{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 15/05/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ...<br>TARİHİ\t\t: ...<br>NUMARASI\t\t:..<br><br>DAVACI\t: 1-...-T.C. Kimlik no:...-...<br>DAVACI\t: 2-...-T.C. Kimlik no:...-<br>VEKİLİ\t: Av. ...-<br>DAVALI\t: ...-T.C. Kimlik no:...-<br>VEKİLİ\t: Av. ...-<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: ...<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın, müvekkili ... aleyhine ...İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, ... ile ... arasında hiçbir sosyal yada ticari ilişki bulunmadığını, borcun sebebi olarak gösterilen bonolar incelendiğinde bono keşidecisinin ... ... ... Adi Ortalığı olduğunun görüldüğünü, söz konusu ortaklığın 06/09/2018-21/11/2018 tarihleri arasında sürdüğünü bu dönemde adi ortaklık faaliyet göstereceği fırın işinde çalışmadığını, bu dönemde ekmek fırını açık olmadığı için müvekkiline mal teslimi de yapılmadığını, davalının müvekkiline ya da adi ortaklığa sattığı bir mal bulunmadığını, adi ortaklık üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığı gibi diğer ortak ...'ın da imzasına benzemediğini, ancak bu imzanın ...'a ait olup olmadığı noktasında kendisine ulaşılamadığını, ...'a ulaşan müvekkilinin kendisine sen bana mal mı sattın diye sorduğunda para verdim cevabını aldığını, ...'ya  başka icra müdürlüklerinden de ödeme emri geldiğinde ..., ...'a bir kez daha ulaşmaya çalıştığını, ulaştığında şu cevabı almıştır \"Sen de para çok ödeyiver \" ... ve davalı ...'ın birlikte hareket ettiğini, müvekkilinden haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, hayatın olağan akışı içinde hiç kimsenin tanzim tarihi 08/10/2018 olan bonoların tahsili için 2020 yılının nisan ve mayıs ayına kadar beklemeyeceğini, bu bonoların müvekkili ... ile ... arasındaki ortaklık bittikten sonra çok sonra tanzim tarihini sonradan yazmak yani geriye doğru yazmak yani sahte senet düzenlemek suretiyle borçlandırdıklarını, davalının ne iş yaptığının taraflarınca bilinmediğini, ancak adına kayıtlı bir işletmesi var ise ticari defterlerinde bu bonoların olmadığına emin olduklarını, yine kendilerine mal verdiğine dair ne irsaliye fişi olduğunu ne de alacak defterlerinde kayıtlı olduğunu, ... ile ... arasındaki adi ortaklığın ...'a ortaklık adına kıymetli evrak düzenleme yetkisi vermediğini, bu nedenle ...'ın imzaladığı bononun müvekkilini şahsen bağlamayacağını belirterek, ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına giren paranın davalıya ödenmemesi konusunda tedbir kararı verilmesini, davacı ...'nın davalıya ....İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>Davacı ... 14/11/2023 tarihli dilekçesi ile, davacı ...  tarafından ... aleyhine açılan davadan yeni haberinin olduğunu, ... Adi Ortaklığı adına ...'nın işbu davayı açmasına ve takip etmesine gerekirse istinafa ve Yargıtay yoluna başvurmasına muvafakatının bulunduğunu, ... isimli kişi ile ticari ilişkisinin bulunmadığını, zaten adi ortaklık sözleşmesinden de görüleceği üzere ortaklık sözleşmesinin ortaklık adına tarafına kambiyo düzenleme yetkisi vermediğini, takibe konu senetlerin fotokopilerini gördüğünü imzanın kendisine ait olmadığını belirtmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde;bu tür davalarda ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, yetki itirazlarının bulunduğunu, arabuluculuğa başvurulmaması nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, davaya konu kambiyo evrakının her yönüyle bir geçerli bono olduğunu, davaya konu bononun yasal şartları taşımaması halinde icra müdürlüğü tarafından işleme alınmaması gerektiğini, dolayısıyla şeklen tamamen geçerli bir kambiyo evrakı bulunduğunu, kaldı ki her türlü imza incelemesi yaptırılmasını kabul ettiğini, senet üzerindeki imzaların, evrakın düzenlenme tarihi itibariyle temsil ve ilzam yetkisine sahip olan davacıya ait olduğunu, mahkemece usul ve dava ekonomisi gereğince bu hususun dikkate alınması gerektiğini, davaya konu icra takibinin kesinleştiğini, davaya konu kambiyo senedine mahsus yapılan ... İcra Müdürlüğü'nün ....Esas sayılı takip dosyasının, dosya borçluları ... yönünden 23/11/2021 tarihinde, ... yönünden ise 19/11/2021 tarihinde ödeme emirleri tebliğ edilerek, her iki borçlu yönünden de kesinleştiğini, yani kesinleşmiş bir icra takibinin menfi tespit davası nedeniyle durdurulamayacağını, imzaların istiklali prensibi bakımından, davacı borçlunun, müvekkilinin takip hakkı bulunduğu kişi olduğunu, davacının dava dilekçesinde, kendi imzasının sahte olduğunu ve yahut yetkili olmayan kişilerce atıldığını iddia ettiğini, bu iddiasını da ızrar kastına dayandırdığını, davacının kambiyo hukuku bakımından ancak kendi imzasının sıhhatine ilişkin defi veya itirazda bulunabileceğini, diğer müracaat borçlularının imzaları ile ilgili savunmada bulunmasının mümkün olmadığını, sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümlerin, 6098 Sayılı TBK 'nun 77. ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, eldeki davada takip ve itiraz edilen borcun, kambiyo hukuku hükümlerine dayandığını, bu sebeple sebepsiz zenginleşme hukuki sebebinin bu davada tartışılmasının mümkün olmadığını, davacı borçlunun dava konusu borcu ödediğinde dilerse kambiyo hukuku hükümlerine göre senet keşidecisi olan diğer borçlulara müracaat etmesinin mümkün olduğunu, ızrar kastı yönünden ise, davalının dava konusu  icra dosyasında yetkili hamil olan alacaklı olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde ızrar kastıyla hareket edildiğini ileri sürdüğünü ve şahsi defi olarak müvekkilinin de sorumluluğundan bahsederek borçlu olmadığının tespitini istediğini, TMK. 6  maddesi gereğince  müddei iddiasını ispatla mükellef olduğunu, eldeki menfi tespit davasında da HMK 190. gereği  iddialarının tamamını ispatlaması gereken tarafın davacı olduğunu, dava konusu evraktaki imza sahiplerinin hiçbirisinin müvekkili aleyhine dolandırıcılık, sahte imza vs yönünden bir suç duyurusu yapmadıkları gibi halen bir soruşturmada açılmadığını, bundan sonraki yapılacak suçlamaları da eldeki davaya delil oluşturmak amacıyla olacağını düşündüklerini, eldeki dava müvekkilinin haklı alacağını akim bırakmak adına açılan bir dava olduğunu, bu sebeple davanın reddini talep ettiklerini, menfi tespit davalarının niteliği itibarıyla esasen bir tespit davası olduğunu, İİK 72'de düzenlenen bu davalarda, ispat kuralı açısından da genel hükümlere tabi olduğunu, dava konusu takibin, yazılı belge olan bonoya dayandığından davacının da imza itirazı bulunmadığına göre, ancak borcun ödendiğini  yahut geri bırakıldığını yazılı bir belgeyle ispat etmesi gerektiğini, bu hususlarla ilgili bir iddia yahut  ispata yönelik delilden de bahsedilmediğine göre davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece 29/11/2021 tarihli ara karar ile davaya dayanak icra dosyasında tedbir kararı verildiğini, mahkemece kesinleşmiş bir icra dosyasının tümden durdurulmasının birden fazla sebeple usulsüz olduğunu, sonuç olarak öncelikle verilen tedbirin şartlarının oluşmaması nedeniyle tamamen kaldırılmasını, bunun mümkün olmaması halinde teminat miktarının uygulamada olduğu gibi %100 oranına çekilmesi yönünde açıkça itiraz ettiklerini savunarak, mahkemece şartları oluşmayan ve tarafları aleyhine somut bir kanıt bulunmadığından dolayı talep edilen ihtiyati tedbir talebinin yargı teamülleri doğrultusunda reddine, bunun mümkün olmaması halinde yine teamüllere göre %115 oranında bir teminata bağlanmasına, eldeki davada ispat yükünün davacı tarafta olduğunun tespiti ile yargılamanın bu ispat kuralına göre yürütülmesine, davanın reddi ile karşı taraf aleyhine en az %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;  dosyada ...'ın idareci ortak olup keşidecisinin ... ... ... Adi Ortalığı olduğu 15/06/2020 ödeme tarihli 100.000,00 TL bedelli ve 13/04/2020 ödeme tarihli 100.000,00 TL bedelli senetler yönünden ...'ın adi ortaklık adına senet düzenleyebileceğinin anlaşıldığını ve ancak ...'ın 14/11/2023 havale tarihli dilekçesinde iş bu menfi tespit davasına muvafakat edip imza inkarında bulunmuş olması ile yazı ve imza örneklerini dosyaya sunmamış olması ile  bu kez HMK 169 maddesi gereğince davacı ...'a icra takip dosyasına konu 15/06/2020 ödeme tarihli 100.000,00 TL bedelli ve adi ortaklığın kaşe ve imzası bulunan senet ile yine adi ortaklığın kaşe ve imzası bulunan 13/04/2020 ödeme tarihli 100.000,00 TL bedelli senetler eklenerek ve ayrıca mahkemece dosya arasına alınan 06/09/2018 tarihli ortaklık sözleşmesi altında imzası bulunduğu da belirtilmek suretiyle senetler ve sözleşmedeki imzaları; duruşmaya katılmama veya isticvap konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı ihtaratını içerir isticvap davetiyesi 02/01/2025 tarihinde tebligatın yapıldığı ve duruşmaya katılmadığının anlaşıldığını, her ne kadar senetler üzerindeki imzaların davacı ...'e ait olmadığı tespit edilmiş olsa da, mahkemece diğer davacı ... yönünden imza inkarında bulunulduğunu ve ancak deliller sunulamadığında grafolojik rapor alınamamış olsa da, mahkeme hakimi tarafından yapılan incelemede davacı ...'ın 06/09/2018 tarihli ortaklık sözleşmesindeki imzası ile yine mahkemeye sunulan 14/11/2023 havale tarihli dilekçesinde atmış olduğu imzaların da büyük oranda benzerlik gösterdiği ve son olarak ihtaratlı  isticvap davetiyesine de cevap vermediği anlaşılmakla  adi ortaklık adına senet düzenleme yetkisi olduğu değerlendirilen adi ortak ...ın işlemleri adi ortaklığı bu nedenle bağlayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.    <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; iş bu dava dosyasından verilmiş ve uygulanmış bir tedbir kararı bulunmadığını, icra takip dosyasının durmadığını, hal böyle iken davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının yemin teklifine dayandığını, yemin teklifinde bulunup bulunmayacaklarının sorulmadığını, böylece savunma haklarının kısıtlandığını, dava dosyasında bulunan rapora göre dava konusu bonolardaki imzanın davacı ...'ya ait olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin imzasını taşımayan bonolardan dolayı sorumlu kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,  bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre ... ile hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, dava konusu bononun ne davacının ne de davalının defterlerinde kayıtlı olmadığını, davalının iş bu bononun malen kayıtlı olduğunu bildirdiğini, bu  halde usulü dairesinde müvekkiline mal veya hizmet verdiğini ispat etmesi gerektiğini, bu halde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu<br>ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, kambiyo senedinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik menfi tespit talebine ilişkindir.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 637. maddesinde; kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortağın, bu kişiye karşı bizzat kendisinin alacaklı ve borçlu olacağı, ortaklardan birinin, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yapması halinde diğer ortakların ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı ve borçlusu olacağı, kendisine yönetim görevi verilen ortağın ise ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisinin varsayılacağı hükme bağlanmıştır. Bu bağlamda, idare ve temsil yetkisi bulunan temsilcinin yapacağı işlemler,  ortakları üçüncü kişilere karşı eşit olarak sorumlu kılar.<br>Temsilin sonuçlarını düzenleyen aynı Kanunun 638/son maddesi hükmüne göre; “Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar.” Diğer bir deyişle, adi ortaklıkta, aksine bir hüküm yer almadığı sürece, idareci ortağın yapacağı işlemler, diğer ortakları da bağlamaktadır.<br> İdareci ortağın satatüsü TBK'nın 547. maddesinde düzenlenen ticari mümessile benzer bir nitelik taşır. Kanun'un 548. maddesi gereğince de, ticari mümessilin (TBK'nın 504. maddesi gereğince özel bir yetki aranmaksızın) kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin olduğunun kabulü zorunludur.  (2008/12-825 E. - 2009/32 K. 28/01/2009 tarihli YHGK kararı)<br>Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere,  06/09/2018 tarihli ... ... ... Adi Ortalığı sözleşmesinde ...'ın idareci ortak olarak belirlenmesine, sözleşmede borçlandırıcı işlemler için ortakların müşterek imzasının zorunlu kılınmamasına, bu nedenle kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin de olduğu kabul edilen idareci ortağın, ortakları bağlayan borçlandırıcı işlem yapılabileceğine, takibe konu bonolardaki imzaların idarece ortak ...'ın eli ürü olmadığına yönelik istinaf sebebi ileri sürülmediğine göre, aşağıdaki bendin dışındaki istinaf itirazları yerinde değildir.<br>Davacı vekili dava dilekçesinde yemin deliline dayandığından, davacı tarafa yemin deliline dayanılıp dayanılmayacağı hususu hatırlatıldıktan sonra, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yemin delili hatırlatılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı ... vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,  <br>3-Davacı ... tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,   <br>4-Davacı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,  <br>5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi. ...\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> <br>...<br>Üye ...<br> <br>...<br>Üye ...<br> <br>...<br>Katip ...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e881fc4cda69573f","SID":"791f25f3d4c53e34"}}