesi'nin 13/10/2015 tarih ve 2015/8094 Esas, 2015/12630 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere ayıp ihbarının TTK’ nın 18/3. maddesinde  hükme bağlanan usullerle ve TTK’ nın 23/3. maddesinde öngörülen süreler içinde ve satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak gizli ayıp olması halinde BK’ nın 223. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında belirtildiği üzere öğrenildiğinde derhal yapılması gerektiği gözetildiğinde , dosya kapsamına göre bildirimin davalıya derhal  yapıldığı, davalı tarafça onarıldığından servis kaydında onarım kaydının görüldüğünü, aracın değer kaybına uğradığını,  ihbar sürelerine uyulduğu, TBK 227 maddesi gereğince davacının değer kaybı talebine hak kazanacağı, aracın arıza öncesindeki rayiç fiyatının 1.000.000 TL, onarıldıktan sonraki rayiç fiyatının 950.000 TL ve piyasa şartlarında değer kaybının 50.000 TL olduğu kanaatine varılarak davanın kabulü ile 50.000,00 TL değer kaybı tazminatının dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihi belirtilmediğinden  ve ıslah dilekçesinde belirtildiğinden ıslahla faiz talep edilebileceğinden  dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile;''Davanın KABULÜ ile 50.000,00 TL değer kaybı tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu araçta gizli ayıp olduğunu kabul etmemekle birlikte araçta gizli ayıbın mevcut olduğu kabul edilecek dahi olsa, hak düşürücü sürelerin aşıldığını, dava konusu aracın 30.03.2018 tarihinde müvekkili şirketten satın alındığını, davacının, Yerel mahkemede açmış olduğu dava ile aracın ayıplı olduğunu ve motor değişiminden kaynaklı değer kaybı meydana geldiği iddialarında bulunduğunu, aracın satış tarihi ile İlk derece mahkemesinde açılan davanın tarihi arasında 3 yıl gibi bir süre bulunduğunu,bu noktada akıllara, her iki tarafın da tacir olması sebebiyle uygulanacak olan TTK m. 23/3 geldiğini, ilgili maddede; \"malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değil ise alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını koruma için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde bir düzenleme yer aldığını, buna göre alıcının tacirin 8 günlük süre içerisinde aldığı mala ilişkin kontrolleri ve muayeneleri yaptırma külfetinin olduğunu, kanunun bu kapsamda asıl amaçladığının, alıcı tacirin de özenli davranması olduğunu, bunu da T.T.K.’nun 18. maddesinin 2. fıkrasında;''Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır.'' diyerek belirttiğini;Somut uyuşmazlıkta ise ayıp ihbarı 3 yıl sonra yapılmış olup, TTK'da öngörülen hak düşürücü sürenin aşıldığını, buna ek olarak, davaya konu ihtilafa ilişkin 6098 sayılı TBK m. 223 uyarınca da ayıp ihbarı için öngörülen hak düşürücü sürenin dolduğunu, yasanın amir hükmünden de gizli ayıpların derhal satıcıya bildirilmediği takdirde alıcının, satım konusu malı bu haliyle kabul edilmiş sayılacağının öngörüldüğünü, davacının aracını yetkili servise getirdiğini, yetkili serviste motor değişikliği gerektiği tespiti yapıldığını ve aracın motorunun değiştirildiğini, davacı tarafın, aracı bir süre boyunca sorunsuz kullandıktan sonra üretimden kaynaklı gizli ayıp olduğu iddialarında bulunarak müvekkili şirkete bildirim yaptığını, kısacası TBK'da ayıba ilişkin bildirim süresi \"derhal\" şeklinde belirlenmiş olmasına rağmen davacının beklemeyi tercih ettiğini ve kanundaki hak düşürücü süreleri yine aştığını;Davaya konu ihtilafa ilişkin dava zamanaşımı süresinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 231. maddesi gereği dolduğunu, dava konusu ihtilaf, her iki tarafı tacir olan taraflar arasında gerçekleşen bir araç satımından kaynaklandığından ve ticari bir iş niteliğinde olduğundan Türk Ticaret Kanunu’nun 23. maddesi’nin1 fıkrasında Türk Borçlar Kanunu’nun satış sözleşmesine ilişkin kanun maddelerine atıfta bulunulduğunu, Türk Borçlar Kanunu’nda konuya ilişkin düzenlemenin 231. maddede yer aldığını, davaya konu aracın 2018 yılında satıldığını ve huzurdaki davanın 2021 yılında açılmış olması sebebiyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin işbu uyuşmazlık bakımından dolduğunu;Dava konusu araçta davacının iddia ettiğinin aksine üretim hatasından kaynaklı herhangi bir ayıp bulunmadığını, araçta meydana gelen arıza halinin motor değişimi nedeniyle tamamen giderildiğini, bu değişim üretici standartları dahilinde gerçekleştirilmiş olduğundan herhangi bir değer kaybı da meydana gelmediğini, davacıya satılan ... marka aracın Türkiye distribütörünün ... A.Ş. olduğunu, müvekkili şirketin, ... A.Ş. tarafından ithal edilen bu araçların yetkili satıcısı ve servis sağlayıcısı konumunda olduğunu;Tüketicin Korunması Hakkında Kanun'un 8. maddesinde bir malın ayıplı olarak nitelendirilebilmesi için gereken şartların düzenlendiğini, bir malın ayıplı sayılabilmesi için malda bulunan eksikliğin önemli olması ve alıcının maldan beklediği faydayı sağlayamaması gerektiğinin açık bir biçimde belirtildiğini, davaya konu aracın ise hali hazırda bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceğini, davaya konu aracın motor arızası şikayeti ile müvekkili şirket servisine getirildiğini ve yapılan teknik incelemelerde motorun krank yataklarındaki problemden dolayı kilitlenerek dönmediğinin tespit edildiğini ve komple motor değişiminin öngörüldüğünü, bu doğrultuda motorun, müşteri memnuniyeti kapsamında ücretsiz olarak garanti kapsamında değiştirildiğini, davaya konu aracın şikayet halinin bu suretle tamamen giderildiğini, dava konusu aracın şikayetlerinin giderilmesi için yapılan servis işlemleri nedeniyle araçta herhangi bir değer kaybı da meydana gelmediğini, aksine aracın motor arızasının giderilmesi için araca sıfır ve orijinal motor takıldığından  bu durumun araçta değer kaybı meydana getirmek yerine aracın değerine değer kattığını, bu kapsamda hali hazırda sorunsuz biçimde kullanılan aracın TKHK m. 8 kapsamındaki maldaki eksiklik ya da özrün önemli olması ve maldan yararlanmayı önemli ölçüde azaltması veya ortadan kaldırması şartlarını sağlamadığı ve dolayısıyla üretimden kaynaklı ayıplı olmadığının açık olduğunu;Yerel mahkemenin; bilimsellikten uzak, eksik ve çelişkili tespitler içeren  bilirkişi raporlarını esas alarak hatalı şekilde hüküm kurduğunu, araçtaki motor değişimi akabinde herhangi bir değer kaybı meydana gelmediğini, bilirkişi kök raporunda \"kutusunda çıktığı gibi işlem yapılmadan araca takılan parçalar fazla değer kaybına neden olmaz\" ifadelerini kullanarak bu duruma hak verse de, bir yandan da araçta 50.000 TL gibi yüksek miktarda değer kaybı olduğu tespitinde bulunarak kendi ifadelerinde çelişkiye düştüğünü, davaya konu araçtaki şikayet hallerinin tamamen giderildiğini ve aracın sorunsuzca kullanılabilir durumda olduğunu, bu hususu bilirkişinin de raporun sonuç başlıklı bölümünde \"inceleme günü yapılan kontrollerde araçta sorun tespit edilmemekle birlikte\" şeklindeki ifadeyle doğrulandığını, bilirkişinin bu ifadelerinin ardından aracın sorunsuzca kullanıldığını tespit edip görmüş olmasına rağmen bu kez de \"Aracın üretimden kaynaklı gizli ayıplı olması nedeniyle süreç içinde motorun arızalandığı anlaşılmaktadır.\" ifadelerinde bulunarak tekrardan çelişkiye düştüğünü, hangi somut verilere dayanarak kendisinin böyle bir tespitte bulunduğunun ise belirsiz olduğunu;Kök rapora karşı itirazlarının da yine soyut birtakım veriler üzerinden incelendiğini ve ek raporda kök raporun yinelenmesi yoluna gidildiğini, Yerel mahkeme tarafından çelişkili ve eksik tespitler içeren bilirkişi raporları temel alınmak suretiyle hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporlarının incelemeye elverişli olması ve tahmini verilerden uzak olması gerektiğine ilişkin birçok Yargıtay kararı mevcut olduğunu; Davacı tarafın yasanın tanıdığı seçimlik haklardan onarım hakkını kullandığını ve araçtaki şikayetlerin onarımla sona erdiğini, bu nedenle somut olayda diğer seçimlik hakların kullanılmasının söz konusu olamayacağını, aracın motorunda meydana gelen arıza neticesinde müvekkili şirketin yetkili servisinde motor değişikliği gerçekleştirildiğini ve araçtaki sorunun tamamen giderildiğini, davacının, yasanın kendisine tanıdığı onarım hakkını kullandığını, şikayetlerin giderildiği de göz önünde bulundurulduğunda davacının misliyle değişim talebinde bulunmasının ve Yerel Mahkemenin de bu doğrultuda hüküm kurmuş olmasının açıkça kanuna aykırı olduğunu;Buna ilişkin Garanti belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in 14. maddesinde onarım hakkı kullanıldıktan sonra bu haktan rücu edilerek diğer seçimlik hakların kullanılması için; bir yıl içerisinde; aynı arızanın ikiden fazla tekrarlanması veya farklı arızaların dörtten fazla meydana gelmesi veya belirlenen garanti süresi içerisinde farklı arızaların toplamının altıdan fazla olması ve bu arızaların maldan yararlanmamayı sürekli kılması gerektiğinin anlaşılabileceğini, somut olayda böyle bir durumun da söz konusu olmadığını, dolayısıyla diğer seçimlik hakların kullanılmasının mümkün olmayacağının açık olduğunu, davacı tarafın seçimlik hakkını daha önce motor değişikliği yapılmak suretiyle aracın onarılması yönünde kullandığını, bu aşamada aracın onarılması talebinden vazgeçilmesinin yukarıda yer verilen kanun maddeleri ile Yargıtay kararları ışığında mümkün bulunmadığını beyanla İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/37 Esas, 2022/328 Karar, 27.04.2022 tarihli hükmünün kaldırılarak davanın tüm yönleriyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, alım satım sözleşmesine konu aracın ayıplı olduğu ve yapılan onarım sonucu değer kaybına uğradığından bahisle tazminat talebine ilişkin olup, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava konusu aracın gizli ayıplı olmadığı, bu halde dahi ayıp ihbar ve zamanaşımı süresinin geçtiği, araçtaki arızanın motor değişimi ile tamamen giderildiği, araçta herhangi bir değer kaybının oluşmadığı, bilirkişi raporunun eksik, çelişkili ve bilimsellikten uzak olduğu, bu raporun hükme esas alınamayacağı, davacının daha önceden onarım hakkını kullanmış olması sebebiyle bundan vazgeçerek başka bir hak talep edemeyeceğine ilişkindir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesine göre; bir maldaki ayıp, satıcının zikir ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmasıdır. Aynı Kanun'un 227. maddesinde, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcının; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme veya imkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik haklarından birini seçebileceği ve alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır.TTK'nın 23. maddesinin atfı ile uygulanan ve ayıptan doğan haklara dair zamanaşımının düzenlendiği TBK'nın 231. maddesi hükmü uyarınca satıcı, daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Ayrıca satıcının ağır kusurlu olması ya da satıcılığı meslek edinmiş olması sebebiyle bilmesi gereken bir ayıbın bulunması halinde, TBK'nın 225. maddesi uyarınca, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulması mümkün değildir.Somut olayda; davacı tarafından davalıdan 30/03/2018 tarihinde dava konusu ... plakalı, 2017 model, ... marka ve model aracın 1.352.943,82 TL'ye satın alındığı, araçta 09/02/2019 tarihinde motor arızasının meydana geldiği ve davalı tarafça garanti kapsamında motorun değiştirildiği, araçta hali hazırda herhangi bir arızanın bulunmadığı, alınan bilirkişi raporu ile bu hususun bir gizli ayıp olduğunun tespit edildiği, ayıp meydana gelir gelmez davalıya bildirim yapıldığı, ayıp ihbar süresine riayet edildiği, bu dava ile davacının, aracın motorunun değişimi nedeniyle oluşan değer kaybı nedeniyle tazminat talep ettiği, davanın 18/01/2021 tarihinde açıldığı, davacı tarafça sunulan garanti belgesinde; aracın mekanik garantisinin 3 yıl ve 100.000 km ile sınırlı olduğu, aracın parça garantisinin 2 yıl, boya garantisinin 3 yıl, paslanmaya karşı gövde garantisinin 6 yıl olduğu, tüm bu özel garantilerin \" 2 yıl ve 60.000 km\" şeklindeki yasal garantiyi aşan süre ve km bakımından sadece bedelsiz onarım için olduğu ve yasal mevzuatın garanti süresi içinde tüketicilere tanıdığı diğer seçimlik hakların doğumuna neden olmayacağının belirtildiği, garanti sözleşmesinin içeriğine göre 3 yıllık garanti süresinin sadece mekanik aksamın onarımı yönünden tanındığı, dolayısıyla davacının bunun dışında, ayıptan doğan başkaca bir hakkını kullanabileceği zamanaşımı süresinin yine TBK'nın 231. maddesi uyarınca belirleneceği, her ne kadar dava satım tarihinden itibaren 2 yıl geçtikten sonra açılmış ise de, davacının 2 yıllık süre içerisinde davalı tarafa ayıp ihbarında bulunduğu ve artık 2 yıllık zamanaşımı süresinin değil 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanacağı, bu minvalde her ne kadar Mahkemenin gerekçesi hatalı ise de, zamanaşımı yönünden verilen kararın sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmış, davalının aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı tarafından sıfır olarak alınan aracın motorunda meydana gelen arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğu, davalı tarafça verilen garanti kapsamında motor değişimi yapılmış ise de, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan ve kısa sürede, araç henüz çok düşük bir km'de iken oluşan arıza neticesinde motorunun tamamen değişmiş olmasının, araçta değer kaybına sebep olacağına dair tespitin dosya kapsamı, hayatın olağan akışı ve hakkaniyete uygun olduğu, davacının az yukarıda açıklanan yasal düzenleme gereği ayıbın onarımı yanında, genel hükümlere göre araçta oluşan değer kaybı nedeniyle uğradığı zararın tazminini de talep edebileceği ve Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 853,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,63‬ TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cb799766cf170d8f","SID":"26ab995498f96e97"}}