{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2136 <br>KARAR NO: 2025/653<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/07/2021<br>NUMARASI: 2018/42 Esas -  2021/452 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/05/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından kurulan davaya konu ... kodlu, 2.000.000,00-TL nominal tutarında ve ... kodlu, 400.000,00-TL nominal tutarında fonların davalı tarafından ihraç edildiğini fakat davalının bu fonlara ilişkin kupon ödemelerinden ve ana para ödemelerinden kaynaklanan borçlarını yerine getirmediğini, yine davalı tarafça Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemesinden iflasın ertelenmesinin talep edildiğini, bu kapsamda her ne kadar icra takiplerinin durması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de sonrasında tedbirin kaldırıldığını, bu kapsamda müvekkilinin davalıdan alacaklarının tahsili için İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasından takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, yapılan itirazın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TMSF'nin müvekkili şirkete kayyım olarak atandığını, kanun ve yasa gereği TMSF'nin yönettiği şirketlere karşı imtiyazlı alacaklılar dahil üçüncü kişiler tarafından haciz, muhafaza ve satış talebinde bulunulamayacağını, ayrıca davaya konu alacağın davacı tarafından ispatının gerektiğini, müvekkili şirketin halen faal bir şirket olduğunu ve borcun ödenmemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" davaya konu ... kodlu, 2.000.000,00-TL nominal tutarında ve ... kodlu, 400.000,00-TL nominal tutarında fonların davalı tarafından ihraç edildiği, fakat davalının bu fonlara ilişkin kupon ödemelerinden ve ana para ödemelerinden kaynaklanan borçlarını davacıya ödemediği, bu hususun bilirkişi raporu ile de belirlendiği, 02/04/2021 tarihinde mahkememizin yönergeleri doğrultusunda sunulan ek raporda ; dava itirazın iptali davası olduğundan, takip talebindeki faiz miktarlarının doğru olup olmadığının belirlenmesi gerekmekte olup, icra takip tarihine göre faiz hesaplaması detaylı olarak yapılmış olup, daha önceki ...'ın 24/01/2020 tarihli  raporunda belirtilen miktarlara göre ayrı ayrı takip tarihi olan 05/01/2017 tarihine göre hesaplama yapılmış ve 24/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda ... nolu işleme ilişkin 13.457,97 TL lik 8. Kupon ödemesinin  ve 400.000,00 TL lik anapara ödemesine ilişkin olarak, (takip tarihinin 05/01/2017 olduğu ve bu tarihin baz alınması gerektiği ve ek raporda bu iki ödemeye ilişkin temerüt başlangıç tarihlerinin takip tarihinden sonrası olduğu da gözetilerek), belirtilen takip itibari ile henüz ödeme tarihi gelmemiş olan bu iki ödemeye ilişkin takip tarihi itibari ile temerrüt oluştuğuna dair, sektörel uygulama/bir sözleşme maddesi/ muacceliyet koşulu vs durum olup olmadığına dair de değerlendirme yapılmış olup, bu yönde bir uygulamanın olmadığı belirlenmiş olmakla, 02/04/2021 tarihli ek raporda belirlenen miktarlara göre; ... tanımlı tahvilin 4, 5, 6 ve 7. Kupon bedeli asıl alacağı olarak 55.491,10 TL ve bu kuponlar için işlemiş faiz olarak 3.007,72 TL olmak üzere toplam 58.498,82 TL üzerinden, ... tanımlı tahvilin 7 ve 8. Kupon bedeli ile ana para asıl alacağı olarak 2.150.497,16 TL ve bu kuponlar ile anapara için işlemiş faiz olarak 156.130,31 TL olmak üzere toplam 2.306.627,47 TL üzerinden olmak üzere toplam 2.365.126,29 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya dair 343.259,71 TL lik talebin reddine , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar alacaklı tarafından davalı şirket aleyhine 2.400.000,00 TL bedelli takip başlatılmış ise de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesinin 5. fıkrasında “ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturulmasına karar verilmesinden itibaren iki yıl içerisinde ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturan varlıklar ile ilgili işletmenin menkul, gayrimenkul ve her türlü hak ve alacaklar ile üçüncü kişiler nezdindekiler de dahil nakit varlıklarının imtiyazlı alacaklılar dâhil üçüncü kişiler tarafından haczi, muhafaza altına alınması ve satışı talep edilemez, mahcuzların maliklerinin iflasına karar verilemez, ilgili takyidatlar hakkında zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez… “ denilmekte olup ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturulmasına karar verilmesinden itibaren iki yıl içerisinde ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturan varlıklar ile ilgili işletmelere ait menkul, gayrimenkul ve her türlü hak ve alacaklar ile üçüncü kişiler nezdindekiler de dahil nakit varlıklarının imtiyazlı alacaklılar dâhil üçüncü kişiler tarafından haczi, muhafaza altına alınması ve satışı talep edilememekte, mahcuzların maliklerinin iflasına karar verilememekte, ilgili takyidatlar hakkında zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemediğini, davalıya cevap dilekçemiz ve bilirkişi raporuna karşı itirazlarımız ile  birtakım taleplerde bulunulmuşsa da  bu taleplerinin dikkate alınmadığını, davacının alacak iddiası likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, doktrinde genel olarak kabul edildiği üzere; borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likide olup söz konusu icra takibinde ana para borcuna itiraz edilmemiş; ödeme emrindeki miktarların gerçeği yansıtmadığı, neye göre belirlendiği belirsiz olmakla fahiş olan miktara ve faiz oranına itiraz edildiğini, ayrıca  itirazın iptali davasında borcun likit olması kaydıyla asıl alacak miktarına itiraz olması halinde  icra inkar tazminatına hükmedileceğini, borca itiraz edilmeden sadece faize itiraz edilmesi halinde icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, mahkemece davacı yanın  icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile icra takibinden önce ödenen ve dosyaya sunulan ödeme dekontları dikkate alınmadan davalı şirketin asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemek zorunda bırakılması açıkça hakkaniyete aykırı olup yerel mahkeme kararının bu yönüyle de istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, davalı firmanın ikamet adresi denizli ili Acıpayam ilçesi, Acıpayam Adliyesi yargı çevresinde olup; davacı tarafın dava dilekçesinde beyan ettiği gibi borçlar kanunu madde 73 anlamında ve dilekçemizde ayrıntılı izah edeceğimiz hali ile bir alacak-borç ilişkisi olmadığından yetkili mahkemeler davalının ikametgahı mahkemesi olan Acıpayam Adliyesi Mahkemeleri olduğundan davanın esasına girilmeksizin yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesini talep edilmiş ise de; mahkemece re'sen incelenmesi gereken yetki kuralı, göz ardı edilerek yargılama ve inceleme yapılmıştır. neticede işbu istinaf itirazlarımıza konu haksız ve hukuka aykırı olarak kısmen kabulü kararı verildiğini beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, özel sektör borçlanma aracı ihracından kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, icra dairesinin yetkisi, alacağın miktarı, icra inkar tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"özel sektör borçlanma aracı bedeli\" sebebine dayalı olarak 2.491.007 TL asıl alacağın 217.379 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 16/01/2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, yetkiye ve borca itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İİK'nın 50/1. Maddesine göre, Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. 6100 sayılı HMK'nın 6. Maddesinde ise, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olarak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra HMK'nın 10. maddesine göre de, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasında sözleşmenin ifa edileceği yer belirlenmemişse, ifa yerinin 6098 sayılı TBK'nın 89. Maddesine göre belirleneceği izahtan varestedir. TBK'nın 89/1-1 maddesine göre ise, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.Somut olayda, dava konusu alacağı oluşturan tahviller ... nezdinde bulunan kot pazardan alınmış olup, bu halde kıymetli evrak niteliğindeki tahvillerden kaynaklanan alacak bakımından Borsa İstanbul'un bulunduğu yer olan İstanbul icra daireleri yetkilidir. Bu nedenle, davalı tarafın yetki itirazı yerinde görülmemiştir.Davaya konu tahviller nedeniyle davacı alacaklı olup, dosyada alınan bilirkişi raporları ile davacı alacağı tespit edilmiştir. Davalı tarafça, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134/5. Maddesi uyarınca, hakkında iktisadi bütünlük kararı verilen varlıklar ile ilgili olarak iki yıl süre ile  haciz, muhafaza altına alma ve satış talep edilemeyeceği hususu ileri sürülmüş ise de, bu durum icra takibi başlatılmasına ve itirazın iptali davası açılmasına engel değildir.İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu tahvil alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 161.561,77 TL harçtan mahsubu ile bakiye 161.502,47 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9072caa6cdef78ba","SID":"76bac96ba12e0b4b"}}