{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/286 - 2025/656<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2025/286 <br>KARAR NO\t: 2025/656 <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/05/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/800 Esas - 2024/567 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 06/05/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 17/06/2025<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br><br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...’nin, ... A.Ş. firması tarafından Ankara-Kazan Devlet Karayolu üzerinde yapılan yol çizgisi yenileme çalışmasında çizgi operatörü olarak çalıştığını, 29/06/2013 tarihinde yolda gerekli önlemler alınmış, çizgileme yapılacak kısım ışıklı ikaz ve levhalarla trafiğe kapatılmış bir halde çalışma devam ederken, davalılardan ...’a ait olup, ... yönetimindeki, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı çekici ile dorsenin şerit ihlali yapıp kapalı alana geçerek ... plakalı aracın arkasında çizgi kontrolü yapan müvekkiline çarparak ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, müvekkilinin kaza nedeniyle kafatasının kırıldığını, beyin kanaması geçirdiğini, uzun süre tedavi gördüğünü, iyileşemediğini, iş gücü kaybına uğradığını, günlük ihtiyaçlarını dahi yardım almaksızın yerine getiremez hale geldiğini, bakım ihtiyacı duyduğunu, tedavi ve yol gideri yaptığını, manevi olarak da büyük acılar yaşadığını, zararlarından davalıların sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, geçici ve sürekli iş gücü kaybı sebebiyle 9.500,00 TL, tedavi ve ilaç giderleri için 100,00 TL, hastaneye gidiş geliş masrafı olarak 100,00 TL, refakatçi gideri için 300,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 100.000,00 TL manevi tazminatın ise sigorta şirketi hariç diğer davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.<br>\tDavacı vekili 25/05/2018 havale tarihli dilekçesinde; 9.500,00 TL olan maddi tazminat talebinin 8.000,00 TL'sinin sürekli iş göremezlik zararına, 1.500,00 TL'sinin ise geçici iş göremezlik zararına ilişkin olduğunu açıklamıştır.<br>\tDavacı vekili talep artırım dilekçesi ile, geçici iş göremezlik tazminatını 6.346,00 TL, sürekli iş göremezlik tazminatını 56.885,11 TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderini 1.703,60 TL, ulaşım giderini 623,76 TL, bakıcı giderini 3.788,81 TL olarak belirlemiştir. <br>\tDavacı vekili, 20/03/2024 tarihli ıslah dilekçesiyle, müvekkilin kaza nedeniyle uğradığı geçici iş gücü kaybı için 6.346,00 TL, sürekli iş görmezlik tazminatını 344.826,17 TL, muayene, tedavi ve ilaç giderlerini 1.703,60 TL, hastane gidiş geliş masrafını 623,76 TL, refakatçi (bakıcı) giderini 3.788,81 TL olmak üzere toplam 357.288,34 TL'ye yükselttiklerini, davalı ... Sigorta A.Ş. açısından taleplerinin, maddi tazminat talepleri yönünden olup sigorta poliçesindeki poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirtmiştir.<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın kusura ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, yol çalışması yapılırken gerekli tedbirlerin yeteri kadar ya da hiç alınmadığını, kazanın davacı ile diğer görgü tanıklarının işlerini kusurlu şekilde icra etmeleri nedeniyle meydana geldiğini, davacının koskoca tır'ın çarpması sonucu hayatta kalmasının tır'ın hızının yasal sınırlar içinde bulunduğuna dair karine olarak değerlendirilmesi gerektiğini, çizgi aracının herhangi bir hasara uğramamasının davacının üzerinde bulunduğu aracın sınırlarını aşarak kendisine atfedilen taşıttan sarkmama kuralını ihlal ettiğini açıkça gösterdiğini, talep edilen manevi kayıpların oluşmadığını, Ceza Mahkemesi dosyasının sonucunun beklenilmesini talep ettiklerini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı ... (...) Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava şartının yerine getirilmediğini, davacı tarafından müvekkili şirkete gerekli tüm belgelerle başvuru yapılmadığını, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, trafik kazası tespit tutanağına göre davacının kusurlu olduğunun görüldüğünü, davacının kusuru, zararı ve maluliyetini kanıtlaması gerektiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekilinin taraf teşkiline ilişkin kaldırma kararından sonra verdiği cevap dilekçesinde; müvekkilinin meydana gelen kazada kusuru bulunmadığını, ceza dosyasında keşif yapılmadan alınan bilirkişi raporunda tespit edilen kusur durumuna göre, müvekkili kusurlu kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilerek, HAGB uygulandığını, ceza dosyasındaki kusur raporu ve delillerde çelişki olduğu halde, keşif yapılmaksızın dosya üzerinden alınan rapora göre kusur belirlenmesinin hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini, maluliyet oranını da kabul etmediklerini, ceza dosyasında alınan raporda %5 maluliyet denildiğini, mahkemece alınan raporda %40 maluliyet oranı tespit edilmiş olmasına göre raporlar arasında çelişki olması nedeniyle yeniden rapor alınması gerektiğini, mahkemece alınan raporda aktif ve pasif dönem hesaplarının uygun olmadığını, emekli maaşının da tazminat hesaplamasından düşülmesi gerektiğini, davacının kusur durumunu kanıtlaması gerektiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir. \t<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tİlk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen 15/09/2020 tarihli, 2017/674 E. 2020/393 K. sayılı kararın Dairemiz 21/06/2023 tarihli, 2023/536 E. 2023/989 K. sayılı kararı ile taraf teşkili yapılmadan karar verildiğinden bahisle kaldırılması sonrasında, mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde; davanın, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, davacının, 29/06/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralandığını, maddi ve manevi zarara uğradığını iddia ederek davalılardan maddi ve manevi tazminat talep ettiği, mahkemece daha önce maddi ve manevi tazminatın kısmen kabulüne yönelik kararın Ankara BAM Bölge Adliye Mahkemesi 35. HD. tarafından davalı ... yönünden taraf teşkili sağlanmadığından karar verildiğinden kaldırıldığı, taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edildiği, taraf delilleri toplandıktan, Kahramankazan Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/12 Esas sayılı dosyası ile hasar dosyasının bir sureti getirilip kusur bilirkişisinden alınan 07/06/2019 tarihli raporda, TIR sürücüsü davalı ...'nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/b, 47/d ve 81/d maddelerindeki kurallara riayet etmeyerek kazanın oluşumunda %40, davacının ise 2918 sayılı KTK'nın 47/d ve 65/g maddelerindeki kuralları ihlal etmesi nedeniyle %60 oranında kusurlu oldukları yönünde kanaat belirtildiği, dosyaya sunulan belgelerden, SGK tarafından davaya konu kaza nedeniyle davacıya 14/07/2013 - 28/08/2013 tarihleri arasında 3.159,32 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığının anlaşıldığı, iddia, savunma, benimsenen kusur durumuna ilişkin 07/06/2019 tarihli, davacının iş göremezlik durumuna ilişkin 08/12/2019 tarihli, tazminat hesabına ilişkin 07/10/2019 ve 27/01/2020 tarihli bilirkişi raporları ve 19/01/2024 tarihli aktüerya uzmanı ek raporuyla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, 29/06/2013 tarihinde davalı sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki çekici (TIR) ile D-170-06 no'lu devlet yolunu takiben Ankara ili istikametinden Kazan ilçesi istikametine doğru seyirle olay mahalline geldiğinde, önünde yolun sağ şeridini takiben yol çizgisi çalışması yapan özel tertibatlı aracın sol yan tarafından başını dışarı uzatmak suretiyle yola bakmaya çalışan görevli davacı ...'ye idaresindeki aracın sağ dış ayna kesimi ile çarpması neticesinde davacının yaralanmasıyla neticelenen davaya konu trafik kazasının meydana geldiği, kazanın oluşumunda çekici (TIR) sürücüsü davalı ...'nun %40, davacının ise %60 oranında kusurlarının bulunduğu, davacının yaralanması sonucu vücut genel çalışma gücünden %41 oranında kaybettiği, 9 ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı, iş göremez kaldığı 9 ay süresince başkasının bakımına muhtaç olduğu ve fakat devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığının tespit edildiği, somut olayda, davacı vekilinin dava dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olduğunu açıkça belirtmiş olması karşısında, davanın belirsiz alacak davası mahiyetinde olması, bozma öncesi dilekçesi ile talep artırım, bozma sonrası dilekçesi ile ıslah gerçekleştirilmiş olması nazara alınarak 20/03/2024 tarihli ıslah dilekçesi geçerli kabul edilerek sonucuna göre aktüerya uzmanı ve doktor bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaya göre, davacının sürekli iş göremezlik nedeniyle 344.826,17 TL, geçici iş göremezlik nedeniyle 6.241,07 TL, bakıcı giderinden dolayı 3.788,81 TL, ulaşım giderinden dolayı 623,76 TL, tedavi gideri (medikal malzeme gideri) nedeniyle 1.703,60 TL zararının oluştuğunun anlaşıldığı, raporun karar vermeye elverişli olduğundan talep gibi karar verilmesi gerektiği, manevi tazminat talepli dava bakımından ise, kaza tarihi, kazanın oluşumundaki kusur oranları, olayın özelliği, davacının yaralanmasının niteliği, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve paranın satın alma gücü birlikte ele alınarak, kaza nedeniyle bedensel bütünlüğü zedelenen davacının kaza sonrası tedavi gördüğü süre içerisinde çektiği acının bir nebze olsun giderilebilmesi amacıyla ve bir tarafın haksız yere zenginleşmesine yol açmamak kaydıyla, hakkaniyete uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olacağı kanaatine varılarak, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 60.000,00 TL manevi tazminatın 6098 sayılı TBK'nın 49/1 ve 56/1 maddeleri gereğince sorumlulukları bulunan sürücü ve işleten sıfatlarını haiz davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar vermek gerektiği, hükmedilen maddi tazminata davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi, diğer davalılar bakımından ise haksız fiil tarihinden itibaren avans faizi (kazaya karışan aracın ticari araç olması nedeniyle), manevi tazminata ise haksız fiil tarihinden itibaren avans faizi (aracın ticari araç olması nedeniyle) yürütülmesine karar verildiği gerekçesiyle; “1-Davacının maddi tazminat talepli davasının KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, 6.241,07 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 344.826,17TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 1.703,60 TL tedavi gideri (medikal malzeme gideri), 623,76 TL ulaşım gideri ve 3.788,81 TL bakıcı (refakatçı) giderinden oluşan maddi tazminatın davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, hüküm altına alınan maddi tazminata davalı sigorta şirketi bakımından dava tarihi olan 25/06/2015 tarihinden, diğer davalılar bakımından ise haksız fiil tarihi olan 29/03/2013 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, <br>2-Davacının manevi tazminat talepli davasının KISMEN KABULÜNE, 60.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 29/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verilmiş, karar davacı vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; maddi ve manevi tazminatın düşük takdir edildiğini, müvekkilinin gerekli önlemleri alarak çalıştığı sırada, davalı ...’nın sevk ve idaresindeki araç ile şerit ihlali ve hız sınırını da ihlal ederek çizgi kontrolü yapan müvekkiline aracının aynası ile çarparak ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu ve olay yerini terk ederek kaçtığını, ceza mahkemesi tarafından da cezalandırılmasına karar verildiğini, müvekkilinin kaza nedeniyle ağır şekilde yaralandığını ve uzun tedavi süreci yaşadığını, Ocak 2014'te de kafasına yapay kemik takıldığını, psikolojik rahatsızlıklarının olduğunu, sürecin ve psikolojik rahatsızlıklarının değerlendirmemesinin hatalı olduğunu, ayrıca 9 aylık iş göremezlik süresinin yetersiz olduğunu, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun da olmadığını, çalışma sırasında iş kurallarına uygun hareket ettiğini, bu durumun dosya kapsamında kanıtlandığını, yolda çalışma nedeniyle araçların dikkatinin çekildiğini ve hız sınırı konulduğunu, hızı sınırı 50 km/sa olmasına rağmen davalının süratli olduğunu, davalının kapalı yola girerek kazaya neden olduğunu, davalı tarafından da yola dubaların konulduğunun kabul edildiğini, bu nedenle kusur raporunu kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik taleplerinin kaldırma kararı öncesine göre 104,93 TL eksik hesaplanarak davanın bu nedenle kısmen reddine karar verildiğini, bu hususa da itiraz ettiklerini, tedavi giderlerinin de eksik hesaplandığını bu nedenle de karara itiraz ettiklerini, manevi tazminatın da yetersiz olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kusurun eksik ve hatalı belirlendiğini, davacının yol çizgisi yapan özel tertibatlı aracın arkasında bulunan aparat üzerinde bulunduğu sırada aracın sol şeridi takip ederken müvekkilinin kullandığı aracın çarpması ile baş bölgesinden yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusursuz olduğunu, ceza yargılamasında elde edilen delillere göre, davacının gelen araçları kontrol etmeden dikkatsiz ve dalgın vaziyette bahse konu aracın seyir yönüne başını uzatarak kazanın meydana gelmesine neden olduğundan, kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, kendi güvenliğini sağlamadan trafik güvenliğini tehlikeye attığını,\tceza dosyasında keşif yapılmadan kusur tespiti yapıldığını, ceza dosyasında \"Hüküm Açıklanmasına Yer Olmadığına\" karar verildiğini, bu durumda keşif yapılarak kusur tespiti yapılması gerekirken çelişkili ceza dosyasındaki deliller çerçevesinde kabul edilen kusur oranının uygun olmadığını, maluliyet oranının da hatalı olduğunu, ceza dosyasında davacının %5 maluliyeti tespit edilmiş iken, hukuk mahkemesindeki %40 tespit edilen maluliyetin uygun olmadığını, çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, davacının 1955 d.lu olmasına göre aktif ve pasif dönemlerinin de hatalı hesaplandığını,\temeklilik kazancının da tazminattan düşülmesi gerektiğini, tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılandığını, bakıcı gideri olarak sunulan belgelerin de yetersiz olduğunu, mahkemece, bozmadan sonra tazminat miktarı güncellenerek davanın esası hakkında karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının ilk ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığını, ıslah tarihi itibariyle alacağın belirli hale geldiğini, bu nedenle asgari ücret nedeniyle güncellemenin uygun olmadığını, davanın kısmi dava olduğu kabul edilse dahi ancak bir kez ıslah edilebileceği, ayrıca davacının son dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığından alacak hesaplamasının haksız olduğunu, ayrıca istinaf mahkemesinin kaldırma kararından sonra hükümsüz olan bilirkişi raporuna göre yeniden kusur raporu alınmaksızın karar verilmesinin de hatalı olduğunu, manevi tazminatın da hukuka aykırı olduğunu bozmadan önce 30.000,00 TL takdir edilen manevi tazminatın 60.000,00 TL olarak takdir edilmesinin usuli kazanılmış hakka aykırı olduğunu, davacı yanın sebepsiz zenginleşmesine neden olunduğunu, faizin avans faizi olmasının hatalı olduğunu, kabul ve ret oranına göre harç ve vekalet ücreti hesaplamasının da hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kazanın trafiğe kapalı yolda meydana gelmiş olması nedeniyle, trafik kazasının sigorta teminatı kapsamında olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, raporun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre alınması gerektiğini, bu nedenle raporun karar vermeye elverişli olmadığını, ayrıca dosya içerisinde \t\"Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Raporlar Hakkındaki Yönetmelik\" hükümlerine göre dosyada mevcut raporda, davacının özür oranının %5 olduğunu, buna rağmen %41 maluliyet oranına göre hesaplamanın hatalı olduğunu, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alınması gerektiğini, davacının aktif dönem hesabının hatalı olduğunu, pasif dönem başlangıcının da hatalı tespit edildiğini, pasif dönem başlangıcı 01/09/2016 kabul edilmiş ise de 19/06/2015 olması gerektiğini, ayrıca AGİ’nin pasif dönemde nazara alınamayacağını, bakıcı gideri ve tedavi giderlerinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, geçici iş göremezlik zararlarından ise SGK’nın sorumlu olduğunu, müvekkilinin sorumluluğuna karar verilmesinin hatalı olduğunu,<br>kazanın iş kazası olması nedeniyle SGK ödemelerinin ve tedavi giderlerinin sorulması gerektiğini, faizin de avans faizi olarak işletilmesinin haksız olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; <br>\tDava, trafik iş kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı ... haricindeki tüm taraflarca istinaf edilmiştir.<br>\tOlay tarihinde, yol üzerinde uyarı işaretlemeleri yapılarak, yol üzerinde çizgi çizilmesi işi yapıldığı sırada, çizgi çizimi yapan araçta bulunan ve araçtan kafasını uzatarak çizgileri kontrol eden davacıya, gerisinden sol şeritten gelen, davalının sevk ve idaresindeki çekicinin sağ yan aynası ile davacıya çarpması neticesinde trafik kazasının meydana geldiği, ceza dosyası, ceza dosyasındaki beyanlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.<br>\tDavalı ... ceza dosyasındaki ifadesinde \"... Karayollarına ait bir kamyon, yolun sağında yol çizgilerini çiziyordu. Kamyonun sol arka kısmında bir şahıs oturmuş halde çizgi çizilen yerlere işaret, yani duba bırakıyordu, Ben kullandığım tır ile bu çizgi çizen kamyonun yanından geçtiğimde, sağ dikiz aynası ile yola çizgi çizen araca çarptım, ancak neresine çarptığımı hatırlamıyorum, dikiz aynasının camı çatladı, ancak parçaları dökülmedi, olay yerinden 1 km gittikten sonra durdum. Arkamdan aynı yöne gelen başka bir tır sürücüsü benim bu çizgi çizen kamyonun yanından geçtikten sonra bir şahsın yola düşerek yaralandığını söyledi. Ancak ben bu kişiye çarptığımın farkında değilim, yola devam ettim. Kızılcahamam istikametine giderken 72 km'de polisler kazaya karıştığımı söyleyerek beni yakaldı...\" şekilinde kazanın meydana geldiğini beyan ettiği, beyanından \"yol çalışması yapıldığını ve davacıyı araç üzerinde fark ettiğinin\", aynası ile teması fark etmesine ve beyanına göre 1 km sonra başka bir sürücü tarafından uyarılmasına rağmen yoluna devam ettiği anlaşılmıştır. <br>\tİlk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan raporda, ceza dosyasındaki beyanlar ve olayın oluş şekli değerlendirilmek suretiyle kazanın meydana gelmesinde, araç sürücüsünün %40 oranında, davacının %60 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür. <br>\t\tAnkara Üni. Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 16/10/2018 tarihli raporda, \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Raporlar Hakkındaki Yönetmelik\" çerçevesinde davacının özür oranı değerlendirildiğinde, özür oranının %5 olduğu, iyileşme süresinin 9 ayı bulacağı ve bu süre zarfında bakıma muhtaç olduğunun tespit edildiği, akabinde aynı kurumdan 08/02/2019 tarihinde kaza tarihi olan 29/06/2013 tarihi nazara alınarak \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine\" göre alınan raporda, davacının meydana gelen kaza nedeniyle kranial bt görüntüleri de incelenmek suretiyle kafatası \"sağ pariyetotemporal kemikte\" 60 cm2'nin üzerinde kemik açıklığı da değerlendirmek suretiyle çalışma gücü kaybının %41 olduğunun hesaplandığı görülmüştür. <br>\tMahkemece, alınan kusur ve maluliyet raporu çerçevesinde, alınan aktüer raporuna göre davacının belirsiz alacak davası olarak açtığı davada, davasında bir kez talep artırım hakkını ve bir kez de ıslah hakkını kullanarak dava değerini belirlediği gözetilerek, raporlar doğrultusunda maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin karar verildiği görülmüştür.<br>\tSGK'nın 21/02/2025 tarihli yazısı ve öncesinde verdiği yazı cevaplarından, davacıya meydana gelen trafik iş kazası nedeniyle 3.159,32 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı, ancak iş kazası nedeniyle gelir bağlanmadığının belirtildiği görülmüştür. <br>\t1-Davalı sigorta vekili , meydana gelen kazanın iş kazası olması ve trafiğe kapalı yol üzerinde meydana gelmiş olması nedeniyle sigorta şirketinin sorumluluğu olmadığını, ayrıca sürekli iş göremezlik zararları dışındaki zararların sigorta teminatı kapsamında olmadığını ileri sürmüş ise de, meydana gelen kaza trafik iş kazası olsa dahi karayolu üzerinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan zararlardan davalının sorumluluğunun bulunmasına, ayrıca karayolu üzerinde yol çalışması olmasının da, davalının sorumluluğunu kaldırmayacak olmasına, davacının tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik zararları KTK'nın 98. maddesi kapsamında SGK'nın sorumluluğunda bulunan zararlardan olmamasının yanı sıra tedavi gideri teminatı kapsamında davalının sorumluluğunda bulunmasına göre, davalı sigorta şirketinin bu kapsamdaki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>\t2-Taraflarca maluliyet raporuna itiraz edilmiş ise de, kaza tarihi itibariyle çalışma gücünün azalması ve yitirilmesinin tespitinden uygulanacak olan yönetmelik \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" olup, ilgili Yönetmelikte kafa kemiği açıklığı \"çalışma gücünün azalamasından ve yitirilmesinde\" bir araz olarak kabul edilmiş iken, \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Raporlar Hakkındaki Yönetmelik\" çerçevesinde, kafa kemiği açıklığı, cetvellerde bir engel olarak gösterilmemiştir. Aynı kurumdan alınan raporlarda da bu husus ortaya konularak, davacının kafa kemiklerinde kazaya bağlı \"60 cm2'den fazla\" kemik açıklığı ölçümlenerek, maluliyet durumunun belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının meydana gelen yaralanması ve son durumu değerlendirilerek raporun tanzim edilmiş olmasına, kafa kemiğinde meydana gelen açıklık miktarı nazara alındığında \" iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin cetveller uygulanmak suretiyle\" tespit edilen kafa kemiği açıklığı nazara alındığında, kabul edilen maluliyet oranın yaralanması ile uyumlu olmasına, her iki raporun aynı kurum tarafından tanzim edilmiş olması ve raporlar arasındaki farklılığın Yönetmelik farklılığından kaynaklanmış olması karşısında, iki rapor arasındaki farklılığın çelişki olarak değerlendirilemeyecek olmasına göre, tarafların maluliyet raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.<br>\t3-Davalı sigorta vekili, kazanın iş kazası olması nedeniyle SGK tarafından yapılan ödemelerin sorulması gerektiğini ileri sürmüş ise de, söz konusu ödemelerin sorulmuş olmasına ve bu kapsamda yapılan geçici iş görmezlik ödemesinin tazminat hesaplamasında nazara alınmış olmasına göre, davalının buna ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.<br>\t4-Davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından kusur raporunun uygun olmadığı ileri sürülmüştür. Davalı, kusur raporu için mahallinde keşif yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, kusur raporu için keşif yapılması zorunlu olmayıp, mahallinde tespiti gereken ve kazaya etki edecek unsurların olması durumunda mahallinde gerekli görülmesi halinde keşif yapılabilir. Somut olayda, kazaya etki edecek yol durumuna yönelik bir iddia ve delil ileri sürülmemiş olması karşısında, mahkemece ceza dosyasında toplanan deliller çerçevesinde kusur raporu alınmış olması eksiklik olarak görülmemiştir. Bu kapsamda, ceza dosyasında alınan beyanlar ve davalının kolluk savunması nazara alındığında, kazanın meydana gelmesinde davacının %60, davalının %40 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t5-Taraflarca aktüer hesap raporuna itiraz edilmiş ise de, davacının belirsiz alacak davası olarak açtığı davada, bir kez dava değerini belirlemesinin yanı sıra, bir kez de ıslah hakkını kullanması nazara alındığında, maddi zararın eksik hesaplandığına ilişkin itirazının yerinde olmamasının öte yandan, hesaplamanın \"gerçek zarar\" belirlenmesinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından benimsenen ilke ve yöntemlere göre yapılmasına, davacının aktif çalışmasının bilindiği durumda hesaplamanın, bilinen duruma göre yapılmasının uygun olmasına göre, davacı ve davalıların aktüer hesap raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.<br>\t6-Davacı vekili ve davalı ... vekili, manevi tazminat miktarına yönelik olarak da kararı istinaf etmişlerdir. Öncelikle ilk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen karar davacı tarafından da manevi tazminata yönelik olarak istinaf edilmişken, karar HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince taraf teşkili nedeniyle kaldırılmış olup, ilk karardaki manevi tazminat miktarına yönelik davacının istinafı da olduğu nazara alındığında, ilk derece mahkemesi ilk kararda verilen manevi tazminat miktarı ile bağlı olmayıp, serbestçe manevi tazminat miktarını belirleyebilecektir. \"HMK'nın 353/1-a-4\" maddesine göre verilen kaldırıma kararında, manevi tazminata ilişkin Dairemizce değerlendirme yapılmamış olması, manevi tazminatın uygun görüldüğü şeklinde yorumlanamaz.\tBu kapsamda, kazanın meydana gelmesindeki, kusur durumu, kazanın oluş şekli, davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle oluşan maluliyet oranı, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü nazara alındığında, takdir edilen manevi tazminat miktarı hak ve nesafete uygun takdir edildiğinden davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. <br>\tBuna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre, davacı vekilinin, davalı ... ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekillerinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.<br><br><br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalılardan alınması gereken 28.497,80 TL (Sigorta şirketi 17.921,62 TL'si ile sınırlı olarak müteselsilen sorumlu olmak üzere) nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalılardan peşin alınan (7.124,45 TL+6.099,00 TL) 13.223,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.274,35 TL (sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktar açısından maddi tazminat kapsamında ödenen peşin harç miktarlarının mahsubu ile 5.723,62 TL ile sınırlı müteselsil sorumlu olmak üzere) harcın davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş.'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf edenler tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>\t4-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine,<br>\t5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>\tDair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, davalılar yönünden \"davacının istinaf yoluna başvurması halinde katılma yolu ile temyiz hakları bulunmakla beraber\" HMK'nın 362/1-a gereğince KESİN olarak, davacı yönünden HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU açık olmak üzere 06/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br> <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye<br>Katip <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1e6ca9fbf90b7dac","SID":"6e1e40c91bbd6b11"}}