{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                      T.C.<br>                     İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2022/1796<br>KARAR NO\t\t: 2025/829<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t  <br>ESAS NO \t\t: 2021/5<br>KARAR NO\t\t: 2022/641<br>DAVA TARİHİ\t: 05/01/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 15/09/2022 <br>DAVA\t\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 04.06.2025<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 04.06.2025<br><br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.09.2022 tarih ve 2021/5 Esas, 2022/641 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında mobilya işinden kaynaklı bir eser yapımının söz konusu olduğu, davacının, davalıya ait bulunan kasap dükkanında aşağıda dökümü yapılan bir takım işleri yapmış olup buna ilişkin malzeme ve işçilik bedellerini tahsil edemediği, davacının tüm edimlerini karşı tarafın taleplerine ve kendisine verilen projelere uygun surette yerine getirdiği, davacının karşı tarafa 12.12.2019 tarihli A seri, 72544. Sıra No.lu KDV dahil 281.194,00 TL bedelli fatura kestiği ve adresine tebliğ ettiği, davacının söz konusu malzeme ve işçilik bedelleri için faturasını kestiği ancak davalının faturanın içeriğine itiraz ederek cevabi ihtarname ile faturayı iade ettiği, davalı tarafın haksız ve hukuksuz surette faturanın iadesini gerçekleştirdiği, davacının faturasının içeriğine itiraz edildiğinden ve davalının, müvekkilin yaptığı işleri her an söküp götürme tehlikesi bulunduğundan, yapılara karşı tarafça zarar verilebileceğinden ve müvekkil tarafından yapılan işlerin üzerine başka işlerin yapılıp da müvekkilin işlerinin ileride tespitinin mümkün olmaması ihtimali olduğundan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/147 D.İş dosyası ile delil tespiti isteminde bulunulduğu, dosyaya gelen 23/12/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre yapılan işlerin bedelinin KDV dahil 337.244,00 TL olarak tespit edildiği, sözleşme gereği aşağıda yazılı iş ve işlemlerin davalı tarafın kasap dükkanına yapıldığı, ... adresinde müvekkili tarafından imal edilen - yapılan, gerek faturada yazılı işlerin kabaca ; Giriş 15mtX150X2= 45 m2 Panjur, duvar panjurları ve diğer panjurlar toplamı: 118 m2 panjur kaplaması, 9 Adet kolon kaplaması, 1 adet servant - 4.21 cm2, Kasa ahşap kaplama 296X250X90, Karşılama deski, Desk rafları, Bayan wc dolapları ve aynaları, Erkek wc dolap ve aynaları, 13 adet masif kaplama kapı, Tavan bahçe dekor şeklinde olduğu belirtilerek anılan sebepler ve Mahkemece re'sen göz önüne alınacak sebeplerle haklı davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL alacağın 12.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avasns faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/147 D. İş dosyasında yapılan tespite ilişkin masraflar ve yargılama giderleri ile işbu davada yapılacak olan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı müvekkili arasında mobilya işinden kaynaklanan hukuki bir ilişki olduğunun doğru olduğu, ancak müvekkilinin iş bu hukuki ilişkiden kaynaklanan tüm edimlerini yerine getirmiş olup davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, öyle ki dilekçe ekinde sunulu faturalardan da anlaşılacağı üzere müvekkilinin mobilya dekorasyon imalatı için gereken tüm malzeme bedellerini kendisine fatura ettirdiği ve bedellerini ilgili firmalara ödediği, davacıya ise işçilik bedellerini defaatle elden ödeme şeklinde gerçekleştirdiği, davacının sözleşmeye aykırı olarak, tüm malzeme bedellerini de içeren - ki bu malzeme bedellerini müvekkilinin ilgili firmalara ödediği dilekçe ekinde sunulu faturalar ile sabit olduğu, 12.12.2019 tarih ve 72544 Sıra No'lu faturaya yolladığı, müvekkilinin ise davacıya böyle bir borcu bulunmadığından bahisle Bornova 1. Noterliği'nin 19.12.2019 tarih ve 31349 Yev. Numaralı ihtarnamesi ile söz konusu faturayı yasal süresinde iade ettiği, davacının, davalı müvekkilinden herhangi bir alacağı bulunmamasına rağmen kötü niyetle İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/147 D. İş sayılı dosyası ile delil tespiti yoluna başvurduğu ve işbu dosya ile yapımı tamamlanan mobilyaların KDV dahil değerinin 337.244,00 TL, KDV hariç değeri ise 285.800,00 TL olarak belirlendiği, taraflarınca söz konusu dosyaya tanzim edilen bilirkişi raporuna süresi içinde itiraz edildiği ve dosya henüz kesinleşmeden davacı tarafından eldeki davanın ikame edildiği, gerek İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/147 D. İş sayılı dosyası ile gerekse de eldeki davada davacının kötü niyetli olduğu, yapılan mobilyaların tüm malzeme bedellerinin müvekkili tarafından ödenmesine rağmen haksız ve hukuka aykırı şekilde eldeki davayı ikame ettiği, davacının hak ettiği işçilik bedellerinin ise davacıya elden ödendiği, bu duruma ilişkin tanıklarının mevcut olduğu belirtilerek yukarıda arz ve izah edilen nedenlerden ve re'sen gözetilecek diğer tüm sebeplerden ötürü, haksız ve hukuka aykırı ve kötü niyetle ikame edilen davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davacıya yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 15.09.2022 tarih ve 2021/5 Esas, 2022/641 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Dosya tarafları arasında yukarıda da belirtildiği üzere yazılı olmayan bir şekilde eser sözleşmesinden kaynaklı ticari bir ilişkinin bulunduğu, söz konusu sözleşmeye göre davacının davalı adına kayıtlı kasap dükkanında faturaya konu mobilya işçiliğinin yapımını üstlendiği, söz konusu edimin malzeme ve işçilik bedellerini kapsadığı, davacı tarafça faturaya konu imalatların tümünün eksiksiz olarak birinci sınıf malzeme ve birinci sınıf işçilik kullanılarak yerine getirildiği, yapılan iş ve imalatlarda herhangi bir ayıbın olmadığı, esasen imalat yapımları ile ilgili dosya tarafları arasında bir uyuşmazlık olmamakla birlikte imalat bedellerinin ödemesi yönünden taraflar arası anlaşmazlığın bulunduğu, her ne kadar davacıda kayıtlı olmasına rağmen davalıda kayıtlı olmayan ve iade edildiği anlaşılan faturaya davalı yanca itiraz edilmekte ise de fatura içeriği ürünlerin imalat bedellerinin piyasa rayiçleri (bilirkişi raporları ile piyasa rayiçlerinin KDV dahil 295.295,00 TL olduğu görünmekte ise de yukarıda da belirtildiği üzere iş bu davanın fatura konusu alacak olduğu yönündeki açıklamalar göz önüne alınmakla) ile uyumlu olduğu, her ne kadar d. iş dosyasına sunulan raporlarda daha farklı bir bedel belirlemesi yapılmış ise de uzmanlık alanlarının mobilya ve dekorasyon işine yani davaya konu uyuşmazlık bakımından yerinde olmadığı ve bu nedenle d. iş sayılı dosya üzerinden kazandırılan raporlarda belirlenen bedellerin yerinde olmadığı buradan hareketle davacının fatura bedeli olan 281.194,00 TL'lik edimini yerine getirdiği, davalı yanca her ne kadar bedelin ödendiği bu nedenle borcun olmadığı belirtilmekte ise de savunmasına konu ettiği 2 sayfadan oluşan, 200.850,00 TL ödeme yapıldığına dair notlar yazılı ajanda sayfası fotokopisinin ödemeyi ispata elverişli olmadığı ve davacı yanca da bunun kabul edilmediği dolayısı ile bu ödemenin davalının yemin deliline de dayanmadığı göz önüne alınmakla ispatlanamadığı ancak her ne kadar aksi belirtilmekte ise de dava dışı şirketlere yapılan ve davacıda kayıtlı olmasa (davalıda kayıtlı olan) bile davaya konu imalatların üretiminde kullanılan bir takım malzeme bedellerinin doğrudan davalı yanca ödendiği ve bu ödeme tutarı toplamı olan 43.014,68 TL yönünden ise ödemenin davalı yanca ispatlandığı kanaatlerine varılmakla dava konusu fatura bedeli olan 281.194,00 TL'den ödeme bedeli olan 43.014,68 TL'nin düşülmesi ile davacının davalıdan 238.179,32 TL'lik uyuşmazlık yönünden alacağının kaldığı, her ne kadar davacı yanca faizin fatura tarihinden başlaması gerektiği belirtilmiş ise de faturanın davalıda kayıtlı olmaması, ne zaman tebliğ edildiğinin belli olmaması göz önüne alındığında bu talep yerinde görülmemekle birlikte davacı yanca hizmetin verildiği sabit olduğundan davalının davacıya gönderdiği Bornova 1. Noterliği'nin 31349 yevmiye sayılı ihtarnamesinin tarihi olan 19/12/2019 tarihi itibariyle temerrüte düştüğü kanaatine varılmakla açılı davanın kısmen kabulü ile 238.179,32 TL'nin 19/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine'' dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>1-Davalı vekili tarafından verilen 22.10.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;<br>-Yerel mahkemece taraflar arasında sözlü anlaşma olduğunun belirtilmesine rağmen bu sözleşmeye ilişkin şartların davacının iddia ettiği şekilde olduğu kanısına vararak talepleri doğrultusunda hatalı olarak hüküm kurulduğunu, yerel mahkemece kabul olunanın aksine taraflar arasında sözlü anlaşmanın şartları davacının belirttiği şekilde ve belirtilen imalatlara yönelik olmadığından taraflarınca davacı tarafından tek taraflı olarak tanzim edilen faturaya süresinde içeriğine itiraz edildiğini, bu durumda adeta fatura içeriği kabul edilmişçesine bilirkişi raporunda hesaplama yapılması ve hükme esas alınması kararın eksik incelemeye dayalı olarak kurulduğunu gösterdiğini, bilindiği üzere alacak talebinde bulunan davacının alacağını ispatı ancak yazılı deliller ile mümkün olduğunu, yapılan imalatlara yönelik yazılı herhangi bir delil sunulmaksızın sadece itiraz edilen fatura esas alınarak fatura içeriğine itiraz edilmemişcesine faturada belirtilen tüm kalemlerin taraflarınca kabul edildiği gibi bir anlam çıkarılması, sözlü sözleşmenin bu yönde kabul edilmesi ve ispat yükünün yer değiştirmişcesine tarafımızdan borçlu olmadığımızın ispatının istenmesi yasaya ve usule açıkça aykırı olduğunu, <br>-Tek taraflı olarak davacı tarafından tanzim edilen ve müvekkilinin defterlerinde kayıtlı olmayan aslen süresinde de düzenlenmediğinden geçersiz olan bir faturaya dayalı olarak sözlü sözleşmenin bu yönde olduğunun kabulünün açıkça yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından tek taraflı olarak süresinden çok sonra haksız kazanç elde etmek gayesiyle düzenlenen fatura geçerli bir yazılı delil olmadığını, öyle ki faturanın içeriğine taraflarınca itiraz edildiğinden davacı tarafın anlaşılan imalatlara yönelik iddialarını yazılı bir sözleşme ile ispat etmek zorunda olduğunu, taraflarınca bir kısım imalatların yapıldığı cevap dilekçelerinde belirtildiğini ve buna ilişkin malzemelerin taraflarınca ödendiği belirtilerek buna ilişkin faturaların sunulduğunu, bu durumda bu faturalarda belirtilen malların işçiliğine yönelik hesaplama yapılmasının gerektiğini, davacı tarafın açıkça faturadan anlaşıldığı üzere müvekkilinin işletmesinin tamamını bitirdikten ve tüm ödemesi yapıldıktan sonra haksız olarak fatura tanzim ettiğini ve içeriğine taraflarınca açıkça itiraz edildiğini, bu durumda faturanın içeriğini yazılı delil ile ispatlamasının gerektiğini, bu nedenle delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu verilen mahkeme kararının açıkça yasaya aykırı olduğunu, <br>-Yine taraflarınca ön inceleme duruşmasında talep edilen miktarın HMK'ca belirlenen bedelin üstünde olduğundan davanın yazılı delillerle ispatı gerektiğinden tanık dinletilmesine muvafakat verilmediğini, buna rağmen yerel mahkemece tanık delilini de esas alarak imalat için kullanılan bir kısım malların davacının stoğunda bulunduğu yönündeki beyanları nedeniyle faturanın içeriğinin doğru olduğuna hatalı olarak kanaat getirdiğini, oysa ki karşı tarafça alacak iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği gibi, yaptığı işlere yönelik malzeme müvekkili tarafından alındığından kabul anlamı taşımamakla birlikte en fazla bu malzemeye göre işçilik hesabı yapılabileceğini, bu nedenle hatalı ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporlarının karara esas alınması kararın kaldırılmasını ve yeni bir rapor tanzimini gerektirdiğini, <br>-Eksik ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alınması nedeniyle kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, zira taraflarınca bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlarına tüm malzemelerin müvekkili tarafından alındığı belirtilmesine ve buna göre hesaplama yapılması gerektiğine itiraz edilmesine rağmen ek raporda 2. sayfada \"Davalı tarafın itirazları değerlendiğinde; \"davalı taraf belgeleri sunulman ve kendi taraflarınca lıınan malzemelerin dava konusu imalatları yapmak için yeterli olmadığı, imalat için alınan malzemeler dışında başka malzemeler alınması gerektiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda davacı tarafça alındığı ifade edilerek dosyada belgeleri sunulan malzemelerin dava konusu imalatlar için kullanılacak malzemeler olduğu anlaşılmıştır.\" şeklindeki tespitinin, uzmanlık alanında hesaplama yapması gerektiği amacını aşarak yargılama makamı yerine geçtiği anlamına geldiğini, zira yerel mahkemece itirazlar doğrultusunda ek rapor tanzimi istenmesine rağmen bilirkişi raporunda itirazlarına karşılık incelemeler ve hesaplama yapılmaksızın, davacının sunduğu tek taraflı ve ne için kullanıldığı belli olmayan mallara ilişkin faturalara dayanılarak imalata ilişkin başka malzemelerin de kullanıldığı ve davacı tarafından karşılandığı gibi yorumlarda bulunulduğunu, burada sözlü sözleşmenin davacı tarafın iddia ettiği gibi olduğu yönünde hukuki yorumlarda bulunulması raporu denetime elverişsiz kıldığını, oysa ki taraflarınca malzemenin müvekkili tarafından alındığının belirtildiğini, bu durumda daha fazla malzeme alımının davacı tarafından yapıldığı iddia olunuyorsa yazılı delil ile ispat edilmek zorunda olduğunu, ayrıca bilirkişilerin bu malzemelerin imalat için gerekli olduğunu belirtmişlerse de davacının faaliyet alanı ve yaptığı iş dikkate alındığında başka işler için almış olabileceği de izahtan vareste olduğunu, bu malzemelerin müvekkili için kullanıldığına ne şekilde kanaat getirildiğini anlamadıklarını, sundukları faturalar göz önüne alınarak buna göre yapılan işte sadece işçilik hesabı yapılmak suretiyle yetinilmesi gerekirken imalatın (bilirkişi raporunda imalat ; birinci sınıf malzeme ve birinci sınıf işçilik olarak tanımlandığını) malzemesini de işçiliğini de kendisinin karşıladığına yönelik tespitin açıkça hatalı olduğunu, müvekkilinin işletmesindeki tüm imalatların davacı tarafından yapıldığına ilişkin hiçbir ikrar bulunmamasına rağmen bilirkişi raporu davacının delil sunmaksızın sunulan beyanları dikkate alınarak tanzim edildiğinden kararın kaldırılmasının gerektiğini, <br>-Kabul anlamına gelmemek kaydıyla bilirkişi hesaplamasına esas alınan karşı tarafın üretim için aldığını iddia ettiği ancak müvekkili için açtıkları caride bulunmayan veya faturalandırılmayan malzemelere yönelik bilirkişiler tarafından yapılan listede fatura tarihlerinin 10. ay ve 11. ay olduğunun görüldüğünü, ancak buna ilişkin müvekkili adına kesilen hiçbir fatura olmadığı veya müvekkili için muhasebesel anlamda açılan kayıtlarda eşleştirme yapılmadığı dikkate alınarak, daha sonradan sadece malzemeleri de kendisi aldığı yönünde haksız taleplerde bulunmak için iddia edildiği, buna ilişkin bugüne kadar dava dosyasına hiçbir belge sunulmadığını, açıklama yapılmadığını, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra bilirkişi aşamasında delil sunmak suretiyle muvafakatleri olunmadığı halde hükme esas alınmasının yasaya ve usule aykırı olduğunu, taraflarınca davanın başından itibaren belirttikleri üzere karşı taraf yaptığı işlerin bedelini bilmiyor gibi tespit yaptırmış olmasının, 3 kez alınan bilirkişi raporunun 3 ünde de farklı bedeller tespit edilmesinin, işlerin yapıldığı tarihten çok sonra fatura düzenlemesinin (bilindiği üzere VUK 'a göre fatura malın teslimi ya da hizmetin yapıldığı tarihten itibaren en geç yedi gün içerisinde düzenlenir ve bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayıldığını) cevaplarının haklılığını ortaya koyduğunu,<br>-Yukarıda açıkladıkları üzere bilirkişi raporuna dayalı olarak müvekkilinin aradaki sözlü anlaşmayı davacının belirttiği şekilde kabul ettiğine yönelik kanaatlerin hatalı olup, müvekkili tarafından sunulan faturalara yönelik malzeme bedellerinin bizzat karşılandığı gibi yapılan montajın bedelinin de ödendiğini, karşı tarafın işlerin yapıldığı tarihten itibaren zaten süresinde fatura kesmemiş olmasının faturanın yazılı delil niteliğini ortadan kaldırdığını ve karşı tarafça müvekkiline yapılan imalata yönelik yazılı herhangi bir delil sunulmadığını, karşı tarafça belirtildiği üzere malzemenin kendisi tarafından sağlanacağına ilişkin herhangi bir yazılı delil bulunmadığı gibi, taraflarınca bu hususta hiçbir zaman ikrar edilmediğini, aksine sundukları faturalardan görüleceği üzere malzemenin müvekkili tarafından karşılandığını, bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılması ile ispatlanamayan davanın reddine, aksi kanaat hasıl olursa istinaf nedenleri doğrultusunda yeniden duruşmalı olarak inceleme yapılarak yeni bir bilirkişi raporu ile temin edilen malzeme ile yapılan montaj gereği malzeme bedeli belirtilmeksizin, sundukları faturalara dayalı olarak ortaya çıkan işçilik bedellerinin tespiti yoluna gidilmesini ve kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>2-Davacı vekili tarafından verilen 28.10.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; <br>-Yerel mahkemece anılan kararında davalı tarafın dosyaya sunduğu 43.014,68 TL malzeme bedeli olarak bildirilen faturaları hesaptan düşmek suretiyle hüküm kurduğunu, bu hususa itiraz ettiklerini, davalının taraflarına hiç bir ödeme yapmadığını, davacı müvekkilinin, davalı taraftan malzeme ve işçilik bedeli altında herhangi bir para almadığını, davalı tarafın dava dışı .... A.Ş. ile .... A.Ş.'ye ödemiş olduğunu iddia ettiği bedellerin dava esasından düşülmesinin hukuka aykırı olduğunu, <br>-Yine kısmen reddedilen bakiye açısından davanın konusunun, davacının fatura bedeli olarak karşı tarafa tebliğ ettirdiği 281.194,00 TL olduğunu, bilirkişi raporunda tespit edilen 295.295,00 TL olmadığını arabuluculuk başvurusunda da fatura bedelinin tahsili olarak uyuşmazlık konusu yapıldığını bu nedenle fazla bakiye açısından davanın kısmen reddine karar verdiğini belirttiğini, oysa davanın bir bütün olup tüm talepleri açısından değerlendirme ile davacının yaptığı imalatların malzeme ve işçilik bedellerinin tamamının davanın konusu olduğunu, bu yönüyle davanın kısmen reddine ve fazla bakiye olan 14.101,00 TL'nin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu yönüyle karşı taraf vekalet ücretine ve diğer yargılama giderleri açısından aleyhe olan kısımlara itiraz ettiklerini, <br>Belirterek reddedilen kısım yönünden kararın kaldırılmasına ve reddedilen kısım açısından da davanın kabulüne ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, davalının istinaf başvurusunun reddi ile davanın kabulüne ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.<br>Tacir olan davacı yüklenici ile tacir olan davalı iş sahibi arasında davalıya ait kasap dükkanında birtakım mobilya işinin yapımı hususunda yazılı olmayan eser sözleşmesi yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.<br>Davacı yüklenici, eser sözleşmesi kapsamında edimlerini yerine getirdiğini ve 12.12.2019 tarihli KDV dahil 281.194,00 TL bedelli faturayı düzenlediğini, ancak davalının faturaya itiraz ederek iade ettiğini, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/147 D.İş sayılı dosyasında delil tespiti yaptırdığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00TL'nin 12.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği; ıslah dilekçesiyle talebini 252.280,32 TL'ye yükselttiği görülmüştür.<br>Eser sözleşmesine ilişkin davalarda, sözleşme ilişkisi bulunduğu ispatlanmış ise yapılan veya yapılmayan işlerin ne olduğu, fazla yapılan iş olup olmadığı; konusu hukuki işlem niteliğinde olmadığından, bu nedenle senetle ispat kuralına tâbi bulunmadığından tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Kural olarak sözleşmenin ifa sürecinde gerçekleşen imalâtın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilir.<br> Eser sözleşmesi ilişkisinin varlığı kabul edilip sözleşmede bedel yazılı olmaması ya da sözlü sözleşme ilişkisinde tarafların bedelde anlaşamamaları halinde yüklenicinin gerçekleştirdiği imalât bedelinin, 6098 sayılı TBK'nın 481. maddesi hükmünce yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanacağı kabul edilmelidir. Mahalli piyasa rayiçleri içerisinde yüklenici kârı ve KDV olacağından bunlar ayrıca eklenmeyecektir. (Yargıtay 15. H. D.2019/2639 Esas ve 2020/448 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 15.H.D. 2018/180 Esas,2018/1452 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 15.H.D. 2018/4085 Esas ve 2019/670 Karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda ilk derece Mahkemesi tarafından davacı tanıklarının dinlendiği, mahallinde keşif yapıldığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarını da inceleyen denetime ve hüküm kurmaya elverişli kök ve ek raporlara göre, davacı yüklenicinin davalı iş sahibine ait kasap dükkanında faturaya konu imalatların tümünü eksiksiz olarak birinci sınıf malzeme ve birinci sınıf işçilik kullanarak yerine getirdiği, yapılan iş ve imalatlarda herhangi bir ayıbın olmadığı, yapılan imalatların rayiç bedelinin KDV hariç 250.250,00 TL olduğunun tespit edildiği; eldeki davada davacı yüklenicinin 12/12/2019 tarihli 72544 nolu faturada 238.300 TL+%18 KDV= 281.194,00 TL tutarındaki fatura bedelinin tahsiline yönelik dava açtığından davacı yüklenicinin söz konusu faturaya konu imalatları yerine getirip getirmediği ve söz konusu fatura bedelinin ödenip ödenmediğinin tespitinin gerektiği, bu kapsamda davacı yüklenicinin faturaya konu imalatı gerçekleştirdiğini ispatladığı, buna karşılık davalı iş sahibinin fatura bedelini ödediğini ispatlayamadığı,davaya konu imalatların üretiminde kullanılan bir takım malzeme bedelleri olan 43.014,68 TL'nin davalı iş sahibi tarafından dava dışı şirketlere ödendiği ispatlandığından dava konusu fatura bedeli olan 281.194,00 TL'den 43.014,68 TL'nin mahsubu ile bakiye 238.179,32 TL alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi usule ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.09.2022 tarih ve 2021/5 Esas, 2022/641 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,  <br>3-Davacı vekili tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 16.270,03 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam (3.986,80 TL + 80,70 TL) 4.067,50 TL harcın mahsubu ile kalan 12.202,53 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>5-Davalı vekili tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 04.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d33a841361eb4e62","SID":"2566d4e5bded68f6"}}