{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   4. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1277 - 2025/783<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/1277 <br>KARAR NO\t: 2025/783<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 15/05/2025<br><br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A) DAVACININ İDDİASI VE İSTEMİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde: Davacı ...., ....adresinde bulunan ... İmalat Fabrikasının maliki olduğunu, davacı ile davalı dağıtım şirketi arasında söz konusu fabrikanın enerji ihtiyacını karşılamak amacı ile akdedilmiş .... (Tesisat Na:..) ve .(Tesisat No:...) sözleşme numaralı iki ayrı sözleşme bulunmakta olduğunu, davacının maliki bulunduğu fabrikanın, inşaat yapım malzemeleri üretme amacı ile kurulan büyük ölçekli üretim yapma kapasite ve yeteneğine sahip bir şirket olduğunu, bu sebeple söz konusu fabrikanın enerji ihtiyacı ve tüketimi yüksek olduğu için fâbrikanın enerji ihtiyacının iki ayrı trafo ile karşılanmakta olduğunu, davacının da göz önünde bulundurması gerektiği gibi, zaman zaman enerjinin kesilme ihtimaline karşı maliki bulunduğu fabrikaya 3 adet jeneratör alarak üretim faaliyetinin kesintiye uğramaması adına kendi üzerine düşen vazifeyi yerine getirdiğini, davacının beyan ettiği üzere, davalı dağıtım şirketi önceden hâber vermeksizin ve herhangi bir açıklama yapmaksızın davacının maliki olduğu fabrikanın enerjisinde kesintiler meydana geldiğini, bu kesintilerin üretimin sık sık durarak, verimliliğin azalmasına, iş gücü ve zaman kaybına sebep olmakla beraber elektrik enerjisi ihtiyacını karşılayabilmek için davacının uzun süre jeneratör çalıştırmak durumunda kalmış olduğunu, bu durumun da yüksek miktarda mazot tüketimine sebep olduğunu, bununla beraber, davalı dağıtım şirketinin hiçbir açıklama yapmadan ve önceden haber vermeksizin tamamen kendisinden kaynaklanan sebeplerle enerji kesintisi yapmasının, davacının ve sahibi bulunduğu fabrikanın üretim faaliyeti açısından çekilmez bir hal aldığını, davacının meydana gelen enerji kesilmesinin sebeplerini öğrenmek adına davalı dağıtım şirketine bir dilekçe ile başvurduğunu, fakat davalının herhangi bir şekilde cevap vermediğini,....sözleşme numaralı iki ayrı sözleşmenin başlangıç tarihinden dava tarihine kadar geçen süre içerisinde uğranılan zararlardan belirsiz alacak davası ile şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın zarar tarihinden itibaren işletilecek ticari faizle birlikte kendilerine ödemmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı vekili yargılama sırasında sunduğu bedel artırım dilekçesi ile dava değerini 217.512,74 TL'ye yükseltmiştir. <br>B) DAVALININ SAVUNMASI: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; Usul ve yasaya aykırı olan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı abonenin elektrik kesintisi nedeniyle zarara uğradığı yönündeki iddiasının dayanaktan yoksun olduğunu, davacının müvekkili şirket abonesi olmadığını, bu sebeple davacının dava açma hakkı bulunmadığından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, Davacının, ...A.Ş ye karşı dava açtığını, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 4.maddesinde, aboneyi, Perakende Satış Sözleşmesi ile elektrik enerjisi alan kişiler olarak tanımladığını, davacının elektrik abonesi olmadığını,  davayı ve iddiaları kabul etmediğini,  elektrik abonesi olan dava dışı 3.kişinin yapması gereken işlemler ve alması gereken önlemler olduğunu hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet  ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Karar sayılı kararı  ile; \"....Tüm dosya kapsamı, taraf delilleri, keşif tutanağı, bilirkişi raporları ve toplanan delillere göre davacı ile davalı arasında elektrik satışına ilişkin sözleşme imzalandığı anlaşılmaktadır. 1 Mart 2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği'nin 11.maddesinde \"(1) Dağıtım lisansı sahibi tüzel  kişi, iligili mevzuat uyarınca bölgesinde bulunan tüm müşterilere  eşit taraflar arasında ayırım gözetmeksizin yeterli, kaliteli ve sürekli elektrik enerjisi sunacak şekilde hizmet verir. (2) Perakende satış lisansı sahibi tüzel kişi, lisansı kapsamında faaliyet gösterdiği bir dağıtım bölgesi içerisinde bulunan tüm müşterilere perakende satış sözleşmesi kapsamında eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin aynı kalitede hizmet verir.\" 12.maddesinde de \" (1) Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi, Elektirik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 51.maddesinde tanımlanan mücbir sebepler veya lisansında yer alan özel mücbir sebepler ya da proğramlı kesintiler dışında dağıtım sistemini, kendisinden hizmet alanlara kaliteli ve sürekli elektirik enerjisi sağlayacak durumda tutmakla yükümlüdür. (2) Müşteriler, proğramlı kesintiler hakkında dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından, kesintiden en az kırksekiz saat önce yazılı, işitsel veya görsel basın yayın kuruluşları aracılığıyla bilgilendirilir.\" düzenlemesine yer verilmiş bulunmaktadır. Dolayısı ile de davalı kurumun, yukarıda açıklandığı üzere, tüm müşterilerine yeterli, kaliteli ve sürekli elektrik enerjisi sunacak şekilde hizmet vermesi gerekmektedir. Oysa davalı kurumun, bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, sık sık elektriği keserek, davacı şirketin zarara uğratıldığı; iddia, savunma, alınan bilirkişi raporu ve dosya içerisine alınan tüm bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı kurum; alınan bilirkişi raporunda, davacının elektrik kesintileri nedeniyle harcamak zorunda kaldığı akaryakıt farkı olarak heseplanan zarardan sorumlu tutulması kanaatine varılarak davacının talebi doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerektiği\" gerekçesiyle \"Davanın KABULÜ ile, 217.512,74 TL'nin dava tarihi 13/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,...\" karar verilmiştir.<br>D) İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br> Davalı vekili istinafında; Yerel mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik, hatalı ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, raporda teknik bir değerlendirme yapılmadığını, mevzuat maddelerinin kopyalanması suretiyle hazırlandığını, bilimsel verilere dayanmaksızın müvekkili şirketin sorumlu tutulduğunu, ancak bu durumun hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi raporunda, davaya konu olan elektrik hattının ve trafonun özel mülkiyet kapsamında olduğunu, bakım ve onarım sorumluluğunun özel kişiye ait bulunduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin müdahale yükümlülüğünün bulunmadığını, bu nedenle davanın husumet yönünden reddedilmesi gerektiğini, ayrıca teknik kriterler incelendiğinde, davacı işyerine ulaşan elektrik geriliminin yönetmelikte belirtilen sınırların dışında olmadığını ve bu durumda aynı hattan beslenen diğer abonelerde herhangi bir zararın meydana gelmediğini, dolayısıyla davacının zarar iddialarının somut verilere dayanmadığını, davacı tarafından sunulan belgelerin eksik ve tutarsız olduğunu, bu belgelerin bilirkişi tarafından da uygun bulunmadığını, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat uyarınca, davacının kendi tesisatında gerekli koruma rölelerini, regülatör ve kompanzasyon sistemlerini bulundurması gerektiğini, ancak davacının bu yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ayrıca müvekkili şirketin bilgisi dışında güç artırımı yaparak kanunlara aykırı davrandığını ve bu hususun araştırılmadığını, yüksek kayıplı bölgelerde tazminat yükümlülüğünden muafiyet sağlayan mevzuat hükümleri dikkate alındığında, davalı şirketin voltaj dalgalanması veya kesintiler nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemenin hüküm tesis ederken bu konularda yeterli araştırma ve inceleme yapmadan karar verdiğini, ayrıca, davacı tarafın olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, olay öncesinde ve sonrasında alınması gereken önlemleri yerine getirmediğini, hasarın müvekkili şirketin sorumluluğunda olmadığının dosyada sunulan delillerle sabit olduğunu, Yargıtay kararlarında, somut delillere dayanmayan ve ihtimal hesabına dayanan bilirkişi raporlarının esas alınamayacağını, davacı tarafın iddialarını kesin ve net delillerle ispatlaması gerektiğini, ancak bu durumun sağlanmadığını, müvekkili şirketin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği ve ihmalkar davranmadığını, davacı tarafın zararlarının oluşmasında kendi ihmali bulunduğunu, olayın gerçekleşmesinde illiyet bağının kesildiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, buna rağmen mahkeme tarafından müvekkil şirketin sorumlu tutulmasının hakkaniyete ve Yargıtay uygulamalarına aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle, yerel mahkemenin eksik inceleme ve hatalı bilirkişi raporuna dayanarak verdiği kararın bozulmasını, dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdi edilerek yeniden değerlendirme yapılmasını ve müvekkili şirket lehine hüküm kurulmasını talep etmiştir.<br>E) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dava, ticari sözleşmeden kaynaklı elektrik kesintileri nedeniyle oluşan zararın giderimi istemli tazminat davasıdır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafın, ....sözleşme numaralı iki ayrı sözleşmenin başlangıç tarihinden dava tarihine kadar geçen süre içerisinde elektrik kesintileri nedeniyle 3 adet jeneratörün yıpranma payı, elektrikle çalışan fabrika ekipmanlarında meydana gelen zarar ve elektrik kesintisi sebebiyle üretim faaliyetlerinin sekteye uğraması sonucunda uğradığı zarar ve elektrik kesintisi sebebiyle kullanılan motorin bedelinin sorumlu görülen davalı ... tarafından ödenmesi iddiasına dayalı eldeki davayı açtığı, davalı şirketin davanın reddini talep ettiği, mahkemece, gerekli belgeler toplandıktan sonra dosyanın bir elektrik bir makine mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, Elektrik mühendisi bilirkişinin, Ocak 2017 tarihli raporunda, yönetmeliğin ilgili maddelerine atıfta bulunarak olayda davacının %15, davalı şirketin ise işbu elektrik kesintilerinden dolayı %85 oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirdiği, Makine mühendisi bilirkişinin ise, Mart 2017 tarihli raporunda, Elektrik kesintilerinden dolayı üretim makinelerinde herhangi bir deformasyon ve hasar oluşmayacağı, elektrik kesintisinden sonra jeneratörün devreye girmesi ve tam yükünü aldıktan sonra makinelerin üretime başlayabileceği yönünde kanaatini bildirdiği, itirazlar üzerine mahkemece dosyanın Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek talimat yoluyla iki elektrik mühendisi, bir makine mühendisi, bir finans uzmanı ve bir Em. Sayıştay Denetçisinden oluşan beş kişilik heyetten rapor aldırıldığı, bu heyetin Şubat 2020 tarihli ilk raporunda; \"...1-Davalı şirketin, 4628 sayılı yasa çerçevesinde uhdesinde bulundurduğu lisans hükümlerine göre abonesi olan davacı şirkete yeterli, sürekli, kaliteli elektrik enerjisi vermek ve sistemini sürekli elektrik sağlayacak şekilde tutmakla yükümlü olduğu gibi uymakla yükümlü olduğu Elektrik Piyasasında Dağıtım Sisteminde Sunulan Elektrik Enerjisinin Tedarik Sürekliliği, Ticari ve Teknik Kalitesi Hakkında Yönetmelik hükümleri ile belirlenen kesinti süresi ile ilgili sınır değerlerin aşılması halinde tazminat ödemekle yükümlü olduğu, 2-Davacının enerji kesintisi nedeniyle işyerindeki makine veya cihazlarda fiilen bir zarar meydana geldiğini belgelerle ortaya koymaması nedeniyle bu yönde talep hakkı olmayacağı, davacının sadece enerji kesintilerinde yıllık eşik süresi aşılması halinde Yönetmelikle belirlenen usullere uygun şekilde tazminat hakkı bulunduğu, 3-Kesinti süre ve sayılarının yıllık olarak doğru bir şekilde gösteren belgelerin sunulması halinde ya da Sayın Mahkeme tarafından makul görülecek bir kesinti süre veya sayısının tarafımıza bildirilmesi ve davacı abonelikleri ile ilgili tazminata esas yıllara ait sayaç endekslerinin yer aldığı tüketim ekstresinin sunulması halinde, varsa davacının talep edebileceği tazminat tutarının hesaplanabileceği,....\" şeklinde hesaplama için yeterli bilgiler bulunmadığı gerekçesiyle ön raporunu sunduğu, Mahkemece, elektrik kesintilerine ilişkin tüm liste davacı taraftan istendikten ve dosyaya temin edildikten sonra bilirkişi heyetine dosyanın yeniden tevdi edildiği, Aynı Heyetten Mart 2021 tarihinde alınan ek raporda ise; \"....Davacı vekilince dava dilekçesi ekinde sunulan kesinti listeleri incelenmiş olup, 01.09 2015 tarihinden 07.04.2016 tarihine geçen 220 gün içinde toplam 159 ayrı kesinti mevcut olduğu ve kesinti süresinin ise 77,63 saat olduğu, tespit edilmiştir. Söz konusu kesintiler yıla çevrildiğinde, yıllık kesinti sayısı 149x365/220 = 247, kesinti süresi ise 77,63 x 365/220 = 128,8 saat olmaktadır. Yönetmeliğin 16.maddesi (4). hükmü çerçevesinde, Kesinti süresi ile kesinti sayısı kapsamında hesaplama yapılarak yüksek olan miktar dikkate alınmıştır. Netice itibariyle davacının 2013, 2014 ve 2015 yılları için talep edebileceği tazminat tutarı; ayrı ayrı her iki trafo için toplamda; 217.512,74 TL olarak hesaplanmıştır....\" şeklinde nihai raporlarını sundukları, mahkemece, bilirkişi heyetinin sunduğu ek rapor hükme esas alınarak; \"Davanın KABULÜ ile, 217.512,74-TL'nin dava tarihi 13/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,...\" karar verildiği ve işbu kararı, davalı ... vekilinin istinaf ettiği anlaşılmaktadır. <br>**Davalı vekili istinafında özetle; Yerel mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik, hatalı ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacının zarar iddialarının somut verilere dayanmadığını, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği ve ilgili diğer mevzuat uyarınca, davacının kendi tesisatında gerekli koruma rölelerini, regülatör ve kompanzasyon sistemlerini bulundurması gerektiğini, ancak davacının bu yükümlülüklerini yerine getirmediğini, mahkemenin hüküm tesis ederken bu konularda yeterli araştırma ve inceleme yapmadan karar verdiğini, Yargıtay kararlarında, somut delillere dayanmayan ve ihtimal hesabına dayanan bilirkişi raporlarının esas alınamayacağını, davacı tarafın iddialarını kesin ve net delillerle ispatlaması gerektiğini, tüm bu nedenlerle, yerel mahkemenin eksik inceleme ve hatalı bilirkişi raporuna dayanarak verdiği kararın bozulmasını, istinafa konu etmektedir. <br>**İstinafın Değerlendirilmesi:  <br>Dava dilekçesinde davacı vekili; \"....Hemen hemen her gün değişik saatlerde ve değişik sürelerde elektrik kesintisi durumu yaşanmaktadır. Müvekkilim, Ek-2'de sunduğumuz belgelerde de görüleceği üzere elektrik kesintilerinin tarih ve saat aralıklarını 2015 yılının 9. Ayından itibaren düzenli olmamakla beraber kayıt altına almıştır. Söz konusu durum davalı dağıtım şirketinin kendi kayıtları incelendiği vakit sarih bir şekilde ortaya çıkacaktır. Bu sebepten ötürü hangi tarih ve saat aralıklarında enerji kesilmesi durumunun yaşandığının anlaşılabilmesi adına davalı dağıtım şirketinden sözleşme başlangıç tarihinden itibaren dökümlerini talep etmekteyiz...\" şeklinde açıkça davalı ...'ın kayıtlarına dayanmış dilekçesinin deliller bölümünde de bu kayıtları delil olarak göstermiştir. <br>Bunun üzerine mahkemece, kesinti tarihleri ve saatlerinin gönderilmesine dair önce 04/07/2018 tarihli ara kararı ile bu liste istenmiş, sonraki celsede müzekkerenin tekidine karar verilmiş, en son 10 Eylül 2020 tarihli ara kararda ise; kesintiler ayrıntılı şekilde yazılarak istenmiş ve davalı ...'a bir aylık kesin süre verilerek aksi takdirde HMK 220 madde gereğince duruma göre belgenin içeriği hakkında diğer tarafın beyanının kabul edilebileceğinin ihtarına şeklinde ara karar kurulmuştur. İhtarlı tebligat davalıya 16 Eylül 2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davalı .... bu ihtara rağmen kesinti tarih ve saatlerini bildirmemiştir. <br>6100 sayılı HMK'nın \"Tarafların belgeleri ibrazı zorunluluğu\" başlıklı 219. Maddesi ile; \" (1) Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. <br>(2) Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.\" hükmü ve <br>\"Tarafın belgeyi ibraz etmemesi\" başlıklı 220. Maddesi ile; \" (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.<br>(2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. <br>(3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir...\" hükmü düzenlenmiştir.<br>Somut olayda, davacı tarafça davalı ....'ın kesintilere ilişkin kayıtlarına delil olarak dayanılmış olup mahkemece ilgili kayıtlar önce ara kararıyla davalıdan istenmiş ancak sonuç alınamayınca bu defa HMK'nın 220. Maddesindeki emredici hüküm işletilerek davalıdan kesinti tarih ve sürelerine ilişkin kayıtlar meşruhatlı bir şekilde istenmiştir. Teknik olarak bu kayıtlar davalı elinde bulunmaktadır. Ancak davalı tarafça ihtara rağmen kesinti kayıtlarının mahkemeye sunulmadığı anlaşılmaktadır. <br> Böylelikle davacının delil olarak dayandığı ... kesinti kayıtlarının verilmemesi nedeniyle mahkeme artık usul gereği, davacının sunduğu kesinti kayıtlarına itibar edebilecektir. <br>Bu aşamada davacının ispat külfetine de değinmek gerekir. <br>6100 sayılı HMK'nın \"İspat yükü\" başlıklı 190. Maddesine göre; \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir...\"  <br>Somut olayda, her ne kadar mahkemece HMK 220. Madde işletilmek suretiyle davacının sunduğu kesinti kayıtlarına itibar edilmesi yerinde bir uygulama olmuş ise de, bu durum davacının ispat külfetini ortadan kaldırmamaktadır.   <br>Ancak davacı taraf, kendi sunduğu kesinti bilgilerine göre sadece, 220 gün içinde toplam 77,63 saatlik kesintiye dair listeyi sunabilmiştir. Bilirkişi heyeti ise, davacının sunduğu bu 77,63 saatlik kesintiyi önce bir yıla sonra da üç yıla oranlayarak toplam zararı farazi olarak hesaplamış, mahkeme de bu hesaplanan miktarı hüküm altına almıştır.<br>Nitekim davacının iddia ettiği elektrik kesintileri haksız fiil niteliğindedir. Yargıtay içtihatlarına göre, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Dolayısıyla burada davacı ancak gerçek zararını talep edebilir. <br>Ayrıca 6719 sayılı Yasa ile değişik 6446 sayılı Yasanın Geçici 19. Maddesi uyarınca, davacı taraf ancak 2013 yılından tedbirler yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği 31/12/2015 tarihine kadar olan zararını talep edebilir.  <br>Somut olayda, davacı tedbirler yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği 31/12/2015 tarihine kadar olan zararını talep edeceğinden ve davacı sunduğu listelerde 01/09/2015 ile 07/04/2016 aralığındaki kesintilerden kaynaklı zararını bildirmiş olduğundan davacı eldeki davada yalnızca 31/12/2015 tarihine kadar olan zararını yani kullandığı mazotun bedelini talep edebilir.<br>Emsal nitelikteki Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.12.2019 tarihli 2017/451 Esas 2019/6095 Karar sayılı ilamı ile; \"...Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Somut olaya gelince; davacı kurum, bakım ve onarım sorumluluğunda bulunan Bozüyük - Kovalıca köy yolunun davalıların ağır tonajlı araçlar ile geçişleri nedeniyle tahrip olduğunu belirterek talepte bulunmuş; mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak yukarıda açıklanan kanuni düzenleme uyarınca, maliyet bedeline %30 ilave yapılarak belirlenen zarar miktarına hükmedilmiştir. Yukarıda açıklanan 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 55. ve 56. maddeleri cezalar üst başlığı altında idari yaptırımlar bölümünde düzenlenmiş olup eski hale getirme masraflarının % 30 fazlasına ilişkin bölüm, başlığından da anlaşılacağı üzere idari yaptırım niteliğindedir. Eylem haksız fiil niteliğinde olup davacı kurumun belirlenecek gerçek zararına hükmedilmelidir. Şu durumda, mahkemece gerçek zararın hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken, idari para cezasına ilişkin kanuni düzenleme esas alınarak zarar miktarının belirlenmiş olması doğru görülmemiş, hükmün davalılardan ... A.Ş. yararına bozulmasını gerektirmiştir...\" gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. <br>Mahkemece yapılması gereken, davacının ancak gerçek zararını ve 6719 sayılı Yasa ile değişik 6446 sayılı Yasanın Geçici 19. Maddesi uyarınca, davacı taraf ancak 2013 yılından tedbirler yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği 31/12/2015 tarihine kadar olan zararını talep edebileceği hususu da dikkate alınarak, dosyayı en son raporu sunan beş kişilik heyete tevdi ederek davacının talep edebileceği gerçek zararını hesaplatmak ve oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.<br>Yukarıda ayrıntılı olarak izah edilen nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.  <br>Bu itibarla, davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile, istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>2-Davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Davalı tarafından yatırılan  peşin istinaf karar ve ilam harcının istek halinde İADESİNE,<br>4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>5-Dairemiz kararının taraflara tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>6-İİK'nın 36. maddesine göre davalının yatırdığı teminatın davalıya iadesine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Kanunun 362/1-g maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7902b63366dce818","SID":"ac18508dfc7691cd"}}