{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                      T.C.<br>                     İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2025/440<br>KARAR NO\t \t: 2025/520<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  \t  <br>ESAS NO \t\t: 2024/1056<br>İSTEM TARİHİ\t: 11.12.2024<br>ARA KARAR TARİHİ\t: 20.12.2024<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTEM\t\t: İhtiyati Haciz<br>KARAR TARİHİ\t: 15.04.2025<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 15.04.2025<br><br>İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1056 Esas sayılı dosyasından verilen 20.12.2024 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin  13.02.2025 tarih ve 2025/183 Esas, 2025/330 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili 11.12.2024 tarihli ihtiyati haciz istemli dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirketin alacağının tahsili zımnında Menderes İcra Müdürlüğü'nün 2022/2178 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından söz konusu icra takibine borçlu olmadığı gerekçesi ile itiraz edildiği ve takibin durmasına sebebiyet verildiği belirtilerek, Menderes İcra Müdürlüğü'nün 2023/2178 Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptaline, takibin devamına, %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkil şirkete verilmesine karar verilmesine yönelik davalı aleyhine iş bu mahkemeye dava açıldığı, dava dilekçesinde davalının menkul, gayrimenkul mallarına, 3. şahıslardaki hak ve alacaklarına, kurumlar ile şahıslar nezdinde bulunan teminat mektuplarına, araçlarına ve  tüm bankalardaki hesaplarına teminatsız olarak ihtiyati haciz istemlerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesi 2024/1056 Esas sayılı dosyasından verilen 20.12.2024 tarihli ara kararında özetle; her ne kadar davacı vekili tarafından dosyaya sunulan dava dilekçesiyle davalının menkul, gayrimenkul mallarına, 3. şahıslardaki hak ve alacaklarına, kurumlar ile şahıslar nezdinde bulunan teminat mektuplarına, araçlarına ve  tüm bankalardaki hesaplarına teminatsız olarak ihtiyati haciz konulması talep edilmiş ise de, iş bu davanın davacı tarafça davaya konu alacak için davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu, davaya konu alacağın itiraza uğramış bir alacak olduğu, bu nedenle takip tarihi itibariyle takibe konu edilen tutar kadar davacının davalıdan muaccel alacağının bulunup bulunmadığı yapılacak yargılama neticesinde belirlenebileceği düşünülmekle davacının yargılamaya muhtaç iddialarına dayalı ihtiyati  haciz isteminin  tüm dosya kapsamına nazaran İİK 257. maddesi kapsamında koşulları oluşmadığından yerinde görülmediğinden reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili 09.01.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçelerinde de detaylıca değinmiş olduğumuz üzere davalı borçlu şirket yetkilisinin, 02.08.2024 tarihli Whatsapp yazışmalarında kendisine ait mülkleri sattığını ikrar ettiğini, Whatsapp görüşmesinin  görseline de iş bu dilekçede yer verildiğini, yine davalı şirket yetkilisi ... ile davacı müvekkili şirket yetkilisi ... arasında başka tarihlerde gerçekleştirilen Whatsapp yazışmalarında müvekkili şirket yetkilisi tarafından defaatle davalı şirketten ödeme beklendiğinin belirtildiğini, davalı şirket yetkilisi ...'ın ise her fırsatta  yetkilisi olduğu şirketin borcunu ödeyeceğini belirttiğini, hatta müvekkili şirketin icra takibi açmasından sonra da davalı şirket yetkilisinin yazılı ve sözlü her görüşmede borcunun olduğunu ve borcunu ödeyeceğini belirttiğini, bu hususun dahi davalı yanın borcunu ikrar ettiğinin ve takibe yaptığı itirazın sadece kötü niyetle alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunun göstergesi olduğunu, yine başka mesajlarında, mülklerini satmak için büyük mücadele verdiğini, 85 Milyon ödeme yaptığını, her şeyinin ortağının adına yapmasından dolayı mallarını kaybettiğini, ....'daki evini de satışa koyduğundan bahsettiği, tüm bu mesajlardan davalı şirket yetkilisinin hileli hareketlerde bulunmakta olduğu ve bu nedenle de müvekkilinin zararlarını tahsil edememe ihtimalinin olduğunun açıkça ortada olduğunu, bilindiği üzere ihtiyati haciz için alacaklının borcun varlığını yaklaşık olarak ispat etmesinin yeterli olduğunu, taraflar arasındaki Whatsapp konuşmalarında davaya konu icra takibindeki borcun davalı yanca ikrar edildiği açık olduğundan huzurdaki uyuşmazlıkta yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı kanaatinde olduklarını, davalı tarafın tek amacının ise ödemesi gereken borcunu malum ekonomide enflasyona eriterek, muhtemel takip süreçlerindeki zamanı da gözeterek alacak tutarını değersizleştirmek olduğunun açıkça ortada olduğunu, davalı tarafın asıl saikinin, söz konusu dava tutarını ödemeden imtina ederek, zamansal süreçte tutarı kıymetsizleştirip, dava sonucunda aynı tutarı alım gücünü yitirmiş şekilde ödemek olduğunun hayatın ekonomik akışı içinde açıkça görüldüğünü, bu nedenle mahkemenin sadece icra takibine kötü niyetli olarak yapılan itirazı dikkate alarak takip tarihi itibariyle takibe konu edilen tutar kadar davacının davalıdan muaccel alacağının bulunup bulunmadığı hususunun yapılacak yargılama neticesinde belirlenebileceği yönündeki  gerekçesine itiraz ettiklerini, İcra İflas Kanunu'nun 258. maddesi gereğince taraflar arasındaki Whatsapp konuşmalarında davaya konu icra takibindeki borcun davalı yanca ikrar edildiği açık olduğundan huzurdaki uyuşmazlıkta yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı kanaatinde olduklarını, müvekkilinin alacağının, herhangi bir rehin veya ipotek ile teminat altına alınmadığından ve davalının mallarını kaçırma ihtimali bulunduğundan, alacağın güvence altına alınması için davalının borca yeter miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarına, kurumlar ile şahıslar nezdinde bulunan teminat mektuplarına ve tüm bankalardaki hesaplarına ihtiyaten haczinin reddine ilişkin ara kararının müvekkili adına istinaf etme zaruretinin hasıl olduğunu  belirterek yukarıda arz ve izah etmiş oldukları hususlar neticesinde, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1056 Esas sayılı dosyasında verilen 20.12.2024 tarihli ihtiyati haciz talebinin reddi ara kararının istinafen incelenmek suretiyle kaldırılmasına, davalının menkul, gayrimenkul mallarına, 3. şahıslardaki hak ve alacaklarına, kurumlar ile şahıslar nezdinde bulunan teminat mektuplarına ve tüm bankalardaki hesaplarına teminatsız olarak ihtiyati  haciz konulmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Davacı vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz isteminin ilk derece mahkemesi tarafından ara kararla reddine karar verildiği, verilen ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.<br>İhtiyati tedbir; 6100 sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içerisinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek maksadıyla ihtiyati tedbir kurumu kabul edilmiştir. <br>HMK'nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde Mahkemece uyuşmazlık konusu taşınmaz hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. <br>İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş, ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlenmiştir. <br>İhtiyati haciz; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde, “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”;<br>258. maddesinde, “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” düzenlemeleri mevcuttur.<br>İhtiyati haciz kararı verilmesinin yasal koşulları İİK'nun 257. maddesinde düzenlenmiş olup, talepte bulunan alacaklı tarafından, alacağın varlığı ve miktarı hususunda, yaklaşık ispat olgusunun yerine getirilmesi gerekmektedir. İİK'nun 258. maddesi uyarınca, alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi mecburdur.<br>Tarafların iddia ve savunmalarının gerçekliği ve haklılığı yapılacak olan yargılama sonunda ortaya çıkacak ise de, ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği tarih itibariyle ihtiyati haczin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir.<br>Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olaya gelince:<br>Davacı taraf, davalı ile  uzun yıllardır süregelen ticari ilişki çerçevesinde davacı  şirket, davalı şirket'in istem ve taleplerine uygun şekilde ifa ve teslim yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, davalı ....A.Ş. nin siparişi üzerine kurutma tünelleri, sıcak-soğuk su tankı, su deposu, kogulatür imalatı vb. Ürünlerin üretimi ve montajı gerçekleştirildiğini,  davalı şirketle aralarındaki cari hesap ilişkisi kapsamında davalı şirket bir kısım ödemeler yapmışsa da  nerede ise hiçbir zaman tam ödeme yapmadığını davacıya  borçlu kaldığını belirterek ihtiyati haciz tatbikine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Taraflar arasında  eser sözleşmesinin akdedildiği, yüklenici olan davacının bu sözleşmeden kaynaklı cari hesap ve faturadan kaynaklanan alacağının tahsili talebiyle davalı iş sahibi hakkında icra takibi başlattığı, davalının ise \"  itiraz ederek takibi durdurduğunun görüldüğü, buna göre taraflar arasında sözleşmeden kaynaklı edimlerin yerine getirilip getirilmemesi ve ödemelerin tamamının yapılıp yapılmadığına dair yargılamayı gerektiren bir uyuşmazlığın söz konusu olduğu, talebe konu edilen alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeniyle, İİK.'nın 257 ve devamı maddeleri gereğince dosya kapsamında sunulan delillerin muaccel bir alacağın varlığına ilişkin \"yaklaşık ispat\" ölçüsünü sağlayacak nitelikte olmadığı, ayrıca İİK 257/2 maddesine göre davalının mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisinin kaçmağa hazırlandığı yahut kaçtığına ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunduğu iddiasıyla ilgili olarak da yaklaşık ispata yarar dosya kapsamında delil bulunmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin reddine ilişkin kararında usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin bu husustaki istinaf istemi de yerinde görülmemiştir.<br><br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen ara karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1056 Esas sayılı dosyasından verilen 20.12.2024 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 1.013,90 TL tedbir harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile kalan 398,50 TL harç bedelinin davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK'nın 258/(3) ve 6100 sayılı HMK'nın 391/(3) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca, kesin olarak 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f68e896972e62e2","SID":"f0ff499cbbc334a0"}}