{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/2476 - 2025/928<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2476 <br>KARAR NO\t: 2025/928<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t              : 18/05/2023<br>NUMARASI\t: 2020/591 Esas -  2023/298 Karar<br><br>DAVACI\t: KOCAELİ ALERJİ ÖZEL SAĞLIK İNŞAAT VE DERİ MAMÜLLERİ SAN. TİC. LTD. ŞTİ. - 0565063011600014 - Damlar Mh. Koca Orman Cad. Karçiçeği Villaları Sit. K Blok Apt. No:182/2K Başiskele/KOCAELİ<br>VEKİLLERİ\t: Av...<br>DAVALI \t: KONAKMED ÖZEL SAĞLIK HİZMETLERİ TIBBİ MALZEMELER SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - 0576077543800001 - Yenişehir Mah. Demokrasi Bulvarı No:44 İzmit/KOCAELİ<br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVA\t: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 14/12/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 15/05/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ : 20/05/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br><br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili firma sahibi ile davalı firma arasında yapılan anlaşma ile taşeron olarak hizmet verdiğini, Eylül 2014 de Konak Hastanesinde iç hastalıkları kadrosunda alerji yan dal uzmanlığı olarak hizmet verilmeye başlandığını, yaptırılan alerjik hastalıklara ilişkin muayene cirosunun %35'i hastaya yapılan işlemlerin (deri prick testi) cirosunun %50'si olarak anlaşma yapıldığını, verilen hizmet karşılığı her ay fatura kesildiğini, davalı tarafın Eylül 2016 tarihinden itibaren anlaşmaya aykırı olarak %50 olan deri testi ücretinin %35'e düşürüldüğünü, SGK tarafından davalı firmaya kesilen cezaların haksız olarak müvekkiline yansıtıldığını, müvekkili firmaya ödenmesi gereken tutarların hastanede çalışan diğer doktora ödendiğini, deri testi oranının %50'den %35 oranına düşürülmesiyle müvekkiline 358.165,00-TL eksik ödendiğini ayrıca fatura edildiğini beyan edilen tutar ile hakkediş tutarları arasında 2017 Nisan 65.012,00-TL, Mayıs 33.425,00-TL ve Haziran ayından 31.037,00-TL fark olduğunu, müvekkiline ödenmesi gerektiğini, 2018 Mayıs - Ağustos hakkedişlerinin 63.000,00-TL fazladan kesinti yapıldığını, başka doktorlar adına fatura edilen 134.610,00-TL test ve muayene ücreti ödenmediğini, toplam 855.571,00-TL alacağı olduğu belirtilerek davalıdan arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın Eylül 2014'den itibaren Konak Hastanesi İç Hastalıkları kadrosunda alerji yan dal uzman olarak hizmet vermeye başladığını ifade etmiş ise de Ayrıntılı Hasta Hizmet dökümünde ...'in Eylül 2014 ile Haziran 2016 aralığında hizmet verdiği tarihler incelendiğinde tarihlerin Pazartesi ve Perşembe günlerine denk geldiğini ve haftada 2 gün hizmet verdiğini, davacı tarafa malzemeyi kendisinin temin edeceğini belirterek anlaşma sağlandığını, ancak malzeme girdisinin tamamının müvekkili hastane tarafından karşılandığını, hem muayyene hem de test cirosu üzerinden %35 anlaşma sağlandığını, bu şekilde çalışmaya devam edildiğini, hekim çalışmaya başladığı ayın akabinde her ay fiks ücretin ödendiğini, Sağlık hizmeti veren kurumlar sosyal güvenlik kurunu başkalığı ile yapmış oldukları sözleşme gereğince vermiş oldukları sağlık hizmetlerinden doğan hakkedişlerinin 3 ay sonra alındığını ve çalışan hekimlerinde hakkedişlerinin bu doğrultuda kendilerine ödendiğini, gereksiz ve fazla yapılan test ücrellerinin SGK tarafından ödenmediğini, ödenmeyen tutarların ve payına düşen kurumlar vergisi ve KDV'nin davacının hakkedişlerinden kesildiğini, davacının mutabakat ile fatura kestiğini, davacının başka doktorlar adına yapılan hakkedişlerin de kendine ait olduğunu iddia ettiğini, böyle bir durumun olmasının mümkün olmadığını belirterek yersiz ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın KABULÜ ile 100.000,00-TL alacağın 10.000,00-TL'sine dava tarihi olan 14.12.2020 tarihinden itibaren, 90.000,00-TL'sine ıslah tarihi olan 31.03.2023 tarihinden itibaren  işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından verilen kararda aleyhe olan kısım isabetli olmayıp usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, karara dayanak bilirkişi raporu eksik olup müvekkilin alacağını tam olarak hesaplamadığını, bilirkişi raporunda hakediş tablosunda yer almayan 2016 Ağustos ayının hak ediş mutabakat raporunu dilekçe ekinde sunmakla beraber hükme esas raporun esas aldığı hastane kayıtlarının yeterli olmadığını, yerel mahkeme kararı hatalı olup müvekkil davacının alacağı çok az hesaplandığını beyan ederek, yerel mahkeme kararının aleyhe olan kısımlarının istinafen incelenerek kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı taraf hakedişlerini eksik aldığı iddiasında ise de böyle bir durum söz konusu olmadığı, keza ödemenin yapılması için tarafların mutabık kalması gerektiği, taraflar mutabık kaldıktan sonra ise fatura düzenlenerek muhasebeye bildirilir ve ödemesi yapılacağı, dolayısıyla davacı tarafla da mutabık kalınmış ve iddia ettiğinin aksine işlem yapıldığı dönem değil mutabakatın sağlanması ile fatura kesilmiş ve ödemeleri kendisine yapıldığını, davacı tıbbi gereklilik olmamasına rağmen ve tıp etiğine aykırı şekilde hastalara işlemler yapmış ve müvekkil hastaneyi zarara uğrattığını, bunun dışında tüm hakedişleri kendisine eksiksiz olarak ödendiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması, davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/05/2023 tarih, 2020/591 Esas - 2023/298 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı, davalı ile arasında yapılan anlaşma ile taşeron olarak hizmet verdiğini, Eylül 2014 de Konak Hastanesinde iç hastalıkları kadrosunda alerji yan dal uzmanlığı olarak hizmet verilmeye başlandığını, yaptırılan alerjik hastalıklara ilişkin muayene cirosunun %35'i hastaya yapılan işlemlerin (deri prick testi) cirosunun %50'si olarak anlaşma yapıldığını, verilen hizmet karşılığı her ay fatura kesildiğini, davalı tarafın Eylül 2016 tarihinden itibaren anlaşmaya aykırı olarak %50 olan deri testi ücretinin %35'e düşürüldüğünü, SGK tarafından davalı firmaya kesilen cezaların haksız olarak kendisine yansıtıldığını, kendisine ödenmesi gereken tutarların hastanede çalışan diğer doktora ödendiğini, deri testi oranının %50'den %35 oranına düşürülmesiyle 358.165,00-TL eksik ödendiğini ayrıca fatura edildiğini beyan edilen tutar ile hakkediş tutarları arasında 2017 Nisan 65.012,00-TL, Mayıs 33.425,00-TL ve Haziran ayından 31.037,00-TL fark olduğunu,  ödenmesi gerektiğini, 2018 Mayıs - Ağustos hakkedişlerinin 63.000,00-TL fazladan kesinti yapıldığını, başka doktorlar adına fatura edilen 134.610,00-TL test ve muayene ücretinin ödenmediği iddiasıyla eldeki davayı açmış, davalı tarafından davanın reddi savunulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>1-Davacının istinaf talebi incelendiğinde;<br>Davacının iddiaları doğrultusunda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL alacağının tahsili amacıyla eldeki davayı açtığı, değer arttırım dilekçesi adı altında 31.03.2023 tarihli dilekçesi ile 100.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ettiği, bu dilekçesi ile birlikte 90.000,00 TL için harcın yatırıldığı, bu dilekçenin davalıya tebliğ edildiği görülmektedir.<br>6100 sayılı HMK'nın 107. maddesiyle mülga 1086 sayılı HUMK hükümlerinde yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesinde “Belirsiz alacak ve tespit davası” başlığı ile yer alan; <br>\"(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. <br>(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. <br>(3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir\" şeklindeki hüküm ile düzenlenmiştir.\t<br>Daha sonra 28/07/2020 tarih ve 31199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunu’nun (7251 sayılı Kanun) 7. maddesi ile başlığı ile ikinci ve üçüncü fıkralarında değişiklik yapılmıştır.<br>7251 sayılı Kanunu’nun 7. maddesiyle değişik 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi “Belirsiz alacak davası” başlığı ile; <br>“(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.<br>(2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.<br>(3) (Mülga:22/7/2020-7251/7 md.)” şeklindedir.<br>Alacağın yalnızca bir bölümü için açılan davaya ise kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukukî ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir.<br>6100 sayılı HMK'nın 109. maddesinde kısmi dava türü düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; <br>\"(1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.<br>(2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.)<br>(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.\"<br>Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde \"fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02/04/2003 tarihli ve 2003/4-260 E., 2003/271 K. sayılı kararı; ayrıca bkz., Pekcanıtez, H.: Medeni Usul Hukuku, C.II, 15. baskı, İstanbul 2017, s.1000). Nitekim aynı ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16/05/2019 tarihli ve 2016/22-1166 E., 2019/576 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.<br>Önemle ifade edilmelidir ki, 6100 sayılı HMK'nın 107. madde hükmündeki belirsiz alacak davası, niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla, davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir (Yargıtay HGK 01/03/2023, 2021/(15)6-192 E., 2023/157 K., §30; Yargıtay HGK 07/07/2021, 2021/(22)9-485 E., 2021/971 K. §30, Yargıtay HGK 14/12/2021, 2018/(13)3-847 E., 2021/1674 K, §27).<br>Kısmi dava ile davacı, mahkemeden sadece dava konusu yaptığı kısmın hüküm altına alınmasını istemektedir. Bu nedenle kısmi dava bakımından dava açılmasına bağlanan sonuçlar, sadece alacağın dava konusu yapılan kısmı bakımından sonuç doğuracaktır. Kısmi dava açılması halinde davaya konu edilmeyen kısmın ayrı bir davayla talep edilmesi veya aynı davada ıslah (6100 sayılı HMK m.176 vd.) yoluyla dava konusuna dahil edilmesi mümkündür.<br>Yukarıda açıklandığı üzere, davacının dava dilekçesinden davasını açıkça belirsiz alacak davası olarak belirlememesi nedeniyle davanın kısmi dava olduğunun kabulü gerektiği, kısmi davada ilk başta dava edilmeyen kısmın davaya dahil edilmesi için davacının ıslah talebinde bulunması gerektiği tartışmasızdır.<br>6100 sayılı HMK'nın 176. maddesine göre, \"(1)Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.<br>(2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.\"<br>6100 sayılı HMK'nın 177-(3) maddesine göre \"...ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.\"<br>Davacı tarafından değer arttırım dilekçesi adı altında 31.03.2023 tarihli dilekçesi ile 100.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ettiği, davacının açtığı davanın kısmi dava olması nedeniyle, bu dilekçenin ıslah dilekçesi olarak kabulünün gerektiği, Mahkemece ıslah dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nın 177-(3) maddesi gereğince davalıya tebliğ edildiği, aynı davada ancak birkez ıslah yapılabileceğinden ve davanın davacının talebi doğrultusunda ıslah edilen 100.000,00 TL üzerinden kabulüne karar verildiğinden davacının fazlaya ilişkin hakları ile ilgili eldeki dava dosyasında davacı lehine başka bir karar verilemeyeceğinden, davacının fazlaya ilişkin talebinin belki ancak başka bir davanın konusunu oluşturabileceğinden davacı açısından istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.<br>2-Davalının istinaf talebi incelendiğinde;<br>Davalı tarafından, davacı taraf hakedişlerini eksik aldığı iddiasında ise de böyle bir durum söz konusu olmadığı, keza ödemenin yapılması için tarafların mutabık kalması gerektiği, taraflar mutabık kaldıktan sonra ise fatura düzenlenerek muhasebeye bildirilir ve ödemesi yapılacağı, dolayısıyla davacı tarafla da mutabık kalınmış ve iddia ettiğinin aksine işlem yapıldığı dönem değil mutabakatın sağlanması ile fatura kesilmiş ve ödemeleri kendisine yapıldığını, davacı tıbbi gereklilik olmamasına rağmen ve tıp etiğine aykırı şekilde hastalara işlemler yapmış ve müvekkil hastaneyi zarara uğrattığını, bunun dışında tüm hakedişleri kendisine eksiksiz olarak ödendiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması, davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>05.10.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalının savunmalarını karşılar şekilde, davacının hakedişinin %50'den, %35'e düştüğünün kabul edilerek hesaplamanın yapıldığı,  davacının başka doktorlar adına yapılan hakkedişlerin de kendine ait olduğunu iddia ettiği, ancak bilirkişi heyeti raporunda buna ilişkin bir tespitin de bulunmadığı, 05.10.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunun davalının savunmalarındaki ve istinafındaki talepleri karşıladığı anlaşılmakla davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; davalı şirket ile vekilinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı açısından istinaf başvurusunun usulden reddine, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 341-(2) ve 346-(1) maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,<br>2-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,<br>3-İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,<br>4-Alınması gereken 6.831,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.708,00-TL'nin mahsubu ile kalan 5.123‬,00-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>5-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile kalan 345,55-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>6-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>7-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,<br>8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>9-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>10-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"20e34526b342957c","SID":"38a99d45fc436d03"}}