{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2025/218 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/455<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 25/03/2025<br>KARAR TARİHİ\t: 25/06/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı vekili ile davalı arasında soya fasulyesi cinsinden ürünlerin satın alımı ve sözleşme dışı üçüncü kişiye teslimi içerikli 25.01.2024 imza tarihli sözleşme tanzim edildiğini, sözleşme uyarınca davalının, toplamda 45 ton miktarında ürünü, üçüncü kişiye ait ...'ın ... şehrinde bulunan adrese teslim edileceğini, davacı müvekkili ise karşılığında 17.000 USD peşin olmak üzere teslim edilecek ürün miktarına bağlı olarak değişebileceği de göz önünde bulundurularak toplamda 27.000 USD tutarında ödeme yapacağı düzenlendiğini, ödemelerin türk lirası cinsinden yapılacağının da sözleşmede düzenlendiğini, sözleşme uyarınca ürünlerin nakliye ve teslimatından davalının sorumlu olduğunu, sözleşmenin kurulması ve peşinatın ödenmesinin ardından aylar geçmesine rağmen nakliye ve teslimatın gerçekleşmediğini, davalının sözleşmeden doğan sorumluluklarını yerine getirmemesi üzerine müvekkili tarafından ... 6. Noterliği ... yevmiye numaralı ... tarihli ihtarnamesi keşide edildiğini ve davalıya 5 iş günü içerisinde ürünlerin gönderiminin sağlandığına dair resmi belge sunulması ve 15 gün içerisinde teslimatın tamamlanması talep edildiğini, taleplerin karşılanmaması halinde Türk Borçlar Kanunu 125'inci maddesi uyarınca taraflarınca sözleşmeden dönüleceği, peşinat tutarı olan 17.000 USD'nin iadesi, gecikme nedeniyle uğranılan zararların ve bütün ferilerinin tazminini istediğini, davanın görevli ve yetkili mahkemede açıldığını, arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaşamadığını, borcun muaccel hale geldiğini ve davalının temerrüte düştüğünü, müvekkilinin sözleşmeden dönme hakkını kullandığını, haklı davalarının kabulü ile ... 5. İcra Dairesi ...E.dosyada yer alan itirazın iptaline, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:<br>Dava, sözleşmeden dönmeye ilişkin bedelin iadesi istemiyle yürütülen ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Bilindiği gibi sulh görülmekte olan bir davanın taraflarının karşılıklı anlaşma ile dava konusu uyuşmazlığa son vermeleridir. Sulh sözleşmesi mahkeme önünde yapılabileceği gibi mahkeme dışında da yapılabilir. Taraflar, mahkeme dışında yapmış oldukları yazılı bir sulh sözleşmesini mahkemeye verirler ve buna (yazılı sulh sözleşmesine) göre davada sulh olduklarını bildirirlerse, bu yazılı sulh sözleşmesinin mahkemeye verildiği duruşma tutanağına yazılır (HMK.m.154,3/f). Bu halde, mahkemeye verilen yazılı sulh sözleşmesinin ayrıca tutanağa geçirilmesine (yazılmasına) gerek yoktur. Çünkü duruşma tutanağında eklendiği yazılı olan belgelerin içeriği de tutanak metni hükmündedir (HMK.m.154,4). Ancak bu halde, mahkemeye verilen yazılı sulh sözleşmesinin duruşmada tarafların önünde okunması, okunduğunun da duruşma tutanağına yazılması ve ondan sonra tutanağın (m.154,3/ç’ye göre) taraflara (veya sulh için yetkili vekillerine) imza ettirilmesi gerekir. Böylece, mahkeme dışı sulh, mahkeme içi sulha dönüşür. Mahkeme önünde sulh şarta bağlı olarak yapılabilir. Sulh sözleşmesinin şarta bağlı olarak yapılmış olması halinde, mahkemenin, böyle bir sulh sözleşmesine dayanarak esas hakkında karar (hüküm) vermesi imkansızdır. Çünkü şarta bağlı hüküm verilemez. Taraflar şarta bağlı şekilde sulh olmakla, davaya son vermek istediklerinden, başka bir deyişle davanın takibinden vazgeçtiklerinden (HMK.m.123), bu halde mahkemenin “karar verilmesine yer olmadığına” biçiminde bir kararla davayı sonuçlandırması gerekir (HMK.m.315,1). <br>Sulh şarta bağlı değilse sulh üzerine mahkemenin vereceği karar, tarafların talebine  göre iki şekilde olabilir:<br>a)Taraflar, mahkemenin, sulhe (sözleşmesine) göre bir karar vermesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verilir (HMK.m.315,1). Taraflar sulhu tespit etmesini isterlerse, o zaman mahkeme, sulhu HMK.m.154,3/ç’ye göre tutanağa geçirir ve “karar verilmesine yer olmadığı” (HMK.m.315,1/c.2) biçiminde bir kararla davanın son bulduğunu tespit etmekle yetinir. Çünkü, davanın sahibi taraflardır ve hâkim onların talebinden fazlaya karar veremez (HMK.m.26). <br>b)Taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, mahkeme, sulh sözleşmesine göre bir karar (hüküm) vermek zorundadır. Özellikle tarafların, aralarındaki uyuşmazlığın esaslı noktalarında sulh olmaları halinde, bunun bütün ayrıntıları ile birlikte bir mahkeme kararında (hükmünde) belirtilmesini istemelerinde hukuki yararları vardır. <br>Taraflar sulh olurken aynı zamanda yargılama giderleri hakkında da bir anlaşmaya varmışlarsa, mahkeme, tarafların anlaşmasına göre tarafların ödeyecekleri yargılama giderlerini  sulh nedeniyle davayı sona erdiren kararında belirtir. Taraflar, sulh sözleşmesinde yargılama giderlerinden söz etmemişlerse mahkeme, yargılama giderleri üzerinde de bir anlaşmaya varmaları için taraflara bir imkân verir. Taraflar, yargılama giderleri hakkında bir anlaşmaya varamazlarsa mahkeme, yargılama giderlerini, sulh sözleşmesindeki (kısmi) kabul ve feragat edilen miktarlar oranında taraflar arasında paylaştırır (HMK.m.326,2); yani taraflardan birini, o oranda yargılama gideri ödemeye mahkûm eder. Taraflardan biri (veya her ikisi) davayı bir vekil (avukat) vasıtasıyla takip etmiş ise, mahkeme, karşı tarafı (veya her iki tarafı) sulh sözleşmesindeki kabul ve feragat oranında vekâlet ücreti ödemeye mahkûm eder (HMK.m.323,1/ğ; 326,2). Bu vekâlet ücretine, tarifeye göre hükmedilir.<br>Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı vekili ile davalı vekili arasında e imzalı olarak düzenlenen 25/04/2025 tarihli \"borç kabul ve ödeme protokolü\" başlıklı protokol uyarınca sulhün sağlandığı, tarafların sulh sözleşmesi yapmaya yetkili oldukları, imzalanan sulh protokolünün içeriğinin icra takibine konu alacak istemine ilişkin olduğu, tarafların talepleri de dikkate alınarak sulh protokolüne göre karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür. Somut olayda, taraflar arasında yapılan sulh sözleşmesinin mahkeme dışı sulh niteliğinde olduğu ve tarafların karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi yönünde talep birliği içinde bulundukları anlaşılmaktadır. Taraf vekillerinin imzalarının sözleşmede yer aldığı görülmüştür. Ayrıca sulh sözleşmesi içeriğinden, tarafların yargılama giderleri hususunda tam olarak anlaşmaya vardıkları da  tespit edilmiştir.<br>Açıklanan bilgiler ışığında, taraflar arasında tanzim edilen sulh sözleşmesine istinaden mahkememizin “konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı” biçiminde bir kararla davayı sonuçlandırması gerektiği kanaatine varılmakla, mahkeme dışı sulh sözleşmesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : İzah olunan nedenlerle; <br>1-Konusuz kalan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 8.259,70-TL peşin harcın mahsubu ile fazla olan 7.644,30-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya veya vekiline iadesine, <br>3-Protokol uyarınca davacı ve davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri talebi olmadığı anlaşıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, yapılan masrafların taraflar üzerinde bırakılmasına,<br>4-Protokol uyarınca davacı ve davalı tarafın vekalet ücreti talebi olmadığı anlaşıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>5-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk sarf ücretinin protokol içeriği ve davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu dikkate alınarak davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,   <br>6-Taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgili tarafa veya vekillerine iadesine,<br>Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki (2) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/06/2025<br><br>Katip <br> <br> <br> <br>Hakim <br> <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ba3e5adc89505cdd","SID":"faca2e13108ba5fd"}}