{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/244 <br>KARAR NO: 2025/764<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/02/2024<br>NUMARASI: 2023/791 Esas -  2024/71 Karar<br>DAVA: Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/06/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı tasfiye memuru vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı, Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi bünyesinde 2003-2005 yıllarında uygulama uzmanı olarak iş sözleşmesi çerçevesinde çalıştığı, ancak müvekkil işten ayrıldıktan sonra hizmet dökümünü aldığında davalı şirket bünyesinde sigortalı olarak çalıştığı dönemlere ait muhtelif zamanlarda SGK primlerinin eksik ödendiği veya gerçek aldığı maaş üzerinden ödemelerinin yapılmadığını tespit ettiği, müvekkilin davalıya ait işyerinde maaş ödemeleri müvekkilin çalıştığı süre içerisinde iki farklı banka üzerinden yapıldığı, davalı işyeri maaş ödemelerini belli bir süre ... Bankası aracılığıyla yaptığı, ... Bankası aracılığıyla maaş ödemelerinin yapıldığı sırada iki farklı banka hesabına ödemeler yapıldığı, bu hesaplardan biri resmi maaşın yattığı hesap diğeri ise gayriresmi tutarın yatırıldığı hesap olduğu, nitekim davalı yan tarafından müvekkile ait maaş ödemeleri incelendiğinde müvekkilin ... Bankası Gayrettepe Şubesi hesabı incelendiğinde müvekkilin maaşına ait gayrı resmi tutarın davalı şirket ortağı ... tarafından, maaş açıklamasıyla yatırıldığı görüleceği, ihyası istenen firma sahipleri, birçok şirketi açıp kapatmış, müvekkilin iş akdini de sürekli olarak bu şirketler arasında tabiri caiz ise gezdirmiş, müvekkili birçok farklı firmada çalıştırıyor gibi gösterdiği, bu sebeple  Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi aleyhine İstanbul 19.İş Mahkemesinin 2017/596 esas sayılı davası ikame edişmiş ve dava lehimize sonuçlandığı, ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi, dosyaya işbu davada ihyası istenen şirketin de eklenmesi gerektiği gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verdiği, dosya İstanbul  İstanbul 19.İş Mahkemesinin 2023/250 esas sayılı dosyasına kaydedildiği, izah edilen nedenlerle Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin ihya edilerek ek tasfiye haline getirilmesini, şirketin tasfiye işlemlerinin sürdürülebilmesi için tasfiye memuru atanmasını, son olarak belirtelim ki yargıtay'ın yerleşik içtihadı gereği dava ticaret sicili müdürlüğü ve son tasfiye memurları taraf gösterilerek ikame edilmesini, yukarıda izah edilen hususlar nedeni ile, İstanbul Ticaret Sicilinde kayıtlı tasfiye halinde ... Limited Şirketi Unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına, kendisi aleyhine husumet yönetilebilmesi ve bu davada takip işlemlerini gerçekleştirebilmesi için son tasfiye memuru ...'ın veya sayın mahkemenizce uygun görülecek bir kimsenin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil, davaya konu olayın cereyan ettiği dönemde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu m.34 ve Ticaret Sicil Tüzüğü m.28 hükümleri çerçevesinde işlem yaptığı, Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirdiği, Tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiği, bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceği, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, müvekkil sicil müdürlüğünün tespit etmesi mümkün olmadığı, davanın esası ile ilgili vereceği karara müvekkil Sicili Müdürlüğü uyacağı, TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olup, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacağı, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığı, müvekkil şirket, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığı, tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurları olduğu, bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkil, “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamayacağı, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği \"Yasal Hasım\" konumunda bulunan yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Somut uyuşmazlık kapsamında düzenlenen tensip zaptı incelendiğinde ihya davası yargılamasının basit yargılama ile yürütüleceğinin hüküm altına alındığı görüleceği, TTK m. 1521 hükmünün ne anlama geldiği, madde ve komisyon gerekçelerinden yola çıkılarak anlaşılmak mecburiyetinde olduğu, madde gerekçesine göre TTK m. 1521 hükmü, yalnızca eTTK m. 1460 hükmünün dili sadeleştirilmiş bir hali olup komisyon gerekçesine göre hükmün kapsamına tasfiye memurları ile yöneticiler de eklendiği, TTK m. 1521 hükmü doktrinde de yalnızca şirket tarafından tasfiye memurlarına karşı açılacak sorumluluk davalarında uygulanır şeklinde yorumlandığı, ek tasfiye talebiyle açılan yargılamada çift unsur öğretisi uyarınca tüzel kişiliği devam eden şirkete karşı dava açılacağı gerekçesiyle hangi yargılama usulünün uygulanması gerektiğine, Türk Ticaret Kanunu’nun 1521. maddesine göre karar verilmesi gerektiği, ek tasfiye, pay sahibi sıfatına sahip biri tarafından talep edilmekteyse basit yargılama usulü uygulanmasını, tasfiye süreci tüm aşamalar usulüne uygun olarak yerine getirilerek hukuka uygun olarak başlamış, devam etmiş ve tamamlandığı, 26.12.2008 tarihli karar ile ... Limited Şirketi'nin tasfiyesine karar verilmiş ve bu karar 31.12.2008 tarihinde tescil edildiği, müvekkil ... ise aynı karar ile tasfiye memuru olarak atandığı, bu görevlendirme sonrası müvekkil tarafından gerekli tüm bilgi ve belgeler hazırlanmış, işlemler yerine getirildiği, bunun yanında, TTK'nın emredici hükümleri uyarınca usulüne uygun olarak Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde üç kez alacaklılara alacaklarını bildirmeleri konusunda ilanda bulunulduğu, ... Limited Şirketi'nin İstanbul 19. İş Mahkemesinin 2023/250 E. numaralı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve ek tasfiyesine karar verilmesi gerektiği açık olduğu, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, dava tarihi itibarıyla yapılan ve yargılama esnasında yapılacak her türlü yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; \"Davanın KABULÜ ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan TASFİYE HALİNDE ... LİMİTED ŞİRKETİ'nin, İstanbul 19. İş Mahkemesi'nin 2023/250 Esas sayılı dosyasında taraf teşkili ve dosya ile ilgili işlemlerin yürütülmesi için İHYASINA, Tasfiye memuru olarak davalı tasfiye memuru ...'ın atanmasına,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; her ne kadar mahkemece 13/02/2024 tarihli ara karar ile davalının eski vekilinin işbu uyuşmazlığın yazılı yargılama usulüne tabi olduğu yönündeki itirazlarının reddine karar verilmişse de istikrarlı mahkeme kararlarında da belirtildiği üzere dava konusu uyuşmazlık yazılı yargılama usulüne tabi olup, basit yargılama usulüne göre gerçekleştirilen yargılama neticesinde davalının savunma hakkının kısıtlandığını, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, tasfiye süreci, tüm aşamalar usulüne uygun olarak yerine getirilerek hukuka uygun olarak başlamış, devam etmiş ve tamamlanmış olup mahkemece yapılan yargılama sonunda tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmeden, hangi delilin neden dolayı üstün tutulduğuna ilişkin gerekçeler dahi açıklanmadan soyut açıklama ile verilen kararla da çelişecek şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, mahkeme kararının somut ve anlaşılır olması gerektiğini, aksi durum adil yargılanma (hukuki dinlenilme) hakkına aykırı olup 09/02/2024 tarihli gerekçeli kararda tarafları aydınlatmaktan uzak, soyut ve yetersiz açıklamalar yapıldığını beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru  tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince \" (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret  mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde \" şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir\" hükümleri   düzenlenmiştir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran   fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına  olacaktır.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp,tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına  imkan sağlayarak   tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.Somut olayda ihyası talep edilen İstanbul  Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı tasfiye halinde ... Ltd.Şti 'nin  tasfiye memuru tarafından  şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının 28/12/2010 tarihinde tasfiye kapanışı tescil edilerek terkin edildiği, ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan İstanbul 19. İş Mahkemesi'nin 2023/250 Esas sayılı davanın (İstanbul BAM 34.H.D'nin 2021/1158 E. - 2023/467 K. sayılı kaldırma kararı öncesi esası 2017/596 ) derdest olduğu görülmüştür.\tYargıtay HGKnun 2017/11-2924 esas 2018/1935 karar sayılı ve 13.12.2018 tarihli ilamı uyarınca davalı tasfiye memurunun eldeki davanın yazılı yargılama usulüne tabi olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmediği gibi (Y 11.H.D'nin 07.12.2009 tarih ve E: 2008/7980 -K: 2009/12584), tasfiye memurunun TTK 541/3 maddesindeki sorumluluğu da gözetildiğinde derdest bir dava mevcut iken tasfiyenin usulüne uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyecektir. Bu hale göre davalı tasfiye memurunun derdest davanın tasfiyeden sonra açıldığı  ve tasfiyenin usulüne uygun olduğunu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiş ve davacının anılan dava dosyası  nedeniyle  şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki hukuki yararı bulunduğu ve terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmıştır.Bu durumda  mahkemece davanın  kabulü ile davaya konu  şirketin  ihyası ile ticaret sicil müdürlüğüne tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulanmamaktadır.Açıklanan nedenlere davalı tasfiye memuru vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve  şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde  ileri sürülen  istinaf sebebi yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tasfiye memuru tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tasfiye memuru tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.03/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6f828ac9ae7d73aa","SID":"fe6c305df9daeaf4"}}