{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  4. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 4. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/627 <br>KARAR NO\t: 2025/572<br><br><br>T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A<br>B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t:<br>KATİP\t:<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 09/04/2025 tarihli ihtiyati hacze itirazın reddi kararı<br>NUMARASI\t: ......... Esas<br><br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t: <br>VEKİLLERİ\t: <br><br>DAVA KONUSU\t: İtirazın İptali (İİK m.67'den Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 04/03/2025<br>KARAR TARİHİ \t: 18/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/06/2025<br> İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA\t: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı taşımacılık şirketinin davalıya taşıma ve ardiye hizmetleri verdiğini; bu hizmetler karşılığında .......; .......; .......; .......; .......; .......; .........; ..........; .........; ......... numaralı faturaları kestiğini; davalının faturalara itiraz etmediğini ve kayıtlara aldığını; ekli taşıma evraklarının hizmetin gerçekleştiğini ispatladığını; 703.800,75 TL (700.562,75 TL + 3.238,00 TL) tutarındaki alacağın ödenmediğini; alacağın tahsili için davalı aleyhine başlatılan ......... İcra Dairesi'nin ........ Esas sayılı icra takibine haksız yere davalı tarafça itiraz edildiğini, arabuluculuk başvurusunun olumsuz sonuçlandığını, davalının mal varlığını tasfiye ve kaçırma riski bulunduğunu, İİK m. 257/1 uyarınca vadesi gelmiş 703.800,75-TL tutarındaki alacak için öncelikle davalı aleyhine borca yeter miktarda ihtiyati haciz kararı verilmesini, nihayetinde itirazın iptali ile davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP\t: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle mahkemenin yetkisiz olduğunu ve davacının tek taraflı düzenlenmiş iki sayfalık adi cari hesap dökümünün alacağın varlığını ispata elverişli olmadığını, ayrıca yasal süre içinde sundukları/sunacakları ödeme belgeleriyle takip konusu alacağın tamamen ödendiğini kanıtladığını, bu nedenle davacının haksız ve kötü niyetli hareket ettiğini belirterek davanın reddini ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İlk Derece Mahkemesinin 21.03.2025 tarihli ihtiyati haciz kararında; \"...davacının ihtiyati haciz talebinde bulunduğu, vergi dairesine yazılan müzekkere cevapları incelendiğinde, davacı tarafından, davalıya düzenlenen faturanın, davalı tarafından BA formuyla vergi dairesine beyan edilmiş olmasının, fatura içeriğindeki mal/hizmetin teslimine karine teşkil ettiği, bu nedenlerle fatura konusu hizmetin davalıya verildiği hususunda yaklaşık ispat düzeyinde delil olduğu ve ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu...\" gerekçesi ile 703.800,75-TL alacağın %15'i oranında teminat mukabilinde davalı aleyhine ihtiyati haciz kararı vermiştir.<br>Davalı vekili tarafından 26.03.2025 tarihinde ihtiyati hacze itiraz ile, davacının talebinin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle kararın tüm hukuki sonuçları ile kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2025 tarihli ihtiyati hacze itirazın reddi kararında; \"...davalıya düzenlenen faturaların, davalı tarafından BA formuyla vergi dairesine beyan edilmiş olmasının, fatura içeriğindeki mal/hizmetin teslimine karine teşkil ettiği, bu nedenlerle fatura konusu hizmetin davalıya verildiği hususunda yaklaşık ispat düzeyinde delil olduğu ve ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu...\" gerekçesi ile davalı tarafın ihtiyati haciz kararına itirazları yerinde görülmeyerek reddine karar vermiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili 30.04.2025 tarihli süresinde bulunan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin, İİK'nin 265. maddesi uyarınca yapılan itirazlarını dikkate almadığını ve 09.04.2025 tarihli duruşmada ihtiyati haciz kararına yönelik itirazlarını reddettiğini; oysa İİK'nin 258/3. maddesinin, ihtiyati haciz talebinin reddi halinde alacaklının başvurabileceği tek yasal yolun istinaf olduğunu açıkça hükme bağladığını; bu nedenle, 07.03.2025 tarihli ara kararı ortadan kaldıran bir bölge adliye mahkemesi kararı olmaksızın, doğrudan ihtiyati hacze hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu; dolayısıyla istinafa konu 09.04.2025 tarihli kararın bu nedenle kaldırılması gerektiğini; ayrıca, mahkemenin takip talebinde dayanılmayan faturalara ve BA/BS formlarına dayanarak yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini hatalı bir şekilde değerlendirdiğini; çünkü İİK'nin 257. maddesindeki koşulların oluşmadığını ve itirazın iptali davalarının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğunu; bu bağlılık ilkesi gereği, takip talebinde dayanılmayan belgelerin (faturalar, taşıma evrakları, BA/BS formları, ticari defter ve kayıtların) ne ihtiyati haciz istemi değerlendirilirken ne de esas davada davacı lehine delil olarak kullanılamayacağını; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.02.2020 tarihli içtihadının da bu ilkeyi teyit ettiğini; bu nedenle, takipte dayanılan tek<br> belge olan cari hesap dökümünün tek başına alacağın varlığını yaklaşık ispat düzeyinde ispata elverişli olmadığını; sonuç olarak kararın kaldırılmasını ve ihtiyati hacze itirazın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili 16.05.2025 tarihli istinafa cevap dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin 21/03/2025 tarihli ara kararla, vergi dairesinden gelen müzekkere cevaplarını inceleyerek davalının, müvekkil tarafından düzenlenen faturaları BA formuyla beyan edip ticari defterlerine kaydettiğini ve bu kayıtlarda müvekkiline 897.586,61 TL borçlu göründüğünün tespit edildiğini; bu durumun fatura konusu hizmetin teslimine karine teşkil ettiğini ve yaklaşık ispat koşulunu sağladığını; bu nedenle 703.800,75 TL alacak tutarı üzerinden %15 teminatla ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verildiğini, davalı tarafın itirazının 09/04/2025 tarihli celsede reddedilmesi üzerine istinaf yoluna başvurduğunu, davalının bu başvurusundaki iddiaların tamamının haksız olduğunu; çünkü borcun BA/BS formlarıyla resmen sabitlendiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin E: 2024/1304 ; K: 2024/1210 sayılı benzer içerikli kararında BA/BS formlarının yaklaşık ispatı sağladığını onayladığını; ayrıca müvekkili tarafından sunulan taşıma evraklarının hizmetin gerçekleştiğini gösterdiğini ve davalının bunlara itiraz etmediğini; bu sebeplerle ihtiyati haciz kararının hukuka tamamen uygun olduğunu savunmakla davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER : ....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2025 tarihli .........Esas sayılı ihtiyati hacze itirazın reddi kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan/olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep şu şekildedir:<br>Dava; İİK m.67'den kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Uyuşmazlık, ihtiyati haciz talebinin kabulü kararına karşı davalı tarafın itirazının reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olup olmadığı noktasındadır.<br>Kanun koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, “orantılılık” ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bir kurala uyulmaması sebebiyle kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da “ölçülülük ilkesi” gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur. <br>İhtiyati haciz, para alacaklarına ilişkin doğmuş (mevcut) veya doğacak (müstakbel) takibin sonucunun güvence altına alınması için mahkeme kararı ile borçlunun mal varlığına el konulmasını sağlayan geçici bir hukuksal korumadır. <br>İİK'nın 257/1. fıkrasına göre “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hüküm gereğince alacaklı, bir para alacağı için ancak vadesinin gelmesi hâlinde ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. <br>İİK'nın 258/1. fıkrası gereğince “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur…” Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin<br> şekilde ispat etmesi gerekmez. Bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Başka bir anlatımla ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması yeterlidir. <br>Eldeki dosya kapsamına göre; davacının davalı taraftan muaccel alacağının varlığına dair yaklaşık ispat ölçüsünde dosyaya ilişkin belgelerin ve diğer tüm bilgi - belge ve delillerin sunulu bulunduğu, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde davacının teminat mukabilinde ihtiyati haciz talebinin kabulüne ve davalı tarafın itirazının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, istinaf dilekçesinde öne sürülen diğer sebeplerin ise yargılamanın esasına ilişkin olup yargılamayla çözümlenecek hususlar olduğu belirlenmiştir. <br>İstinaf incelemesine konu karar başlığında; davacının vergi numarasının ve davalının T.C. kimlik numarasının yazılmaması; davacının ve taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması; karar yazım tarihinin yazılmaması İİK'nın 260. maddesine ve HMK ruhuna aykırı ise de bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Dairemizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin davalının istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; dayanılan bilgi ve belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre İlk Derece Mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre karar isabetli bulunmuş olmakla ihtiyati hacze itiraz eden davalı tarafın tüm istinaf sebepleri yapılan inceleme neticesinde yerinde görülmemiş olduğundan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine kesin olarak karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;<br>1-)HMK m.353/1-b-1 uyarınca davalının ihtiyati hacze itirazın reddi kararına karşı İSTİNAF KANUN YOLU BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, <br>2-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazine'ye irat kaydına,<br>3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>4-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların istinaf eden üzerinde bırakılmasına,<br>5-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-)Artan istinaf avanslarının İlk Derece Mahkemesi tarafından HMK m.333'e uygun iadesine,<br>7-)Karar ilamının 6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca; İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine,<br>İlişkin; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 341/1-b; 362/1-f; İİK'nın 265/5. maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.<br><br>Başkan<br>e-imzalı <br><br>Üye<br>e-imzalı <br><br>Üye<br>e-imzalı <br><br>Katip<br>e-imzalı <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"73189560bd3019a5","SID":"1be4f3d76f7d249a"}}