{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/815 <br>KARAR NO: 2025/703<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2025/300<br>DAVA TARİHİ: 07/04/2025<br>ARA KARAR TARİHİ: 08/04/2025<br>DAVA: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 18/06/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı/borçlu firma arasında yazılı bir sözleşme bulunmasa da ticari ilişki içerisinde olduklarını, davalının organizasyon iş ve işlemlerini sözleşme ile büyük firmalardan alıp bizzat kendisi yerine getirmemekte, aldığı işi bir bütün veya para parça müvekkili ve başkaca firmalara taşere eden bir firma olduğunu, bunlar karşığında müvekkili şirket yetkilisinden danışma ve operasyon hizmeti dahi aldığını, müvekkili şirket ile arasındaki ticari ilişkiyi de özellikle mail ve online toplantı gibi başkaca irtibat yöntemleri ile sürdüregeldiğini, davalı şirkete gönderilen Antalya ... Noterliği'nin 05/03/2024 tarih ve ... yevmiye sayılı 08/03/2024 tarihinde tebliğ edilen ihtarnamesi ile 9.049.118,35 TL cari hesap borcunun ödenmesinin ihtar edildiğini, başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini, dosyada sunulan deliller ile yazışmalar ışığında müvekkilinin alacağının davalı tarafından defalarca kabul edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, davalının tahsil ettiği ve müvekkiline yapmadığı ödeme karşılığı zenginleşerek müvekkkilini zarara uğrattığını, davalının mal kaçırma ihtimalinin önüne geçilebilmesi amacıyla ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz kararı verilmesini gerektiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin bazı özel müşterilerinden aldığı büyük proje, organizasyon, iş yönetimini gerçekleştirirken davacı firma ile de bir kısım alt işlerde çalıştığını, ancak davacının içerideki personelleri ile işbirliği yaparak kendi lehlerine bütçe göstererek olmayan mal ve hizmet girişleri göstererek fahiş faturalar düzenlediğini, bu konudaki savcılık dosyalarının bekletici mesele yapılması gerektiğini, dava konusu faturaların hiç birinin müvekkil yetkilisi tarafından onaylanmadığını, davacının haksız rekabeti nedeniyle Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/841 E. sayılı dosyasından ve haksız rekabet sonucu zarar tazmini taleplerimiz için de  Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/348 E. sayılı dosyasından dava açıldığını, davaların bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkilinin borcu kabul etmediğini, davacının faturalarda yaptığını bildirdiği işleri yaptığına ve şirketlerine teslimine ilişkin belgeleri sunması gerektiğini, taraflar arasında herhangi bir sözleşme olmadığından ne kadar bedelle yapacağına dair bir taahhüt de bulunmadığını, cevabi ihtarname ile borcu kabul etmediklerini davacı tarafa bildirdiklerini, temerrüt olmadığından faize itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ara kararı ile; dosya kapsamı değerlendirildiğinde yargılamanın henüz layihalar aşamasında olduğu, tarafların iddia ve savunmalarını ispatlayacak delillerin tam olarak toplanmadığı, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların ve sunulan delillerin, davacının haklılığını yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya koyacak nitelikte olmadığı, yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada gerçekleşmediği, alacağın varlığı, muaccel olduğu ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, istemde İİK'nın 257 ve devamı madde hükümlerinde öngörülen koşullar gerçekleşmediği gerekçesiyle Davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin REDDİNE karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalınım borçlu olduğunu bilmesine rağmen bir çok yola tevessül ettiğinin dosyaya sunulan delillerle ispat edildiğini, mal kaçırma şüphesinin artık şüphe olmaktan öteye geçip ve icra dosyasına  89/1 ihbarnameleri üzerine gelen ödemeleri geri aldığını, ticari ilişkiyi ispata yarayan her türlü delili yok etme çabası içerisinde işin yapıldığı firmalara yazı yazılmasının önünün kesmek için ihtarname keşide ettiğini, davalı şirkete gönderilen Antalya ... Noterliği'nin 05/03/2024 tarih ve ... yevmiye sayılı 08/03/2024 tarihinde tebliğ edilen ihtarnamesi ile 9.049.118,35 TL cari hesap borcunun ödenmesinin ihtar edildiğini, davalının müvekkilinin eksiksiz yaptığı işlerden kazanç temin ederek müvekkiline olan borçlarını ödemediğini ve haksız olarak zenginleştiğini, davalının müvekkili şirketten tedarik ettiği mal ve hizmeti ana işveren ... firmasına fatura karşılığı satıp teslim ettiğini, asıl iş sahibi firmadan ayıp ihbarı da yapılmaksızın davalı asıl işverenden alacaklarını tahsil etmesine rağmen müvekkiline olan borcunu ödemediğini, davalı tarafından ödeme günü verildiği ancak sonrasında çeşitli bahaneler üretildiğini, gelinen ekonomik şartlar çerçevesinde borçlu şirketin de mal kaçırma, alacaklılarını zarara sokma gibi kasıtlı hareketler içinde bulunulduğu yaklaşık ispat kuralına göre de ispat edilmiş olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz kararını verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, hizmet alım sözleşmesi kaynaklı cari hesap ekstresi alacağının tahsili için davacının başlattığı icra takibine, davalı tarafça yapılan itirazın iptali davası olup, istinaf incelemesine konu talep ise ihtiyati haciz istemine ilişkindir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ihtiyati haczin yasal koşulları açısından alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyeti hususlarının kesin ispatından ziyade yaklaşık ispat kuralının gözetilmesi gerektiğinden; yaklaşık ispat ölçütünde mahkemede oluşması gereken kanaatin, alacağın varlığı ve muacceliyetini basit bir ihtimalden ziyade kuvvetle muhtemel göstermesi ve  kanaat olması gerekir.2004 sayılı Kanunun 258 nci maddesinin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin “alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması” yeterlidir. Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından” anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Ancak alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.Somut olayda, dava dilekçesi ekinde cari hesap ekstreleri, davacıya ait muavin defter kayıtları, ihtarnameler, taraflar arasında şikayetlere ait soruşturma dosyalarına ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ve elektronik posta yazışmaları sunulmuştur. Davaya esas takipte borcun sebebi ihtarnamedeki cari hesap alacağı olarak belirtilmiştir. Taraflar arasında hizmet sözleşmesi bulunduğu davalı tarafın kabulünde olup, yazılı sözleşme bulunmadığı ve davacı tarafın gönderdiği ihtarname ile istediği cari hesap ekstresi alacağının, davalı tarafça cevabi ihtarname ile kabul edilmediği hususları da sabittir. Bu aşama itibariyle liste halinde bildirilerek dosyaya sunulmayan faturalara konu hizmetler ve satışların tam ve eksiksiz olarak ifa edilip/edilmediği, faturaların iade edilip edilmediği ispatlanamadığı gibi tüm faturalara ve cari hesap ekstresine ilişkin kayıt içermeyen elektronik posta yazışmaları ile dosyaya ibraz edilen diğer belgelerin cari hesap ekstresine konu alacağın varlığı, miktarı ve muaccel olduğuna dair yaklaşık olarak ispata yeterli olmadığından 2004 sayılı Kanunun 257 nci maddesinde öngörülen ihtiyati haciz şartları oluşmamıştır.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/06/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c801bca68f37cb51","SID":"b799c44bcb6be945"}}