{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/631 - Karar No:2025/660<br>                       T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        27. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO\t: 2023/631 <br>KARAR NO\t: 2025/660<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2018/538 E-2022/769 K<br><br><br><br>ASIL VE BİRLEŞEN <br>DAVANIN KONUSU\t\t\t\t: Alacak - İtirazı İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 03.06.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03.06.2025\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin asıl, itirazın iptali istemine ilişkin birleşen davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı-birleşen davada davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili; müvekkilinin taşeron olarak, davalı firma işveren ... İnşaat Yat.San.ve Tic. A.Ş ile Urfa/Viranşehir pompaj sulaması 1. kademe inşaatı işinin yapımı konusunda 21.10.2016 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre pompa binası, elektrik binası, emme havuzu, basma havuzu, regülasyon havuzu ile cebri boru hattında her türlü kazı, dolgu ve kazı-dolgu nakliyesi işlerini içerdiğini, dava konusu işin sahibi ise DSİ Genel Müdürlüğü-15. Bölge Müdürlüğü -15. Şube Müdürlüğü olduğunu  işverenin kendilerinden memnun olduğu için, CTP boru hattı kazı işinin de yapılmasını istediğini, işverenle karşılıklı anlaşılarak bu işin yapılıp bitirildiğini, yapılan işler ile ilgili olarak 01.08.2017 tarihine kadar 7 adet hakediş yapıldığını, ancak işin ilk başlangıç aşamasında arazinin yapısından ve teknik zorunluluklarından dolayı, olağanüstü şevlenmenin oluştuğunu, şevin stabilitesine (duraylığına) olumsuz etki eden etkenler görülerek bunun maliyetlere yansıtılması gerektiğinin davalı işveren yetkililerine bildirildiğini, işveren tarafının bu sorunun çözümleneceği ve mağduriyet olmayacağı güvencesi verildiği için işlere devam edildiğini, ancak verilen sözlerin hakediş belgelerine yansıtılmaması üzerine 06.04.2017, 02.10.2017 ve 07.12.2017 tarihli hakkedişlere itiraz edilerek işveren tarafına üç adet dilekçe verildiğini, bunun üzerine mağduriyetin giderileceği sözü üzerine hakediş evraklarının imzalandığını, nihayet 7. hakediş yapıldığında itirazi kayıtla imzalandığını, 8. hakedişin ise müvekkili aleyhine hesaplamalar içerdiği için imzalanmadığını, dostane çözüm seçeneklerinin tüketildiğini, sonuç olarak; Viranşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/1 D.İş sayılı dava dosyasında bilirkişi heyetince iş mahallinde keşif ve inceleme yapılarak tespit yapıldığını, bu raporun tebliği üzerine davalı işveren tarafından müvekkiline Ankara 34. Noterliği'nden 05.06.2018 tarih ve 05634 sayılı ihtarname ile taraflar arasında sözleşme imzalandığı, bu kapsamda müvekkil şirketin cari hesabında hakediş kesintilerine ilişkin borcu bulunduğunu, işin tamamlanmadan iş yeri terk edildiği için son hakedişin yapılamadığını, şantiyeye gidilerek tarafların beraberce hakedişi yapmaları gerektiğini, aksi takdirde tek taraflı olarak hazırlanacağının bildirildiğinin belirtildiğini, bunun üzerine, davacı tarafın Ankara 40. Noterliği'nin  11.06.2018 tarih, 19953 sayılı ihtarname ile cevap verilerek, bu cevapta \"Müvekkili şirketin sözleşme gereği işi süresinde bitirdiğini, yapılan işlerden  memnuniyet duyulduğu için CTP boru hattı kazısının da müvekkiline karşılıklı anlaşma ile verildiğini ve bu işinde bitirildiğini, Müvekkili şirketin tarafınıza borcunun bulunmadığını, Viranşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/1 D.İş sayılı dosyası kapsamında iş yerinde keşif yapılarak tespitler yapıldığını,bu tespit esas alındığında 115.870,00 m3*7,30 TL/m3 = 845.851,00 TL sırf kazıdan dolayı alacak olduğunu, bu alacağa ayrıca mazot girdisinden dolayı fiyat farkı olarak 362.806,00 TL alacak bulunduğunu fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin alacağının 1.208.607,00 TL olduğunu, bu alacaklara ilişkin hakediş  evraklarının müvekkili tarafından adreslerine gönderildiğini, 1.208.607,00 TL alacağın 3 gün içinde  ödenmesini, aksi takdirde yasal işlemlere başlanacağını\" belirttiğini, davalı ... tarafından Ankara 34. Noterliği'nin, 13.06.2018 tarih, 06043 sayılı ihtarnamede; borç iddiasının gerçek dışı olduğunu, mazot ve sair kesintiler nedeniyle davacıya borcun olmadığını, davacının sözlü ve yazılı ihtarlara rağmen işleri tamamlamadan terkettiğini ve son hakediş düzenlenmesine katılmadığını, katılınmaması takdirde kendilerinin hakkedişi hazırlayarak davacıya gönderileceğini, Viranşehir Sulh Hukuk Mahkemesi'nce yapılan tespitin taraflar arası uyuşmazlıkla ilgisinin olmadığını, sözleşmeye göre  hakkedişlerin düzenlendiğini, alacak iddiasının sözleşme hükümleri çerçevesinde gerçek dışı olduğunu, davacının sözleşmeye aykırı olarak düzenlediği hakedişin kabul edilmeyeceğini, hakedişin beraber yapılmasını, aksi takdirde cari alacağı ilişkin hukuki süreç başlatılacağının belirtildiğini, bu gelişmeler üzerine, müvekkilince hazırlanan hakedişin davalı tarafa PTT ile gönderildiğini, bu evrakları alan davalının, kendisinin de hakediş düzenleyerek müvekkiline yolladığını ve sonuçta müvekkilinden 370.992,83 TL alacaklı olduğunu iddia ettiğini, bu çabalar sonucunda davalı tarafın verdiği sözleri tutmaması ve yapılan işleri inkar etmesi üzerine bu davanın açıldığını, sonuç olarak taraflar arası sözleşmeden doğan ve davalının talebi ile sözleşme dışı yapılan ilave iş ve fiyat farkından doğan  alacaklarından şimdilik 100.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren başlayacak avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili; dava değerinin belli olduğunu, belirsiz alacak davası açılamayacağını, taraflar arasındaki sözleşmenin  Ekim 2016 da imzalandığını, bu sözleşmenin DSİ Viranşehir pompaj sulaması 1. kademe ilişkin olduğunu, müvekkili şirket ile DSİ arasındaki ana sözleşmenin, davacı ile yapılan sözleşmenin bel kemiğini oluşturduğunu, taraflar arası sözleşme açısından, DSİ ile yapılan ana sözleşmenin bir ek statüsünde olduğunu taraflar arasında yapılan işlere yönelik 7 adet hakediş düzenlendiğini, bu hakkedişlere ilişkin kesilen faturalarda problem olmadığını, davacı taraf her ne kadar hakedişlere itiraz yazılarını vermiş olduğunu beyan etse de, davacının hakedişlerde bizzat imzası olduğunu, yapılan tüm ölçü, tartı ve hesaplamalara itirazının bulunmadığını, davalı müvekkilini kayıtsız, şartsız ibra ettiğini, davacı yan alacak iddiasında bulunduğu 5,6,7 nolu hakediş kalemlerine konu işlerde hukuken hiçbir talep ileri süremeyeceğini, kaldı ki bu hakkedişlere ait faturalara dair müvekkilinin bir itirazı olmadığını, davacı yanın alacak iddia ettiği 8 nolu hakediş alacağına ilişkin faturasını da göndermediğini, bu fatura gönderilse dahi müvekkili tarafından kabul edilmeyeceğini ayrı bir konu olmasına rağmen, davacının alacak iddiasına yönelik bir faturasının da bulunmadığını, dava konusu uyuşmazlığın davacının davaya konu alacağının fazla yaptığını iddia ettiği işlerden kaynaklandığını ifade ettiğini, bu konudaki açıklamalarının gerçek dışı olduğunu, davacının öncelikle yaptığı işlerin ana sözleşmesine uygun olmak zorunda olduğunu, bunun içinde taraflar arası sözleşmenin 13.1-3.9-5.2 maddelerinde  bu hususun belirtildiğini, davacının yapacağı tüm kazıların projede belirtilen ebatlar kadar olması gerektiğini, bunun ana sözleşmenin birim fiyat tarifleri bölümlerinde yazılı olduğunu, taraflar arası sözleşmeye göre proje harici fazla kazılara ödeme yapılamayacağının açıkça belirtildiğini, davacı yan ise proje dışında fazla şevli kazı ve dolgu yaptığını belirterek alacak talebinde bulunduğunu, Viranşehir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin tanzim ettiği 2018/1 D.İş raporunda, ne kadar şevli kazı yapılmış ise bunun hesabının yapıldığını, ancak bu hesabın bir anlam ifade etmediğini, zira proje dışı fazla kazılara ödeme yapılmayacağının sözleşmede açıkça ifade edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>            Birleşen Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/650 E,2018/574 K sayılı davasında;<br>\tDavacı vekili; taraflar arasında 21.10.2016 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme dahilinde 7 adet hakediş gerçekleştirildiğini, müvekkili şirket tarafından onaylanarak ödemelerin yapıldığını, davalının alacakları olduğunu iddia ederek 8. hakediş tanzimine iştirak etmediğini, oysa davalı şirketin cari hesaptan kaynaklı borcu bulunduğunu, davalı şirket adına müvekkili şirket tarafından SGK ödemeleri, davalının kullandığı ve kendisine kesilen faturalardan kaynaklı borç ödemeleri, sözleşme konusu işte kullanılan patlayıcı maddeler sebebiyle müvekkili şirketin ödediği patlayıcı madde bedeline ilişkin davacı şirkete kesilen yansıtma faturası ve stopaj kaynaklı alacakları bulunduğunu, müvekkili şirketin ticari defterlerinde gözüken alacağın iş bu dava konusu icra takibine konu meblağın üzerinde olduğunu, davalı tarafın alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibine itirazları haksız olduğundan itirazlarının iptaliyle icra inkar tazminatı ödenmesine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili; cari hesapta müvekkili aleyhine bir sonuç çıkıyor gibi görünse de, sözleşme içinde yapılan fazla işler ve sözleşme dışı işler dikkate alınıp hesaplama yapıldığında müvekkili şirketin ...den alacaklı olduğunun görüleceğini, bu sebeple birleşen itirazın iptali davasında davacının alacaklı olduğunu kabul etmediklerini, birleşen davada müvekkiline kesilen mazot faturalarının taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı tanzim edildiğini, iskonto yapılmadığı gibi fiyat farklarının da hesaplamaya yansıtılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİlk derece mahkemesince; asıl davanın, eser sözleşmesine dayalı alacağın tahsili, birleşen davanın ise yine taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davalı yüklenici ... İnşaat Yatırım San ve Tic. A.Ş.’nin dava dışı iş sahibi olan DSİ Genel Müdürlüğü, DSİ 15. Bölge Müdürlüğü, 152. Şube Müdürlüğü ile arasında \"Viranşehir Pompaj Sulaması 1. Kademe İnşaatı\"nın yapım işini konu alan sözleşme akdettikleri, söz konusu edimin ifası konusunda davalı yüklenicinin de davanın konusunu teşkil eden 02.10.2016 tarihli sözleşmeyi davacı GÖK ile akdettiğinin anlaşıldığını, taşeron sözleşmesinin kapsamı 1.5 maddesinde ana sözleşmenin, \"İdare ile İşveren arasında imzalanan sözleşmedir\" şeklinde tanımlandığı,  \"Sözleşmenin Kapsamı\" başlıklı 2. maddesi ise \"İşverence taahhüt edilen Viranşehir Pompaj Sulaması 1. Kademe İnşaatı işi Pompa İstasyonu bünyesinde yer alan Pompa Binası, Elektrik binası, Emme Havuzu, Basma Havuzu, Regülasyon havuzu ile Cebri Boru hattında her türlü kazı, dolgu ve kazı-dolgu nakliyeleri işlerinin işverene karşı sorumlu olarak taşeron tarafından yapılmasıdır. İhale Makamı idare tarafından, işin yapım sürecinde veya sonunda, Keşif artışı da dahil ana sözleşmede yer alan Birim Fiyat Teklif Cetveli Listesi dışında yapılmasını talep ettiği kazı, dolgu yapılması ve kazı nakliyelerine ilişkin işler de bu sözleşmenin kapsamını oluşturur. Ana sözleşme ve ekleri işbu sözleşmenin tabii ekidir ve taşeron bu sözleşmeler ve ekinde yer alan şartnamelere, teknik ve özel teknik şartnamelere, yapım usul ve yöntemlerine uygun ifa yükümlülüğündedir\" hükmünün olduğu, sözleşmenin 3. maddesinde \"Teknik Şartlar ve İşin İfası\", 5. maddesinde \"İşin Fiyatı ve Tarifi\" hükümlerine yer verildiği,  işin fiyatı ve tarifine ilişkin hükümlerde yapılacak kazı ve dolgu işleri ile bunların nakliyesine ilişkin birim fiyatların düzenlendiği, idare ile yüklenici arasında akdedilen \"Ana sözleşme\" hükümlerinde ise; sözleşmenin 3. maddesi \"İşin adı, yapılma yeri, niteliği, türü ve miktarı\", 6. maddesinde \"Sözleşmenin Türü ve Bedeli\", 8. maddesinde \"Sözleşmenin Ekleri\"ne ilişkin hükümlerin yer aldığı,  \"Taşeron Sözleşmesi\"nin esasen \"Ana sözleşme\"ye atıf yaptığını,yine her iki sözleşmeden de sözleşme türünün \"birim fiyat\" sözleşme olduğu ve yine ihale dokümanında yer alan kesin projeye/projelere ve bunlara ilişkin mahal listeleri ile birim fiyat tariflerine dayalı olarak, idarece hazırlanmış birim fiyat teklif cetvelimde yer alan her bir iş kaleminin miktarı ile bu iş kalemleri için yüklenici tarafından teklif edilen birim fiyatların karşılığının sözleşme bedeli olduğunun kararlaştırıldığının anlaşıldığını, her iki sözleşme hükümleri nazara alınarak ihtilaf konusu olan CTP boru hattı (P1 hattı P1-Y1 hattı) kazı işinin sözleşme kapsamında olup olmadığı hususu incelendiğinde, esasen taraflar arasındaki sözleşmenin birim fiyat sözleşmesi olup yapılacak işler ve birim fiyatların ayrıntılı olarak \"ana sözleşme\"de gösterildiğini, \"Ana sözleşme\"nin 3.3. maddesinde işin niteliği, türü ve miktarı ayrıntılı olarak gösterildiği gibi, yine ana sözleşmenin 25.2 maddesinde yapılacak işlerden kısım kısım bitirilecek işler ve bunları gecikmesi halinde öngörülen gecikme cezaları incelendiğinde CTP boru hattı (P1 hattı P1-Y1 hattı) işinin açıkça ana sözleşme kapsamında yapılacak işler içinde yer aldığının anlaşıldığını, bunun yanı sıra davanın tarafları arasında akdedilmiş olan sözleşmenin 2. maddesinde de sözleşmenin kapsamının açıklandığı,  ana sözleşmeye yapılan atıf gereğince sözleşme kapsamında yapılacak işlerden olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da aynı yönde değerlendirme yapıldığının görüldüğünü,  açıklanan nedenlerle davacının ilave iş olarak iddia ettiği CTP Boru Hattı (P1 Hattı P1-Y1 Hattı) kazı işinin sözleşmeye dahil bir iş olduğunun anlaşıldığını, yine 07.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere taraflar arasında akdedilmiş sözleşme gereğince şevlenme nedeni ile ek ücret talebinde bulunamayacağını, hakedişlerin itirazsız olarak imzalanmış olduğunu, her iki yanın düzenlemiş olduğu 8 numaralı hakedişlere yönelik olarak yine bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalı tarafından hazırlanmış olan 8 numaralı hakedişin esas alınması gerektiğini, bu duruma göre 18.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda kesin hesaba yönelik yapılan hesaplamalar da nazara alındığında, davalının sözleşme kapsamında yaptığı ödemeler sonucunda davacının asıl dava bakımından her hangi bir alacağının bulunmadığını, birleşen dava yönünden ise davacının cari hesap alacağına dayalı yapmış olduğunu, dosya kapsamında alınan 18.03.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre 630.742,39 TL alacağının bulunduğunun anlaşıldığını, davacının takip talebinde 370.000,00 TL alacağın tahsiline yönelik olarak takibe geçtiği dikkate alındığında bu miktar alacak talebi ile bağlı kalınması gerektiğini bildirerek asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, Ankara 29. İcra Dairesi’nin 2018/9166 takip sayılı dosyasında yapılan itirazın iptali ile takibin 370.000,00 TL asıl alacak üzerinden takipteki koşullarla devamına, fazlaya dair istemin reddine, hüküm altına alınan alacak tutarı 370.000,00 TL’nin % 20 oranında hesaplanan 74.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davada davacının davasının reddine, birleşen davada  davacının davasının kısmen kabulüne, Ankara 29. İcra Dairesi’nin 2018/9166 takip sayılı dosyasında yapılan itirazın iptali ile takibin 370.000,00 TL asıl alacak üzerinden takipteki koşullarla devamına, fazlaya dair istemin reddine,  karar verilmiştir. <br>\tDavacı-birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şevli kazı yapılması nedeni ile kazı yapılan alan yönünden fark ortaya çıktığı, bu farkın yansıtıldığı 8 nolu hakedişin ödenmediği, bilirkişi raporunda yerinde bir tespitle “diğer taraftan davalı şirket, hakediş tahakkuku yapılırken, sözleşme gereği davacının hak edişinden %6 oranında Nakit Teminat kesmiş olup, bu kesintiler davacı taraf ticari defterinde aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir. Bu tespite göre 7 nolu hakediş dahil olmak üzere davalı tarafından tutulan nakit teminat tutarı 291.387,77 TL olup, 8 nolu hakediş üzerinden tarafımızca hesaplanan nakit teminat tutarı olan 25.801,57 TL ilave edildiğinde 317.189,34 TL Nakit Teminat’tan dolayı davacı tarafın alacağı olacaktır.” açıklaması yapıldığı, bilirkişinin bu görüşüne katılmakta birlikte 8 no’lu hakedişin hesaplanarak raporun hazırlanması taleplerine dair esasının 8 no’lu hakediş neticesinde ortaya çıkacak hesaplamaya ilişkin olduğu, nitekim 8 no’lu hakediş neticesinde ortaya çıkacak rakama ilişkin davalı firmaya ihtarname gönderildiği, davalının da müvekkilden 370.992,83 TL alacaklı olduğunu iddia ettiği, bilirkişi  raporunun 21. sayfasında davacının, davalından 317.189,34 Tl alacaklı olduğunun belirtildiği,  raporun devam kısmında “Teminatın iadesi ile ilgili olarak sözleşmenin 7. maddesi hükümlerinin tahakkuku halinde, davalı şirket nakit teminatı iade etmekle sorunlu olup, işin geçici ve kesin kabulünde, davacı tarafa yüklenebilecek hatalı eksik veya kusurlu imalat olup olmadığına ilişkin herhangi bir belgenin dosyaya sunulu olmadığından bu hususta değerlendirme yapılmamıştır.” denilmek suretiyle müvekkilin herhangi bir kusurlu imalatının olmadığı, dosyada bunu ispatlar belge olmadığının bilirkişi raporu ile ispatlandığı, her ne kadar bilirkişinin, müvekkilin teminat tutarı kadar olan kısmı iade etmekle yükümlü olmadığını, müvekkil şirketin davalıdan alacaklı olduğunu belirtmişse de, raporun sonuç kısmında bu hesaplamayı ve 8 no’lu hakediş neticesinde ortaya çıkacak miktarı göz ardı ederek hesaplamasını yaptığı ve davalı tarafın müvekkil şirketten alacaklı olduğu kanısına ulaşıldığı, dolayısıyla son tarihli bilirkişi raporunda 8 no’lu hakedişin hesaplanması neticesinde müvekkil şirketin alacaklı olduğu ifade edilmişse de, raporun son kısmında müvekkilin davalıya borçlu olduğuna dair yapılan tespitin anlaşılamadığı,  müvekkilin ana sözleşme ile üstlenmiş olduğu işin, pompa binasının yapımı ile C1 boru kazısının yapılması olduğu, pompa binası yapıldıktan sonra, C1 boruları için yapılan kazı neticesinde belli bir bölgede 2 adet C1 borusunun yanında CTP borusunun da geçmekte olduğunun tespit edildiği,  yapılan kazın patlatma usulü ile yapılmakta olduğundan davalının bilgi ve onayı ile CTP borusunun da aynı zamanda kazısının yapılması işinin de üstlenildiği, müvekkil hem süre yönünden önde gittiğinden hem de 3 adet boru yan yana olduğundan, patlatma yönteminde CTP borusunun da zarar görme ihtimali bulunduğundan 3 adet borunun tüm kazı işinin birlikte yapılmasına karar verildiği, nitekim müvekkil patlatmalı şekilde kazı yaptığından, 3 adet borunun kazı işlemlerinin de birlikte yapılmasına ortak şekilde karar verildiği, bu aşamada müvekkil tarafından kazının dikey olarak değil, şevlendirme yöntemi ile yapılması durumunda kalınıldığı, tüm bu aşamalardan da davalı yüklenicinin bilgisi ve onayı mevcut olup ayrıca fiyat farkı çıkacak hususlarda da davalıya bilgi verildiği, bu hususlar doğrultusunda karşılıklı şekilde anlaşıldığı, müvekkilin şevli kazı işlemini yaptığı ve tamamladığı, sözleşme içeriğinde CTP borusu olmadığından sözleşme dışına çıkılarak CTP borusunun da kazı işleminin müvekkil firma tarafından yapıldığı, dava konusu işin yapıldığı dönem davalı şirket yetkilileri ile yapılan anlaşma doğrultusunda şevli kazı için 3,5/1 ölçüsünün esas alınarak fiyatlandırma hesabı yapılması gerektiği yönünde ortak karara varıldığı, müvekkil şirket tarafından da bu ölçü esas alınarak kazı alanı hakediş hesabı yapıldığı, ancak işin bitmesine yakın şantiye şefi ve teknik heyet değişmiş olduğundan yeni gelen teknik heyet yapılan kazı alanının sözleşme içeriğinde yer aldığı ve sözleşmedeki dikey kazı ölçüsünün baz alınması iddiası ile müvekkilin hak edişinin ödenmemesine karar verdiği, davalı tarafından kazıdaki derinlikler, teknik zorunluluklar dikkate alınmadan olağan akışa, bilime ve fenne aykırı olarak 90 derecelik bir kazı öngörüldüğü, bunun kabul edilemez olduğu, dosya kapsamında değişik iş olarak sunulan kazı miktarının bilirkişilerce göz ardı edildiği, davalının söz konusu işe yönelik oluşturduğu teknik heyeti değişmiş olduğundan müvekkilin sözleşme dışına çıkılarak yaptığı kazılarının bedeli müvekkile ödenmemekte olup müvekkilin yaptığı işten dolayı zarara uğramasına sebep olduğu, müvekkilin yaptığı şevli kazı miktarının Viranşehir Sulh Hukuk Mahkemesi’nin Değişik İş Dosyası ile de hesaplandığı, bilirkişinin daha önceki tüm beyan ve itirazlara rağmen söz konusu değişik iş dosyasındaki rapor ve miktarları göz ardı ederek hesaplama yaptığı, davanın çözümü açısından esas önem taşıyan nokta olan 8 nolu hakedişte, müvekkil tarafından işin yarım bırakılmış gibi hesaplama yapıldığı,  bilirkişice bu hususun incelenmediği, ancak belirtmek gerekir ki, müvekkilin 21.10.2016 tarihinde başladığı işi 07.12.2017 tarihinde işi tamamladığı, tamamlandığına dair  SGK dosyasının da kapatıldığı, davacının söz konusu işi tamamladığına yönelik tüm evrakların dosyada mevcut olduğu, davalı tarafından tüm bu hususlara karşı çıkılarak, iş tamamlanmamış gibi hak edişten kesinti yapılmış olmasının da hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, bilirkişi raporunda 8 nolu hakedişin özellikle üzerinde durulmasını ve müvekkil firmanın alacağının bu doğrultuda hesaplanmasını talep ettikleri, dosyadaki yakıt giderlerinin davalı tarafından yanlış hesaplandığı, sözleşmede yakıt fiyatının sabitlendiği davalı tarafından bu kapsamda fatura kesilmesinin kabul edildiği, davalı tarafından mazot fiyatı ödenecek ancak müvekkile sabit fiyat üzerinden faturalandırılarak hak edişlerden kesinti yapılacağının kararlaştırıldığı, ancak davalı tarafından her gelen mazot fiyatının fiyat farkının müvekkile yansıtıldığı, bu yönüyle davalının sözleşme hükümlerini ihlal ettiği, müvekkilinin hak edişlerine yansıttığı mazot fiyatlarının, sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde birim fiyatın sabit alınması ve Devlet ihalelerinde 1 yılı geçen sürelerde uygulanabilecek taraflara verilen fiyat farkının devreye alınması suretiyle hesaplandığı, bilirkişi raporu alınarak mazot fiyatının doğru şekilde hesaplanmasını talep ettikleri, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediği, daha önceden sunulmuş olan 2019/22 Talimat No ile hazırlanan bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, tarafların ticari defterleri incelendikten sonra müvekkil şirketin davalıdan 130.440,26 TL alacaklı olduğunun ifade edildiği, nitekim alınan söz konusu bilirkişi raporunda, müvekkilin ticari defterlerinin, defter sahibi lehine olan kayıtların dayanağı, müvekkilin defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde, Türkiye Muhasebe Standartları Esasları ve Usulüne göre tutulan kayıtların sahibine delil teşkil ettiğinin bilirkişice saptandığı, dayanağının teşkili ise ödemelerin Banka dekontları ile uyuşması ve bu dekontların da bilirkişi raporu ile mahkemeye sunulması olarak açıklandığı, söz konusu bilirkişi raporunda her ne kadar müvekkilin davalıdan alacaklı olduğu belirtilmiş ise de, müvekkil firmanın alacağının daha çok olması sebebiyle ilgili bilirkişi raporuna itiraz edildiği, fakat dosyaya eklenen son bilirkişi raporunun, hüküm kurmaya elverişlilikten çok uzak olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.<br>\tUyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup asıl davada alacak, birleşen davada itirazın iptali istemlerine ilişkindir.  Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı-birleşen davada davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\t Mahkemece, dosya kapsamındaki  bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı-birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>              HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı-birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince asıl davaya yönelik olarak alınması gereken  615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacı-birleşen davada davalıdan  tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>\t3-Harçlar Kanunu gereğince birleşen davaya yönelik alınması gereken  25.274,70 TL istinaf karar harcından peşin alınan 6.335,63 harcın mahsubu ile bakiye 18.939,07 TL harcın davacı-birleşen davada davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,<br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı-birleşen davada davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödenen istinaf başvuru harcının kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere  03.06.2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br><br>     Başkan  ...                   Üye ...\t            Üye ...                 Katip ...\t<br>    e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"329ba4d9c79c83d0","SID":"43a3045dbb05aa27"}}