{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                      T.C.<br>                     İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2022/1459<br>KARAR NO\t\t: 2025/757<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t  <br>ESAS NO \t\t: 2021/137<br>KARAR NO\t\t: 2022/349<br>DAVA TARİHİ\t: 22/02/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 28/04/2022<br>DAVA\t\t: Alacak ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 22.05.2025<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 22.05.2025<br><br>İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.04.2022 tarih ve 2021/137 Esas, 2022/349 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin kendisine ait ... plakalı aracın arızalanması üzerine dava konusu aracın kullanımlarında yer alan tüm araçların da arızaları için başvurulan ve cari hesap usulü çalışılan davalı şirket ... Hiz.İnş.Ltd.Şti.’ye tamir ettirilmek için götürüldüğünü, davalı tarafından müvekkili aracına birçok işlem yapıldığını ve bu işlemlerde gereken işçilik ve ...San. ve Tic.Ltd.Şti.’den temin edilen ürünlerin ücretlerinin müvekkilinden tahsil edildiğini, akabinde davalı tarafından kiracı müvekkiline araçta hiçbir sorun kalmadığı beyan edildiği için aracın, müvekkiline teslim edildiğini, davalı tarafından sorunsuz şekilde müvekkiline iade edildiği ifade edilen aracın, çok kısa süre sonra herhangi bir müdahale olmamasına rağmen motoru nedeniyle yeniden arızalandığını müvekkilinin ....Tic.Ltd.Şti. tarafından araç .... Özel Servis (.....) ile ....'ya bırakıldığını, araçtaki yinelenen arızanın neden kaynaklandığını, araçtaki arızanın ve arıza sebebinin ne olduğunu, arızanın tamiratın eksik yapılmasından mı yoksa başka bir nedenden mi olduğunu, davalı şirketin araçtaki arızanın meydana gelmesinde bir kusuru olup olmadığınu, bu arıza nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararının miktarının ne kadar olduğunu ve aracın tamir süresinin ne kadar olacağının tespiti için müvekkili şirketçe mahkemeye başvurulduğunu, İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2020/51 E. sayılı dosyası üzerinden söz konusu hususlarda incelemeler yapılarak tespitleri içerir rapor, davalı şirkete tebliğ edildiğini, İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2020/51 E. sayılı dosyası üzerinden alınan 02.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda; Araç motorundaki arızanın yağ pompasının yeterli yağlama yapamamasından kaynaklandığını, Araç motorunun tamiri için, gerekli değişecek yedek parça ve işçilik bedelinin KDV dâhil 6.140,57-TL olduğunu, dosya kapsamındaki ... tarafından tanzim edilmiş parça ve işçilik faturaları incelendiğinde ve değerlendirildiğinde, tespite konu otomobilin daha önce motor yenileme işlemi yapıldığının anlaşıldığını, Ancak aracın yağ pompası ile ilgili herhangi bir işlem fatura bilgileri içinde bulunmadığını, bu motor elemanının kontrolü ve arızalı olması durumunda yenisi ile değiştirilmesi gerektiğini, bu faturalar doğrultusunda, minibüse evvel yapılan yenileme işleminde eksik revizyon işçiliği yapıldığı görüş ve kanaatinde bulunulduğunu, söz konusu raporun akabinde aracın yaklaşık 700 km yol aldıktan sonra tekrar arızalanması nedeniyle yeniden keşif yapılmasının talep edildiğini, motorun yağ yakmasına ilişkin şikayetleri ile birlikte talepleri doğrultusunda araçta yeniden keşif yapıldığını ve yeniden bilirkişi raporu tanzim edildiğini, 27.08.2020 tarihli işbu bilirkişi raporunda; Otobüs, .... adresindeki ... Özel Servis’e götürüldüğünü ve motorun sökülmesi neticesinde, motorun yatak sardığı ve tamiri için rektifiye (motor yenileme) işlemi yapılması gerektiğinin anlaşıldığını, araç motorunun tamiri için, gerekli değişecek yedek parça ve işçilik bedeli, KDV dâhil 15.081,86TL olarak hesapladığını, yapılan tespitle birlikte alınan bilirkişi raporuyla sabit olmak üzere araçtaki yinelenen arızanın davalı şirket tarafından tamiratın eksik yapılmasından kaynaklandığının kesinlik kazandığını, müvekkilinin bu süre zarfında aracı tekrar tamir ettirmek zorunda kaldığını, aynı zamanda yinelenen arıza nedeniyle aracın kullanılamadığını, davalı şirketin kusuru nedeniyle müvekkili şirketin yaşadığı işbu zararın giderilmesi gerektiğini, nitekim tespitten sonra aracın başka bir özel serviste tamir edilmesi akabinde bir daha arızalanmaması da yaşanan sıkıntıdan davalı şirketin sorumlu olduğunu ortaya koyduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, dava konusu ... plakalı aracın davalı şirketin servisinde kapsamlı bir şekilde tamir edilmiş olmasına rağmen davalı şirketin tamir için yeterli onarım ve bakımı düzgün yapmamasından kaynaklı olarak aracın kısa bir süre sonra motorunun kullanılamayacak derecede arızalanması nedeniyle müvekkilinin katlandığı zararlara karşılık 900,00-TL onarım bedeli ve 100,00-TL ikame araç bedeli olmak üzere toplam 1.000,00-TL maddi tazminatın davalı şirket tarafından işlemlerin yapıldığı 10.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: <br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkilinin iş yerinde yapılan tadilatin tamamen davacıların talimatı, bilgisi ve onayı ile yapıldığını; davacının dava dışı üçüncü kişiden satın aldığı yedek parçaların montelenmesi olup işaret edilen hasarın muhatabının müvekkili olmadığını, ekli servis kabul formu, servis süresince yapılan işlemler ve araç teslim formu davalının yedek parçaları ...'dan aldığına ilişkin faturalar gözetilerek incelendiğinde araçtaki arızadan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağının açıkça ortaya konacağını, dava dilekçesinin ekinde sunulu faturalardan anlaşıldığı üzere aracın tamiratında kullanılan yedek parçalar dava dışı ...'dan, davacılarda satın alındığını, müvekkilinin davacılar ile dava dışı şahıs arasındaki alışverişten sorumlu tutulmasının taraflarınca anlaşılamadığını, öte yandan, müvekkilinin servisinin yedek parça temini noktasında bir hizmeti de bulunmadığını, araçtaki yedek parçadan müvekkilinin sorumlu tutulmasının objektif olarak imkansız olduğunu, müvekkilinin hasım olduğunu kesin olarak kabul etmemekle birlikte, eldeki dosyada aybın müvekkiline usulüne uygun olarak bildirilmediğini, araçta arıza çıkar çıkmaz müvekkiline bildirim yapılmadığının açık olduğunu, İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/51 D.iş numaralı dosyada keşif esnasında aracın ...adresindeki ... Özel Servis'te olduğunu, motorunun sökülmüş olduğunu, eldeki dosyanın dava dilekçesinde ise aracın yine ... Özel Servis'e bırakıldığının yazıldığını, eldeki dosyanın dava dilekçesinde aracın 700 km sonra yeniden arızalandığının yazıldığını, İzmir 1. Sulh Mahkemesi 2020/51 D.iş numaralı dosyada ise araç ile 700 km test sürüşü yapılmasına rağmen aracın motorunda bir arıza tespiti yapılamadığının yazıldığını, bu çelişki davacı tarafça giderilemediğini, görüldüğü üzere, müvekkiline gizli ayıp bildirimi yapılmadığı gibi; araçtaki ayıbın ne zaman ortaya çıktığı, ayıp ortaya çıktıktan sonra araç üzerinde kim tarafından hangi işlemlerin gerçekleştiğinin belirsiz olduğunu, İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/51 D.iş numaralı dosyanın bilirkişi raporu tarafımıza 06.09.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olup rapora karşı süresinde itiraz edilmekle raporun kesin hüküm niteliği taşımadığı açık olup hasarın ve sorumluluğun tespitinin Sayın Mahkemenizce yeniden yapılması gerektiğini, yukarıda da açıklandığı üzere, dava dışı ...San. Ve Tic. Ltd. Şti.'den müvekkilinin görgü ve bilgisi dışında davacılar tarafından satın alınmış, dava dışı ...'dan direkt davacıya faturalandırıldığını, müvekkili aracın genel bakım ve tamiratını gerçekleştirmekten öte bir işlem yapmadığını, neticeten yukarıda arz ve izah edildiği üzere, müvekkili öncelikle araçtaki hasardan sorumlu olmamakla davanın husumet yönünden reddi, aksi durumda da müvekkiline usulüne uygun ayıp ihbarı yapılmaması ve sonuç olarak araçtaki hasar ile müvekkilin servisinde gerçekleştirilen işlemler arasında bir illiyet bağı olmaması nedenleri ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 28.04.2022 tarih ve 2021/137 Esas, 2022/349 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...davacıya ait araçta meydana gelen arızanın niteliği itibariyle gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacının araçta arıza ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin durumu davalı yükleniciye bildirme külfeti altında olduğu, araç arızasının motordan kaynaklandığı ve son tamiri davalının yapmış olduğu gözetildiğinde delil tespiti yapılmasının ayıp ihbarı külfetini ortadan kaldırmayacağı, delil tespiti öncesinde araç motorunun sökülmüş olduğu ve bu durumun da ayıp ihbarı kurumunun niteliğine uygun düşmediği, araçta meydana gelen arızanın davalının da haklarını kullanabileceği, gerekli inceleme ve değerlendirmeleri yapabileceği şekilde haberdar olması sağlanarak tespit edilmesi gerekirken davalının 1. Hasardan ve 2. Hasardan dolayı ancak üzerinden 1 aylık süre geçtikten sonra haberdar edilmiş olduğu, bilirkişi inceleme öncesinde araç motorunun sökülmüş olduğu ve araçta başkaca bir işlem yapılıp yapılmadığının bilinmesinin mümkün olmadığı, bu haliyle araçta meydana gelen 1. Hasar ve 2. Hasardan sonra ancak bilirkişi raporunun 1 aylık süre sonunda tebliği ile gerçekleştiği anlaşılan ayıp ihbarının TBK'nın 477. Maddesinde yer alan \"gecikmeksizin\" kavramına uygun bir zamanda davalıya iletilmediği, bu haliyle ayıp ihbarlarının süresinde olmadığının kabulü gerektiği değerlendirmekle davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmaması nedeniyle yükleniciden talepte bulunamayacağı kanaati ile davanın reddine '' dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından verilen 30.08.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; <br>-Yerel mahkemece her ne kadar dava konusu aracın bozulmasına ilişkin olarak araçta meydana gelen ayıbın süresi içerisinde bildirilmediğinden, dava konusu araçta başkaca müdahaleler olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmişse de işbu kararın hakkaniyete, hukuka, usule ve yasaya aykırı olduğunu, <br>-Müvekkili şirketin kendisine ait ... plakalı, .... Model, ... marka aracın arızalanması üzerine dava konusu araç, kullanımlarında yer alan tüm araçların da arızaları için başvurulan ve cari hesap usulü çalışılan davalı şirket ... Hiz.İnş.Ltd.Şti.’ye tamir ettirilmek için götürüldüğünü, davalı tarafından müvekkilinin aracına birçok işlem yapıldığını ve bu işlemlerde gereken işçilik ücretleri ve ...San. ve Tic.Ltd.Şti.’den temin edilen ürünlerin bedellerinin müvekkili tarafından ödendiğini, alınan yedek parçaların montelenmesi dahil aracın tüm tamiratları davalı şirket nezdinde yapıldığını, müvekkili tarafından bu dönemde araç tamir için başka bir yere götürülmediğini, akabinde davalı tarafından araçta hiçbir sorun kalmadığı beyan edildiği için aracın müvekkiline teslim edildiğini, davalı tarafından sorunsuz şekilde müvekkiline iade edildiği ifade edilen aracın, kısa bir süre sonra herhangi bir müdahale olmamasına rağmen motoru nedeniyle yeniden arızalandığını, müvekkili tarafından araç ... Özel Servis (...)'e bırakıldığını, dava konusu araçta tamire dair herhangi bir işlem yapılmadan sadece tespiti kolaylaştırmak amacıyla motorunun söküldüğünü, ardından araçtaki yinelenen arızanın neden kaynaklandığı, araçtaki arızanın ve arıza sebebinin ne olduğu, arızanın tamiratın eksik yapılmasından mı yoksa başka bir nedenden mi olduğu, davalı şirketin araçtaki arızanın meydana gelmesinde bir kusuru olup olmadığı, bu arıza nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararının miktarının ne kadar olduğunu ve aracın tamir süresinin ne kadar olacağının tespiti için müvekkili şirketçe gecikmeksizin mahkemeye başvurulduğunu, dosyada yer alan cevabi mailden de anlaşılacağı üzere davalıya bildirimde bulunulduğunu, İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2020/51 E. sayılı dosyası üzerinden söz konusu hususlarda incelemeler yapılarak tespitleri içerir rapor, davalı şirkete tebliğ edildiğini, ilgili dosyada yer alan bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere araçta meydana gelen hasarın, motorun tamiri amacıyla yapılan işçilikten kaynaklandığını, bu anlamda yerel mahkemenin, aracın arada geçen sürede başkaca kişiler tarafından tamir edildiği veya araca müdahale edildiğine ilişkin tespitlerin gerçek dışı olup tahmin yürütmeden ileriye gitmediğini, dolayısıyla mahkemenin bu tespitlerinin hatalı olup itibar edilmemesi gerektiğini, <br>-Yerel mahkemenin, müvekkilinin ayıbın ihbarına ilişkin olarak TBK'nın 477. maddesinde yer alan \"gecikmeksizin\" kavramına uygun olmadığından ayıp ihbarının süresinde yapılmadığının tespiti olduğunu, işbu tespitin zorlama gerekçelerden ileriye gitmeyen kanunun lafzını yorumlayan değil, lafzından ve amacından uzaklaşan bir tespit olup hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, araçta hasarın meydana gelmesi durumunda, aracın sürücüsü ve/veya sahibinden; araçta meydana gelen hasarın neden kaynaklandığı, nasıl düzeltilebileceğini ve bu hasarın meydana gelmesindeki etkenin ne olduğunun bilinmesini beklemenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yani sadece araçta, bir hasar olduğunu/yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu/bir problem olduğunu fark edilebilineceğini, dolayısıyla bu arızayı fark ettikleri anda meydana gelen arızanın neden meydana geldiğini öğrenmek amacıyla aracın yetkili servise götürüldüğünü, burada ise araçtaki arızanın nedenini öğrenmek amacıyla araçta herhangi bir işlem yapılmadan sadece motorunun söküldüğünü, bununla beraber vakit kaybetmeksizin aynı tarihte araçtaki yinelenen arızanın neden kaynaklandığı, araçtaki arızanın ve arıza sebebinin ne olduğu, arızanın tamiratın eksik yapılmasından mı yoksa başka bir nedenden mi olduğu, davalı şirketin araçtaki arızanın meydana gelmesinde bir kusuru olup olmadığı, bu arıza nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararının miktarının ne kadar olduğunu ve aracın tamir süresinin ne kadar olacağının tespiti için araçta hiçbir işlem yapılmaksızın müvekkili şirketçe mahkemeye başvurulduğunu, dolayısıyla yerel mahkemece belirtildiği gibi araca herhangi bir müdahalede bulunulmadığını, aksine araçtaki arızanın nedenini, bu arızanın meydana gelmesinde davalı tarafın herhangi bir dahlinin olup olmadığını öğrenmek yani yapılan işlemin ayıplı olup olmadığını belirlemek amacıyla taraflarınca tespit yaptırıldığını, İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2020/51 E. sayılı dosyası üzerinden bilirkişi raporuyla ayıbın varlığı tespit edildiğini, tespit dosyasında mahkeme kanalıyla davalıya gönderilen bilirkişi raporları ve davalı yanca müvekkiline gönderilen mail cevabı gereği ayıba ilişkin usulüne uygun ve süresinde bildirimde bulunulduğunun ispatlandığını, <br>-Mahkemece, delil tespiti istendikten sonra bu delil tespitini içerir bilirkişi raporunun davalı tarafa tebliğ edildiğini ve bu tebligatın 14.07.2022 tarihinde olduğunu bu nedenle geç bir bildirim olduğu öne sürülmüşse de işbu husus kronolojik sırasıyla ele alınmadığını, şöyle ki, müvekkili şirket tarafından tespit dosyasında alınan raporun davalıya tebliğinden önce araçta meydana gelen ayıba ilişkin bilgilendirmede bulunulduğunu, bu hususun, dava dilekçeleri ekinde dosyaya sunulan mail çıktılarıyla taraflarınca ispatlandığını, nitekim bu hususu cevap dilekçemizde açıkladıklarını, dolayısıyla araçtaki ayıba ilişkin olarak davalı yana usulüne uygun ve süresinde bildirimde bulunulduğunun dava dilekçesinin ekinde dosyaya sunulan mail çıktıları ve İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2020/51 E. sayılı dosyası üzerinden yapılan incelemeler neticesinde düzenlenen bilirkişi raporlarının davalı yana tebliğ edilmesi ile ispatlandığını, nitekim aleyhte kabul anlamına gelmemekle beraber tespit dosyasında bilirkişi raporlarının davalı yana tebliğ edilmesi ve davalının da bu tespite ilişkin bilgisi olduğunu cevap dilekçesinde açıkça kabul etmesinin ihbarın süresinde ve usulüne uygun yapıldığını kanıtladığını, yani araçta meydana gelen arızanın, hem müvekkili şirket tarafından mail yoluyla davalıya iletiltiğini hem de tespit dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporu davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafın da bu durumu cevap dilekçesinde kabul ettiğini, yerel mahkemece işbu hususlar göz ardı edilerek ve araçta meydana gelen arızanın neden kaynaklandığını ve davalının yapmış olduğu işlemlerin sebebiyet verip vermediğini öğrenmek amacıyla yapılan tespiti araca farklı müdahalelerin yapılmış olabileceği şeklinde gerekçelendirmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkemece ihbarın süresinde yapılmadığına, araca müdahalede bulunulduğuna ilişkin tespitlerine itibar edilmemesinin gerektiğini, <br>-Mahkemece tarihleri belirlemek konusunda hatalı davrandığını, öncelikle 02.07.2020 tarihli bilirkişi raporu tespit dosyasına 03.07.2020 tarihinde sunulmuş olup bu rapor hem davalı yana hem de tarafımıza 03.07.2020 tarihinde tebliğe çıkartıldığını, söz konusu bilirkişi raporunun taraflarına 08.07.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, yani dosyadaki bilirkişi raporundan 08.07.2020 tarihinde haberdar olduklarını, bununla birlikte söz konusu rapor daha tebliğ edilmeden dava konusu aracın tekrar arızalanması nedeniyle taraflarınca yeniden keşif yapılması ve incelemelerde bulunulmasının talep edildiğini, ilgili tespit dosyasında yeniden keşif yapılarak incelemelerde bulunulmuş uzman görüşü ile aracın ayıbı, araçtaki eksik hatalı iş ve işlemler ile bu ayıbın giderilmesi gereken maliyet ve zararların daha net bir şekilde belirlendiğini, <br>Ayrıca hem tespit başvurusu hem mail yoluyla ayıp bildirimi vaktinde yapıldığını, yargılama sırasında gerekli tebligatların da mahkeme aracılığıyla uygun sürelerde, gecikmeksizin davalı yana yapıldığını, nitekim tespit başvurusunun yapıldığı tarihte davalı yanca müvekkili şirkete gönderilen cevabi mail de davalı yanın söz konusu ayıptan ve arızadan bilgisi olduğunu gösterdiğini, tüm bunların yanında müvekkilinin dava konusu aracın arızalanmasıyla birlikte derhal araçtaki arızanın kaynağı bakımından incelemeler yapılması hususunda tespit başvurusunda bulunmuş aynı zamanda davalı yanı bilgilendirdiğini, aleyhte kabul anlamına gelmemekle birlikte Türk Borçlar Kanununun 474. maddesinin 2. fıkrası gereğince taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebildiğini, bu durumda bilirkişiye başvurulması, bilirkişi tarafından raporun hazırlanması ve bilirkişi raporunun taraflara tebliği süreci makul bir süre olarak kabul edildiğini, müvekkili şirketin, dava konusu araçtaki arıza meydana gelir gelmez arızanın davalı yanın ayıplı hizmetinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesi için tespit başvurusunda bulunarak bu yolu kullanmış; aynı zamanda davalıya bildirimde bulunduğunu (davalının cevabi maili ile bu hususun ispatlandığını) dava konusu araçtaki arızanın davalı yanın ayıplı hizmetinden kaynaklandığından müvekkili şirketin, İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2020/51 E. sayılı dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporuyla hatta dosyaya sunulan 28.08.2020 tarihli ikinci bilirkişi raporuyla kesin olarak haberdar olduğunu, söz konusu ayıba ilişkin bildirimlerin de mahkeme kanalıyla davalıya ihbar edildiğini, dosyada alınan ilk raporun 03.07.2020'de dosyaya sunulduğunu, taraflarına 08.07.2020'de tebliğ edildiğini, aynı raporun 03.07.2020'de davalıya tebliğe çıkartıldığını ve 14.07.2020'de davalıya tebliğ edildiğini, aleyhte kabul anlamına gelmemekle beraber bilirkişi raporlarının dosyaya sunuluşu, rapordaki eksiklikler nedeniyle aracın yeniden gözden geçirilmesi kesin ve net tespit ile ilgili belgelerin dosyaya sunulur sunulmaz davalı yana tebliği kapsamında geçen sürecin olağan ve makul süreler olduğunu, dolayısıyla tespit dosyasında alınan bilirkişi raporlarıyla belirlenen ayıbın, mahkeme kanalıyla gecikmeksizin davalıya tebliğ edilmiş bulunduğundan, ayrıca dosyada yer alan davalının cevabi maili gereği tespite başvuru tarihinde müvekkili tarafından araçla ilgili sıkıntıların ilk ortaya çıkmasıyla davalı yana ayıp bildiriminde bulunulduğu kanıtlandığından yerel mahkemenin tespitlerinin aksine Türk Borçlar Kanunu'nun 474 ve devamı maddelerine uygun olarak gerekli ayıp ihbarının gecikmeksizin yapıldığının açıkça ortada olduğunu, bu anlamda usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının müvekkili lehine ortadan kaldırılması, haklı davanın kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, <br>-Yine Yargıtay'ın aracın yetkili servise götürülmesinin dahi ayıp ihbarı niteliği taşıdığına yönelik yerleşik içtihatları ihbar ve ihtarlar bakımından yasada öngörülen şeklin, geçerlilik şartı olmadığını ortaya koyduğunu,<br>-Yerel mahkemenin, söz konusu gizli ayıbın ihbarının süresinde olup olmadığını re'sen gözetemeyeği, yani davalı tarafça bu durumun defi olarak öne sürülmesinin gerektiğini, davalı tarafın cevap dilekçesinde ihbara ilişkin yapmış olduğu tek itirazın ihbarın usulüne uygun yapılmadığına ilişkin olduğunu, davalı tarafın bu iddialarını kabul etmemekle birlikte (bu hususa ilişkin gerekli itiraz ve cevapları dilekçelerinde sunduklarını) davalı tarafça burada üzerinde durulan husus ihbarın şekline ilişkin bir itiraz olup ihbarın süresinde yapılıp yapılmadığına ilişkin bir itiraz olmadığını, <br>Dolayısıyla müvekkili tarafından yapılan ihbarın süresinde yapılmadığına ilişkin yapılan yerel mahkeme tespitini kabul etmemekle birlikte (söz konusu gizli ayıba ilişkin ihbarın müvekkili tarafından birden farklı yolla ve süresinde yapıldığına ilişkin hususlar yukarıda detaylı olarak açıklandığını) davalı tarafın cevap dilekçelerinde de görüldüğü üzere davalı tarafça yapılan ihbarın süresinde olmadığına ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığının ortada olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin herhangi bir itirazı bulunmayan davalı tarafın yargılama boyunca da böyle bir defi itirazında bulunmadıklarını, aksine yerel mahkemece bu husus re'sen gözetilemeyecekken; yerel mahkemece, mahkemenin tarafsızlığı ilkesine aykırı hareket ederek davalı tarafın çıkarına olacak şekilde hareket ettiğini, dolayısıyla bu durumun hiç bir şekilde kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenler bakımından da yerel mahkemenin işbu usul ve yasaya aykırı kararının müvekkili lehine bozulmasının gerektiğini, <br>-Tüm bu hususlar haricinde ayıbın neden kaynaklandığı, ne zaman ortaya çıktığı ve davalı şirketin bu ayıbın meydana gelmesindeki sorumluluğunun İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2020/51 E. sayılı dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporlarıyla ortada olduğunu, <br>Bununla birlikte yerel mahkeme dosyası kapsamında alınan 14.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu araca yeterli onarım yapılması ile 2. arızanın (09.07.2020 tarihli tespite konu) önlenmesinin mümkün olduğu ancak araç yağ pompasından gelen yağ basıncının tamamen kesilmemesi nedeniyle bu arızanın sürücü tarafından fark edilemeyeceği, müvekkili tarafından temin edilen yedek parçalar ile ilgili teknik olarak herhangi bir olumsuzluğun bulunmadığını ve sonuç olarak araçtaki arızanın bahse konu araca davalı servis tarafından yapılan eksik parça değişimi, hatalı revizyon/montaj işleminden kaynaklandığının belirlendiğini, davalı şirketin iddialarının aksine, araçtaki arızanın davalı serviste gerçekleştirilen işlemler neticesinde meydana geldiği, araca başkaca bir müdahale olmadığı ve hasarın sorumlusunun davalı servis olduğunun tespit edildiğini, <br>Yine dava konusu aracın 09.02.2020 tarihli 2. arıza olan yağ yakma arızası verdiği, ... Özel Servisine götürüldüğü, burada sadece turbo ve bakım işçiliği yapıldığı, başkaca işlem yapılmadığı, ancak motordaki yağ basıncının davalı servis tarafından yağ pompası ile yağ basınç subabının değiştirilmemesi nedeniyle yetersiz kaldığı, yani yağ basıncının tamamen kesilmediği ve nihayetinde motorun yatak sardığının belirlendiğini, bu nedenle davalı servisin, motor yenileme işlemi esnasında yağ pompası ile yağ basınç subabının değiştirmemesi ve motorun araca montajından sonra yağ müşürünün sökülerek basınç ölçer saatinin bağlanarak yağ basıncının ölçülmesi gerekirken bu işlemleri yapmaması nedeniyle yağ basıncının düşük seviyede kaldığı, dolayısıyla bahse konu araca eksik/ hatalı revizyon/ montaj işlemi yapıldığı görüş ve kanaatine varıldığını, ayrıca davalı servisin, müvekkili tarafından motorun yenileme işlemi için temin edilen yedek parçaların uygun olmayan kalitesiz ve benzeri durumda olmadığını, davalı servisin ...'den alınan parçalar ile ilgili olarak bilgisinin ve görgüsünün olduğunu, temin edilen parçalar ile ilgili herhangi bir problemi olmadığı tespiti de bilirkişi raporunda mevcut olduğunu, dolayısıyla davalı tarafın iddia ettiği gibi dava konusu araçtaki hasarın ne parça eksikliği veya kalitesizliğinden ne de araca yapılan başkaca müdahalelerden kaynaklanmadığı bilirkişi raporunda belirlenmiş olup araçtaki hasarın davalı servis tarafından yapılan işlemlerden kaynaklandığının tespit edildiğini, <br>-Davalı yan tarafından İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.04.2022 tarihli 2021/137 E. ve 2022/349 K. sayılı ilamından doğan alacaklarının tahsili amacıyla müvekkilleri hakkında icra takibi başlatması ihtimali bulunması bu anlamda taraflarınca müvekkili lehine ortadan kaldırılmasını talep ettikleri yerel mahkeme kararına dayanılarak başlatılacak takiplerin devamı durumunda müvekkilinin mağduriyetinin artacak olmasından dolayı istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar kararın icrasının geriye bırakılmasına (tehir-i icra) karar verilmesini talep ettiklerini, icra takibi başlatılması halinde ilgili icra müdürlüğü ve dosya bilgilerinin bildirileceğini, <br>-Açıklamaları doğrultusunda müvekkili şirkete ait araçta meydana gelen arızaya davalı tarafça yapılan işlemlerin neden olduğu her iki dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, bu doğrultuda hem müvekkili şirketçe mail yoluyla hem de tespit dosyası kapsamında alınan raporların davalıya tebliğ edilmesiyle birlikte gerekli ihbarın süresi içerisinde davalıya yapıldığının açıkça ortada olduğunu, bu hususa ek olarak davalı tarafın ihbarın süresinde yapılmadığına ilişkin herhangi bir itirazının da bulunmadığının açıkça ortada olduğunu, aksine Yargıtay kararları ışığında, yerel mahkemenin tarafsızlığını ihlal ederek re'sen gözetilemeyecek ihbar süresine ilişkin hususu kendiliğinden göz ettiği aynı zamanda bu hususu gözetirken taraflarınca yapılan harici bildirimi göz ardı ederek Kanun'un lafzını en geniş anlamda yorumlayarak yaptığının da ortada olduğunu, dolayısıyla tüm bu hususların yerel mahkeme kararının hukuka, hakkaniyete ve yasal mevzuata aykırı olduğunu ispatladığını, bu nedenlerle yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırı işbu kararının müvekkili lehine ortadan kaldırılmasının gerektiğini, <br>Belirterek istinaf başvurularının kabulüne, usul ve yasaya aykırı kararının itirazları doğrultusunda müvekkili şirket lehine bozularak ortadan kaldırılmasına, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesine, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değil ise bozma kararıyla dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine, yerel mahkemenin tespitlerinin aksine müvekkili şirketçe usulüne uygun ve süresinde ayıp ihbarında bulunulmuş olması ve dava konusu araç arızalanır arızalanmaz aracın tamirine yönelik hiçbir işlem yaptırmaksızın tespit yoluna başvurularak davalıya bildirim yapılması nedeniyle davanın kabulüne, dava konusu ... plakalı aracın davalı şirketin servisinde kapsamlı bir şekilde tamir edilmiş olmasına rağmen davalı şirketin tamir için yeterli onarım ve bakımı düzgün yapmamasından kaynaklı olarak aracın kısa bir süre sonra motorunun kullanılamayacak derecede arızalanması nedeniyle müvekkilinin katlandığı zararlara karşılık dava ve talep artırım dilekçeleri kapsamında 21.220,57 TL Onarım Bedeli ve 4.000,00 TL İkame Araç Bedeli olmak üzere toplam 25.220,57 TL maddi tazminatın her bir alacak kalemi için davalı şirket tarafından işlemlerin yapıldığı 10.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizleriyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, araç tamirinden kaynaklanan uğranılan zararın tazmini istemine ilişkidir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.<br>Davacı iş sahibi, ... plakalı ticari aracının arızalanması üzerine davalı yüklenici tarafından tamir edildiğini, ancak aracının yeniden arıza yaptığını, davalı yüklenicinin aracın tamiri için yeterli bakım ve onarımı yapmadığından dolayı aracın kısa bir süre sonra motorunun kullanılamayacak derecede arızalandığını belirterek araç onarım bedeli ve ikame araç bedelinden oluşan maddi zararının tahsili istemiyle eldeki davayı açtığı, davacının ıslah dilekçesiyle araç onarım bedelini 21.220,57 TL'ye , ikame araç bedelini ise 4.000,00TL'ye yükselttiği anlaşılmıştır.<br>Davalı yüklenici ise, davacıya ait aracın davacının talimatı, bilgisi ve onayı ile tamirinin yapıldığını, davacının dava dışı üçüncü kişiden satın aldığı yedek parçalar monte edildiğinden meydana gelen hasardan sorumlu olmadığını, davacı tarafın araçta arıza çıkar çıkmaz bildirim yapmadığını, araçtaki ayıbın ne zaman ortaya çıktığı, ayıp ortaya çıktıktan sonra hangi işlemlerin gerçekleştiğinin belirsiz olduğunu, araçtaki hasar ile serviste gerçekleştirilen işlemler arasında illiyet bağı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>Somut olayda davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında davacıya ait ticari aracın tamir edilmesi için sözlü eser sözleşmesi yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacıya ait aracın onarımının ayıplı ifa edilip edilmediği, ayıplı ifa edilmiş ise ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, ayıplı ifa nedeniyle davacının uğradığı zarar bulunup bulunmadığı ve zarardan davalının sorumlu olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşılmıştır.<br>Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Bir tanımlama yapmak gerekirse; yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluk borcu, yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısı olarak, meydana getirdiği eserde ortaya çıkan ayıp ve eksiklikleri üstlenme borcudur. Bu gibi durumlarda eserde dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken niteliklerin yokluğu söz konusudur.<br>Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı TBK'nın 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.<br>Eser sözleşmesi ilişkilerinde sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir.<br>Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. sayılı karar)<br>Tespit raporu tebliğe çıkartılmakla, ayıp ihbarının yapıldığı kabul edilmelidir (Hukuk Genel Kurulu 27.03.1991 tarih 1990/15-554 Esas, 1991/159 Karar, Yargıtay 15.HD'nin 2011/452 Esas ve 2011/7063 Karar sayılı kararı)<br>Somut olayda Mahkeme tarafından alınan denetime ve hüküm kurmaya elverişli kök ve ek bilirkişi raporuna göre, davalı yüklenici tarafından davacı iş sahibine ait araçta motor yenileme revizyon işleminin yapıldığı, ancak davalı yüklenicinin motor yenileme işlemi esnasında yağ pompası ile yağ basınç subabının değiştirmemesi ve ayrıca motorun araca montajından sonra yağ müşürünün sökülerek basınç ölçer saatinin bağlanarak yağ basıncının ölçülmesi gerektiği, ancak bu işleminin yapılmaması nedeniyle motor yağ basıncının düşük seviyede kaldığı, dolayısıyla bahse konu araca hatalı/eksik revizyon/montaj işlemi yapıldığı;yağ pompasından gelen yağ basıncının tamamen kesilmemesi bir başka ifadeyle yetersiz/düşük kalması nedeniyle sürücü tarafından araç göstergeleri (motor soğutma sıvısı sıcaklığı) arızasının fark edilemeyeceği; davacı tarafından temin edilen ve araca takılan yedek parçalarla ilgili teknik anlamda bir olumsuzluğun bulunmadığı; araçta meydana gelen motor arızasının, davalı yüklenicinin gerçekleştirmiş olduğu onarımın eksik ve hatalı olmasından kaynaklandığı, yapılan bu eksik veya hatalı onarımın bu işlemden sonraki arızaya neden olduğu, arıza nedeniyle yedek parça ve işçilik olmak üzere toplam 21.220,57.-TL (KDV Dahil) zarar meydana geldiği, aracın mevcut motor arızası dikkate alındığında, makul tamir süresinin düzenli ve sistemli bir çalışmayla 10 iş günü olduğu, riziko tarihi olan 2020 yılı Temmuz ayında aynı donanım ve teknik özelliklere sahip muadil bir aracın mevsim koşulları da dikkate alındığında günlük kiralama bedelinin 400,00.-TL olduğu ve buna göre aracın onarımı süresince 4.000,00.-TL ikame araç bedelinin olduğunun rapor edildiği; buna göre davalı yüklenicinin araç tamirine ilişkin eser sözleşmesini ayıplı ifa ettiği; ayıbın gizli ayıp olduğu, davacı iş sahibi tarafından İzmir 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/51 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespiti raporunun davalıya tebliğe çıkartılmakla süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu, bu sebeple davalının ayıplı ifa nedeniyle davacının uğradığı araç onarım bedeli ve aracın kullanılamamasından kaynaklanan ikame araç bedelinden sorumlu olduğu, taraflar tacir olduğundan avans faizi talep edebileceği, davacının davadan önce davalıyı temerrüde düşürmediğinden dava dilekçesinde istenilen kısma dava tarihinden, ıslah dilekçesi ile artırılan kısma ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren faiz işletilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken Mahkemece \"davacı iş sahibinin ayıp ihbarını süresinde yapmadığından davalı yükleniciden talepte bulunamayacağı\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; yasal düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kaldırılarak, Dairemizce yeniden; \"1-Davacının davasının KABULÜNE, 21.220,57-TL araç onarım bedeli ve 4.000,00-TL ikame araç bedeli olmak üzere toplam 25.220,57 TL'nin 1.000,00TL'sine dava tarihi olan 22.02.2021 tarihinden 24.220,57TL'sine ıslah tarihi olan 24.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" şeklinde esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile,<br>2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.04.2022 tarih ve 2021/137 Esas, 2022/349 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Davacının davasının KABULÜNE, <br>-21.220,57 TL araç onarım bedeli ve 4.000,00 TL ikame araç bedeli olmak üzere toplam 25.220,57 TL'nin 1.000,00 TL'sine dava tarihi olan 22.02.2021 tarihinden 24.220,57 TL'sine ıslah tarihi olan 24.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Alınması gerekli 1.722,82 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin karar harcı ve 413,63 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 472,93 TL'nin mahsubu ile kalan 1.249,89 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, (Mükerrer harç tahsilinin önlenmesi için ilk derece mahkemesi tarafından harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise işlemsiz iadesinin istenmesine, harç tahsil edilmiş ise yatırana iadesine),<br>5-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin karar harcı ve 413,63 TL tamamlama harcı, 59,30 TL başvurma harcı, 8,50 TL vekalet harcı ile davacı tarafça karşılanan 697,50 TL posta, tebligat ve bilirkişi masrafı ücreti ile delil tespiti dosyasında yapılan (25,00 TL başvurma harcı, 89,60 TL peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 779,80 TL keşif harcı, 750,00 TL bilirkişi ücreti, 100,00 TL keşif araç ücreti ve 22,00 TL tebligat masrafı) yapılan  1.774,20 TL olmak üzere toplam 3.012,43 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>6-Dava şartı arabuluculuk kapsamında Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edilerek Hazine'ye gelir kaydına, (Mükerrer harç tahsilinin önlenmesi için ilk derece mahkemesi tarafından harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise işlemsiz iadesinin istenmesine, harç tahsil edilmiş ise yatırana iadesine),<br>7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgâri Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 25.220,57 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>9-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle, harç alınmasına yer olmadığına, davacı vekili tarafından yatırılan 80,70 TL'nin istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran bu davacıya iadesine,<br>10-Davacı vekili tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 27,00 TL istinaf masrafından oluşan toplam 247,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>11-HMK'nın 333/(1).maddesi gereğince artan gider ve delil avanslarının karar kesinleştiğinde ilgililerine iadesine,<br>12-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"51c37804fc44073c","SID":"08a217f6c988e061"}}