{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1816 Esas<br>KARAR NO:2025/897 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2017/892 Esas- 2022/229 Karar<br>TARİHİ:16/03/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:29/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin tüzel kişilik, Denizli ilinde ticari faaliyet gösteren akaryakıt firması olduğunu, davalının  tüzel kişilik EPDK'nin tanzim ettiği “Dağıtıcı Lisansı” kapsamında (müvekkil şirkete) akaryakıt temin eden firma olduğunu, ayrıca davalı ile ... A.Ş, ... AŞ'nin 08.11.2016 tarihli yönetim kurulu kararma dayanarak devralma suretiyle birleşen şirket olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin  2012 yılında sona erdiğini, sözleşmenin sona erdiği tarihte müvekkil şirketin cari hesabına göre 63.625,64-TL. (... A.Ş), 3.424,93-TL. ... A.Ş'den alacaklı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki ilişkinin sona ermesi nedeni ile davacı tarafından intifa hakkı ve kalıcı yatırım bedelinin iadesi için dava ikame edildiğini,  İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/909 E, 2015/1051 Karar sayılı dosyası ile yapılan yargılamada; Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/62 Talimat Sayılı dosyası eli ile müvekkil şirketin defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapıldığını, bilirkişi raporuna göre “davalı şirketin ticari defter kayıtlarındaki davacı şirketin (...) 63.625,64 TL cari hesap borcundan bu defa tespit edilen 11.097,M0-TL. kalıcı yatırım bedeli mahsup edildikten sonra davacı şirketin 52.528,64-TL, bakiye borcu bulunduğunu, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/909 E, 2015/1051 Esas sayılı dosyası ile intifa hakkı bedeli yönünden hüküm kurulduğunu, kalıcı yatırım bedeline ilişkin alacak yönünden davanın reddine karar verildiğini, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20147969 E, 2015/1051 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılamaya göre müvekkil şirketin cari hesap yönünden 63.625,64 TL alacaklı olduğunun  sabit olduğunu, hesaptan herhangi bir kalıcı yatırım bedeli düşülmediğinden mahsubu gereken bir bedel bulunmadığını,  davalı şirket ile yapılan müzakereler sonuç vermediğinden ... AŞ'den 43.645.64-1L,... AŞ'den de cari hesap bakiyesi olarak 3.424,93-TL alacağı talep etme zorunluluğu doğduğunu, davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile icra  takibi başlatıldığını,  davalı tarafından takibe 40.347,67 TL. üzerinden olmak üzere kısmen itiraz edildiğini, ve itiraz edilen kısım bakımından takip durdurulduğunu, Cari hesapta davalının borcunun doğuran olay 70.000-TL, bedelli teminat mektubunun haksız olarak paraya çevrilmesine dayandığını,  davacı tarafa teminat mektubunun müvekkil şirkete iadesi için Denizli ...Noterliği'nin 27 Temmuz 2012 tarih ve ... yevmiye sayısı ile ihtarname keşide edildiğini, İhtarnamede mektubun 7 gün içinde iadesinin  talep edildiğini, dolayısı ile temerrüt sağlanıldığını ancak zarar doğurucu olay mektubun paraya çevrilmesi ile gerçekleştiğini, tüm bu nedenlerle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ... sayılı dosyasında 63.625,64 TL olan asıl alacağa 10.08.2012 tarihinden itibaren avans faiz işletilerek, 3.424,93-TL olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilerek itirazın iptaline, davalı  aleyhine toplam asıl alacağın %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça ikame edilen davada; davacının  cari hesaplarında davalı ... AŞ'den 63.625,64 TL. ... A.Ş. ile birleşen ... AŞ'den ise 3.424,93 TL. alacaklı olduğunu, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/909E, 2015/105İK. sayılı dosyasından yürüyen davada ...-... Petrol'ün kayıtlarında yapılan incelemede...- ...Petrol'ün 52.528,64 TL alacağının tespit söz konusu davada |1.097 TL tutarındaki kalıcı yatırım talebinin reddedildiğini, söz konusu  ... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, takibin 40.347,67 TL'lik kısmına davalı tarafından itiraz edildiğini, bu kapsamda itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesi talebinde bulunulduğunu, davacı alacağının takip ve dava konusu alacağının banka teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrilmesinden kaynaklandığını iddia ettiğini,  takip tarihi itibarıyla zamanaşımı süresi dolduğundan davacının davasının zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil şirket kayıtlarında yapılan incelemede, karşı tarafın 26,702,90 TL. alacaklı olduğu tespit edildiğini, bu tutar ve bu tutar üzerinden hesaplanan vekalet ücreti, harç ve takip giderlerinin müvekkil tarafından ... sayılı dosyasına ödendiğini, davacının müvekkil ... AŞ'den ve müvekkil ile birleşen ... AŞ”den başkaca bir alacağı bulunmamakta olduğunu, bu nedenle davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen Bayilik Anlaşması'nın 19. maddesi uyarınca müvekkil şirket defter ve kayıtlarının kati delil olacağı kabul edildiğinden uyuşmazlığın müvekkil kayıtları esas alınarak çözümlenmesinin gerekmekte olduğunu, davacının iddiasının aksine davacı tarafından müvekkilin davadan önce temerrüde düşürülmesinin söz konusu olmadığını, bu nedenle takip tarihinden öncesi için faiz talep edilmesinin olanak dahilin de olmadığını, öte yandan davacının  ikame ettiği davada harca esas değeri 40.347,67 TL göstermiş olup, davacının işlemiş faize ilişkin iptal talebinin kabulü mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle davacının hukuki, maddi dayanaktan yoksun açıkça kötü niyetli olan davasının zamanaşımından ve neticeten esastan reddine, davacının dava tutarının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 16/03/2022 Tarih ve  2017/892 Esas- 2022/229 Karar Sayılı kararında;\"...Dosya kapsamı değerlendirildiğinde;  taraflar arasında bayilik sözleşmesi kapsamında ticari ilişkinin mevcut olduğu, bayilik ilişkisinin sona ermesinden sonra  davalı şirket tarafından davalı bayisine karşı  İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/909 Esas, 2015/1051 Karar sayılı dosyasından açılan davada kalıcı yatırım bedelleri ve peşin ivaz bedelinin sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesinin talep olunduğu, davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve kararın onandığı, davacı tarafça anılan mahkeme ilamı ve cari hesap alacağı gösterilerek icra takibi başlatıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı şirket tarafından nakde çevrilen 70.000,00-TL bedelli teminat mektubundan kaynaklı olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtları,Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2016/17308 E., 2017/3726 K. Sayılı ilamı ile  İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinde yer alan tespitler hep beraber değerlendirildiğinde, davalının düzenlediği ve davacı kayıtlarında yer alan faturalardan, davalı tarafın  yatırımlardan taşınmaza değer katan nitelikte olanlar varsa ve bayi sözleşmenin sona ermesinden sonra bu kalıcı ve taşınmaza ekstra değer katan  yatırımları-tesisleri kullanarak faaliyetine devam ediyorsa; bayinin bu kullanımdan sağladığı kazanımın yatırımı yapan tarafından istenebileceği,sabit yatırımlardan bayilik sözleşmesinin faaliyete geçmesi için zorunlu olan, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin ifası için yapıldığı ve bu nedenle iade edilmesinin gerekmeyeceği, sayılan işlere ait faturaların ve taraflarca kabul gören vade farkı uygulamasına ait faturaların davacının cari hesabında ayrıştırılması neticesinde, davacının,... A.Ş.' den 28.235,36-TL, ı ...A.Ş.' den 3.428,48-TL alacaklı olduğu anlaşıldığından  davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.İİK 67/2 maddesinde \"...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" hükmü yer almakta olup,  davalının itirazında haksız olduğu ve alacağın likit olduğu dikkate alınarak alacak miktarının %20'sine tekabül den icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...\"gerekçesi ile,'' 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,... sayılı dosyasında 3.428,48 TL, 28.235,36 TL asıl alacaklara ilişkin davalı itirazlarının iptali ile, takibin toplam 31.663,84 TL asıl alacak yönünden takip şartlarıyla devamına, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,2-Kabul edilen dava değeri üzerinden taktiren %20 oranında hesaplanan 6.332,76 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;\"Davalı yanın takip sonrası yaptığı ödeme kapak hesabına ve ödeme tarihine göre mahsup edilmesi gerekirken asıl alacağın doğduğu tarih itibari ile asıl alacak miktarından mahsup edilmiş olup müvekkil zarara uğramıştır.1-) Sayın mahkemeye sunulan kök, ek ve 2.ek bilirkişi raporunda takip sonrası yapılan ödeme yönünden aynı hata defalarca tekrarlanmıştır.Heyet içerisinde icra hesabı yapabilen (örneğin emekli icra müdürü) olmadığından bu hukuki hatanın tekrar ettiği kanaatindeyiz.Davalı yanın, takip tarihinden sonra yapmış olduğu ödeme 2012 yılı ana parasından değil dosya kapak hesabından mahsup edilir. Bilirkişi raporunda ısrarla, davalının 18.09.2017 tarihinde yapmış olduğu ödeme 10.08.2012 tarihinde doğmuş olan ana paradan mahsup edilmiştir. 2-)Faiz hesabı icra takip miktarına veya icra takip tarihindeki alacak miktarına göre belirlenir. Davalı yanın ödemesinin asıl alacaktan mahsup edilmesi borçlar kanununun 100. maddesine aykırı olmakla birlikte neticeten ödeme toplam kapak hesabından sonradan icra müdürlüğünce düşülecektir. Ayrıca 2017 yılındaki ödemeyi 5 yıl geriye görürek 2012 olarak hesaba katmak yine kabul edilebilir değildir. Bir kez daha belirtmek gerekir ise;Borçlu temerrüt tarihi:30.07.2012 Takip tarihi:06.09.2017 Borçlu kısmi ifa tarihi:18.09.2017 Borçlunun borcu 2012 yılındaki anaparadan düşülerek 5 yıllık avans faizi muhasebe ile silinerek davalı yan zenginleştirilemez. Borçlunun ödemesi mahkeme kararı sonrasında yapılacak kapak hesabından düşülecektir.Yapılan ödeme dosya kapak hesabını/dosyanın tamamını karşılamadığından davanın konusuz kalmasını sağlamadığından mahkeme kararına tesiri bulunmamaktadır.3-) Sayın mahkeme bilirkişi raporundaki 54.938,26-TL.’lik görüşe kanaat getirmiş olup; hüküm kısmında anılan bedel yönünden takibin devamına ve yine anılan bedel yönünden yargılama gideri, mahkeme masrafına hükmetmesi gerekmekte idi.İcra Müdürlüğü de 54.938,26-TL.’nın 30.07.2012 tarihinden itibaren işlemiş avans faizleri ile birlikte kapak hesabını yapacak ve davalı yanın 18.09.2017 tarihli 26.702,90-TL. bedelli ödemesini ödeme tarihi itibari ile mahsup edecek, ödeme öncelikle fer’ilere mahsup edilecek ve bakiye borca faiz işlemeye devam edecektir. Davalı yanın ödemesi takip tarihinden sonradır. Devamla davacı yanın ödemesinin asıl alacağa mahsup edilmesi tarafımızca kabul edilmemiştir. İcra takip talebi ve ödeme emrinde TBK 100.madde gereğince kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara mahsup edileceğe belirtilmiştir.Buna göre önce takip tarihi itibari ile asıl alacak ve faiz miktarı belirlenecektir. Davalı kısmen asıl alacağa, faizin ise tamamına itirazda bulunmuştur. Davacının kısmi ödemesi hükme esas bilirkişi raporunda ve hükümde hatalı değerlendirilmiştir.Davalı yanın yaptığı ödeme icra müdürü tarafından kapak hesabı yapılır iken ödeme tarihi itibari ile düşülecektir. Hükme esas bilirkişi raporundaki ve hükümdeki hesap hatası kabul edilebilir değildir. Çünkü bu halde raporda davalının 18.09.2017 tarihinde yapmış olduğu ödeme 10.08.2012 tarihine çekilmiş olmaktadır. Davalı ödemesini 5 yıl geriye çekmek mümkün değildir.\"Şeklinde istinaf sebepleri ileri sürülerek,İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; \" Davacı ...; cari hesap kayıtlarına göre ... A.Ş.'den 63.625,64 TL, ... A.Ş. ile birleşen ... A.Ş.'den ise 3.424,93TL alacaklı olduğu, ... tarafından intifa iade bedeli ve kalıcı yatırım bedelinin ödenmesi talebiyle ikame edilen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/909E. 2015/1051K. sayılı dosyasından yapılan yargılamada kendi ticari defterlerine göre ...'den 52.528,64 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, ...'nin intifa bedel iadesi talebinin kabul edildiği, 11.097,00 TL tutarındaki kalıcı yatırım talebinin ise reddedildiği, ...'den olan alacağının tahsili için... sayılı dosyasından icra takibi başlattığı, takibin 40.347,67 TL'lik kısmına ... tarafından itiraz edildiğinden itiraz edilen kısım açısından icra dosyasına yapılan itirazın iptali için huzurdaki davayı ikame etmiştir.İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/892E. sayılı  kararında;\"... davalının düzenlediği ve davacı kayıtlarında yer alan faturalardan, davalı tarafın yatırımlardan taşınmaza değer katan nitelikte olanlar varsa ve bayi sözleşmenin sona ermesinden sonra bu kalıcı ve taşınmaza ekstra değer katan yatırımları-tesisleri kullanarak faaliyetine devam ediyorsa; bayinin bu kullanımdan sağladığı kazanımın yatırımı yapan tarafından istenebileceği, sabit yatırımlardan bayilik sözleşmesinin faaliyete geçmesi için zorunlu olan, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin ifası için yapıldığı ve bu nedenle iade edilmesinin gerekmeyeceği, sayılan işlere ait faturaların ve taraflarca kabul gören vade farkı uygulamasına ait faturaların davacının cari hesabında ayrıştırılması neticesinde, davacının, ... Petrolleri A.Ş.' den 28.235,36-TL, ... A.Ş.' den 3.428,48-TL alacaklı olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir... alacağın likit olduğu dikkate alınarak alacak miktarının %20'sine tekabül den icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\" Gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ... sayılı dosyasından 3.428,48 TL ve 28.235,36 TL asıl alacaklara ilişkin itirazın iptaline, takibin 31.663,84 TL asıl alacak yönünden devamına, 6.332,76 TL icra inkar tazminatının ...'den tahsiline karar verilmiştir.Yerel Mahkeme'nin, 14.140,26 TL bedelli söküm bedeli faturasından davacının sorumlu olduğuna dair itirazlarımıza ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmadan davanın kısmen kabulüne karar vermesi hukuka aykırıdır.Yerel Mahkeme kararında taşınmaza sağlanan kalıcı yatırımlardan;Taşınmaza ekstra değer katan ve bayinin bu yatırımları kullanılarak faaliyetine devam etmesi halinde bundan doğan kazanımın davacıdan talep edilebileceği,Sözleşmenin kurulması için zorunlu olan sabit yatırımların bedelinin istenemeyeceği hüküm altına alınmış, iadesi gereken ariyetlerin söküm masraflarının davacıya ait olduğuna dair herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.Dosya kapsamında alınan 04.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda 14.095,10 TL bedelli akaryakıt istasyonu söküm masraflarının, akaryakıt kurumsal kimlik ve fiyat panosu gibi ürünlerin inşa masrafları gibi ticari hayatın akışı gereği olağan masraflardan olduğu, bu nedenle söküm masraflarının ...'ye ait olduğu belirtilmişse de; anlaşma süresince istasyonda faaliyet gösteren davacının bayilik anlaşmasının sona ermesi nedeniyle ortaya çıkan söküm masraflarına katlanması gerekmektedir. Nitekim Bayilik Anlaşması'nın 3/c. maddesi de \"...Bu anlaşmanın feshi veya herhangi bir nedenle sona ermesi halinde İşletici, kendisine iareten verilen teçhizat, alat ve edevatı aynen ...'ye veya ... tarafından tayin ve tesbit edilecek şahıs ya da şahıslara kullanılır ve sağlam bir şekilde derhal iade ve teslim ile mükelleftir.\" şeklinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme uyarınca davacının derhal iade ve teslim borcunun, söküm masraflarını katlanma yükümlülüğünün beraberinde getirdiği, doğal bir sonucu olduğu kuşkusuzdur. Müvekkil şirket, davacı ...-... Petrol'den olan alacağına istinaden 70.000 TL bedelli teminat mektubunu nakde çevirmiş, alacağımızın fazlası olan 26.702,90 TL de faiz ve ferileriyle birlikte 15.09.2017 tarihinde icra dosyasına ödendiğinden müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmamaktadır.Açıklanan durum karşısında; söküm masraflarının davacıya ait olduğu ve davacı kayıtlarına işlenmesi gerektiği gözetilmeden, söküm bedelinin müvekkil üzerinde bırakılarak itirazın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, kararın davanın kabulüne dair kısmını kaldırılarak davanın tamamı yönünden reddini talep ediyoruz.Yerel Mahkeme'nin müvekkil şirket kayıtlarında yer almamasına ve faturaya konu ürünün teslim edildiği davacı tarafından ispatlanamamasına rağmen davacının ...'a keşide ettiği fatura yönünden itirazın iptaline karar vermesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.Davacının ...'dan olan alacak iddiasının dayanağı, ... A.Ş.'ye keşide edilen 30.07.2012 tarihli, 3.424,93 TL bedelli faturadır. 30.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davacının ... A.Ş.'ye düzenlediği 30.07.2012 tarihli, 3.424,93 TL bedelli fatura müvekkil şirket kayıtlarında yer almamaktadır. Davacının ticari defterlerinin kendisi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için müvekkil şirket defterindeki kayıtların da buna uygun olması gerekmekte olup, bahse konu fatura müvekkil şirket defterine kayıtlı olmadığından davacı fatura bedelini talep edemeyecektir.Öte yandan davacı tarafından sunulan teslim tutanağında fatura bilgileri yer almadığı gibi, teslim alan kişinin müvekkil şirket ile herhangi bir ilgisi de bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının sunduğu teslim tutanağı dikkate alınmayarak 3.424,93 TL'lik alacak talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olup, davanın kabulüne dair kararın kaldırılarak davanın tamamı yönünden reddine karar verilmesini talep ediyoruz.\" Şeklinde istinaf sebepleri ileri sürelerek,İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklı cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı taraf, davacı ile ... AŞ. Ve ... A.Ş. Arasındaki bayilik sözleşmelerinin 2012 yılında sona erdiğini,  ... A.Ş.'nin 2016 yılında ... A.Ş. Bünyesinde birleştiğini, bayilik sözleşmesi uyarınca ... AŞ.'ye verilen teminat mektubunun haksız şekilde davalı tarafça paraya çevrilmesi sonucu cari hesaplarında davalı ... A.Ş.'den 63.625,64 TL. ve ... A.Ş. ile birleşen ... A.Ş.'den ise 3.424,93TL alacaklı olduğunu, İstanbul 8. Asliye ticaret mahkemesi'nin 2014/909E, 2015/1051K. sayılı dosyasından yürüyen davada ...-... Petrol'ün kayıtlarında yapılan incelemede ...-...Petrol'ün 52.528,64 TL alacağının tespit edildiğini, söz konusu davada 11.097 TL tutarındaki kalıcı yatırım talebinin reddedildiğini, söz konusu alacak için ... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, takibin 40.347,67 TL'lik kısmına davalı tarafından itiraz edildiğini, bu kapsamda itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf ise, şirket kayıtlarında yapılan incelemede, karşı tarafın 26,702.90TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, bu tutarın kabul edilerek bu tutar üzerinden hesaplanacak vekalet ücreti, harç ve takip giderlerinin ... sayılı dosyasına ödendiğini, davacının ... A.Ş.'den ve birleşen ... A.Ş.'den başkaca bir alacağı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davaya konu ... sayılı icra dosyası ile   davacı tarafından davalı hakkında 63.625,64 TL. Asıl alacak, 38.274,75 TL. İşlemiş faiz, 3.424,93 TL. Asıl alacak (... A.Ş. Cari hesabı ) olmak üzere toplam: 105.325,32 TL. Alacağın tahsili talebiyle 06/09/2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu vekili icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesi ile; Müvekkili şirket kayıtlarında yapılan incelemede, karşı tarafın 26,702.90TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, bu tutarın kabul edilerek bu tutar üzerinden hesaplanacak vekalet ücreti, harç ve takip giderlerinin dosyaya ödeneceğini, 40.347,67 TL. Tutarındaki asıl alacağı ve takipten önce müvekkilinin temerrüde düşürülmediğinden 38.274,75 TL. Tutarındaki işlemiş faize ve ferilerine itiraz ettiğini belirterek icra takibine kısmen itiraz ettiği, davalı borçlu tarafından kabul edilen 26,702.90TL alacağın kapak hesabı icra müdürlüğünce 18/09/2017 tarihinde yapıldığı ve davalı borçlu tarafından kapak hesabına göre hesaplanan 31.251,73 TL. Borcun 18/09/2017 tarihli tahsilat makbuzu ile icra müdürlüğüne yatırıldığı, icra müdürlüğü tarafından kesilen 19/09/2017 tarihli reddiyat makbuzu ile davacı vekilinin hesabına yatırıldığı, davalı borçlunun itiraz ettiği 40.347,67 TL.  Üzerinden itirazın iptali davasının açıldığı, mahkemece 10/10/2018 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararı ile; Davacı vekiline işlemiş faiz yönünden talebi bulunduğu dikkate alınarak 36.602,00 TL üzerinden yatırması gereken 625,07 TL peşin harcı ikmal etmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği,  ara karar doğrultusunda davacı vekili tarafından 10/10/2018 tarihinde 625,07 TL. Peşin harcın yatırıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının talimat mahkemesince mali müşavir bilirkişiye inceletilmek suretiyle rapor alındığı, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının ise yerel mahkemece mali müşavir bilirkişiye inceletilmek suretiyle bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir. Davacı vekili, davalı tarafça icra dosyasına yatırılan paranın TBK 100.madde gereğince mahsup edilmesi gerekirken ana paradan düşülmesinin yerinde olmadığı ileri sürülmüş ise de; Somut olayda davalı tarafa ödeme emrinin tebliği üzerine  davalı borçlu vekili icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesi ile; Müvekkili şirket kayıtlarında yapılan incelemede, karşı tarafın 26,702.90TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, bu tutarın kabul edilerek bu tutar üzerinden hesaplanacak vekalet ücreti, harç ve takip giderlerinin dosyaya ödeneceğini belirterek icra takibine kısmen itiraz ettiği, davalı borçlu tarafından kabul edilen 26.702,90TL alacağın kapak hesabı icra müdürlüğünce 18/09/2017 tarihinde yapıldığı ve davalı borçlu tarafından kapak hesabına göre hesaplanan 31.251,73 TL. Borcun 18/09/2017 tarihli tahsilat makbuzu ile icra müdürlüğüne yatırıldığı, bu durumda itiraz edilmeyen borcun kapak hesabına göre yapılan ödemesi tekrardan takipteki alacaktan TBK. 100 Maddesi uyarınca mahsubu söz konusu olamayacağından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir.Mahkemece gerekçesinde belirtilen tesbitler gözetildiğinde taraf vekillerinin eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporu ile karar verildiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.HMK 282 maddesindeki \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir,\" yasal düzenlemeleri de gözetildiğinde;Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında da ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince  bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek rapor ile mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların değerlendirildiği; Davalı vekili, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin  3/c. maddesin de \".. Bu anlaşmanın feshi veya herhangi bir nedenle sona ermesi halinde İşletici, kendisine arieten verilen teçhizat, alat ve edevatı aynen ...'ye veya... tarafından tayin ve tesbit edilecek şahıs ya da şahıslara kullanılır ve sağlam bir şekilde derhal iade ve teslim ile mükelleftir.\" şeklindeki düzenlenleme uyarınca davacının derhal iade ve teslim borcunun, söküm masraflarına katlanma yükümlülüğünü de beraberinde getirdiğinden  davacı tarafa ariyet olarak teslim edilen malların söküm giderlerinin cari hesap alacağından mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, maddedeki düzenleme davacı bayiye ariyet en verilen malları derhal iade ve teslim borcu yüklemiş ise de, söküm masraflarına bayinin katlanacağına ilişkin bir düzenleme içermediği, aksinin davalı tarafça ispat edilemediği,  taşınmaz üzerinde davalı şirket tarafından yapılan kalıcı yatırımların geçersiz kalan süreye tekabül eden 13.872,99 TL alacak talebinin İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/909 Esas sayılı dosyası ile açılan davada da talep edildiği bu mahkemece yapılan yargılama sonucu 22/12/2015 tarih ve 2014/909 Esas  - 2015/1051 Karar sayılı  karar ile bu talebinin reddine karar verilip verilen kararın Yargıtay 19 HD. Nin 11/05/2017 Tarih ve 2016/17308 Esas -2017/3726 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğinden davalı tarafın kalıcı yatırım bedeline ilişkin düzenlenen faturadan kaynaklı alacaklı  olmadığı, davacının davalı ile birleşen  ...'dan olan cari hesaptan kaynaklı  alacaklı olduğu bilirkişi ek raporu ile tespit edilmiş, ibraz edilen delillere göre ek rapordaki tespitler yerinde olup davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde değildir. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen  rapor içeriğindeki tespitler de gözetildiğinde; ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü yönünde verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine  karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.162,95 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 540,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.622,21‬ TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına,6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bbd3e34b1ad3348b","SID":"e7a3a467f81c4108"}}