{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/798 - Karar No:2025/662<br>                      T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        27. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO\t: 2023/798 <br>KARAR NO\t: 2025/662<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2016/503 E-2021/829 K<br><br><br> <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 03.06.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03.06.2025\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili; taraflar arasında düzenlenen 14/04/2015 tarihli sözleşme ile Tekirdağ Saray  75 Yataklı Devlet Hastanesi mekanik işlerinin müvekkili tarafından üstlenildiğini, müvekkili tarafından 927.128,45 TL tutarında iş yapıldığını, ikmal edilen işin 438.279,85 TL'lik kısmının ödendiğini, bakiye 413.848,60 TL hak edildiği halde  davalılarca ödenmediğini,  bu nedenle müvekkilinin işçi alacaklarını ve SGK borçlarını ödeyemediğini, iş programında meydana gelen aksamaların davalıların yer teslimini süresi içerisinde yapmamalarından kaynaklandığını, buna rağmen müvekkili şirketin yüklenilen iş için aldığı malzemelerin tamamını şantiye sahasına teslim ettiğini, ödeme alamadığı için kalan işlerin malzeme alımında da sıkıntı yaşandığını, müvekkilinin kendi iş programına göre üstlendiği edimi yerine getirdiğini, ancak yapılan işin kontrol edilip tutanağa bağlanmak istendiğinde karşı tarafın bundan kaçındığını, bu nedenle hakediş icmali yapılamadığını ve müvekkilinin alacaklarını resmi yoldan talep edemediğini, yapılan işlere uygun olarak düzenlenen hakediş icmalini onaylaması ve faturayı defterlerine kaydederek ödemesi için Ankara 57. Noterliğinin 25/08/2015 tarihli ihtarı ile yine Ankara 25. Noterliğinin 26/08/2015 tarihli ihtarnamesi ekinde gönderildiğini, davalıların iddia ettiği gibi bir aksama varsa dahi zamanında yer teslimi yapılmadığından müvekkilinden kaynaklanmadığını, davalıların ise keşide ettikleri Ankara 35. Noterliğinin 02/09/2015 tarih ve Ankara  16. Noterliğinin 01/09/2015 tarihli ihtarnameleri ile sözleşmeyi fesih ettiklerini ve faturayı iade ettiklerini, davalıların yapılan işin seviyesinin tespitini talep ederek Saray (Tekirdağ) Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/3 D. İş sayılı dosyası ile rapor alındığını, müvekkilinin de delil tespiti talebinde bulunduğunu ve Saray (Tekirdağ) Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/4 D.İş sayılı dosyası ile rapor aldığını, müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2015/20211 sayılı dosyası ile başlatılan takibin davalıların haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile itirazın şimdilik 200.000,00 TL yönünden iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini  talep etmiş, 07/10/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile takibin 369.394,42 TL üzerinden devamına karar verilmesini istemiştir.  <br>\tDavalı vekili; 15/04/2015 tarihli sözleşme ile taraflar arasında Tekirdağ Saray 75 Yataklı Devlet Hastanesi İnşaatı Mekanik İşleri Yapım İşi hususunda anahtar teslim götürü bedelle anlaşıldığını, işin ihale dokümanında yer alan uygulama projeleri ve bunlara ilişkin mahal listelerine dayalı olarak davacı tarafından teklif edilen 2.800.000 TL + KDV karşılığı yapılacağını, keşif listesinde de belirtildiği üzere Fancoil Cihazlarının Temini, Klima santralleri aspiratör ve vantilatörlerin temininin müvekkili davalılara ait olup, belirtilen fiyata bu cihazların dahil olmadığını,  bu cihazların müvekkil şirketçe alınarak şantiyeye bırakıldığını ve fakat davacının bu cihazların bağlantılarını yapmadığını, davacının keşif listesinde belirtilen edimlerin çok azını tamamlayabildiğini, Saray Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/3 D.İş sayılı dosyası üzerinden yapılan tespitte davacının ediminin % 15 seviyesinde yapılmış olduğunun, yapılan işlerin de testlerinin yapılmadığının, % 85 oranında yapılması gereken iş olduğunun ve sözleşmeye göre işin bitim tarihi olan 15/09/2015 tarihine kadar işin bitmeyeceğinin ve yaklaşık 5 ay gibi bir sürede bitirileceğinin tespit edildiğini, ancak iş bu rapora itiraz ettiklerini, müvekkili şirket mühendisleri tarafından yapılan tespite göre davacının edimini ancak % 10,11 seviyesinde tamamlayabildiğini, yine sahada bulunan ve ihrazat olarak değerlendirilen malzemelerin bilirkişilerce taşeronun beyan ettiği sevk irsaliyelerine göre düzenlendiğini, temini ve depolanması davacıya ait olan kalemlerin adet ve fiyatının yerinde tespit yapılmayarak davacının beyanına göre hazırlandığını, belirtilen malzemelerin şantiye sahasında olduğu varsayımından hareketle rapor düzenlendiğini, ayrıca davacının işi anahtar teslim aldığını ve uygulanmayan malzemelerin inşaat sahasında korozyona maruz kalacağı düşünülerek fiyatlandırılmasının yapılarak hata yapıldığını, davacının ödeme alamadığından işçilik SGK ve ücretlerinin ödeyemediğini belirtmekte ise de müvekkili şirket tarafından davacıya toplam 495.000,00 TL ödeme yapıldığını, sözleşmenin 4. maddesi kapsamında ödenen bu miktar kadar teminat senedinin de bugüne kadar müvekkillerine ibrazı gerekmesine rağmen davacının bu edimi de yerine getirmediğini, davacıya yapılan bu ödemeler dışında davacının ödemediği SGK primlerinin de davacı adına SGK'ya 19.468,38 TL olarak müvekkili şirketçe ödendiğini, davacının ifa ettiği edimin karşılığının üstünde bir ödeme yapıldığını, öte yandan davacının delil olarak sunduğu tespit dosyasına da müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine % 20 den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince; davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, dosyanın bilirkişi kuruluna tevdi edildiği, alınan ilk bilirkişi kurulu   kök ve itiraz üzerine alınan ek raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmakla, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alındığı, bilirkişi kurulu kök ve ek raporunda özetle; taraflar arasında akdedilmiş bulunan 14.4.2015 tarihli sözleşme ile Saray 75 Yalaklı Devlet Hastanesi mekanik tesisat kapsamında mütalaa edilen; sıhhi tesisat, müşterek tesisat, ısıtma ve soğutma tesisatı, (fancoil cihazları temini davalı adi ortaklığa ait), havalandırma tesisatı, (klima santralleri, aspiratör ve vantilatör temini davalıya ait), yangın tesisatı, otomatik kontrol tesisatı, mutfak ve çamaşırhane tesisatı, doğalgaz tesisatı, yağmur suyu drenaj kanalizasyon bahçe sulama tesisatı işleri malzeme ve işçilik götürü bedel, anahtar teslimi esasına göre 2.800.000,00 TL + KDV bedel karşılığında davacı şirket (taşeron) tarafından yapılması konusunda mutabık kalındığı, davacı taşeron tarafından 14.04.2015 tarihi itibarı ile işe başladığı ve sözleşmenin feshedildiği 01.09.2015 tarihine kadar çalışmasını sürdürmüş olduğu, tarafların Saray SHM marifeti ile yapılan işin metrajı ve bedelinin tespiti istemi ile ilgili olarak bilirkişi raporlarının düzenlenmiş olduğu, davalı şirketin talebi doğrultusunda düzenlenmiş (2015/3 D. İş sayılı dosyasında) tespit raporunda fiilen gerçekleştirilmiş imalat tutarının 421.334,95 TL olduğunun tespit edildiği, davacı firmanın talebi ile yapılan tespit sonucunda (2015/4 D. İş sayılı dosyanda) düzenlenen bilirkişi raporunda fili gerçekleşen imalat tutarının 424.943,95 TL olduğunun tespit edildiği, tespit raporlarında yer alan iş kalemleri, metrajları incelendiğinde her iki raporda içerik ve miktar olarak aynı olmakla birlikte 2015/4 D. İş raporunda toplama hatası yapılmış olduğunun tespit edildiği, davalı müteahhit ile dava dışı idare arasında düzenlenmiş hak edişlerde inşaat, mekanik ve elektrik işleri toplamı belirtilmiş olduğundan total bedel içinde mekanik tesisat miktarının tespitinin mümkün olamadığını, davacı tarafından fiilen gerçekleştirilmiş imalat tutarının 421.334,95 TL+KDV olacağının tespit edildiğini, ihzarat yönünden yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, ihzarata konu malzemelerin imalata girmemiş olması nedeniyle, genel anlamda kaldırılıp götürülebilir malzemeler olarak değerlendirildiğini,  ancak 2015/4 D. İş dosya kapsamında yapılan tespit raporunda yer alan malzemelerin sözleşme koşulları gereği taşeron firmanın edinimindeki iş kalemlerine ilişkin malzemeler olduğu, tespit raporunda belirlenmiş bedelinin 289.908,76 TL olduğu, anılan malzemelerle ilgili yapılan tespitlerde anılan bedelin makul bir bedel olduğunun değerlendirildiğini, davacı yanca temin edilerek şantiye sahasına getirilmiş olan ve sözleşmesinin feshedildiği tarihte şantiyede bulunduğu (hem davacı yanca, hem de davalı yanca) tespit raporları ile sabit olan malzemelerin, davacıya iade edildiğine ilişkin her hangi bir belgenin dava dosyasına sunulmamış olduğundan, söz konusu malzemelerin şantiyede kullanılmış olabileceği, ayrıca davacı tarafından tekrar iadesinde zorluk çekilebileceği ya da mümkün olamayacağı da düşünüldüğünde bu malzemelerle ilgili bedelin ödenmesi gerektiğinin değerlendirildiğini, davalı iş ortaklığınca davacıya 2,3 ve 4 nolu hakedişe mahsuben 434.998,13 TL ödenmiş olduğu, davacının talep edebileceği 421.334,95 TL'ye KDV ilavesi sonucunda davacının talep edebileceği tutarın 497.175,24 TL olduğu, davalı yanca yapılan ödeme tutarı 434.998,13 TL’nin tenzilinden sonra davacının hakediş nedeniyle talep edebileceği tutarın 62.177,11 TL olacağı, ihrazat bedelinden kaynaklanan tutarın da talep edilebileceğinin kabulü halinde 342.092,36 TL olduğu, buna göre toplam 404,269,45 TL talep edilebileceğinin bildirildiği, itiraz üzerine alınan bilirkişi kurulu ek raporunda ise davacının fiili imalattan dolayı talep edebileceği tutarın KDV dahil 62.177,11 TL olacağı, davacı ... davalı ticari defterlerine intikal ettirilmemiş olan ve ...-... İnşaat tarafından ... Müh.Is.Soğ.İnş.Bilg.Yaz.İnsan Kay. Gıd. İth. İhr. Ltd. Şti.  adına SGK ödemesi olarak ödenmiş olan tutarın davacı alacağından tenzil edilmesi sonucu davacı alacağının 27.302,06 TL olabileceği, Mahkemece ihrazat bedelinin de talep edilebileceği yönünde kanaat oluşması halinde 369.394,42 TL olabileceği yönünde görüş bildirildiği, iddia ve savunma, toplanan deliller, alınan bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 14/04/2015 tarihinde Tekirdağ Saray 75 Yalaklı Devlet Hastanesi İnşaat Mekanik İşlerinin davacı tarafından anahtar teslim 2.800.00,00 TL+KDV olmak üzere yapımı konusunda anlaşma sağlandığı, davacı tarafından 14.04.2015 tarihinde işe başladığı ve sözleşmenin feshedildiği 01.09.2015 tarihine kadar çalışmasını sürdürdüğü, tarafların Saray SHM marifeti ile yapılan işin metrajı ve bedelinin tespiti istemi ile ilgili olarak bilirkişi raporlarının düzenlenmiş olduğu, Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporu ile;  tespit raporlarında yer alan iş kalemleri, metrajları incelendiğinde her iki raporda içerik ve miktar olarak aynı olmakla birlikte 2015/4 D. İş raporunda toplama hatası yapılmış olduğunun tespit edildiği, davacı müteahhit ile dava dışı idare arasında düzenlenmiş hakedişlerde inşaat, mekanik ve elektrik işleri toplamı belirtilmiş olduğundan total bedel içinde mekanik tesisat miktarının tespitinin mümkün olamadığı, davacı tarafından fiilen gerçekleştirilmiş imalat tutarının 421.334,95 TL+KDV olacağının tespit edildiği, öte yandan gerek davacı gerekse davalılar tarafından alınan tespit raporları ile sahada bulunduğu tespit edilen malzemelerin sözleşme koşulları gereği davacı taşeron firmanın edinimindeki iş kalemlerine ilişkin malzemeler olduğu, tespit raporunda belirlenmiş bedelinin 289.908,76 TL olduğu, yine bilirkişi heyetince anılan malzemelerle ilgili yapılan tespitlerde anılan bedelin makul bir bedel olduğunun değerlendirildiği davacı yanca temin edilerek şantiye sahasına getirilmiş olan ve sözleşmesinin feshedildiği tarihte şantiyede bulunduğu tespit raporları ile sabit olan malzemelerin, davacıya iade edildiğine ilişkin her hangi bir belge dava dosyasına sunulmamış olduğundan, söz konusu malzeme bedellerinin de davacıya ödenmesi gerektiği, buna göre davacının 421.334,95 TL+KDV olmak üzere  497.175,24 TL fiilen yerine getirdiği iş tutarı olduğu, bu miktardan davalılarca yapılan ödemelerin ve davacı adına SGK ya yapılan ödemelerin mahsubu sonucu davacının bakiye 27.302,06 TL bakiye iş alacağının bulunduğu, öte yandan KDV dahil 342.092,36 TL malzeme bedeli alacağının bulunduğu böylece davacının davalılardan 369.394,42 TL alacaklı olduğu, her ne kadar davalılar vekilince gerek takip talebi gerekse dava dilekçesinde sahada bırakılan malzemeye ilişkin bir talepte bulunulmadığı savunulmuş ise de, takip talebinde borcun sebebinin 14/04/2015 tarihli sözleşme gereği yapılan işler nedeniyle hakediş, fatura ve ihtarnameler olarak gösterildiği, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnameler ekinde yer alan hakediş icmaillerinde malzeme bedellerinin de yer aldığı, dolayısıyla icra takibine ve eldeki davaya konu edildiği, dolayısıyla davalılar vekilinin bu yöndeki savunmasına itibar edilemeyeceği, davacının, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere takibin 200.000,00 TL üzerinden iptalini istediği,  bilahare ıslah suretiyle talebini 369.394,42 TL üzerinden davacısı ıslah ettiği, itirazın iptali davası, borçlunun itirazına uğramış olan alacak için, takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı açılan alacak davası ile aynı mahiyette bir eda davası türü olup, davacının, itirazın iptali davasına konu icra takibindeki talep miktarını aşmamak kaydıyla, ıslah yolu ile talebini artırmasının mümkün olduğu, İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca itirazın iptali davasının, borçlunun itirazının alacaklıya tebliği tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, eldeki davada davacı, 30/05/2016 tarihinde takibin 200.000,00 TL'lik kısımı yönünden itirazın iptaline ilişkin dava açmış; 07/10/2021 tarihli dilekçesi ile davayı ıslah ederek takibin 369.394,42 TL üzerinden devamına karar verilmesini istediği, davacının en geç dava tarihinde davalının itirazlarını tebliğ aldığının kabul edilmesi gerektiğinden, dava tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra 07/10/2021 tarihinde yapılan ıslah ile artırılan miktar yönünden talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermek gerektiği, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı ve kötüniyet tazminatı taleplerinin de reddine karar verilmesi kanaatine ulaşıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne, davalıların Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2015/20211  sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaline, takibin 200.000,00 TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle devamına,  fazlaya ilişkin istemin hak düşürücü süre nedeniyle reddine, şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2015/20211  sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaline, takibin 200.000,00 TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle devamına,  fazlaya ilişkin istemin hak düşürücü süre nedeniyle reddine,   şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil tarafından 927.128,45 TL tutarında iş yapılmış, ikmal edilen işin 438.279,85 TL'lik kısmının ödendiği ancak bakiye 413.848,60 TL hak edildiği halde  davalılarca ödenmediğinden Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün 2015/20211 sayılı icra takibi davalıların haksız itirazı ile durdurulması sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile itirazın şimdilik 200.000,00 TL yönünden iptali ile takibin devamı ve davalılar aleyhine %20'den az olmamak suretiyle icra inkar tazminatına karar verilmesi talebiyle işbu itirazın iptali davası ikame edildiği,  müvekkilin talebi ile 2015/4 D. İş dosyası kapsamında, davalı yanın talebiyle 2015/3 D.İş dosyası kapsamında düzenlenen bilirkişi raporlarıyla fiili gerçekleşen imalat tutarlarının tespit edildiği, ayrıca işbu raporlar kapsamında ihrazat yönünden malzemelerin halen şantiyede bulunduğu hususunun da ayrıca tespit edildiği, bu bağlamda söz konusu malzemelerin sözleşme koşulları gereği taşeron firmanın edinimindeki iş kalemlerine ilişkin malzemeler olduğu, davacı yanca temin edilerek şantiye sahasına getirilmiş olan ve sözleşmesinin feshedildiği tarihte şantiyede bulunduğu hem davacı yanca, hem de davalı yanca alınan tespit raporları ile sabit olan malzemelerin, davacıya iade edildiğine ilişkin her hangi bir belgenin dava dosyasına sunulmamış olduğundan, söz konusu malzemelerin şantiyede kullanılmış olabileceği, ayrıca davacı tarafından tekrar iadesinde zorluk çekilebileceği ya da mümkün olamayacağı da düşünüldüğünde bu malzemelerle ilgili bedelin ödenmesi gerektiğinin Mahkemece değerlendirildiği, dosya kapsamında alınan kök ve itirazların değerlendirildiği ek rapor sonucunda müvekkil şirket lehine toplam alacak bedeli olarak tespit edilen 369.394,42 TL üzerinden taraflarına ait 07.10.2021 tarihli dilekçede ıslah yoluna başvurulduğu, ancak Mahkemece ıslah sonrası kısım için; \"..İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca itirazın iptali davasının, borçlunun itirazının alacaklıya tebliği tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekmektedir. Eldeki davada davacı, 30/05/2016 tarihinde takibin 200.000,00 TL'lik kısımı yönünden itirazın iptaline ilişkin dava açmış; 07/10/2021 tarihli dilekçesi ile davayı ıslah ederek takibin 369.394,42 TL üzerinden devamına karar verilmesini istemiştir. Davacının en geç dava tarihinde davalının itirazlarını tebliğ aldığının kabul edilmesi gerektiğinden, dava tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra 07/10/2021 tarihinde yapılan ıslah ile artırılan miktar yönünden talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddine...\" ve şartları oluşmayan icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı taleplerinin de reddine karar verilerek, nihayetinde davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulduğu, hak düşürücü süreye ilişkin bu nitelemenin tamamen hatalı olduğu, ekte sunulan Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere,\" asıl davada itirazın iptalinin ıslah ile alacak davasına çevrilmesi ve miktarın arttırılması mümkündür. Bu bir tür ıslahtır. Harcı da yatırıldığına göre ıslah ile talep edilen miktar üzerinden ıslah talebinin alacak davası olarak göz önünde bulundurulup davanın sonuçlandırılması gerekirken...\" (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/8924 Esas, 2020/233 Karar sayılı kararı)  denilerek, dosya kapsamında miktarın arttırılması ile davanın bir alacak davası niteliği kazandığının vurgulandığı, bu doğrultuda itirazın iptali davasına mahsus 1 yıllık hak düşürücü süreden bu noktada bahsedilemeyeceği, müvekkilin alacak miktarı dosya kapsamında ortaya konulmuş olup, bu alacağın yok sayılmasının mümkün olmadığı, ayrıca davalının 2015 yılında doğmuş bu borcuna ilişkin kötü niyetli itirazı ile müvekkili maddi, manevi zarara uğrattığı, bizzat kendisinin yaptırmış olduğu tespit ve ticari defter kayıtları ve ödemelerinin malumu olduğu, bu doğrultuda yapılan itiraz neticesinde müvekkil lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiği, müvekkilin davalılardan alacağının 413.848,60 TL olup ilk derece mahkemesinin görevlendirdiği bilirkişi kurulu bunun daha azının hak edildiğine yönelik hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişsiz raporlarına itirazlarının da giderilmediği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dosya kapsamında görevlendirilen bilirkişi kurullarından ısrarla “…davacı şirketin gerçekleştirdiği imalatının işin tamamına göre fiziki oranının tespiti ile bu orana göre uyuşmazlık hakkında rapor düzenlenmesi...” istenilmiş olmasına rağmen bilirkişi kurullarınca önce (temlik eden) davacı şirketin tamamladığını kabul ettiği imalat bedelinin belirlendiği, akabinde bu bedelin sözleşme bedeline oranlanarak (temlik eden) davacı şirketin iş bitirme yüzdesine ulaşıldığı, oysaki bilirkişi heyetleri tarafından yapılması gereken işin, önce (temlik eden) davacı şirketin fiziki iş bitirme yüzdesinin tespit edilmesi, sonrasında bu yüzdenin sözleşme toplam bedeline oranlanması olduğu, Mahkeme’ nin talep ettiği, anahtar teslim götürü bedel işin keşif listesinde yer alan iş kalemleri incelenmek suretiyle davacı şirketin bu listeden tamamladığı işlerden yola çıkarak öncelikle iş bitirme yüzdesinin tespitinin gerektiği,  bu doğrultuda, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporlarının hiç birisinde Mahkemece bilirkişi heyetlerine verilen görevin yerine getirilmediği, bu nedenle, mezkûr raporların hükme esas alınmaması gerektiği, (Temlik eden) Davacı yan, dava dilekçesinde “…sözleşmeye istinaden 927.128,45TL tutarında iş yapıldığı ve 438.279,85TL’lik kısmının ödendiği, 413.848,60 TL tutarında alacak hak edildiği halde uzunca bir süredir ödenmemiştir \" demekle, huzurdaki dava ile talep edilen miktarın hak ediş bedeli olduğunu beyan ettiği, gerek dava dilekçesinde, gerekse itirazın iptaline konu icra takibinde, (temlik eden) davacı yanca ihzarata (sahada bırakılmış malzemeye) ilişkin herhangi bir talepte bulunulmadığı, nitekim bu husus, 07.09.2018 tarihli kök, 22.11.2018 tarihli ek bilirkişi heyeti raporlarında “… Buna karşın yine bu raporlarda (Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan tespit raporlarında) inşaat sahasında birim fiyat esaslı olarak malzeme tespitleri bulunmakta ise de, dava konusunun bakiye alacak olması ve sahada tespiti yapılan malzemelerin imalata dönüşmemesi nedenleriyle bakiye alacak hesabında itibar etmek mümkün olmamıştır…” şeklinde karşılık bulduğu, (Temlik eden) davacının, ihzarat bedellerine ilişkin ilk talebinin de 07.09.2018 tarihli bilirkişi kök raporuna itiraz dilekçesinde yer aldığı, bilirkişi kurulu tarafından itirazın incelendiği,  fakat dava konusunun bakiye alacak olmasından bahisle sadece hak ediş bedeli hesaplanarak davacının ihzarat bedeline yönelik itirazının ek raporda da itibar görmediği, kaldı ki 08.09.2021 havale tarihli bilirkişi ek raporunda da “Davacı 26.04.2021 tarihli dilekçesinde ihzarat bedelini de talep etmektedir. İhzarat şantiyeye getirilmiş, ancak henüz imalata girmemiş malzemeleri ihtiva etmekte olup, bu malzemeler fesihten sonra kullanılmış olabileceği gibi, davacı tarafından imalata girmeden götürülmüş de olabileceğinden, bu yönde dosyada herhangi bir belge bulunmadığından ihzaratın hesaplara dâhil edilip edilmemesi mahkemenin takdirindedir.” şeklinde değerlendirmede bulunarak aslında zımnen dava konusunun bakiye alacak olduğununun belirtildiği, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda, Bilirkişilerce “sahada bulunan ihzaratın kullanılıp kullanılmadığı yahut davacı yanca götürülüp götürülmediği ile ilgili dosyada herhangi bir belge olmadığına ilişkin” yapılan değerlendirmenin ispat külfetinin kendilerine ait olmadığı, ancak delil listelerinin 13 nolu bendinde bildirilen ve dosyaya klasör halinde fiziki olarak sunulan faturalar incelendiğinde, davacının sahada bıraktığını iddia ettiği –ki bırakmamıştır- ve fakat dava dilekçesinde talep etmediği ihzaratın, müvekkil şirket tarafından fesih sonrasında başkaca firmalardan satın alındığı, dolayısıyla davacının iddia ettiği ihzaratın şantiyede bırakılmayarak davacı yanca götürüldüğünün ortada olduğu,  gerek Saray Sulh Hukuk Mahkemesi’ nin 2015/4 D.İş dosyası üzerinden düzenlenen -ve tarafılarınca itiraz edilen- tespit raporunda, gerekse de işbu rapor dayanak alınarak düzenlenen 08.09.2021 havale tarihli bilirkişi ek raporunda ve Mahkeme’ nin gerekçeli kararında, ihzarat bedeli toplamının KDV hariç 289.908,76TL olarak belirlendiği, tespitin hatalı olduğu, a taraflar arasında imzalanan sözleşmenin anahtar teslim sözleşme olduğu, yani işin bir bütün olarak çalışır vaziyette müvekkil şirkete teslim edilmesi gerektiğinin sözleşmede net olarak belirtildiği, tespit raporunu tanzim eden bilirkişilerce, ısrarla, sözleşmenin birim fiyat esasına dayalı olduğu düşünülerek, Çevre Şehircilik Bakanlığı 2014 fiyatlarına yakın rakamlar kullanılmak sureti ile hesaplama yapıldığı, tespit raporu tanzim edilirken, bu fiyatlar üzerinden tenzilat yapıldığı gerçeğinin ihmal edildiği ve rapora hatalı yansıtıldığı, bilirkişilerce esas alınan 2014 yılı birim fiyatlarıyla hesaplama yapıldığında ortaya çıkacak olan rakamın, Sağlık Bakanlığı tarafından yaklaşık maliyet çıkarılarak ihale edilen işin toplam Mekanik Tesisat Keşif Bedeli olan 5.632.591,62 TL şeklide ortaya çıktığı, bu miktarın ise sözleşme bedeli olan 2.800.000,00 TL ile çeliştiği, davacının müvekkil şirketten 5.632.591,62TL bedelli bir iş almamışken bilirkişilerce esas alınan birim fiyat neticesi bu rakamın çıkmasının tamamen fahiş hatadan ibaret olduğu, 2014 yılı birim fiyatlarına yakın fiyatların kullanılması hem müvekkil şirket ile ihale makamı idare arasında hem de taşeron şirket olan davacı şirket ile müvekkil şirket arasında akdedilen sözleşmedeki tenzilat tutarlarının göz ardı edildiğinin göstergesi olduğu, 2014 yılı birim fiyatlarına göre yaklaşık maliyetin 5.632.591,62TL olan işin yapılan ihale neticesinde müvekkil şirket ile ihale makamı idare arasında yapılan sözleşme neticesinde Hastane tesisatı,  Fan-coil cihaz temini, Klima santralleri cihaz teminiyle beraber idareyle yapılan toplam Mekanik Tesisat Sözleşme Bedelinin olduğu, bunun 1.319.575,10 TL’lik cihaz alımının müvekkil şirket tarafından karşılandığı, kalan işlerin 2.800.000,00 TL tutarla davacı şirket uhdesinde olduğu, sonuç olarak ise 2014 yılı birim fiyatları baz alındığında %25,77 oranında tenzilatın oluştuğu bu nedenle 2014 birim fiyatlarına göre ortaya çıkan fiyata %25,77 oranında tenzilatın uygulanması gerekirken uygulanmamasının hatalı olduğu, Mahkeme kararında, bilirkişi heyeti raporları doğrultusunda “…davacının 421.334,95 TL+KDV olmak üzere 497.175,24 TL fiilen yerine getirdiği iş tutarı olduğu, bu miktardan davalılarca yapılan ödemelerin ve davacı adına SGK ya yapılan ödemelerin mahsubu sonucu davacının bakiye 27.302,06 TL bakiye iş alacağının bulunduğu…”nun hüküm altına alındığı, müvekkilin adi ortaklık hesaplarından davacıya; 20.04.2015 tarihinde, vadeli çekler ile olmak üzere 100.000,00X3=300.000,00TL, 09.07.2015 tarihinde Havale ile nakit  70.000,00 TL , 10.08.2015 tarihinde Havale ile nakit 50.000,00 TL olmak üzere toplam 420.000.00 TL ödeme yapıldığı, müvekkil Adi Ortaklık hesaplarından davacı yana ait SGK prim borcu için11.09.2015 tarihinde  14.988,13 TL ödeme yapıldığı, ... hesabından davacı yana mezkûr işe ilişkin olarak; 22.05.2015 tarihinde banka eft ile nakit  75.000,00 TL\tödeme yapıldığı, ... hesabından davacı yana ait mezkûr işe ilişkin SGK prim borcu için 07.07.2015 tarihinde      8.937,24 TL, 14.08.2015 tarihinde    10.531,14 TL, 23.10.2015 tarihinde \t15.406,67 TL\tolmak üzere toplam 34.875,05 TL ödeme yapıldığı, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunun 12. sayfasında ... tarafından (temlik eden) davacı şirkete yapılan 75.000,00 TL ödemenin 1 nolu hakediş tutarı olduğundan bahisle taraflar arasında bu ödemeye ilişkin uyuşmazlık bulunmadığı ve dava konusu yapılmadığının belirtildiği, ... tarafından yapılan bu ödemenin taraflar arasında uyuşmazlık konusu edilmemesinin, ... tarafından yapılan ödemelerin davacı şirket tarafından kabul edildiği ve davacı şirket namına yapılan diğer ödemeleri de uyuşmazlık konusu olmaktan çıkarttığının açık olduğu, bu halde, müvekkil adi ortaklığın, gerek adi ortaklık hesaplarından (temlik eden) davacı şirket hesaplarına yaptığı ödemelerle, gerek (temlik eden) davacı şirket adına yaptığı SGK ödemeleri ile gerekse de müvekkil adi ortaklık genel müdürü olan ... tarafından (temlik eden) davacı şirket hesaplarına yapılan ve (temlik eden) davacı şirket adına yapılan SGK ödemeleri ile (temlik eden) davacı şirketin hak ettiği tüm ödemeleri gerçekleştirmiş olmakla, müvekkil adi ortaklığın (temlik eden) davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığı,  ihtarname ekindeki icmallerde malzeme bedelinin var olmasının, davacının bu hususu da dava konusu yaptığı anlamına gelmediği,  dava kapsamında malzeme bedelinin dava konusu edilmediği, reddedilen kısım yönünden müvekkil şirketler lehine nispi vekâlet ücretine hükmolunması gerekirken, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2 maddesi uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.<br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tDavacı vekili davalılar aleyhine Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün 2015/20211 sayılı icra dosyası ile 413.848,60 TL asıl alacak, 1.190,52 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 415.039,12 TL üzerinden takip başlattığını, davalıların takibe itiraz ettiklerini  belirtilerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 200.000,00 TL yönünden takibe yapılan itirazın iptali ile takibin belirtilen miktar yönünden devamına, %20'den az olmamak koşulu ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, 07.10.2021 tarihli dilekçesi ile talebini 369.394,42 TL'ye ıslah etmiştir. <br>\tMahkemece;  davacının, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere takibin 200.000,00 TL üzerinden takibin iptalini istediği,  bilahare ıslah suretiyle talebini 369.394,42 TL üzerinden  ıslah ettiği, itirazın iptali davasının, borçlunun itirazına uğramış olan alacak için, takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı açılan alacak davası ile aynı mahiyette bir eda davası türü olduğu, davacının, itirazın iptali davasına konu icra takibindeki talep miktarını aşmamak kaydıyla, ıslah yolu ile talebini artırmasının mümkün olduğu, İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca itirazın iptali davasının, borçlunun itirazının alacaklıya tebliği tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, eldeki davada davacının, 30/05/2016 tarihinde takibin 200.000,00 TL'lik kısımı yönünden itirazın iptaline ilişkin dava açtığı, 07/10/2021 tarihli dilekçesi ile davayı ıslah ederek takibin 369.394,42 TL üzerinden devamına karar verilmesini istediği, davacının en geç dava tarihinde davalının itirazlarını tebliğ aldığının kabul edilmesi gerektiğinden, dava tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra 07/10/2021 tarihinde yapılan ıslah ile artırılan miktar yönünden talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de İİK'nın 67/1. maddesine göre;  “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptâlinin dava edebilir.\" düzenlemesinin hüküm altına alındığı, bu durumda itirazın iptâli davalarında hak düşürücü nitelikteki bir yıllık dava açma süresinin; borçlunun itirazının alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlayacağı, bunun dışında bir yolun (haricen öğrenme vs.) öngörülmediğinin yasada açıkça belirtildiği (emsal Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 22.02.2018 tarih, 2016/4680 Esas,  2018/755 Karar sayılı ilamı),  somut olayda da, mahkemece buna ilişkin inceleme ve değerlendirme yapılmadan ıslah edilen kısım yönünden, en geç dava tarihinde davalının itirazları tebliğ aldığı kabul edilerek bu süreden itibaren de bir senelik hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle ıslah edilen kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. <br>\tYine, taraflar arasındaki sözleşmenin \"Sözleşmenin Konusu ve Fiyatlandırma\" başlıklı 2. maddesi gereği işin, mevcut projesi esas alınarak ekteki keşif listesine göre anahtar teslim bedelle yaptırılacağı, sözleşmenin \"Kusurlu Malzeme, İmalat ve Hasarlar\" başlıklı 9. maddesinde; taşeronun malzeme onayı olarak malzemeleri sahaya indirip imalata başlayacağı, taşeronun kabul edilmeyen malzemeyi değiştirmeye veya düzeltmeye veya yeniden imal etmeye mecbur olduğu  hükümleri çerçevesinde, dava konusu sözleşmenin işçilik ile malzeme dahil ve tarafların da kabulünde olduğu şekilde 2.800.000,00+KDV bedelli anahtar teslimi götürü bedel sözleşme olduğu anlaşılmaktadır. <br>\tDairemizin ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca; götürü bedelli sözleşmelerde, iş sahibinin fazla ödemesinin bulunup bulunmadığının veya yüklenicinin alacaklı olup olmadığının tespiti için yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıplar da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle yüklenici alacağının belirlenmesi, bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemelerin düşülerek alacak miktarının tespiti gerekirken (emsal Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 21.10.2019 tarih, 2019/1331 Esas,  2019/4044 Karar sayılı ilamı) mahkemece buna aykırı olarak şekilde tespit raporundaki birim fiyatlara göre hesaplanan gerçekleştirilen imalat bedelinin, sözleşme bedeline oranlanması yolu ile tamamlanma oranını belirleyen raporu hükme esas alınması doğru olmamıştır. <br>\tYapılması gereken iş, davalıların itirazının davacıya tebliğ edilip edilmediği, edildi ise tebliğ tarihin araştırılarak tebliğ edilen tarih itibari ile bir senelik hak düşürücü sürenin dolup dolmadığının değerlendirilmesi, tebliğ edilmemiş ise sürenin başlamadığı dikkate alınarak hükme esas alınan bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak  taraflar arasındaki sözleşmenin götürü bedelli sözleşme olduğu da göz önünde bulundurulup  yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıplar da dikkate alınacak şekilde işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle davacının toplam talep edebileceği bedelin belirlenmesi, bu belirleme yapılırken davalının sözleşme kapsamında bir kısım malzemelerin kendisi tarafından alındığı ve kullanıldığı yönündeki iddiası ile  yine sözleşme kapsamında davacının sorumlu olup, kendisi tarafından ödendiği iddia edilen SGK ödemeleri de değerlendirilerek ispatlanan ödemelerin mahsubu ile sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. <br>\tAçıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne,  mahkeme kararının HMK 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>               HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne,<br>  2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  06/12/2021  tarih, 2016/503 Esas, 2021/829 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri  gereğince kaldırılmasına,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL peşin istinaf karar harcının  istek halinde kendisine iadesine,<br>5-Davalı .... tarafından yatırılan 179,90 TL, 3.236,10 TL peşin istinaf karar harçlarının  istek halinde kendisine iadesine,<br>6-Davalı ...  tarafından yatırılan 3.416,00 TL peşin istinaf karar harçlarının  istek halinde kendisine iadesine,<br>7-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve  ödedikleri istinaf başvuru harçlarının ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak  03.06.2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t<br>     Başkan  ...                   Üye ...\t            Üye ...                 Katip ...\t<br>   e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0abc4378152b673b","SID":"211ae1c263af4736"}}