{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/1917 <br>KARAR NO: 2025/973<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 12/05/2022<br>NUMARASI: 2020/337 Esas - 2022/469 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalı ... Sigorta A.Ş tarafından ZMMS düzenlenmiş olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile 18.04.2012 günü Kırşehir Caddesi üzerinde Ortaköy istikametinden Kırşehir istikametine seyir halinde iken sanayi kavşağına geçtiği esnada sanayi tarafından hastane tarafına karşıdan karşıya geçmek isteyen müvekkili ...'a çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00TL manevi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihi itibarı ile işleyecek yasal faizi ile birlikte,5.000,00 TL geçici iş göremezlik, 50.000,00 TL kalıcı iş göremezlik olmak üzere toplam 50.500,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (sigorta şirketi maddi tazminattan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta  vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davanın dava şartı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte yapılacak inceleme sonucunda şirketin sorumluluğuna hükmedilmesi durumunda poliçede belirtilen limitin esas alınmasını, kusur incelemesi yönünden dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığına gönderilerek kusur incelemesi yönünden rapor alınmasına karar verilmesini, davacı tarafın tedavi yol giderleri ve varsa geçici iş göremezlik giderlerineitiraz edildiğini, bunların 611 sayılı yasa kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu olduğunu, davacının herhangi bir ödeme alıp almadığının sorulmasını, olay tarihinden itibaren faizin talep edilemeyeceğini  belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...  cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduğunu, kazanın üzerinden sekiz yıldan fazla zaman geçtiğini, kazanın meydana gelmesinde tarafından işlenen bir suç olmadığını, davacının yaya geçidini kullanmadığını, sağına soluna bakmadan yola fırladığını ,kendi aracının hızının 30- 40 seviyelerinde olduğunu, davacının manevi zararının mevcut olmadığını, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmayacağını, bu nedenle davanın reddi gerektiği her ne kadar manevi tazminat açısından olay tarihinden itibaren faiz istenmişse de manevi tazminatta faiz başlangıç tarihi hüküm tarihi olup buna da itiraz etmekteyim diyerek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"davanın maddi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile; 500 TL geçici, 27.425,13 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 27.925,13TL 'nin davalı sigorta şirketi yönünden poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,  bu miktara sigorta şirketi yönünden dava tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 18/04/2012 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davanın manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile; 6.000 TL 'nin kaza tarihi olan 18/04/2012 tarihi itibariyle işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ...  vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mevcut olayda davacının yaralandığı anlaşıldığından bu durum cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde olduğunu, buna göre dava tarihi itibariyle eylem için zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile  zamanaşımı süresinin dolmadığına karar vermişse de her hangi bir ceza soruşturmasının yapılmadığı dava açılıp müvekkilin ceza almadığı durumda zamanaşımının durduğunun kesin olduğunu, dosyanın inceleme aşamasında vermiş olduğu dilekçede de beyan  ettikleri gibi müvekkiline verilen kusuru kabul etmediklerini, eksik inceleme ile karar verildiğini, kusuru kabul etmediklerini, manevi tazminatın ise  aradan 8 yıldan fazla süre geçince ortada hiçbir acı elem kalmadığı düşünüleceği dönemde istenmiş ve mahkemece oldukça yüksek bir miktar hesaplandığını, bunun da doğru olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.   Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar\" hükmüne, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir\" hükmüne yer verilmiştir.5237 sayılı TCK'nın 89.maddesinde düzenlenen ve somut olayda eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza zamanaşımı süresi aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir.Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi (1)Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden  itibaren 30.4.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.”  hükmünü haizdir. 2480 Sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar, 30 Nisan 2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup; yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7226 Sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi 1. fıkrası a bendi kapsamında 13.03.2020 tarihinden itibaren duran sürelerin 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanunu göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Eldeki uyuşmazlıkta tazminata konu trafik kazası 18/04/2012 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 11/06/2020 tarihinde açılmıştır. Yukarıda açıklanan kanun hükmü ile Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca durma süresi 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmıştır.  Durma süresi olan 95 günün, zamanaşımın son günü olan  18/04/2020 tarihine eklenmesi halinde 23/07/2020 tarihine kadar süre olduğu, yine bu tarihten önce 20/03/2020 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğuna göre açılan davanın süresinde olduğu sonucuna varıldığından aksi yöndeki davalı istinafı yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/2324  E. - 2022/15206 K., 2021/13827 E.- 2022/10766 K.  sayılı kararları). Dosya kapsamından hükme esas alınan 04/12/2020 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi kusur raporunun istinaf talep eden davalıya  HMK 281. maddesi  gereğince ihtarat içeren tebligat ile 26/01/2020 tebliğ edildiği halde  davalı süresi içerisinde rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde kusur raporunda  hesaplaması bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden kusur raporuna ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/2.maddesi ve  22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı  çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi,  kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanma derecesi, iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının,  manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından  manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.  Bu nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı ...  vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7dbe652e5d86c398","SID":"1db64b1922b63c2e"}}