{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                      T.C.<br>                     İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2022/1553<br>KARAR NO\t \t: 2025/728<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t<br>ESAS NO\t\t: 2021/1620 <br>KARAR NO\t\t: 2022/665   <br>DAVA TARİHİ\t: 15/12/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 21/06/2022\t <br>DAVA\t\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ\t: 15.05.2025<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 15.05.2025<br><br>Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.06.2022 tarih ve 2021/1620 Esas, 2022/665 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davalı kooperatifin müvekkili şirkete inşaat işleri ve malzeme alımları ve sözleşme mukabili inşaat tahahhüt işlerini yaptırdığını, müvekkili şirket tarafından yapılan tüm işlerin imalatlarının toplam tutarının 4.267.472,55 TL olmasına rağmen şirkete sadece 3.442.830,00 TL ödeme gerçekleştirildiğini, davalı tarafça ödenmeyen miktarın müvekkili şirket tarafından Ortaca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/389 Esas - 2020/589 Karar sayılı dosyasında dava konusu edildiğini, yapılan yargılama sonucunda müvekkili şirket tarafından istenilen işler ve metraj farkları dahil olmak üzere toplamda 407.536,00 TL nin dava konusu edilmediği ve davalı tarafından da müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığı böylelikle davalının 407.536,00 TL miktarında sebepsiz olarak zenginleştiğinin taraflarınca öğrenildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile iş bitiminde yapılan imalat ve montajların fazla olması halinde teknik elemanlarca kontrol edilerek metraj ve üretim değişikliklerinde gerekli tespitlerin yapılacağı ve bu tespitler üzerinden faturalandırma yapılacağını bu şartın her iki tarafça kabul edildiğini bu hususun Ortaca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/389 Esas sayılı dosyasından verilen 19/11/2020 tarihli karar ile sabit olduğunu, Ortaca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/389 Esas sayılı dosyasında alınan 15/03/2012 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili tarafından yerine getirilen edimin 4.267.472,55 TL tutarında olduğu, bu üretime karşılık davalının müvekkiline 3.442.830,00 TL tutarında ödeme yaptığı, bu ödeme düşüldükten sonra davalının 824.642,55 TL müvekkiline borçlu olduğunun bu miktardan müvekkili şirketin kusur payı olarak tespit edilen 17.106,54 TL nin mahsubundan sonra davalının müvekkiline 407.536,01 TL borcunun bulunduğunun sübuta erdiğini, müvekkilinin davalı kooperatiften bu miktar alacaklı olduğunun 19/11/2021 tarihli gerekçeli karar ile öğrenildiğini belirterek davalı kooperatif ile davacı şirket arasında akdedilen sözleşmenin iş bitiminde yapılan imalat ve montajların fazla olması halinde teknik elemanlarca kontrol edilerek metraj ve üretim değişikliklerinde gerekli tespitlerin yapılacağı ve bu tespitler üzerinden faturalandırma yapılacağına ilişkin maddesi gereğince tespiti yapılan metraj farkları ve fazla üretimden kaynaklı sebepsiz zenginleşme dolayısıyla davalının yükümlü olduğu ödeme borcuna karşılık sebepsiz zenginleştiği 407.536,01 TL'nin işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili şirkete verilmesine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: <br>Davalı kooperatif tarafından davaya cevap verilmediği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 21.06.2022 tarih ve 2021/1620 Esas, 2022/665 Karar sayılı kararı ile özetle; \"Her ne kadar davalı tarafça Ortaca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/389 Esas sayılı dosyasında alınan 15/03/2012 tarihli rapora istinaden raporda davacı şirket tarafından yapılan toplam iş miktarının 824.642,55 TL olduğu, davacı şirketin kusur payına tekabül eden 17.106,54 TL nin mahsubu ile yapılan iş miktarının 807.536,01 TL olduğu, Ortaca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/389 Esas sayılı dosyasında dava konusu edilmeyen bakiye 407.536,01 TL alacağın bulunduğundan bahisle dava açılmış ise de; davaya dayanak gösterilen 15/03/2012 tarihli bilirkişi raporu seçenekli olarak düzenlenmiş olup, davacı tarafça yapılan iş miktarının, davacının kusur payına tekabül eden miktar mahsup edildikten sonra 807.536,01 TL olarak tespit edildiği ve davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak 400.000,00 TL alacak talep edilebileceği belirtilmiş ise de aynı raporda davalı tarafça yapıldığı belirtilen ödemelere ait dekontların veya yazılı belgelerin ibrazı halinde karar altına alınması gereken miktarın davacının kusur payına tekabül eden 17.106,54 TL nin mahsubu ile 343.891,79 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiği, bu rapordan sonra davalı tarafça dosyaya bir kısım ödeme bilgilerinin bildirilerek bir kısım banka kayıtlarının ibraz edildiği, ibraz edilen banka kayıtlarına göre davacı tarafça 26/02/2014 tarihli dilekçe ile dosyaya gelen son bilirkişi raporunda 807.536,01 TL alacağın bulunduğu ancak 463.654,22 TL miktarındaki kısmın banka kayıtlarında belirsiz olduğu, dekontların ve yazılı belgelerin sunulması halinde dikkate alınabileceği dekontların ve yazılı belgelerin sunulmaması halinde ise alacak miktarının 807.536,01 TL olacağının belirtildiği, davalı tarafça bunun üzerine ibraz edilen banka kayıtlarında altı çizili olarak belirtilen ödeme miktarlarının toplamının 364.250,00 TL olduğu, bu miktarın bilirkişi raporunda tespit edilen 807.536,01 TL den mahsup edilmesi durumunda alacak miktarının 443.286,01 TL olduğu ve taleplerinin takip asılları miktarı olan 400.000,00 TL olmasından dolayı dosyada yeniden bilirkişi raporu alınmasına gerek bulunmadığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmesinin talep edildiği bu şekilde davacı vekili tarafından 15/03/2012 tarihli raporda bilirkişi tarafından dosyaya ibraz edilmesi halinde tespit edilen 343.891,79 TL alacağa yönelik olarak davalı tarafça ibraz edilen ödeme belgelerinin davacı tarafça kabul edilmiş olduğu bu nedenle öncelikle 15/03/2012 tarihli raporda tespit edilen 807.536,01 TL alacaktan bilirkişi raporu alındıktan sonra davalı tarafça dosyaya bildirilen ödemelerin de mahsup edilmesi gerektiği, bu miktarların mahsubu ile mahkemece tüm takip dosyaları yönünden tam kabule dair verilen 03/07/2014 tarihli kararın Yargıtay 15. Hukuk Dairesi tarafından bozulması üzerine mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda yapılan hesaplamalara göre 22/04/2020 tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafça ayrıca ödendiği belirtilen 40.958,55 TL lik miktarın icra takip dosyalarından orantılı olarak mahsup edilmesi ile davacı tarafça talep edilecek miktarların 2008/1796 sayılı dosyada 130.890,57 TL, 2008/1797 esas sayılı dosyada 8.068,60 TL, 2008/1798 esas sayılı dosyada 89.651,08 TL, 2008/1799 esas sayılı dosyada 62.307,50 TL, 2008/1800 esas sayılı dosyada 35.659,61 TL, 2008/1801 esas sayılı dosyada 28.240,09 TL olarak tespit edildiği ve mahkemece de bu bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiği, dolayısıyla 15/03/2012 tarihli bilirkişi raporunun sonucu itibarı ile kesinleşmediği ve bu raporda belirtilen ve daha sonra davacı tarafın 26/02/2014 tarihli dilekçesi ile yapıldığı belirtilen ödemeler ile 22/04/2020 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen miktarlar dikkate alındığında davacı tarafça yapılan 807.536,01 TL lik bakiye alacaktan toplam 354.817,45 TL alacağın kaldığı bu miktarın Ortaca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/389 Esas sayılı dosyasında her bir takip dosyası yönünden ayrı ayrı belirtilerek karar altına alındığı davacı tarafça takip dosyalarında talep edilen 400.000,00 TL nin dahi tamamının karar altına alınmadığı dolayısıyla davacı tarafın bakiye alacağının bulunmadığı anlaşılmakla davacı tarafından açılan davanın reddine'' dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından verilen 26.07.2022 havale tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;<br>-Ortaca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/389 Esas sayılı dosyasının 08.01.2013 tarihli celsesinde; davalı tarafa, alternatifli olarak düzenlenen bilirkişi raporunda bahsedilen ödemelere ilişkin dekont ve yazılı belgeleri sunmaları için bir aylık kesin süre verildiğini, verilen kesin süre içinde de istenilen yazılı belge ve dekontların davalı tarafından sunulamadığını, akabinde taraflarınca 26.02.2014 tarihli dilekçe ile; iddia edilen ödemelere ilişkin dekontların ve belgelerin verilen kesin süre içerisinde dosyaya sunulmayarak kesin süreye riayet edilmediği, yargılamanın sürüncemede kalmaması adına bilirkişi raporu ile tespit edilen miktarın, anılan itirazın iptali dosyasındaki alacak miktarını karşıladığı ve yeniden rapor aldırılmasında hukuki yarar bulunmadığı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulüne karar verilmesinin talep edildiğini, yani davalı tarafından, mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulamayan dekontlar ve ödeme belgelerinin taraflarınca kabul edilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, gerekçe olarak gösterilen dilekçelerinde bu ödemelerin -ki taraflarına böyle bir ödeme kesinlikle yapılmadığını, kabul edildiğine dair en ufak bir beyanlarının bulunmadığını, <br>-Kaldı ki kabul beyanının açık olması gerektiğini, özetle ortada ne taraflarına yapılan bir ödeme ne de yapılmayan ödemenin taraflarınca kabulünün söz konusu olmadığını, ilk derece mahkemesince gerekçe olarak gösterilen 26.02.2014 tarihli dilekçe ile de yalnızca yargılamanın daha fazla sürüncemede kalmaması adına hukuki yarar bulunmayan yeniden bir bilirkişi incelemesine başvurulmaksızın fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile icra dosyaları talep edilen miktar üzerinden davalarının kabulüne karar verilmesinin talep edildiğini, yanılgılı değerlendirme ile işbu davanın reddine karar verilmesinin usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olup istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasının gerektiğini, <br>-Somut olayda Ortaca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/389 Esas sayılı dosyası ile müvekkili tarafından yerine getirilen edimin/yapılan işin (üstlenilen işler ve metraj farkları dahil olmak üzere) 4.276.472,55 TL tutarında olduğu, bu üretime karşılık davalının, müvekkiline 3.442.830,00 TL tutarında ödeme yaptığını, bu ödeme düşüldükten sonra davalının 824.642,55 TL davacı müvekkiline borçlu olduğu, bu miktardan müvekkili şirketin kusur payı olarak tespit edilen 17.106,54 TL'nin de düşülmesinden ve icra takip dosyaları ile talep edilen 400.000,00 TL'nin hüküm altına alınmasından sonra davalının müvekkiline 407.536,01 TL borcunun bulunduğu sabit hale geldiğini, anılan kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, hal bu iken kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit hale gelen alacak taleplerinin hiçbir şekilde bakiye borç miktarının kendilerine ödendiğini kabul beyanı içermeyen dilekçe dayanak gösterilerek verilen ret kararının usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olup istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasının gerektiğini, <br>Belirterek Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1620 Esas, 2022/665 Karar sayılı dosyasından verilen 21.06.2022 tarihli haksız ve hukuka aykırı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davalarının kabulüne, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.<br>Davacı yüklenici vekili, müvekkilinin davalı iş sahibi ile yapılan eser sözleşmesi kapsamında toplam 4.267.472,55TL imalat yaptığını, ancak davalı tarafça 3.442.830,00TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirket tarafından Ortaca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/389 Esas ve 2020/589 Karar sayılı itirazın iptali davasında müvekkili şirket tarafından istenilen işler ve metraj farkları dahil olmak üzere toplamda 407.536,00 TL' nin dava konusu edilmediği anlaşıldığından 407.536,00 TL'nin tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.<br>İlk derece Mahkemesi tarafından dava dilekçesinin davalı kooperatife tebliğe çıkarıldığı tebligatı alan ...'in davalı kooperatifin yöneticisi ya da yetkilisi olmadığını belirtilerek tebligatı iade edip kooperatifin adresini bildirdiği, Mahkemece ... tarafından bildirilen adrese dava dilekçesinin 08/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, Mahkemece tebligatı iade eden ...'in davalı kooperatifin tasfiye yönetim kurulu başkanı olduğundan davalı kooperatife yeniden başka bir tebligat yapılmasına gerek görülmediği ve davalı kooperatifin davaya cevap vermediği belirtilmiş ise de; davalı kooperatifin tasfiye halinde olduğu, tasfiye sürecinde davalı kooperatifin hükmi şahsiyeti devam etmekle birlikte kooperatifi temsil yetkisinin, tasfiyeye ilişkin hallerde tasfiye kurulu üyelerine ait olduğu, kooperatifin tasfiye kurulu üyeleri ..., .... ve ...'dan herhangi ikisinin müşterek imzası ile kooperatifi temsil ve ilzama yetkili olduklarının anlaşıldığından davalı kooperatife dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden taraf teşkili sağlanmadan duruşmaya devam edilip yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olduğundan Dairemizce bu husus resen kaldırma sebebi yapılmıştır. (Yargıtay 23 HD'nin 2015/1090 Esas ve 2015/2713 Karar sayılı kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2013/6547 Esas ve 2013/10368 Karar sayılı kararı)\t<br> Kaldırma neden ve şekline göre, davacı vekilinin istinaf isteminin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,<br>2-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.06.2022 tarih ve 2021/1620 Esas, 2022/665 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,<br>5-Davacı vekili tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine,<br>6-Davacı vekili tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8359078884ceb0d1","SID":"2b6e87dcbb456729"}}