{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                      T.C.<br>                     İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2022/1874<br>KARAR NO\t \t: 2025/918<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ \t  <br>ESAS NO\t \t: 2021/368<br>KARAR NO\t\t: 2022/669<br>DAVA TARİHİ\t: 14/06/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 28/09/2022<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 19.06.2025<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 19.06.2025<br><br>İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.09.2022 tarih ve 2021/368 Esas, 2022/669 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı taraf ile 17.04.2018 tarihli “ ...Sözleşmesi” başlıklı belge çerçevesinde anlaşıldığını, karşı tarafın sözleşme çerçevesinde yapması gereken imalatları eksik bıraktığı gibi bir kısım imalatı hatalı yaptığını, taraflar arasında uyuşmazlıkların baş gösterdiğini, bu hususlar çerçevesinde İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/110 D. İş sayılı dosyasında delil tespiti konulu davanın ikame edildiğini, keşif neticesinde hazırlanan 30.10.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla 144.750,00 TL ödemenin eksik ve hatalı imalat nedeniyle karşı tarafça müvekkiline ödemesinin gerektiğini ayrıca aynı dosya üzerinden 4.997,70 TL yargılama gideri, 755,00 TL ilam vekalet ücreti, ayrıca karşı tarafa gönderilen... Noterliği'nin 07.09.2020 tarihli 28853 yevmiye nolu ihtarnamesi için de 277,54 TL masraf yapıldığını, tüm bu alacak kalemleri yönünden İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2020/9637 sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itiraz ederek takibi durdurduğu, zorunlu arabuluculukta da anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle dava açılması zaruretinin hasıl olduğunu beyan ederek davanın kabulüne, haksız olarak itiraz edilen takibin devamına, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Sözleşme doğrultusunda tüm taahhütlere uyulduğunu, yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirildiğini, davacının ödeme yükümlülüklerini zamanında yerine getirmediğini, şantiyedeki işlerin aksamasına neden olduğunu, iş planını bozduğunu muhasebe ve ödeme kayıtlarına bakıldıgında bunun görüleceğini, firma çoğu zaman kendi çalışmasından önce tamamlanmış olması gereken alt yapının bulunmamış olduğunu, şantiyenin elektriklerinin kesilmiş olması sebebiyle tüm makine ve techizatların çalışamadığı, müvekkilinin iş gücü kaybına uğradığını, davacının delil olarak sunduğu.... Noterliği'nin 07.09.2020 tarihli 28853 yevmiye nolu ihtarnamesinin dolayısıyla herhangi bir temerrüt durumunun olmadığını, müvekkiline tebliğ edilmediğini, ihtarnamede mekanik projelerde davacı tarafın talebi üzerine yapılan değişikliklerin de hatalı imalat ve montaj yapılmış gibi gösterilmek istendiğini, iddiaların kötü niyetli olduğunu, bahsi geçen ihtarnamedeki taleplerin müvekkil şirket yetkilisine sözlü olarak iletildiğini, müvekkilince de ... 2. Noterliği'nin 23.09.2020 tarih ve 22547 Yev. Nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnamenin 06.10.2020 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, sözleşmenin 7.a, 7.b, 6.b maddelerinin açıkça ihlal edildiğinin ve müvekkilinin zarara uğratıldığının bildirildiğini, ikmali istenen işler ile ilgili olarak ise sözleşmenin 7.b maddesi uyarınca kur farkından kaynaklanan ilave maliyetlerin karşılanması ve ödemelerinin yapılması halinde ikmal edileceğinin belirtildiğini, davacı tarafından İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/110 D. İş sayılı dosyasında yapılan tespitlerin müvekkil şirketin yokluğunda ve tek taraflı olarak düzenlendiğini, mekanik projelerde davacı tarafın talebi üzerine yapılan değişikliklerin de hatalı imalat ve montaj yapılmış gibi gösterildiğini,müvekkilini davacıların sürekli denetlediğini, eksik yapılan bir şey olsa kesin kabulün yapılmamış olmasının gerekeceğini, imalat aşamasında tek bir ihtarın ve itirazın olmadığını, davacının keşide ettiği tek ihtarın sözleşmenin imzalanmasından yaklaşık iki yıl sonra düzenlendiğini beyan ederek, davanın reddine,davacının alacağın %20sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 28.09.2022 tarih ve 2021/368 Esas, 2022/669 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın İzmir 11 İcra Müdürlüğü 2020/9637 Esas sayılı dosyasında alacağın varlığı ve miktarı, icra inkar tazminatı talep koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı, taraflar arasında 17.04.2018 tarihli “ ...Sözleşmesi” başlıklı belge çerçevesinde anlaşıldığı, davalının sözleşme çerçevesinde yapması gereken imalatları eksik bıraktığı gibi bir kısım imalatı hatalı yaptığı, taraflar arasında uyuşmazlıkların baş gösterdiği, bu nedenle davacı tarafından İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/110 D. İş sayılı dosyasında delil tespit davası açıldığı ve davacı tarafın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 144.750,00 TL ödemenin eksik ve hatalı imalat nedeniyle davalı tarafın davacıya ödemesi gerektiği ayrıca aynı dosya üzerinden 4.997,70 TL yargılama gideri, 755,00 TL ilam vekalet ücreti, ayrıca karşı tarafa gönderilen ...Noterliği'nin 07.09.2020 tarihli 28853 yevmiye nolu ihtarnamesi için de 277,54 TL masraf yapıldığı, tüm bu alacak kalemleri yönünden İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2020/9637 sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığı ve davalı tarafın itirazı üzerine icra takibin durduğu anlaşılmakla, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde mahkememizce hükme esas almaya elverişli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davacının talebine bağlı kalınarak davacının davasının kabulüne, İzmir 11. İcra Dairesi'nin 2020/9637 Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptali ile 151.411,09 TL alacak üzerinden takibin devamına, davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve alacağın likit olduğu kabul edildiğinden hüküm altına alınan 151.411,09 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine'' dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLER:<br>Davalı vekili tarafından verilen 21.11.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;<br>-Huzurdaki davanın 14.06.2021 tarihinde açıldığını, müvekkili şirketin adresinin ise dava tarihinde iki ay önce 14.04.2021 tarihli şirket genel kurul kararı ile \".......\" olarak değiştirildiğini ve 19 Nisan 2021 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, şirket adresinin değiştiğini ve değişikliğin ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiş olmasına rağmen, ilk derece mahkemesi TK 35. Maddeye göre davalı şirkete tebligat yaptığını, herhangi bir adres araştırması yapılmadan en basitinden ticaret sicili kayıtlarına dahi bakılmadan Teb.K.35. maddesine göre tebligat yapılmasına dair şartlar oluşmamasına rağmen keyfi bir uygulama ile 13.09.2021 tarihinde şirketin eski adresine Teb.K.35 madde uyarınca tebligat yapılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, aynı şekilde, davalı asilin resmi adresi ticaret sicili kayıtlarında açıkken, huzurdaki dosyaya vekaletname sunmamalarına rağmen vekil sıfatıyla taraflarına tebligat yapılmasının da usulsüz olduğunu, tüm bu hususların ilk derece mahkemesine 16.03.2022 tarihli dilekçelerinde ifade edildiğini ve davalı asile tebligat yapılmasının ve usulüne uygun tebligat yapılana kadar geçen süredeki usul işlemlerinin yenilenmesi talep edilmişse de ilk derece mahkemesi tarafından duruşmaya kadar hiç bir işlem yapılmadığını ve talepleri hakkında karar ihdas edilmediğini, ilk derece mahkemesinin 08.06.2022 tarihinde yaptığı duruşmada ise iş bu taleplerinin reddedildiğini, davaya cevap süresinin geçtiğini, taraflarına zımni olarak vekil sıfatını kabul ettiğini, yeniden dava dilekçesinin tebliğ edilmesi talebinin davayı uzatmaya matuf olduğunu ara kararla hükme bağlayarak taraf defterlerinin incelenmesine karar verdiğini, ticaret sicil kaydında açık adresi bulunan şirkete bir buçuk yıl tebligat yapamayarak taraf teşkili sağlayamayan mahkemenin taleplerinin davayı uzatmaya matuf bulmasının oldukça manidar olduğunu, <br>-Yukarıda belirttikleri tebligatın usulsüz yapılması hususu ile birlikte, ilk derece mahkemesinin HMK ile benimsenen ve yasada ifadesini bulan \"Hakimin davayı aydınlatma ödevi\"ni de yerine getirmediğini ve yargılama yapmaktan kaçınarak hüküm kurduğunu, müvekkili davalı şirketin, icra takip dosyasına yaptığı itiraz ve tespit dosyasına yaptığı itirazların asıl uyuşmazlığı ifade eden itirazlar olduğunu, uyuşmazlığın esas itibariyle müvekkili şirketin yaptığı imalatların ayıplı olup olmadığı ve/veya davacı şirketin bu imalatlara onayı olup olmadığı noktasında ortaya çıktığını, dava dilekçesindeki iddiaların da bu yönde olduğu halde sadece ticari defter üzerinden inceleme yaparak hüküm kurulması ile yargılama yapmaktan kaçınıldığını, <br>-Tarafların, beyan ve dilekçelerinde, delil tespiti dosyasında ve tarafların birbirlerine keşide ettikleri ihtarnamelerde bile açıkça ihtilaf konuları ifade edildiği halde ilk derece mahkemesinin bu konuların hiç birine temas etmeden karar vermesini anlamadıklarını, bu itibarla usulüne uygun şekilde davalıya tebligat yapılmadan, taraf teşkili sağlanmadan, uyuşmazlığın esası incelenmeden, iddia ve savunmalar ile deliller tartışılmadan usul ve yasaya aykırı şekilde tesis edilen, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmek zarureti hasıl olduğunu, <br>Belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra, iddia ve savunmaların, taraf delillerinin tartışılarak değerlendirilmesi suretiyle karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, aksi kanaat oluşması ve dosyanın esasının incelenmesi halinde ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik ve ayıplı işlerin giderim bedeli, delil tespiti ve ihtarname masraflarının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br> İlk derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.<br>İlk derece mahkemesi tarafından davalının dava dilekçesinde belirtilen adresine çıkarılan dava dilekçesinin tebliğ edilememesi üzerine aynı adrese Tebligat Kanunun 35.maddesine göre tebligat yapıldığı, oysa davalı şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresinin \".....\" olduğu halde bu adrese tebligat yapılmadığı, ardından davalının icra takibine itiraz eden ve aynı zamanda arabuluculuk görüşmelerine katılan vekiline dava dilekçesinin tebliğe çıkarıldığı, dava dilekçesinin adı geçen vekile 14.03.2022 tarihinde tebliğ edildiği; davalı vekilinin 16.03.2022 tarihli dilekçe ile yapılan tebligatların usulsüz olduğunu belirterek yapılan tüm usul işlemlerinin ve yargılama faaliyetinin yok sayılarak taraflarına dava dilekçesi ve eklerinin tebliğine karar verilmesini talep ettiği, bu talebe yönelik Mahkemece değerlendirme yapılmadığı ve davalı vekili tarafından da 07.06.2022 tarihli cevap dilekçesinin dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır.<br>Aleyhine icra takibi başlatılan borçlu, takibe vekili aracılığıyla itiraz etse dahi, alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesi vekile değil asile (borçlunun kendisine) tebliğ edilmelidir. 26 Kasım 2022’de Resmi Gazete’de yayınlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 3 Haziran 2022 tarih, 2021/1 Esas ve 2022/3 Karar sayılı içtihadı da bu yöndedir. Somut olayda Mahkemece dava dilekçesinin davalı şirkete tebliğ edilememesi üzerine ticaret sicil kaydındaki adresine tebligat çıkarılması gerekirken icra takibine itiraz eden vekiline tebliğ edilmesi usule ve yasaya aykırı ise de, adı geçen vekilin 07.06.2022 tarihinde davalı adına cevap dilekçesi sunduğundan davalının davadan haberdar olduğu ve cevap dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek davalı delillerinin toplanması gerekirken Mahkemece cevap dilekçesinin süresinden sonra verildiğinden bahisle keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadan hüküm verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmüştür.<br>Davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında 17.04.2018 tarihli \"...Sözleşmesi\" isimli eser sözleşmesinin yapıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, sözleşmeye göre iş bedelinin 1.050.006,62 TL (KDV Dahil değil) olduğu, sözleşmenin 17.maddesine göre davalı yüklenicinin yaptığı her türlü işin teslimini müteakip oturma raporunun alınması/veya fiili kullanımın başlamasından itibaren 5 yıl süre ile bakım sorumluluğu ve garantisi verdiği anlaşılmıştır.<br>Davacı iş sahibi, davalı yüklenicinin eser sözleşmesi kapsamındaki edimlerini ayıplı ve eksik ifa ettiğini, İzmir 5.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/110 D.İş sayılı dosyasında eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelinin tespit edildiğini belirterek eksik ve ayıplı işlerin giderim bedeli, delil tespiti ve ihtarname masraflarının tahsili için icra takibi başlattığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır.<br>Davalı yüklenici ise, eser sözleşmesi kapsamındaki edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, işin kesin kabulünün yapıldığını, eksik ve ayıplı iş bulunduğuna dair davacı tarafça itiraz veya ihtarda bulunulmadığını, davacı iş sahibi tarafından yaptırılan delil tespitinin gerçeği yansıtmadığını ve davacının ödeme yükümlülüğünü zamanında yerine getirmediğinden işin aksadığı ve iş planının bozulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>Taraflar arasında imzalanan sözleşme 6098 sayılı TBK 480. maddesinde ifade edilen götürü bedelli sözleşmedir. Götürü bedelli işlerde yüklenici işi kararlaştırılan bedelle yapmak zorundadır. Götürü bedel eser sözleşmelerinde iş bedelinin eserin eksik ve ayıpları gözetilerek tüm işe göre oranı bulunarak ve bu oran sözleşme bedeline uygulanarak tespit edilip kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanacağı kabul edilmektedir.<br>Götürü bedelli sözleşmelerde iş sahibinin iş bedelinin tamamını ödememesi halinde eksik işlerin giderim bedelini talep etmesi mümkün olmayıp, bu durumda yukarıda yer verildiği üzere fiziki oran yöntemi olarak adlandırılan, eksik ve kusurlar da dikkate alınıp düşülmek suretiyle, gerçekleştirilen imalât gözetilerek iş bedeli belirlenmesi gerekir.(Yargıtay 6.HD’nin 2023/2651Esas ve 2024/628 Karar sayılı kararı)<br>Eser sözleşmesi, 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu,TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler uyarınca gerek açık ayıp ve gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için bunu önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün, 2013/4976 E. 2014/4282 K. sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları).<br>Eksik iş ise sözleşme ve eklerine göre yapılması gerektiği halde yapılmayan (noksan bırakılan) işleri ifade eder. Eksik işlerin bedeli, teslim tarihine bu işlerin ikmâl edilebileceği sürenin ilavesiyle bulunan tarihteki rayiç bedellerle talep edilebilir. Eksik işler bedelinin istenebilmesi için teslim sırasında ihtirazi kayıt konulmasına ya da ihtar çekilmesine gerek yoktur. Eksik işler yönünden TBK 474-478. maddelerindeki hükümler uygulanmaz. <br>Somut olayda, davacı iş sahibinin iş bedelinin tamamını ödemediği yönünde davalı yüklenicinin savunması bulunmadığından fiziki oran yönteminin uygulanmayacağı; taraflar arasında yapılan eser sözleşmesinin 17. maddesine göre davacı iş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak davalı yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği; bu kapsamda Mahkemece inşaat mühendisi ve makina mühendisi bilirkişilerle mahallinde keşif yapılıp dosya kapsamındaki mevcut deliller değerlendirilmek suretiyle taraflar arasında yapılan eser sözleşmesinde eksik ve ayıplı işlerin neler olduğu, eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelinin TBK'nın 481.maddesi uyarınca eserin teslim alındığı veya el konulduğu tarihteki yerel serbest piyasa değerine göre bedelinin belirlenmesi hususunda denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken sadece taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapan mali müşavir bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına  karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,<br>2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.09.2022 tarih ve 2021/368 Esas, 2022/669 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,<br>5-Davalı vekili tarafından yatırılan 2.586,25 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalıya iadesine,<br>6-Davalı vekili tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bdfea83079ae535f","SID":"38480883abc46d24"}}