{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/492 Esas<br>KARAR NO: 2025/804<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/02/2025<br>NUMARASI: 2024/483 Esas, 2025/196 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı<br>KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatif tarafından ... nolu parselde bulunan ... Blok ... nolu bağımsız bölümün müvekkilinin babası olan ...'ya tahsis edildiğini, 16/04/2021 tarihli kooperatif yönetim kurulu kararı ile de dairenin müvekkiline devredildiğini, dava konusu taşınmazda halen müvekkilinin oturduğunu, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen tapunun kendisine devredilmediğini belirterek davalı kooperatif adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası ve/veya kısmi olarak ikame edilmesi mümkün olmadığından, dava şartı yokluğundan davanın reddi ile davacı tarafın haksız, dayanaksız ve gerçek dışı iddia ve taleplerle açmış olduğu işbu davanın ve içeriği tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dava konusu yapılan Avcılar ilçesi ... mahallesinde kain ... nolu parsel üzerinde bulunan ... Blok ...Kat, ... nolu bağımsız bölümün yargılama aşamasında davacıya tapuda devredildiği, bu bağlamda tapu iptal ve tescil davasının konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarih itibariyle bilirkişi tarafından düzenlenen 13/02/2024 havale tarihli raporda da belirtildiği üzere eşit işlem koşulu kapsamında davacının davalı kooperatife 8.595-TL borcu bulunmasına rağmen tapu iptal ve tescil talebinde bulunmasının haklı ve yerinde olduğu ve yargılama giderlerinden davalı tarafın sorumlu tutulması gerektiği gerekçesi ile davanın konusuz kalmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dairemizin 2014/458 E-2024/582 K sayılı 09/05/2024 tarihli kararı ile; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi gereğince, kooperatif ortakları hak ve yükümlülüklerde eşit olup, kooperatif aynı durumdaki ortaklarına eşit işlem yapmak zorunda olduğu, somut davada Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, borcu olduğu halde tapu aldıkları belirtilen davacı dışındaki diğer üyelerin hangi tarihte tapu aldıkları ve bu tarihte kooperatife borçlarının olup olmadığını net bir şekilde tespit edilmediği, bu nedenle davacı dışında, raporda isimleri belirtilen bu üyelere tapu devir tarihlerinin ve devir tarihinde kooperatife borçlu bulunup bulunmadıklarının belirlenmesi bakımından denetime elverişli rapor alınarak tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek sonuca gidilmesinin isabetli görülmediği gerekçesi ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında Mahkemece; İBAM kaldırma kararı kapsamında yapılan araştırma ve düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitlere göre davacı gibi borcu bulunduğu halde adlarına taşınmaz tescil edilen kooperatif üyelerinin bulunduğu, eşit işlem koşulu gereğince davacının davalı kooperatife borcu bulunmasına rağmen tapu iptal ve tescil talebinde bulunmasının haklı ve yerinde olması nedeniyle yargılama giderlerinden davalı tarafın sorumlu tutulması gerektiği gerekçesi ile Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın konusuz kalmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; yetersiz ve eksik bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazlarının değerlendirmeye alınmadığını, dava konusu uyuşmazlık açısından tapu iptali ve tescil davası açma ön koşulu olarak dava açılmasından önce kooperatife ortak olan kişinin parasal ödemelerinin tamamen yerine getirilmesi şartının davacı yönünden somut olayda gerçekleşmediğinin dava dosyası kapsamında alınan 20/12/2024 tarihli bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, bu hususun Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 07/03/2023 tarihli ve 2021/6297 E., 2023/914 K. sayılı kararı ile; \"Dava, kooperatif üyeliğinden kaynaklı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Yapı kooperatiflerinin amacı ortaklarına oturabilecek bağımsız bölüm teslim etmektir. Kooperatife karşı parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen, başka bir anlatımla kooperatife borcu bulunan ortakların tapu iptal ve tescil isteme hakları bulunmamaktadır.\" şeklinde sabit olup, kooperatife karşı parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen, kooperatife borçlu bulunan ortakların tapu iptal ve tescilini istemelerinin mümkün olmadığının belirtildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmenin de hatalı olarak borcu bulunan kooperatif üyelerinin dahi tapu iptal ve tescil talebinde bulunabileceği yönünde hüküm verildiğini, davacı tarafın haklı olduğu yönünde karar verilerek yargılama giderlerinden davalı kooperatifin sorumlu tutulduğunu belirterek kararının esastan ortadan kaldırılmasına ve davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun gözetilerek tüm yargılama/istinaf giderleri ve avukatlık ücretinin, karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini, aksi kanaatte olunması halinde hükmün bozularak dosyanın yeniden hüküm tesiss edilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil talebine ilişkindir. Dairemizin kaldırma kararından sonra Mahkemece, İBAM kaldırma kararı kapsamında yapılan araştırma ve düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitlere göre davacı gibi borcu bulunduğu halde adlarına taşınmaz tescil edilen kooperatif üyelerinin bulunduğu, eşit işlem koşulu gereğince davacının davalı kooperatife borcu bulunmasına rağmen tapu iptal ve tescil talebinde bulunmasının haklı ve yerinde olması nedeniyle yargılama giderlerinden davalı tarafın sorumlu tutulması gerektiği gerekçesi ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın konusuz kalmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi gereğince, kooperatif ortakları hak ve yükümlülüklerde eşit olup, kooperatif aynı durumdaki ortaklarına eşit işlem yapmak zorundadır.Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2023/1736 E-2023/2182 K sayılı 05.06.2023 tarihli kararında:\"...Yapı kooperatiflerinin amacı ortaklarına oturabilecek bağımsız bölüm teslim etmektir. Kooperatife karşı parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen, başka bir anlatımla kooperatife borcu bulunan ortakların tapu iptal ve tescil isteme hakları bulunmamaktadır. Ancak 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunun 23 ncü maddesinde karşılığını bulan eşitlik kuralı gereğince kooperatif ortakları hak ve yükümlülüklerde eşit olup, kooperatif aynı durumdaki ortaklarına eşit işlem yapmak zorundadır. Kooperatif, diğer ortaklara borca rağmen konut ya da iş yeri vermiş ise davacı tarafın da varsa borcuna rağmen kooperatiften konut ya da iş yeri isteme hakkının varlığı kabul edilmelidir. ...\" denilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/23-1910 E 2018/561 K sayılı 28.03.2018 tarihli kararında; \"... 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun (Koop. K.) 1’inci maddesinde de açıklandığı üzere; kooperatifler ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan tüzel kişiliklerdir. Kooperatiflerin yaygın kuruluş amaçlarından birisi de ortaklarının konut ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Bu ihtiyacı karşılamak için kurulan konut yapı kooperatifleri, ana sözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılırlar (Koop. K. m.81).Kooperatifler Kanunu’nun 23’üncü maddesinde; “Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler” ifadesine yer verilmiştir ve kanunun bu hükmü emredici nitelikte olup, mahkemece resen gözetilmelidir. Bu düzenleme uyarınca ortaklar, bu kanunun kabul ettiği esaslar çerçevesinde eşittirler. Bilindiği üzere, “eşitlik” kavramın mutlak ve nisbî eşitlik olmak üzere ikiye ayrılır. Kooperatifler Kanunundaki düzenlemeden eşitlik kavramının nasıl uygulanacağı tam olarak anlaşılmamaktır. Bu nedenle mutlak ve nisbî eşitliğin ayırdedici ölçütleri uygulamada ve öğretide tartışılmış, bu kavramın içeriği tanıma kavuşturulmaya çalışılmıştır. Eşitlik kavramını kooperatif ortaklığı somutunda açıklanacak olursa, mutlak eşitlikten, koşullar ve nedenler ne olursa olsun bütün ortaklara aynı hakların tanınıp, aynı yükümlülüklerin yüklenmesi anlaşılmalıdır. Bir başka anlatımla, ortaklık statüsünden doğan objektif haklara sahip olma ve bunların korunmasını isteme hakkı, mutlak eşitlik kapsamındaki haklardandır (Örneğin aynı pay sayısına eşit oy hakkı tanınması, ortakların kooperatif organlarına aday olmalarına eşit şans ve olanak sağlanması gibi…). Buna karşılık kooperatif ortaklığına bağlı olarak yararlanma ve maddi menfaat sağlamada ortağın eylemli katkısı ve özverisinin gözetilmesi ise nisbi eşitlik ilkesi gereğidir. Bu itibarla, ortaklıktan kaynaklanan borçlarını yerine getiren bir ortağın, eşit durumda bulunduğu, diğer ortaklara tanınan haklardan kendisinin de yararlandırılmasını istemeye hakkının bulunduğu tabiidir.Burada hemen belirtmek gerekir ki, kural olarak dava tarihinde borcu olan ortağın tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacağı tartışmasızdır (HGK, 14.06.2013 gün ve 2012/23-1624 E., 2013/839 K.). Fakat kooperatifin diğer üyelerinden davacı ile aynı konumda olup, kooperatife borcu olduğu hâlde bağımsız bölüm tapusunu devir alan üyelerin varlığının tespiti hâlinde, eşitlik ilkesi uyarınca davacının da tapunun devrini talep hakkı doğacağının kabulü gerekir.Somut olayda mahkemece asıl davada davacının ne dava dilekçesinde ne de aşamadaki beyanlarında eşitlik ilkesine aykırı davranıldığına ilişkin bir iddiası bulunmadığı taleple bağlılık ilkesi gereği eşit davranılıp davranılmadığının resen araştırılamayacağı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmiş ise de, davacı tapu iptali ve tescil ettiğine ve taraf bunu ileri sürmese bile Kanunun 23’üncü maddesi emredici nitelikte olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiğine göre, eşitlik ilkesi gereği diğer ortaklara yapılan devirlerin hangi şartlarda gerçekleştiği mahkemece resen incelenmelidir. O hâlde, Kooperatifler Kanunu’nun 23’üncü maddesine göre kooperatifin, ortakları arasında eşitlik ilkesine uygun davranmak zorunda olduğu gözetilerek, diğer ortaklara hangi şartlarda tapu devrinin yapıldığı hususlarında, genel kurul ve yönetim kurulu kararları ile kooperatif defter, kayıt ve belgeleri üzerinde kooperatif uygulamaları ve mali konularda uzman bir bilirkişi veya bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılıp rapor alınarak, oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmelidir...\" denilmiştir. Somut olayda ilk derece Mahkemesince alınan 20.12.2024 tarihli ek raporda; kök raporda yapılan tespitlere ek olarak, davacı dışında, kök raporda isimleri belirtilen ..., ..., ... ve ek raporda eklenen ...'nın, tapularını ferdileşme yolu ile 08.05.2019 tarihinde edindikleri ve bu ferdileşme tarihi olan 08.05.2019 tarih itibari ile ...'in 313.136,00 TL, ...'nun 15.810,00 TL, ...'ın 21.930 TL, ...'ın 24.410,00 TL, ...'nın 7.530,00 TL borçlu olduğu, davacı ... 'nın 01.01.2022 tarihinde 8.595,00 TL, dava açılış tarihi olan 22.04.2022 ve 31.12.2022 tarihi itibari ile 9.795,00 TL borçlu olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Davaya konu taşınmazın dava tarihi olan 22.04.2022 tarihinden sonra 19.12.2023 tarihinde tapuda davacı ... lehine tescil edildiği, bu hali ile davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nun \"esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri\" başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esas hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir.Yukarıda yer verilen Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere, kooperatifin diğer üyelerinden davacı ile aynı konumda olup, kooperatife borcu olduğu hâlde bağımsız bölüm tapusunu devir alan üyelerin varlığının tespiti halinde, eşitlik ilkesi uyarınca davacının da tapunun devrini talep hakkı doğacağının kabulü gerekir. Bilirkişi ek raporu ile kooperatife borcu bulunduğu halde adlarına taşınmaz tescil edilen kooperatif üyelerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Somut olayda, davanın açıldığı tarih itibariyle davacı davasında haklı olup bu haklılık durumuna göre davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK. 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/483 Esas, 2025/196 Karar sayılı ve 19/02/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 15.639,16 TL harçtan mahsubu ile bakiye 15.023,76 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi..29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b483a2031c75ff7a","SID":"a86fd1abf4ade53f"}}