{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2025/648 - 2025/885<br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2025/648 <br>KARAR NO\t: 2025/885<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/68 E.  -  2021/324 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tDairemizden verilen 26/01/2024 tarih ve 2021/1972 Esas, 2024/127 Karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04/02/2025 tarih ve 2024/2162 Esas, 2025/490 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2015/107372 sayılı “...” markasını devraldığı şirket ile davalı şirket arasında “...” markasının kullanılmasına dair 2015 yılında lisans sözleşmesi yapıldığını ve davalı şirketin lisans hakkına dayanarak Diyarbakır’da “... ...” adı altında faaliyette bulunduğunu, işbu sözleşmenin iki yıl önce sona ermesi ile birlikte davalının “... ... EĞİTİM KURUMLARI” unvanını marka olarak tescil ettirmek için başvurduğunu ve bu talebinin reddedildiğini, davalının bu kez 2019/81345 sayılı \"... ...\" ibaresini marka olarak tescil ettirmek için başvurduğunu, oysa müvekkilinin 2015/107372 sayılı “...”, 2007/15235 sayılı \"... EĞİTİM KURUMLARI\", 2014/52246 sayılı “... KOLEJİ’, 2017/76381 sayılı “... YAYINLARI” markalarının adına tescilli olduğunu, davalı şirketin tescil talebinde bulunduğu \"... ...\" ibaresine ilişkin tescil talebi 41. sınıftaki emtiaları ve hizmetleri kapsadığını ve müvekkili firmanın 16. ve 41. sınıflarda tescilli \"...\" markalarındaki tescil kapsamındaki emtialar ile aynı ve benzer kapsamda olduğunu, davalının kötü niyeti bulunduğunu, müvekkilinin itirazlarına rağmen 2020-M-10922 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak başvurunun tesciline karar verildiğini ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şirket vekili, müvekkilinin eğitim kurumlarının ağırlıklı olarak \"...\" ve \"...\" adlarını taşıdığını, müvekkilinin bu nedenle dava konusu 2019/81345 sayılı “... ...” gibi temel dayanağı “...” ve “...” olan marka başvurusunda bulunduğunu, taraf markalarının logo, şekil, yazı fontu, renk gibi unsurlarda benzerlik göstermediğini, markalar arasında iltibas oluşmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin \"...\" markası ile hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığını, “...” markasının Diyarbakır’da, Doğu ve Güneydoğu Anadolu  Bölgesinde çok arzu edilen ve talep gören bir marka olmadığını, müvekkilinin hiçbir reklam ve görselinde \"...\" ibaresini kullanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, her ne kadar “...” ibaresi dava konusu markada “...” şeklinde ortak olarak yer alsa da, bu ibarenin dava konusu markada esas unsur olarak yer almadığı, diğer ibarelerden ayırt edilir şekilde vurgulanmadığı, markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı olduğu, kelime ve şekil unsurları ile birlikte bir bütün olarak benzer olmadıkları ve ilgili tüketici kitlesi olan ortalamanın üstünde dikkat seviyesine sahip bilinçli tüketici kitlesi açısından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı; taraf markalarının 41.sınıf hizmetler bakımından benzer olmadığından, davacı tarafın önceki marka başvurularının YİDK kararı ile reddedilmesine rağmen yeni marka başvurusunda bulunmasının ve daha önce \"...\" markasının lisans hakkını alarak iki yıl \"... ...\" adı ile faaliyet göstermiş olmasının kötüniyet olarak değerlendirilemeyeceği, ayrıca dosyada davalı tarafın, davacı markasının bilinirliğinden yararlanmak istediği, davalı markasının itibarını zedeleyecek faaliyetlerde bulunduğu, ticari hayatın olağan akışına aykırı hareket ettiği ya da basiretli bir tacir gibi davranmadığı, kötü niyetli bir şekilde marka başvurularında bulunduğu ve \"...\" ibaresini tescil kapsamından farklı bir şekilde kullandığı yönünde somut deliller de yer almadığından, kötüniyet iddialarının soyut nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, davalı şirketin lisans sözleşmesi kapsamında Diyarbakır'da ... Eğitim Kurumları Temel Lisesi ismi ile dört yıl faaliyet gösterdiği için tescil ettirmek istediği marka isminde ısrarla \"... EĞİTİM KURUMLARI\" sözcüklerinin bulunmasını istediğini, ortalama öğrenci velisinin çocuğunu \"... EĞİTİM KURUMLARI\" ile bağlantılı bir kuruma kaydettirdiğini düşüneceğini, davalı şirketin amacının \"...\" markasını kullanarak maddi menfaat elde etmek olduğunu, bilirkişi heyetinin kişisel subjektif değerlendirme yaparak tespitlerde bulunduğunu, tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimalinin bulunmasının kaçınılmaz olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve reddedilen davanın kabulü ile YİDK kararının iptali yönünde karar verilmesini istemiştir. <br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 26/01/2024 tarih ve 2021/1972 Esas, 2024/127 Karar sayılı kararıyla, YİDK kararının iptali istemi yönünden \"...\" ve \"...\" esas unsurları arasında benzerlik bulunduğu, dolayısıyla 41/1 ve 41/4. sınıf hizmetler yönünden, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, hükümsüzlük istemi yönünden de buna ilaveten davalı markasının kötü niyetli olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. <br><br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 04/02/2025 tarih ve 2024/2162 Esas, 2025/490 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: \"... ...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira başvuruda \"...\" ibaresinin öne çıkarılmayıp bilhassa \"...\" ibaresine ön planda yer verildiği, dava konusu başvuruda, davacı markalarından farklı bir algı yaratıldığı ve başvurunun itiraza mesnet markalardan yeterince farklılaştığı, ayrıca 41. sınıf hizmetlerin tüketicilerinin dikkat seviyelerinin de yüksek olduğu, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince itiraza mesnet marka ile marka başvurusu arasında hitap olunan tüketici nazarında iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunmadığı hususu da gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı Kurumun temyiz itirazlarının kabulü ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.  <br><br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalı Şirketin 41/1-8. sınıf hizmetler için 2019/81345 sayılı \"... ...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayımlanmasından sonra davacının yukarıda belirtilen markalarını gerekçe göstererek, SMK'nın 6/1 ve 6/9. maddesi kapsamında başvuruya itiraz ettiği, itirazın önce Markalar Dairesi tarafından 41/1 ve 41/4. sınıf hizmetler için kabul edilip, başvuru kapsamından anılan hizmetlerin çıkarıldığı, bu karara karşı başvuru sahibi davalı tarafça itiraz edildiği ve YİDK tarafından başvuru sahibinin itirazlarının kabul edilerek, 41/1 ve 41/4. sınıf hizmetlerin başvuruya iade edildiği, davacı tarafça davalı başvurusunun yayımına itirazında SMK'nın 6/1. maddesinin yanında 6/9. maddesi uyarınca kötü niyet hukuki nedenine de dayanılmışsa da Markalar Dairesince kötü niyet iddiası kabul edilmediğinden ve Markalar Dairesi kararına karşı sadece davalı başvuran tarafından itiraz edildiğinden, YİDK kararının iptali davası yönünden dosya kapsamındaki uyuşmazlığın, davalının başvurusuna konu markası ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 41/1 ve 41/4. sınıf hizmetler yönünden SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığı, buna karşılık hükümsüzlük davası yönünden ise taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 41/1-8. sınıf hizmetlerin tümü yönünden SMK'nın 6/1 ve 6/9. maddesi kapsamında hükümsüzlük nedenlerinin bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı, Dairemizce davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile davalı başvurusunun kötü niyetli olduğu gerekçesiyle verilen hükümsüzlük kararı, davalı şirketçe temyiz edilmediğinden, gelinen aşama ve temyiz edenin sıfatı itibariyle asıl tartışılması gereken hususun, davalının başvuru markası ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 41/1 ve 41/4. sınıf hizmetler yönünden SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığı noktasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.  Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki \"ihtimal\" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 tarih, 2013/11-202, 2013/1587). <br>\tTarafların markalarının  41/1 ve 41/4. sınıf hizmetler yönünden aynı emtiaları kapsadığı, diğer bir deyişle anılan hizmetler yönünden, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesinde aranan emtia benzerliği koşulunun gerçekleştiği açıktır. <br>\tİbareler yönünden markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığının tespitinde ise her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının başvurusuna konu ibarenin \"... ...\" olduğu, davacının itirazına mesnet markalarının esas unsurunun da \"...\" ibaresinden oluştuğu anlaşılmaktadır. <br>\t\"...\" ibaresinin 41. sınıf hizmetler yönünden zayıf bir marka olduğunun söylenebilmesi mümkün değildir. Davalı başvurusunda, \"...\" ibaresi asıl unsurlardan birisi ise de \"...\" ibaresi de asıl unsurlardan bir diğeri olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla \"...\" ibaresinden bağımsız olarak, sadece \"...\" ibaresi yönünden taraf markaları arasında bir benzerlik bulunduğunun tespiti halinde dahi, iltibas tehlikesinin mevcut olduğunun kabulü gerekecektir. Somut uyuşmazlıkta da \"...\" ibaresi, her iki taraf markasında da asıl unsurlardan birisi olarak kullanılmıştır. <br>\tHer ne kadar davalı şirket vekilince, müvekkilinin \"...\" ibaresini kullanma niyetinin olmadığı, zira müvekkilinin \"...\" ibaresini 41. sınıf hizmetlerde tek başına kullanmasının imkansız bulunması nedeniyle \"... ...\" şeklinde kullanmayı tercih ettiği şeklinde açıklanmada bulunulmuş ise de, Dairemizce davalı şirket vekilinin bu savunması ikna edici bulunmamıştır. Çünkü \"...\" ibaresinin 41. hizmet sınıfında tek başına kullanılmasına engel hiçbir hal olmadığı gibi, davalı şirketçe dava konusu başvuruda yer alan \"...\" ibaresi, \"... ...\" şeklinde değil, üst satırda büyük harflerle ve dikkat çekici biçimde stilize edilmiş \"...\" ibaresi ile bu ibarenin altında, neredeyse \"...\" ve \"...\" ibareleri arasındaki farkın ayırt edilmesini engelleyecek kadar küçük biçimde yazılmak suretiyle, \"...\" şeklinde kullanılmıştır. Asıl amacı \"...\" ibaresini kullanmak olan ve bu ibareyi tek başına değil, ancak \"...\" ibaresi ile birlikte kullanabileceğini düşünen bir kişinin, anılan ibareleri markasında bir bütün halinde, \"... ...\" şeklinde kullanması gerekir. Somut uyuşmazlıkta ise davalı şirketçe dava konusu başvuruda yer alan \"...\" ve \"...\" ibareleri, \"... ...\" şeklinde bir bütün halinde değil, birisi altta diğeri üst satırda ayrı ayrı yazılarak, alt satırdaki ibareler de \"...\" ve \"...\" ibarelerinin ayırt edilmesini imkansız kılacak kadar karmaşık ve hatta ... kargaşası yaratılarak, davacının markaları ile yakınlaşacak şekilde, \"...\" şeklinde kullanılmıştır. Yine alt satırda \"...\" ibaresinden ayrı bir şekilde yazılan \"...\" ibaresinin bir anlamının olmadığı ve Türkçe'nin imla hatası içeren yanlış bir yazılımı olarak da kabul edilemeyeceği açıktır. <br>\tO halde davalının neden bu şekilde bir başvuruda bulunduğunun tespiti için esasen Dairemiz kararında kötü niyet gerekçesi olarak dayanılan bir hususa, iltibas değerlendirmesi açısından da değinilmesinde yarar vardır. Zira Dairemizce 2015 yılından itibaren “...” markasının kullanılmasına dair lisans sözleşmesi ile davacının \"...\", \"... EĞİTİM KURUMLARI\", “... KOLEJİ\", “... YAYINLARI” ibareli markalarından haberdar olan, lisans sözleşmesinin sona ermesinin ardından da 29.08.2019 tarihinde dava konusu 2019/81345 sayılı marka tescil başvurusunu yapan davalının asıl amacının, Türkçe imla hatası içeren \"...\" ibaresini alt satıra ayrıca yazmak suretiyle \"... ...\" ibaresini kullanmak değil, ... kargaşası yaratarak, davacı markalarına yakınlaşmak olduğu düşünülmüştür. Dolayısıyla Yargıtayın itiraza mesnet marka ile marka başvurusu arasında hitap olunan tüketici nazarında iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunmadığı yönündeki gerekçesine Dairemizce iştirak edilmemiştir. <br>\tBu durumda 41. sınıf hizmetlerin yararlanıcıları olan bilinçli kişilerin dahi üst satırda abartılı şekilde büyük yazılmış \"...\" ve alt satırda oldukça küçük yazılmış \"...\" ibareli dava konusu başvuruyu gördüklerinde, \"...\" ve \"...\" ibarelerini ayrı ayrı algılayacakları ve davacının \"... EĞİTİM KURUMLARI\" okullarının, \"...\" ibareli yeni bir şubesinin açıldığı izlenimine kapılacakları açıktır. Tüketicilerin farklı iki marka karşısında olduğunu anlasalar dahi, iki marka arasında işletmesel ilişki bulunduğunu düşünmelerinin de iltibas tehlikesi kapsamında kabul edilmesinin gerektiği nazara alındığında, Dairemizce davalı şirketin dava konusu başvurusu ile davacı markaları arasında iltibas ihtimalinin bulunduğu kabul edilmiştir. <br>\tDairemizce tarafların markaları arasında, \"...\" ve \"...\" esas unsurları yönünden de benzerlik bulunduğu, dolayısıyla 41/1 ve 41/4. sınıf hizmetler yönünden, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olduğu kanaatine varıldığından, mahkemece açıklanan gerekçelerle YİDK kararının iptali davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, aynı nedenlerle YİDK kararının iptali davasının kabulüne dair verilen kararın yerinde bulunduğu kanaatine varılmış ve Dairemizin 26/01/2024 tarih ve 2021/1972 Esas, 2024/127 Karar sayılı kararında direnilmesine karar verilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Dairemizin 26/01/2024 tarih ve 2021/1972 Esas, 2024/127 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE, <br>\t2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/10/2021 gün ve 2021/68 Esas - 2021/324 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın KABULÜ ile 04/01/2021 tarih ve 2020/M-10922 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,<br>\t4-Davalının 12.03.2021 tarihinde tescil edildiği anlaşılan 2019/81345 sayılı \"... ...\" ibareli markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,<br>\t5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 101,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 333,00-TL tebligat ve posta gideri, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamından oluşan 2.846,60-TL yargılama gideri ve 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.965,20-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>8-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,<br>  \t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>10-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğine ve talebi halinde davacıya iadesine,  <br> 11-Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 16.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 30/04/2025 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/04/2025<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/05/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d03b274652053b4f","SID":"d6e698f694539fcc"}}