{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2023/40 Esas 2025/441  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/40 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/441<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ \t<br>TARİHİ\t\t: 20/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/586 Esas 2022/603 Karar<br><br><br>DAVA\t: Alacak <br>DAVA TARİHİ\t: 30/11/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 25/04/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 23/05/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı  davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin %50'şer hisseli ortaklarının 10 yıl süreyle müvekkili şirketi müşterek imzalarıyla temsil yetkisi bulunduğunu, davalı bankada şirket adına açılmış hesapta pos cihazında biriken paraları ortak ... ve talimatına istinaden kardeşi ... tarafından müvekkilinin izin ve onayı olmadan çektiklerini, davalının gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, şirket hesabındaki paraları yetkisiz kişiye ödeyerek müvekkilini zarara uğrattığını belirterek şimdilik 1.000,00 TL'nin zararın meydana geldiği paraların izinsiz çekilme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 3.974,00 TL olarak ıslah etmiştir.<br><br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, davacının ...'un tek başına şirket müdürü seçildiğine ilişkin müvekkiline sirküler sunduğunu, daha sonra farklı temsile ilişkin bir belge sunulmadığını, zarar var ise zararın oluşmasına davacının kendisinin sebebiyet verdiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br><br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, öncelikle zaman aşımı hükümleri açısından değerlendirme yapmak gerektiği, ödeme tarihi 2007 yılı olup, ödeme tarihi itibari ile uygulanması gereken 818 sayılı Yasanın 60. maddesi hükümlerine göre davacının zararının kapsamını ve faillerin kimliğini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıllık süre içerisinde dava açması gerektiği, işlemi yapan ... hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına şikayetçi olunduğu, ... hakkında dava açıldığı, asliye ceza mahkemesinde 09/02/2012 tarihi itibari ile bilirkişi raporu alındığı ve zararın tespit edildiği, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/956 Esas 2012/410 Karar sayılı 29/03/2012 tarihli kararı ile sanık ... hakkında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan ceza verildiği, kararın 05/03/2019 tarihinde kesinleştiği, davacının en geç  soruşturma aşamasında alınan 09/02/2012 tarihli rapor ile zararın kapsamını ve faillerin kimliğini öğrendiğinin kabulü gerektiği, bu tarihten itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra dava açıldığından dava tarihi itibari ile zaman aşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı ... ile ihbar olunan ...’un ortak olmaları neticesinde müvekkilini 10 yıl müşterek imzaları ile temsil edeceklerine ilişkin olarak noterde tescil beyannamesi düzenlendiğini, şirket ana sözleşmesinin 9. maddesinde de belirtilen kurum ve kuruluşlar nezdinde şirket kaşesi altında müşterek imza ile temsil edilmelerine oy birliği ile karar verildiğini, akabinde şirketin hisse devri ve tescil beyannamesine göre tescil ve ilzam yetkilerinin ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, şirket hisse devri ve tescil beyannamesine göre ... ve  ...’un tescil ve ilzam yetkilerinin ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesine rağmen davalı bankanın gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünü göstermediğini, pos cihazında biriken paraları, ihbar olunan ... ve talimatına istinaden ...'un tek başına çekebildiğini, müvekkilinin zarara uğratıldığını, 6102 sayılı TTK'nun 36. maddesi gereği, şirket temsilinin müşterek imza ile sağlanacağı ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiş olup 3. kişilerin sicil kayıtlarını bilmediklerine ilişkin iddialarının dinlenemeyeceğini, davalı bankanın da bu yasal düzenleme gereği, gerekse bankacılık mevzuatı açısından usulsüz işlemleri nedeni ile adam çalıştıran sıfatı ile sorumluluğunu gerektirmesi nedeniyle sorumluluğunun dosya kapsamında tespit edildiğini, dava konusu olaya ilişkin suç duyurusunda bulunulduğunu, ceza mahkemesinin kararı ile ... hakkında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan ceza verildiğini, kararın kesinleştiğini, bu süreçte ceza yargılaması devam ederken müvekkilinin ortağı olarak dava dışı ... adına, davalı banka ile ... aleyhine zararın giderilmesi için dava açılmış ise de yapılan yargılama sonucu verilen kararın temyiz incelemesinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin kararı ile oluşan zararın şirketin zararı olduğundan bahisle şirket adına dava açılması gerektiği belirtildiğinden işbu davanın açıldığını, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/655 Esas sayılı dosyası ile davalı bankanın temerrüte düşürüldüğünü, ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için tazminat sorumluluğuna neden olan fiilin ceza kanunlarına göre suç oluşturması ve cezayı gerektirmesinin yeterli olduğunu, haksız eylem faili hakkında ceza davası açılmış olmasının veya mahkumiyet kararı verilmiş olmasının, hatta soruşturma yapılmasının gerekli olmadığını, dava konusu somut olayın da aynı zamanda bir suç teşkil eden haksız fiil olduğunun tartışmasız olduğunu, mahkemenin davalı banka çalışanlarına yönelik bir ceza davasının olmadığından bahisle bir değerlendirme yapması ve davanın reddi yönünde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, davacı şirket hesabından yetkisiz kişi tarafından çekilen paranın tahsili istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/655 Esas 2018/1013 Karar sayılı karar sureti, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/956 Esas 2012/410 Karar sayılı dosyası, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 24/12/2021 tarihli rapor, davacı şirket imza sirküleri dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tYargılama aşamasında alınan bankacı bilirkişi raporunda, davacı hesabından 22/01/2007-20/07/2007 tarih aralığında ...'a ve anılan kişinin talimatı ile ...'a toplam 7.948,00 TL ödendiği,  davacı şirket ortakları ... ve ...'un davacı şirketi müşterek imzalarıyla temsil ettiği, davacının davalı bankada bulunan hesabından ise ...'a münferit imza karşılığında 7.948,00 TL ödendiği, davalı bankanın yaptığı bu ödemenin usulsüz olduğu, yapılan ödemeden davacıya karşı sorumlu bulunduğu, davacı şirketin de 17/01/2007 tarihinden sonra şirketin müşterek imzayla temsil olunacağına ilişkin davalı bankaya bilgi ve belge verdiğine ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, tarafların zararın oluşmasında %50'şer oranında müterafik kusurlu bulunduğu, davacının zararından davalının kusuruna isabet eden miktarı talep edebileceği yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tDavacı yan davalı bankada hesabı bulunduğunu, şirket ortağı olan ...'un ve bu kişinin talimatı ile ...'un yetkileri bulunmadığı halde davalı bankada bulunan şirket hesabından para çektiğini, şirketin çift imza ile müşterek temsil edildiğini, davalının yetkisiz kişiye hesaptan ödeme yaptığını, zarara uğradığını iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında davacının davalı bankada hesabı bulunduğu, davacı şirketin hesabından 22/01/2007-20/07/2007 tarih aralığında ...'a ve anılan kişinin talimatı ile ...'a toplam 7.948,00 TL ödendiği, davacı şirketin 08/01/2007 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle ... ve ...'in müşterek temsile yetkilileri olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tİstinaf itirazı kapsamında uyuşmazlık, dava tarihi itibarıyla davanın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, uygulanması gereken zaman aşımı süresinin ne olduğu hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; yukarıda açıklandığı üzere davacı şirketin hesabından 22/01/2007-20/07/2007 tarih aralığında ...'a ve anılan kişinin talimatı ile ...'a toplam 7.948,00 TL ödenmiştir. <br>\tAnılan tarih aralığında davacı şirket ... ve ...'in birlikte atacakları imza ile müştereken temsil edilecektir. Davalı tarafından müşterek temsil edilecek olan davacı şirket hesabından yetkisiz temsilciye ödeme yapıldığı iddiasıyla işbu alacak davası açılmıştır. <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesi ile birlikte davanın zaman aşımına uğradığını ileri sürmüştür. Mahkemece somut olayda uygulanması gereken zaman aşımı süresinin sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda, paranın çekildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga BK'nun 60. maddesi uyarınca 1 yıl olduğu, bu sürenin davacının zararı ve faili öğrendiği ceza dosyası bilirkişi rapor tarihi olan 09/02/2012 tarihinden itibaren başlayacağını, dava tarihi itibarıyla 1 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu kabul edilerek zaman aşımı nedeniyle davanın reddine hükmedilmiştir.<br>\tSomut olayda uygulanması gereken dava zaman aşımı süresinin burada tartışılması gerekmektedir. <br>\tDavacı yan dava dilekçesinde ve aşamalarda davalı bankada açılmış bulunan hesabından yetkisiz kişiye ödeme yapılması nedeniyle hesaptan çekilen paranın tahsilini talep etmiştir. İddianın ileri sürülüş şekli karşısında somut olayda uygulanması gereken zaman aşımı süresi sebepsiz zenginleşme halinde uygulanacak olan zaman aşımı süresi değildir. Zira davacı bankada hesap açtırmayı taraflar arasında akdedilen sözleşme ile gerçekleştirmiştir. Bir başka anlatımla taraflar arasında hesabın açılmasına ilişkin sözleşme bulunmakta olup, sebepsiz zenginleşmeden söz edilemeyecektir. <br>\tTaraflar arasında banka hesabının açılmasına ilişkin sözleşme bulunduğundan hesaptan paranın davacının bilgisi ve rızası dışında çekilmesi, yetkisiz temsilciye ödeme yapılması halinde uygulanması gereken zaman aşımı süresi sözleşmeye ilişkin uygulanacak olan genel zaman aşımı süresi olup, bu süre 10 yıllık zaman aşımı süresidir (TBK'nun 146, mülga BK'nun 125. maddesi). Bu sürenin başlangıç tarihi de paranın davacı hesabından çıktığı tarihtir. <br>\tYapılan açıklamalar karşısında somut olaya gelindiğinde, davacı hesabından 22/01/2007-20/07/2007 tarih aralığında olmak üzere toplam 7.948,00 TL çekilmiştir. Paranın çekildiği her bir tarih esas alındığında işbu davanın açıldığı 30/11/2020 tarihinde 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu anlaşılmıştır. <br>\tHal böyle olunca mahkemece, davacının hesabından yetkisiz kişiye yapılan ödeme nedeniyle açılan davada alacağın sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi olmadığı, taraflar arasında hesabın açılmasına ilişkin sözleşme ilişkisi bulunduğu, uygulanması gereken zaman aşımı süresinin genel zaman aşımı süresi olan 10 yıl olup, bu sürenin paranın hesaptan çekildiği tarihten itibaren başlayacağı, hesaptan paranın çekildiği her bir tarih gözetildiğinde dava tarihi itibarıyla 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın zaman aşımı nedeni ile reddine karar verilmesinde gerekçe yönünden isabet görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın zaman aşımı nedeniyle reddi yönündeki kararında gerekçe yönünden isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına,  davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden KABULÜNE,<br>\t2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/09/2022 tarih 2020/586 Esas 2022/603 Karar sayılı kararının gerekçe yönünden KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,<br>\t\t\t\t\t \t\t3-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, <br>\t4-Alınması gerekli olan 615,40 TL karar ilam harcının peşin alınan 54,40 TL ile 50,79 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 510,21‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t6-Davalı yargılama aşamasında vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından, kararın kaldırma gerekçesi de gözetilerek, AAÜT uyarınca hesaplanan 3.974,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t8-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>\tB)1-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, <br>\t2-İlk derece mahkemesi kararının kaldırma gerekçesi gözetilerek davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t3-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 25/04/2025 <br><br>Başkan -           Üye -                Üye -                  Zabıt Katibi -<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b5c120a324fff7cc","SID":"1aa99693f116ee8e"}}