{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... - ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ\t: 29/04/2025<br>NUMARASI\t\t: ... Esas <br>DAVACI\t: ......   <br>VEKİLİ\t: Av...<br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: ......  <br>VEKİLLERİ\t: Av...  Av....  <br>KAYYIM\t: ......  <br>DAVA\t\t: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 23/06/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 23/06/2025<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan ticari şirket davasında 29/04/2025 tarihinde tesis edilen ara karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, akaryakıt, turizm, lastik ve daha birçok alanda faaliyet gösterdiğini, şirketin toplam 1.500 paydan teşekkül edip, müvekkiline ait hisse miktarı 375 adet, %25 oranında hisse sahibi olduğunu, davalı şirketin 02.02.2005 Tarih ve...sayı ve Beyşehir Noterliğinin 04.02.2005 tarih ve ... sayılı ile tasdikli ortaklar kurul kararı ve 09.02.2005 tescil tarihli ortaklar kurulu kararına göre; ...... , ...... ve ......'in şirket yetkilisi olarak seçildiğini ve mezkûr yetkililerin 10.02.2025 tarihli genel kurula kadar şirketi temsil ettiğini, 10.02.2025 tarihli genel kurulda ise; ......, ...... ve ...... şirket yetkilisi olarak seçilmek suretiyle göreve başladığını, davalı şirketin, limited şirket niteliğini kaybederek bir şahıs işletmesi gibi faaliyet gösterdiğini, şirket ilişkisinin en temel unsurlarından olan ortak amaç unsuru ve affectio societatis unsuru ortaklar açısından ortadan kalktığını, şirket malvarlığının bazı ortaklara ve aile üyelerine aktarıldığını, şirket yönetimi, 10.02.2025 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısıyla şirket malvarlığını kendi şahsi harcamaları için kullanan ......, ...... ve ......'na geçtiğini, şirket malvarlığının usulsüz bir şekilde bazı ortaklara ve aile üyelerine aktarılmasının şirketin finansal açıdan oldukça sıkıntılı bir duruma düşürdüğünü, şirketin borçlarını ödeyemeyecek bir hale geldiğini, davalı <br>şirketin özellikle ...... ve çocukları tarafından kötü yönetildiğini, müvekkilinin ve 10.02.2025 tarihine kadar şirket müdürleri içerisinde yer alan oğlu ......'in şirketin finansal durumunun düzeltilmesi konusundaki çabalarının diğer ortak ve müdürler tarafından destek görmediğini, diğer bazı ortakların usulsüz işlemleri konusunda müvekkilinin ve oğlu ......'in bilgi edinmek istemesi üzerine taraflar arasındaki iletişimin tamamen koptuğunu, şirketin daha çok zarara uğramaması için TTK'nın 636'ıncı maddesinin 4'üncü fıkrası gereğince ihtiyati tedbir niteliğinde kayyum atanması ve yöneticilerin yetkilerinden azil edilmesi, 638'inci maddesinin 2'inci fıkrası gereği şirket malvarlığının dondurulması gerektiğini, nitekim 10.02.2025 tarihli genel kurulda müvekkili ve oğlu müdürlük görevine seçilmeyerek şirketi kötü yöneten, şahıs işletmesi gibi gören, ortak amaç unsurundan uzaklaşan, şahsi harcamalarını şirket kasasından ve kredi kartlarından yapan şahısların şirkete müdür olarak getirildiğini, yeni müdürler kurulunun şirket mal stoklarını kullanmak yerine krediler kullanarak borçlanmaya gittiğini, izahı yapılmayan ve yüklü miktarda kasadan çıkarılan tutarların olduğunu ve kartlardan yapılan şahsi harcamaların devam ettiğini beyan ederek şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine, bunun mümkün olmaması halinde müvekkilinin haklı sebeple ortaklıktan çıkmasına ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000.000,00 TL çıkma payının müvekkiline ödenmesine, TTK 636/4 uyarınca mahkemenin gerekli önlemleri alacağı belirtilmiş olduğundan şirket bünyesindeki aktif mal varlığının muhafazası ve pasif mal varlığının müvekkilin zararına olacak şekilde arttırılmasının engellenmesi amacıyla üçüncü kişiler lehine temlik ve sınırlayıcı hakların kurulmasını engelleyici mahiyette davalı şirketin taşınır ve taşınmaz mallarına devri önleyici ihtiyati tedbir kararı verilmesini, mevcut müdürler kurulunun ticari faaliyetlerini yürütmesi şirketin ve müvekkilinin menfaatleriyle çakışacağından müvekkili ile davalı şirketin doğacak olan zararlarını önlemek amacıyla şirket yönetimine denetim kayyumu atanmasını talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dürüst  davranma ilkesine aykırı hareket ederek mahkemeyi yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu, TTKm.636’da düzenlenen fesih isteme yetkisinin davacı tarafından açıkça kötüye kullanıldığını, şirketin önceki yöneticisi olan davacı ve oğlunun diğer şirket ortaklarına yanıltıcı bilgiler verdiğini, şirketin feshi için herhangi bir haklı neden bulunmadığını, davalı şirketin aktif bir şekilde faaliyetlerine devam ettiğini, sadece müdürler kurulu üyelerinin değiştiğini, yeni yönetimin faaliyetlerine vergi borçlarını ödeyerek başladığını, davacının müdürlük görevinden alınması nedeniyle işbu davayı açtığını,  davacı ortağın kendi kusuruna dayanarak fesih davası açmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, şirketin işleyişi için tüm bilgi, belge ve kayıtların “hâlâ” davacı ortak ......  ve onun oğlu eski müdür ......’in uhdesinde olduğunu,  davacı ortağın iddialarının ailevi ve şahsi ilişkilere ilişkin olup, şirketler hukukuna ilişkin hiçbir haklı neden bulunmadığını, şahsi ilişkilerde de kusurlu tarafın davacı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN 17/03/2025 TARİHLİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"...Mevcut delil ve dosya kapsamına ile tarafların menfaat dengesine göre;  davanın niteliği de dikkate alınarak, davalı şirketin mal varlığının elden çıkarılmasını önlemek amacıyla şirketin mal varlığının azaltılması ve şirketin borçlandırılması mahiyetindeki yapılan tüm işlemlerin denetim kayyumu onayına tabi tutulması şirketin menfaatine olacağı kanaatiyle davacı tarafın denetim kayyumu atanmasını talebinin kabulüne,  tedbirin mahiyeti ve  HMK 392. maddesi gereğince takdiren teminat alınmasına yer olmadığına, (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi'nin 25/03/2021 tarih ve 2021/447 Es. 2021/445 Kar. Sayılı ilamı benzer doğrultudadır.) davacı tarafın Türk Ticaret Kanunu'nun 638/2 gereği malvarlığının dondurulmasını, mahkememiz aksi kanaatte ise şirket malvarlığının HMK 389 vd. gereği davalı şirkete ait taşınır ve taşınmazların üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi(25 araç ve 11 gayrimenkul) ile birlikte şirketin borçlandırıcı işlemlerde bulunmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin ise uyuşmazlık konusu olmadığından ve  ayrıca şirketin tüm faaliyetlerini durduracak şekilde tedbir kararı da verilemeyeceğinden  (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi'nin 08/11/2022 tarih ve 2022/1273 Es. 2022/1548 Kar. Sayılı ilamı benzer doğrultudadır.) davacı tarafın bu talepleri yönünden talebin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\" gerekçesiyle, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile; davacı tarafın; davalı ...... Şirketi'ne denetim kayyumu atanması talebinin kabulüne, davalı ......  Şirketi'n mal varlığının azaltılması ve şirketin borçlandırılmasına yönelik tüm işlemlerinin kayyum denetimine tabi tutulmasına, denetim kayyumu olarak Mali Müşavir ......'in görevlendirilmesine karar verilmiştir.<br>İTİRAZ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını, HMK'Nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep edenin, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiğini, davacının dilekçelerinde ne tür bir zarara uğradığının açıklanmadığını, herhangi bir zararının da bulunmadığını, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığını, davacının ortaklığın haklı feshi aksi halde davacının ortaklıktan çıkarılmasını talep ettiğini, yeni yönetimin 10 Şubat 2025’te göreve başladığını, herhangi bir taşınmaz, taşınır ya da demirbaş satılmadığını, aksine şirketin vergi borcunun ve gecikmede olan banka kredilerinin ödendiğini, şirketin pasifinde azalma bulunduğunu, mahkemece verilen tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu, davacının tedbir kararı ile; yargılama yapılmasına ve delillerin incelenmesine gerek kalmadan dava dilekçesindeki taleplerine ulaşmak istediğini, davanın esasını çözer mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yeni yönetimin şirketin işleyişi açısından tüm çabayı sarf ettiğini, malvarlığı değerlerinin azaltılmasının aksine vergi borçları ve gecikmedeki banka kredileri ödenerek şirketin pasifinin azalmasının kredibilitesinin artmasına yönelik iş ve işlemler yapıldığını, davacının, dilekçesinde şirket yönetiminin kendisine (ortağa) veya şirkete verdiği bir zarardan bahsetmediğini, telafisi zor ya da imkansız bir durum veya zararın söz konusu olmadığını, tedbir kararı verilmemesi halinde davacının ne tür bir zarara uğrayacağına da değinilmediğini, davacı ortak vekili haklı sebeple şirketin feshini istediğini, ancak 10 Şubat 2025 ve hatta sonrasında dahi şirkete zarar veren davacı ortağın kendisi ve oğlu eski müdür ...... olduğunu, nitekim bu kişiler tarafından şirketin zora girmesi için bankalara yazılar yazıldığını, teminatların geri çekildiğini, şirketin yıllardır davacı ortak ......  ve onun oğlu eski müdür (...... oğlu) ...... tarafından yönetildiğini, şirketin tüm muhasebe işleri davacı ortak ve onun oğlu eski müdür ...... tarafından yürütüldüğünü, şirket kayıtları (özellikle banka, kredi ve nakit işlemleri) diğer eski müdürler ...... ve ......’e açılmadığını, bu iki müdürün şirket işlerinden uzak tutulduğunu, davacı ortak ...... 'in, aynı zamanda şirketin eski müdürü olduğunu, hiçbir zaman banka hesaplarındaki kayıtlar, kullanılan krediler ve mali kayıtlar diğer müdürler ...... ve ......’e gösterilmediğini, şirketin işleyişi için tüm bilgi, belge ve kayıtların halen davacı ortak ......  ve onun oğlu eski müdür ......’in uhdesinde olduğunu, şirketin işleyişi ve itibarına zarar verilmeye çalışıldığını, verilen tedbir kararı ile müvekkili şirketin itibarının zarar göreceğini beyan ederek verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN 29/04/2025 TARİHLİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; mahkemece 17/03/2025 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; itiraz dilekçesindeki beyanlarını aynen tekrarla, mahkemece verilen ara kararın gerekçesiz, dosya kapsamını yansıtmayan, itirazlarını karşılamaktan ve cevaplamaktan uzak bir karar olduğunu, kararda itiraz dilekçelerinin hiç incelenmediğini ve tartışılmadığını, mahkemece davacının taleplerinin birçoğu reddedilmesine rağmen şirket malvarlığının azaltılması ve şirketin borçlanmasına ilişkin işlemlerin kayyum denetimine tabi tutulmasına karar verildiğini, verilen tedbir kararının kaldırılmamasının hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir şartlarının mevcut olmadığını, şirketin herhangi bir taşınır ya da taşınmaz malının satılmadığını, davacının tedbir kararı ile yargılama yapılmasına gerek kalmadan amacına ulaşmaya çalıştığını, davacının dava dilekçesinde şirket yönetiminin kendisine veya şirkete verdiği bir zarardan söz etmediğini, telafisi zor ya da imkansız herhangi bir zarar olmadığını, davanın haksız olduğunu ileri sürerek mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; şirketin haklı nedenle feshi, fesih talebi kabul edilmediğinde haklı nedenle şirketten çıkma ve çıkma payının ödenmesi taleplerine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>                    Türk Ticaret Kanunu'nun 636 ıncı maddesinin 4 üncü fıkrasında; \"Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.\" <br>Aynı kanunun 638 inci maddesinin 2 inci fıkrasında da; \"Her  ortak,  haklı  sebeplerin  varlığında  şirketten  çıkmasına   karar   verilmesi   için   dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.\"  hükümleri yer almaktadır. <br>Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, ilk derece mahkemesinin gerekçesi göz önünde tutulduğunda ilk derece mahkemesince davalı şirkete denetim kayyumu atanmasına ve şirketin malvarlığının  azaltılması ve şirketin borçlandırılmasına ilişkin tüm işlemlerin denetim kayyumu onayına tabi tutulmasına ilişkin kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/06/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.  <br><br><br>     Başkan ...                              Üye ...                 \t    Üye ...                 \t Katip ...<br>         e-imzalıdır                       e-imzalıdır                      e-imzalıdır                     e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br><br><br>...<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3adaef57ae03cdc5","SID":"0f45bcb541a2adf8"}}