{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2025/5 Esas<br>KARAR NO\t:2025/354<br><br>DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>DAVA TARİHİ:07/07/2015<br>KARAR TARİHİ:06/05/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle;  12/02/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, sürücü ... yönetimindeki ...plakalı aracın müvekkiline çarptığını, kaza neticesinde müvekkilinin hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı ve malul kaldığını, uğradığı kaza sonucu kalıcı olarak sakatlanan müvekkilinin kazanın hem maddi hem de bedensel etkilerini halen ağır şekilde yaşadığını, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak aktif ve pasif dönem yaşam sürelerine ve sürücünün kusur durumuna göre ödenen miktarın yetersiz olduğunu beyanla, HMK 170/1 gereğince fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla daimi sakatlık nedeni ile şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle;  ...Plaka sayılı aracın müvekkili şirkete 15/04/2013-15/04/2014 tarihleri arasında ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigortalının kusuru oranında olmak üzere, sürekli sakatlık halinde trafik ZMMS poliçesinde kişi başı azami 268.000 -TL ile sınırlı olduğunu, davacının müvekkili şirkete müracaat ettiğini, hesaplanan tazminat bedelinin davacı vekiline ödendiğini, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğinden temerrüde düşmediğini, müvekkili şirketin faiz sorumluluğu ancak dava tarihinden itibaren söz konusu olacağını beyanla, davacının geçici iş göremezlik zararına ilişkin talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra; \"Davanın reddine \" karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin  9. Hukuk Dairesinin 2019/1720  Esas,  2021/1314  Karar sayılı  01/07/2021  tarihli ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. İstinaf Karar ilamında özetle; \"Davacının maluliyetinin %60'ın altında olması ve  kaza tarihine göre uygulanması gereken Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet belirlenirken aynı cetvellerin (Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ekli cetveller) esas alınması gerektiğinden maluliyetin tespitinde Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin uygulanmış olmasının, maluliyet oranına bir etkisi olmayacağından hükme esas alınan maluliyet raporunda  usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. ATK Raporu düzenlenirken, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi Servisi’nin 13/02/2014 yatış ve 17/02/2014 çıkış tarihli epikrizi, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi Kliniği’nin 15/01/2018 tarihli muayene raporu irdelenmek suretiyle kanaat açıklanmış olup, Adli Tıp Kurumu İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 2014/4000 sayılı ve 07/03/2014 tarihli raporunda “birden fazla kırık olması nedeniyle skorlama yapılarak şahısta saptanan kırıkların müştereken hayat fonksiyonlarını AĞIR (5) derecede etkileyecek nitelikte olduğu kanaatini bildirir rapordur.” yönünde düzenlenmiş ve ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi Servisi’nin 13/02/2014 yatış ve 17/02/2014 çıkış tarihli epikrizi incelenmiş ise de 15/01/2018 tarihli muayene raporu irdelenmeksizin düzenlenmiştir. Bu halde raporlar arasında çelişkiden bahsedilemeyeceğinden mahkemenin bu yöndeki kabulünde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde gerek konu kısmında ve gerekse sonuç kısmında açıkca daimi sakatlıktan bahsedilerek, sürekli işgöremezlik (daimi sakatlık) tazminatı talep edilmiş olup, geçici işgöremezliğe ilişkin bir talep bulunmamaktadır. HMK'nın 26.maddesi gereğince talepten fazlaya karar verilemeyecektir. Ayrıca dava dilekçesinde talep edilmeyen geçici işgöremezlik tazminatının, ıslah dilekçesiyle dahi olsa talep edilmesi mümkün olmadığından ve geçici işgöremezlik tazminatı yönünden usulünce açılmış bir dava bulunmadığından, verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.\" gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin  9. Hukuk Dairesinin 2019/1720  Esas,  2021/1314  Karar sayılı kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/22531 Esas 2023/13206 Karar sayılı 06/12/2023 tarihli bozma ilamında özetle; \"Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, meydana gelen kaza nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybının tespiti ile alacağın tam miktarının belirlenmesini istemiş, yine dava dilekçesi ile taleplerinden kaza nedeni ile doğan maddi tazminatlar olarak bahsetmiştir. Dava dilekçesinden; davacının iş göremezlik talebinin, aynı zamanda geçici iş göremezliğe ilişkin de olduğunun anlaşılmasına göre davacının geçici iş göremezlik talebinin değerlendirilerek hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi hatalıdır.\" gerekçesi ile ; Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının  kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Dava trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik zararının tazmini istemine ilişkindir.<br>İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi başlıklı HMK 141. maddesi: <br>\"Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.<br>İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.\" şeklindedir. <br>Somut olayda dava dilekçesinin incelenmesinde; davanın konusunun \"12.02.2014 tarihli trafik kazasında daimi sakallığa uğrayan Müvekkil ...'a ödenmesi gereken tazminata ilişkin HMK 107/1 maddesi gereği, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla  şimdilik 5.000,00 TL(Beş-Bin-Türk Lirası) tutarındaki cismani zararlara ilişkin maddi tazminatın ihbar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini talebimizden ibarettir.\" şeklinde belirtildiği, dava dilekçesinin içeriğinde \" ... Uğradığı feci kaza sonucu kalıcı olarak sakatlanan Müvekkil kazanın hem maddi hem de bedensel etkilerini halen ağır şekilde yaşamaktadır. Kazanın meydana gelmesine kusuru ile sebebiyel veren ...plakalı araç sürücüsü ile aracın sigortacısınım Müvekkilin ömrü boyunca taşıyacağı ve katlanmak zorunda kalacağı maddi zararların tazmininden olduğu şüphesizdir. ....<br>...Davaya konu trafik kazasi neticesinde müvekkilde “sol kalça travmatik çıkık” meydana gelmiştir. Omurgada oluşan kırıklar gerek içinden geçen sinir yapılarının etkilenmesi gerekse etraftaki hayati damar ve organların hasarlanma riski bulunması nedeniyle diğer kemik kırıklarından farklı bir öneme sahiptir. Müvekkilin kalçasında meydana meydana bu kırıklar ve sonrasında yaşadığı daimi sakatlık müvekkil meslekte kazanma gücü kaybına uğramış, mesleğini icra ederken emsallerine ve yaşıtlarma göre daha fazla efor sarfetmek ve daha sık mola vercrek ve istirahat ederek çalışmak mecburiyetinde kalmıştır. Müvekkil geçirmiş olduğu feci kaza sonucu yaşamış olduğu sakatlık neticesinde artık çalışırken ne uzun süre ayakta kalabilmekle ne de uzun süre oturarak çalışabilmektedir. Bu durum da müvekkilin meslekte kazanma gücünü ciddi şekilde olumsuz yönde etkilemekle müvekkilin ekonomik geleceğinin sarsılmasına neden olmuştur. Müvekkilin emsal meslek araşlırması yapılmaya bu açıdan gerekmekte olup emsal mesleği bilhare mahkemenize bildirilecektir. ...\" şeklinde beyanların bulunduğu anlaşılmış.<br>Dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında ise; \" Sürekli iş göremezlik (daimi sakatlık) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybının tespitiyle alacağın tam miktarının belirlenmesine;<br>HMK 107/1 gereğince, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL (Beş-Bin-Türk-Lirası) tutarındaki ölüm ve cismani zararlara ilişkin maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalıdan tazminine\" şeklinde olduğu anlaşılmıştır.<br>Tüm dava dilekçesinin bir arada değerlendirilmesinde; gerek dava dilekçesinin konusu, gerek içeriği, gerekse de sonuç ve istem kısmında davacının geçici iş göremezlik zararının tazminine ilişkin hiçbir talep veya beyanda bulunmadığı, mahkememizce iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı kapsamında davacının talebini aşacak şekilde araştırma yaparak hüküm kurulamayacağı, ayrıca bozma ilamında karşı oy görüşünde de belirtildiği üzere ön inceleme tutanağında uyuşmazlık konusu sürekli iş göremezlik zararından kaynaklanan maddi tazminat olarak belirlenmiş ve davacı vekilince tutanak imzalanmış, aynı duruşmada sürekli iş göremezliğe ilişkin bir zararın bulunup bulunmadığının tespiti yönünden dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine karar verilmiş; alınan raporda davacının davaya konu trafik kazasına bağlı yaralanmasının maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı tespit edilmiştir. <br>Ön inceleme duruşma tutanağı ile taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu olarak geçici iş göremezlik zararı belirlenmemiştir. Ön inceleme tutanağı, yargılamanın yolunu gösteren bir yol haritası olup tutanakta yer almayan hususlar, tahkikatın konusu olmayacaktır. Tahkikat aşamasında tereddüt edilen hallerde bu tutanak, neyin incelenip neyin incelenmeyeceğini gösterecektir. Ön inceleme tutanağının bu önemi ve tarafları bağlaması sebebiyle altının oturumda hazır bulunanlarca imzalanması kabul edilmiştir (Hükümet Gerekçesinden HMK m. 140/3). Ön inceleme duruşmasında düzenlenen tutanak, HMK'nın 140/3 maddesinde \"...Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür\" şeklindeki düzenleme nedeniyle de özel bir öneme sahiptir. Mahkeme, kanunun bu cümlesiyle davanın taraflarına, tutanakta yer almayan hususların tahkikatın konusu olamayacağı ve tahkikat aşamasında tereddüt edilen bir hal oluştuğu takdirde neyin incelenip neyin incelenemeyeceği hususunun bu tutanak uyarınca belirleneceği yolunda söz vermektedir. Ön inceleme tutanağının bu önemi ve tarafları bağlaması sebebiyle, altının oturumda hazır bulunanlarca imzalanması gerekmektedir(Konuya ilişkin HGK'nın 2018/2-660 Esas, 2020/947 Karar sayılı ve 25.11.2020 tarihli; 2017/2716 Esas, 2020/705 Karar sayılı ve 30.09.2020 tarihli kararları). Buna göre öninceleme tutanağında da davanın sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat davası olduğu tespit ediliği, davacının ise iş bu tutanağı imzaladığı anlaşıldığından yargıtay bozma ilamında belirtilen geçici iş göremezlik talebinin hüküm altına alınması gerektiğine ilişkin bozma kararına direnilerek mahkememizin 20/11/2018 tarihli kararında direnilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>Mahkememizin 2015/724 Esas, 2018/1098 Karar sayılı 20/11/2018 günlü kararında DİRENİLMESİNE, <br>1-Davanın REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan 27,70 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 587,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,<br>3-Davalı  taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 5.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>5-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya   iadesine, <br>Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.<br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br> <br>Hakim ....<br>e-imzalıdır<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ab8088673c9d8946","SID":"8a490e36adf78342"}}