{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/650 <br>KARAR NO:2025/863<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/05/2021<br>NUMARASI:2017/941 2021/423<br>ASIL VE BİRLEŞEN DAVA:Şirket Müdürlüğünden Azil-Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:29/05/2025<br>Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>ASIL DAVA:Davacı vekili, müvekkili ...'ın eşi ve diğer müvekkili ...'ın babası müteveffa ... 'ın 16/02/2016 tarihinde vefat ettiğini, davaya konu 52.500-TL sermayeli... Ltd. Şti.'nin % 50 hissesinin müteveffaya, diğer % 50 hissesinin ise davalıya ait olduğunu; her iki ortağın münferit temsil yetkisi bulunduğunu; müteveffanın ölüm tarihinde sonra davalının şirketi tek başına yönettiğini; müvekkillerinin davalıdan şirket genel kurulunu toplantıya çağırmasını, bilgi vermesini, kar payı dağıtımı yapılmasını ve müteveffanın sağlığındaki gibi  müvekkillerinden birinin şirkette aktif görev alarak müdür seçilmesinin, genel kurul kararı olmadan davalının keyfi olarak kendisine ayda 3.000-Euro maaş aldığından bahisle şirketin gelirini avans olarak kendisine mal etmesinin sonlandırılması, avansları şirkete iade etmesinin ve genel kurul tarafından müdürün maaşının belirlenmesinin istenildiğini; 2016 yılı bilançosuna göre, 2015 ve öncesi geçmiş yıl karlarının 944.766,74-TL olduğunu,murisin vefatından sonra davalının tek başına müdürlük yaptığını, 2016 yılında 519.180,65-TL zarar ettiğini, 2015 yılı aktifinde 'Dönen Varlıklar' H- 5. maddede iş avanslarında 188.240-TL, II-Duran Varlıklar B maddesi '5- Diğer çeşitli alacaklar' kaleminde 500.000-TL kayıtlı olduğunu, bu tutarın aslında ortakların 31/12/2015 tarihine kadar şirketten aldığı paralar olduğunu, bunların usulsüz olarak Ortaklar hesabına değil, bu hesaplara kayıt edildiğini; şirketin 6736 sayılı Kanundan faydalanarak bu 688.240-TL'yi ortaklara verilen borç hesabına aldığını,% 3 vergisi ödenerek ortaklardan alacak hesabının kapatıldığını, bu işlem sonucunda geçmiş yıl karlarının 944.766,74-TL'den kanuni düzeltme nedeniyle oluşan 519.180,65-TL zararın ve geçmiş yıl zararları düşünce 31/12/2016 itibariyle geçmiş yıl dağıtılabilir karının 425.586,09-TL olduğunu; davalının genel kurulu toplamayarak kar dağıtımı kararı alınmasını engellediğini; müvekkillerinin hisselerini kendisine bedelsiz veya çok düşük bedelle devrini amaçladığını; şirketin tüm gelirinin avans şeklinde davalıya mal edilmesinin TTK 601'deki sermayenin geri ödenmesi yasağına da aykırı olduğunu ve şirkete iadesinin gerektiğini, keyfi belirlenen maaşı \"avans\" adı altında örtülü kar dağıtımı şeklinde alarak davacıları zarara uğrattığını;27/09/2017 tarihli ihtarnameyle tebliğden itibaren 1 gün içinde şirketten aldığı paraları iade etmesi, 31/12/2016 tarihli bilançonun banka hesabındaki 214.434,89-TL ve kasadaki 7.220,89-TL'nin tebliğden 7gün içinde mevcut olup olmadığının bildirilmesinin istenildiğini,davalının ihtara uymadığını; 2016 yılı  bilançosunun Ortaklara Borçlar maddesinde 70.165,12-TL kayıtlı olduğunu, davalının 2016 yılında şirketi kendisine borçlandırdığının görüldüğünü,davalıya ihtar keşide edilerek şirketin nakit parası varken şirketin neden borçlandığını açıklamasının istenildiğini, davalının bunu da açıklamadığını ileri sürerek, davalının ... Ltd. Şti.'deki yönetim hakkı ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, şirkete kayyım atanmasına; şimdilik 87.500-TL zararın TTKnın 555/1 gereğince davalıdan tahsiliyle şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili, davacıların iddialarının asılsız, haksız ve kötü niyetli olduğunu; istedikleri bilgilerin davacılara verildiğini; müteveffa ... ile yaklaşık 18 yıl dava konusu... Ltd. Şti. ve dava dışı... Ltd. Şti.’de ortaklık yaptıklarını; şirketlerin yurt dışı iplik firmaların Türkiye’deki mümessilliklerini ve pazarlamalarını yaptığını, şirketlerde pazarlamacıların çalışmadığını, her iki ortağın kişisel iletişim yetenekleri, pazarlama becerileri ve kişisel bağlantılarıyla çalışarak kazanan şirketler olduğunu; davacı ...'nın dava konusu şirkette önceden beri ortak olduğu halde şirkette aktif bir faaliyet yürütemediğini; müvekkilin davacılarla bir ortaklık yürütemeyeceğini gördüğünü, davacıların sahaya çıkıp bu pazarlamayı yapabileceklerine inanmadığını, müvekkilin ortaklık yerine şirketlerden dilediklerini almalarını ve diğerini ise kendisine bırakmalarını önerdiğini,  davacıların bunu kabul ettiklerini, 28/12/2016 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirketin borçlarının ödenmesine ve çalışanlarının çıkışlarına karar verildiğini; şirketteki ücret uygulamasının, 18 yıllık ortaklık ilişkisinin başından beri  yani müteveffanın da kabul ettiği ve uyguladığı bir kural olduğunu, eskiden beri ortak olan davacı ...'nın bu uygulamayı bildiğini ve onayladığını; 2016 yılının ilk iki ayı için müteveffa için 32.170-TL tahakkuk ve ödeme yapıldığını, müvekkilin de aynı dönem için aynı miktarı aldığını, şirketin 2016 yılını 519.180,65-TL zararla kapattığından dağıtılabilecek karın olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.\tBİRLEŞEN DAVA:Davacılar vekili, asıl davadaki iddialarını yineleyerek diğer taleplerle birlikte davalının 2017 yılı dönemi için şirkete verdiği iddia edilen  zarar hususunda davanın açıldığını ileri sürerek, TTK 630/2 uyarınca haklı nedenlerle davalının... Ltd. Şti.'deki yönetim hakkı ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına (müdürlükten azline), şirkete kayyım atanmasına, davalının şirkete verdiği zarardan fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 240.000-TL'nin TTK 553/1 ve 555/1 gereğince davalıdan tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP:Davalı vekili, taleplerin asıl davadaki taleplerle aynı olduğundan derdestlik itirazında bulunduklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>ISLAH:Davacılar vekili 02/09/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle, asıl ve birleşen davalardaki taleplerini faiz konusunda kısmi olarak ıslah ettiklerini belirterek, asıl davada zararın şimdilik 87.500-TL'sinin dava tarihi olan 30/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ve birleşen davada zararın şimdilik 240.000-TL'sinin dava tarihi olan 10/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, asıl davanın 2016, birleşen dosyanın ise 2017 yılı faaliyet dönemine ilişkin olması nedeniyle davalının derdestlik itirazının kabul edilmediği; ticaret sicil dosyasına göre şirketin 2016 ve 2017 yıllarında olağan genel kurul toplantısı yapmadığı, davacıların TTK 617/3 atfıyla 411/1 ve 412/1 kapsamında,  kar payı dağıtımını içeren gündemi belirterek genel kurulu toplantıya çağırmasını davalı müdürden isteyerek olumsuz cevap almadıklarını, bu hakkını kullanmayan davacılar yönünden, genel kurulun toplanamamış olmasının müdürün azli için tek başına haklı sebep teşkil etmediği; kar payı dağıtımına karar vermek genel kurulun devredilmez yetkileri arasında olup davalı müdürün bu konuda tek başına karar verme yetkisi bulunmadığından kar payı dağıtılmaması da TTK 630/3 kapsamında haklı neden teşkil etmediği; dosyada davalının TTK 627'ye aykırı olacak şekilde ortaklara eşit şartlar altında eşit işlem yapmadığına dair herhangi bir delil bulunmadığı; davacıların bilgi edinme ve inceleme hakkının kullandırılması talepli İstanbul 10. ATM'nin 2019/280 esas ve 2019/811 karar sayılı dosyasında, talep yerine getirildiğinden davanın kesin olarak reddine karar verildiği, bu karar gözetilerek davacıların eşit işlem ve bilgi edinme haklarına ilişkin iddialarını ispat edemedikleri; alınmış kök ve üç ek bilirkişi raporunda şirketin 2016 yılında 6736 sk kapsamında vergi affından yararlandığı ve reel olarak karda olmasına rağmen, 2016 yılında bilançonun kayden zararda göründüğü, ancak bunun fiktif bir zarar kaydı olduğu, şirketin 2017 yılında kayden ve fiilen karda olduğu, buna göre davalının şirketi kötü yönettiği iddiasının sübut bulmadığı; bu saptamalar karşısında, davacıların asıl davada 2016, birleşen davada 2017 yılı faaliyet dönemini esas alarak ileri sürdükleri davalının haklı nedenle şirket müdürlüğünden azli ve şirkete kayyım atanması yönündeki taleplerinin,TTK 630/2 ve 3. fıkraları koşulları oluşmadığından reddedildiği; davalının, herhangi bir genel kurul kararı olmaksızın, 2016'da toplam 37.895-Euro, 2017'de toplam 60.000-Euro ücret aldığının bilirkişi raporunda tespit edildiği; sicil kayıtları ve bilirkişi raporlarında, davacıların murisi ...'ın vefatına kadar, davalıyla birlikte şirket müdürü olduğu, her ikisinin de münferiden temsil ve ilzama yetkili olup, benzer yönetici ücretini aldıklarının belirlendiği, davalının aldığı ücret genel kuruluna dayanmamakla birlikte, dava dışı şirket ile davalı arasında, şirket işlerinin yürütülmesi faaliyeti bakımından bir vekalet ilişkisi olduğu, TBK 502/3 uyarınca vekilin, sözleşme veya teamül varsa ücrete hak kazanacağı, şirket ile müdürler arasında bu yönde bir teamül bulunduğunun anlaşıldığı, asıl ve birleşen dosyalarda davalının, davacıların murisinin ölüm tarihi olan 16/02/2016 tarihinden itibaren 2016 ve 2017 yılı boyunca aldığı ücretin, müteveffanın aldığı ücretlerle ve geçmiş yıllarda genel kurulun denetiminden geçerek ödenen ücretlerle  uyumlu olduğu, fahiş bir ücret ödemesine rastlanmadığının 3. ek raporda tespit edildiğinden yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat talep koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine, asıl davada 12.175-TL nispi ve birleşen davada 25.250-TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:1- Asıl ve birleşen davada davacılar vekili, davalı müdürün talebe rağmen 2016 yılı olağan genel kurulunu 2 yıldan fazla süreyle toplantıya çağırmadığını, 2016 ve 2017 yılı olağan genel kurulunun 31/03/2018'de birlikte yapıldığını, 7. maddesinde ortaklar kurulunun ücret konusunda davacılar %50 ve davalı ise %50 hisse sahibi olarak farklı yönde oy kullandığından karar alınamadığını, bilirkişilerin aksi yöndeki tespitlerinin doğru olmadığını; bilirkişi 3. Ek raporunda müdürün ücreti hususunda emsal alınan sözleşmenin davalının bir arkadaşının hem işveren yetkilisi hem de çalışan olarak kendi kendisine imzaladığı sözleşme olduğunu, sermaye ve diğer kapasiteler itibariyle o şirketin davaya konu şirketten 185 kat daha büyük bir şirket olduğunu, o nedenle o sözleşmenin delil olarak kabul edilemeyeceğini, savunmanın genişletilmesine izin vermediklerini, davalının azli için haklı nedenlerin varlığının bilirkişi raporlarıyla sabit olmasına rağmen dikkate alınmadığını; davalının yetkilerini kötüye kullandığını, eşit ilkesine aykırı davrandığını, müvekkillerinden birinin şirkete görev almasını kabul etmediğini; davalı genel kurulu en kısa toplayacağını taahhüt ettiğinden bunun için mahkemeye başvurulmadığını; müvekkillerinin yönetime katılamadığını, genel kurul kararı olmadan davalının şirketten fahiş ücretler çektiğini,  müteveffanın vefatına kadar ortakların şirketten\"diğer çeşitli alacaklar\" olarak mali tablolarda kayıt altına alınmış avanslar çektiklerini, davalının 2016 yılında aylık 10.461,29-TL avans çekmekteyken, 2017 yılında bu miktarın müdür maaşı adı altında aylık 30,894,98-TL olduğunu; davalının kendisine örtülü kazanç sağlayarak usulsüz olarak şirket nakdini kendi uhdesine aldığını, davalının vefattan sonra 2016 yılında 1.000-6.000-Euro olarak çektiği tutarı, 2017 yılında 5.000-Euro olarak, 2018 ve 2019 yıllarında ise 3.000-Euro olarak aldığını, teamül değerlendirmesinin kabul edilemeyeceğini; davalının maaşının ne kadar olduğunun belli olmadığını; kaldı ki 3. ek bilirkişi raporunda sabit olduğu üzere, ne müteveffa ne de davalının, şirketten her ay avans çekmediğini, 2015'te müteveffanın 9 ay için 35.480-Euro, 2016'da 2 ay 10.000-Euro avans çektiğini, davalının ise 2015'te 10 ay 39.685-Euro, 2016'da 9 ay için 37.985-Euro avans çekilmişken, 2017'de 12 ay için toplamda 60.000-Euro avans çektiğini, hesaplara \"yönetici ücreti\" olarak yansıtıldığını; kabul anlamına gelmemekle birlikte şirketin mali yapısı gözetildiğinde o tutarlarda müdür maaş ödemesi yapma kapasitesi bulunmadığını; 2017 yılında ise 201.940,36-TL dağıtılabilir net karı bulunmasına rağmen dağıtılmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.2- Asıl ve birleşen davada davalı vekili, davacıların müdürün azli iddialarının maddi sebepleri ile zarar iddialarının dayanağı maddi sebepler birbirinden bağımsız olduğundan, aynı dava dilekçesinde iki farklı davanın varlığının kabulünün gerektiğini, bu nedenle reddedilen talepler yönünden ayrı ayrı ücreti vekalete hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının kaldırılmasına ve talepleri gibi karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE:Asıl dava, davalının dava dışı şirket müdürlüğünden azli, şirkete kayyım atanması ve davalının 2016 yılı dönemi için şirkete verdiği iddia edilen şimdilik 87.500-TL zararın davalıdan tahsili ile şirkete verilmesi; birleşen dava, davalının dava dışı şirket müdürlüğünden azli, şirkete kayyım atanması ve davalının 2017 yılı dönemi için şirkete verdiği iddia edilen şimdilik 240.000-TL zararın davalıdan tahsili ile şirkete verilmesi istemine ilişkindir.TTK'nın limited şirketlere ilişkin 630. maddesinin 2. ve 3. fıkraları \"(2) maddesi gereği\" Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. (3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.\" şeklinde düzenlenmiştir.Davaya konu şirketin TSG kayıtlarına göre, davacılardan ...'nın  eşi müteveffanın vefatından önce şirketteki hissedarların toplam %50 hisseyle davacı ... ve davacıların murisi ... ile yine %50 hisseyle davalı olduğu; diğer davacı ...'ın ise babasının vefatıyla miras yoluyla şirkete ortak olduğu ve her iki davacının da toplam %50 hisse sahibi olduğu; davacıların murisi ...'ın vefat ettiği 16/02/2016 tarihine kadar hem murisin hem de davalının şirkette münferit temsilci olarak bulunduğu;  2017-2023 boyunca her yıl genel kurul çağrısının yapıldığı, buna göre son çağrının 25/05/2023 TSG'de ilan edildiği, 13/06/2017 tarihinde genel kurul toplantısının yapıldığı, toplantıda davacıların murisin veraset ilamına istinaden muris hisselerinin davacılar adına pay defterine tescil edilmesine karar verildiği, başkaca bir kararın alınmadığı; 31/03/2018 ve 18/07/2020'de her üç ortağın katılımıyla genel kurul toplantısı icra edildiği, ancak oylamaların %50 kabul, %50 ret oyu şeklinde çıkması sebebiyle olumlu bir karar alınamadığı anlaşılmıştır. Somut olayda davacılar vekili, murislerinin vefatından sonra davalının şirketi tek başına yönettiğini, murisin vefatından önce olduğu gibi müvekkillerinden birini şirket yönetimine dahil etmediğini, müvekkillerine şirketle ilgili bilgi vermediğini, 2016 yılından şirketi zarara uğrattığını, 2017 yılında kar olmasına rağmen kar payı dağıtım gündemli genel kurul toplantısı çağrısı yapmadığını, her iki yılın da genel kurul toplantısı için 2018 yılında çağrı yaptığını, şirketin gelirlerini ücret adı altında kendisine aldığını, müdürlük yetkilerini kötüye kullandığını ve eşit işlem ilkesine aykırı davrandığını iddia etmişlerdir. Yargılama aşamasında bilirkişi heyetinden alınmış kök ve üç adet ek raporda, davaya konu şirket ile aynı hisse yapısını haiz... Ltd. Şti.'nin kayıtları incelenmiştir. Buna göre tüm dosya kapsamına göre, asıl davada 2016 ve birleşen davada 2017 yıllarına ilişkin genel kurul toplantı çağrıların yapıldığı, her iki yıl için 31/03/2018'de toplantının icra edildiği; genel kurulun devredilmez yetkileri içinde bulunan kar dağıtımı kararının davalı müdür tarafından alınamayacağı; davalının eşit işlem ilkesine aykırı davrandığına yönünde bir delil bulunmadığı; İstanbul 10. ATM'nin 2019/280 E. ve 2019/811 K. sayılı dosyasına verilmiş kesin kararla davacıların bilgi alma haklarını kullanmış olduklarından talebin reddedildiği; şirketin 2016 yılında kayden (fiktif) zararda olduğu, 2017'de kayden ve fiilen karda olduğu, davalının şirketi kötü yönettiğine dair bulgunun bulunmadığı, şirketin salt zarar etmesinin kötü yönetime delalet etmeyeceği dikkate alındığında, hem asıl hem birleşen davada davacıların davalının şirket müdürlüğünden azil ve şirkete kayyım atanması isteminin reddine karar verilmesi yerinde bulunmuştur.Davacıların davalının sorumluluğu kapsamında şirketin uğradığı zarar bedelinin şirkete ödenmesi talepleri bakımından, davalının dava dışı şirketten 2016 yılında 37.895-Euro ve 2017 yılında da 60.000-Euro ücret aldığı ve ölümüne kadar davacıların murisi ...'ın da davalıyla birlikte münferiden temsile yetkili müdür olarak benzer ücreti aldığı yapılan bilirkişi incelemesinde belirlenmiştir. Ayrıca müdürlerin ücretinin belirlenmesi genel kurulun devredilemez yetkilerinden ise de, davaya konu şirkette bu yönde bir karar alınmadan hem davalının hem de davacıların murisinin ücret aldığı, şirkette bu hususta bir teamül oluştuğu belirlenmiştir.Yine bilirkişi 3. ek raporunda... Ltd. Şti.'nin hacmine göre davalının ve davacılar murisinin aldığı ücretin makul olduğu ve fahiş bir ücret almanın söz konusu olmadığı belirlenmiştir. Söz konusu tespitlere istinaden mahkemece, davacıların davalının aldığı ücret bakımından zarar talebi açısından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacıların asıl ve birleşen davada ayrı ayrı talepleri olduğundan reddedilen talepler yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken asıl davada tek, birleşen davada da tek vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür. Ancak davadaki taleplerin ileri sürülüş biçimine göre, davalı vekilinin istinaf nedeninin yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davaların reddine ve davalı lehine her bir dava için  vekalet ücreti takdir edilmesine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin ve katılma yoluyla davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Asıl ve birleşen davada davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Asıl ve birleşen dava yönünden alınması gereken toplam 1.230,80-TL istinaf karar harcından davacılar tarafından peşin yatırılan 237,2‬0-TL harcın mahsubu ile kalan 993,6‬0-TL harcın asıl ve birleşen davada davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Asıl ve birleşen dava yönünden alınması gereken toplam 1.230,80-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 140-TL harcın mahsubu ile kalan 1.090,8‬0-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Taraflar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d6a610acbd58836c","SID":"296afe385bc8f131"}}