{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                    T.C.<br>                  İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t\t: 2022/1251<br>KARAR NO \t: 2025/473<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO\t\t: 2020/404 <br>KARAR NO\t\t: 2022/438<br>DAVA TARİHİ\t: 30/09/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 17/06/2022<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)  <br>KARAR TARİHİ\t: 27.03.2025<br>KARARIN YAZ. TARİH: 27.03.2025<br><br>Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.06.2022 tarih ve 2020/404 Esas, 2022/438 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili ve davalı arasında ...ili ...ilçesi ... ada,... parselde kayıtlı ... adlı projenin yapı işlerinin yapımı için anlaştıklarını, müvekkilinin anlaşmadan itibaren edimlerini sözleşmeye uygun biçimde ifa etmeye başladığını, her parça iş tamamlandıkça davalı taraf müvekkile o parçanın karşılığı olan ücreti ödemiş yapı işleri bu şekilde sürdüğünü, ancak davalı tarafın, müvekkiline son yaptığı işlerin karşılığı olan 18.12.2019 vade tarihli 24.680,00 TL'yi ödemekten kaçındığını, bu alacağın tahsili için ...26. İcra Müdürlüğü'nden 2020/5764 esas sayısıyla icra takibi başlattıklarını, takibin borçlunun durduğunu, borçlunun icra takibinden sonra 23.07.2020 tarihli ... 4. Noterliği'nden 24250 yevmiye numarasıyla ayıplı ve eksik imalatların tamamlanması talebiyle ihtarname çektiğini, borçlu davalı tarafın ihtarname çekerek hedeflediği amacın ayıplı ve eksik imalatların tamamlanması olmayıp açıkça 24.680,00 TL'yi ödemekten kaçındığını, ihtarnameye karşılık olarak müvekkili tarafından .... 6. Noterliğinden 15938 yevmiye numarasıyla çekilen ihtarnamede açıkça dile getirildiğini ancak davalı tarafın yanıt vermediğini, yasal süre içinde ayıp ihbarının yapılmaması alıcının Kanundan doğan seçimlik haklarına başvuramaması sonucu doğurduğunu, bu durumda, alıcı tacir malı satın aldığı hali ile kabul etmekte ve seçimlik haklara başvuru hakkını kaybettiğini, arabuluculuk işlemlerinin olumsuz sonuçlandığını da belirterek davalı tarafından ...26. İcra Müdürlüğü'nden 2020/5764 esas sayılı icra takibine haksız ve kötü niyetle yapılan itirazın iptali ile davalı/borçlu tarafın haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Müvekkili ..... San. Tic. Ltd. Şti. ile davacı taraf ...... San. Tic. Lt. Şti. arasında ...İli, ...İlçesi, ... ada, ..... parselde kayıtlı ..... adlı projenin yapı işlerinin yapımı için 02.06.2019 tarihinde sözleşme akdedildiğini, sözleşme gereğince davacı tarafın yapması gereken işlerde eksiklikler ve ayıpların bulunması üzerine müvekkil şirket bakiye bedel olan 24.680,00 TL yi ödemekten kaçındığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirket ..... 4. Noterliği'nden çektiği 23.07.220 tarihli 24250 yevmiye numaralı ihtarname ile söz konusu ayıpların ve eksiklerin 7 gün içerisinde giderilmesin talep ettiklerini aksi takdirde bakiye bedel olan 24.680,00 TL'nin ödenmeyeceğini karşı tarafa bildirerek kendisine düşen ayıbı bildirme görevini yerine getirmiştir. Davacı yana imalatlarındaki kusur ve eksiklikler bu şekilde bildirilmesine rağmen, davacı yanın gerekli aksiyonu ve sorumluluğu almaması üzerine, bu eksiklik ve ayıpların bir çoğu müvekkil şirket tarafından giderilmek zorunda kaldığını, iş bu sözleşmenin teknik şartname başlıklı kısmında ise yapılacak olan mobilyaların ve dairelerin imalatına dair bütün teknik ayrıntılar tek tek belirtildiğini ve örnek proje taslaklarının fotoğrafları da sözleşmeye eklenerek eksik hiçbir huşu bırakılmamaya özen gösterildiğini, bu noktada davacı yanın TBK md. 112 uyarınca sözleşmeyi tam ve gereği gibi ifa etme görevini yerine getirmediğinin kabul edilmesi gerektiğini, iş bu olayda, neredeyse bütün dairelerde bulunan çizikleri ve kırıkları bir an için görmezden gelsek bile, bazı dairelerde ebeveyn banyosundaki duş başlaıkalrının bulunmaması, dolap kapaklarının takılmamış olması, kapı kulplarının olmaması, dolaplara askı aparatlarının monte edilmemiş olmaması, aspiratör borusunun çıkık olması, salon kapılarının sallanıyor olması, dolap kapaklarının yamuk duruyor olması, dolap içindeki rafların salanıyor olması ve bunun gibi diğer durumları göz önüne aldığımızda imalattaki bu eksiklerin basit hatalar veya imalat esnasında kazara meydana gelen kusurlar olmadığını ve kötü niyete yapıldığını da belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 17.06.2022 tarih ve 2020/404 Esas, 2022/438 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu, yapılacak işin kapsamı ve ödenen bedellere yönelik olarak bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, 02.06.2019 tarihli sözleşmeye konu işin teslim edilmiş olmasına rağmen ayıplı olup olmadığı ve yüklenicinin sorumluluğunun kapsamının belirlenmesine ilişkindir. <br>Mahkememizce HMK’nın 281/3 maddesi uyarınca maddi gerçeğin ortaya çıkması için konusunda uzman önceki bilirkişilerden farklı 1 inşaat mühendisi ve 1 mimardan oluşan bilirkişi kurulu oluşturularak mahallinde keşif yapılmış davalı tanıkları dinlenmiş, bilirkişilerce toplam 24 dairede ayıp ve kusurlu imalatların neler olduğu ayrı ayrı tespit edilmiş, bir kısım kapı kulplarının takılı olmadığı yada yerinden çıktığı,dolap kapaklarının menteşelerinin kapaklarının düştüğü ve yerinden çıktığı, menteşeler hatalı montajlandığından kapakları taşıyamadığı, menteşelerin düzgün takılmadığı,dolap kapaklarının kulplarının üstündeki kaplamanın atmaya başladığı soyulmalar görüldüğü,dolap kapak montajlamalarında hata yapıldığı,dolap kapaklarının düşmeye başladığı,dolap kapaklarının tam olarak kapanmadığı, dolapların alt malzemesinin imalatında hata bulunduğu ve alt malzeme ile yan malzemenin hizasının uyumlu olmadığı,mutfak tezgahının altındaki dolapların alt kasalarının sabitlenmediği ve yerinden çıktığı, ayrıca tezgah altı çekmecelerde de ayarsızlıklar olduğundan çekmecelerin tam kapanmadığı, bazı dolap kapaklarında lekelenmeler olduğu,bir kısım iç kapıların montajının hatalı olduğu, dolap kapaklarının tam hizalanmadığı,dolapların duvarla birleşim yerlerinde ayıplar bulunduğu,gardrop kapaklarında frenli menteşe kullanılmadığı,süpürgeliklerin yerinden çıktığı ve süpürgelikler ile duvar arasında boşluk bulunduğu, dolap ve kapı kapaklarında kabarmaların ve şişmelerin mevcut olduğu,iç kapıların pervaz ve duvar birleşimlerinde açıklık bulunduğu,sürgülü ahşap kapıların açılıp kapanırken sürtündüğü ve rahat açılıp kapanamadığı gibi ayıp ve kusurlu imalatın tespit edildiği, dinlenen tanık beyanlarından bu eksikliklerin giderilmesi için davacı firma sahibinin uyarıldığı eksik ve ayıplı işlerin düzeltileceğinin kendilerine söylendiği yönündeki beyanları, dava konusu işin kapsamlı iş olması nedeniyle iş sahibinin gizli ayıpları tespitinin zaman alacağı ve bir kısım ayıpların gizli ayıp olması nedeniyle, yapılan muayene ile görülemeyecek olup sonradan kullanılmakla ortaya çıkan gizli ayıplar olduğu bu nedenle davalı iş sahibinin ayıpları ihbar yükümlüğünü süresinde yerine getirdiği,davacının sözleşmede üstlendiği edimler ile TMK m. 2 gereğince dürüstlük kuralı gereğince eserde var olması gereken vasıflar da gözetilerek, davalının savunmasında yer aldığı üzere ayıp olarak ileri sürülen hususların bilirkişiler aracılığıyla denetime uygun şekilde tespit edildiği, davalı yanın cevap dilekçesi içeriği, tanık beyanları, ayıplara ilişkin sunulan deliller ile teslim edilen işin ayıplı olarak teslim edildiği anlaşılmış ve davanın reddine karar verilmiştir.<br>Davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin incelenmesinde ise davacının defterleri ve davalı defterlerinin incelenmesiyle her iki tarafın defterlerinde bakiye borç bakiyesi olarak icra takibinde talep edilen miktar kadar borcu olduğu, davacının kötüniyeti ispat edilemediğinden davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine'' dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından verilen 26.07.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;<br>-Yerel mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporları arasında çelişkinin mevcut olup bu çelişkinin giderilmediğini, 10/06/2021 tarihli ve 31/01/2022 tarihli bilirkişi raporları arasında çelişkinin mevcut olduğunu, ilk alınan raporda 900 TL nesafet kesintisi yapılabileceği takdir edilmişken ikinci bilirkişi raporunda 76.000 TL kusurlu ve eksik imalat bedeli tespit edildiğini, ancak raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, <br>-Davalı tarafın ihbar yükümlülüğünü süresinde yerine getirmediğini, <br>-Müvekkili ..... San.Tic. Ltd. Şti ve davalı taraf ..... San. Tic. Ltd. Şti arasında ...ili ...ilçesi ... ada, ..... parselde kayıtlı ..... adlı projenin yapı işlerinin yapımı için anlaştıklarını, müvekkilinin, anlaşmadan itibaren edimlerini sözleşmeye uygun biçimde ifa etmeye başladığını, her parça iş tamamlandıkça davalı tarafın müvekkiline o parçanın karşılığı olan ücreti ödediğini, yapı işlerinin bu şekilde sürmeye devam ettiğini, müvekkilinin, tüm edimlerini sözleşmeye uygun bir biçimde ifa edip işlemleri tamamladıktan sonra davalı tarafın, müvekkiline son yaptığı işlerin karşılığı olan 18.12.2019 vade tarihli 24.680,00 TL'yi ödemekten kaçındığını, faturalar dosyada mevcut olduğunu, bu alacağın tahsili için taraflarınca 13.07.2020 tarihinde ...26. İcra Müdürlüğü'nden 2020/5764 esas sayısıyla icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafın itirazıyla işbu takibin durduğunu, taraflarınca icra takibi başlatılmasını takiben 23.07.2020 tarihinde borçlu tarafça .... 4. Noterliği'nden 24250 yevmiye numarasıyla ayıplı ve eksik imalatların tamamlanması talebiyle ihtarname çekildiğini, işbu ihtarnamenin taraflarınca 24.680,00 TL'nin tahsili için icra takibi başlatılmasından sonra kötü niyetli olarak çekildiğini, davalı tarafın ihtarname çekerek hedeflediği amacın ayıplı ve eksik imalatların tamamlanması olmayıp, açıkça 24.680,00 TL'yi ödemekten kaçınmak olduğunu, kaldı ki kötü niyetle çekilen ihtarnamede belirtilen eksiklerin açık ve anlaşılır olmayıp soyut nitelikli olduğunu, bahsi geçen .... adlı projede müvekkilince, onlarca kapı ve mobilya yapıldığını, bu mobilyaların hangilerinin eksik veya ayıplı olduğu açıkça belirtilmediğini, genel nitelikte açıklamaların yer aldığını, ayıp ihbarının, gerek süre itibariyle gerekse talep edilen düzeltmelerin muğlaklığı itibariyle bu şekilde olamayacağının ortada olduğunu, bu açıklamaların taraflarınca .... 6. Noterliğinden 15938 yevmiye numarasıyla çekilen ihtarnamede açıkça dile getirilmiş olmasına karşın davalı taraf herhangi bir yanıt vermediğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 23. Maddesinde, teslim sırasında açıkça belli olan ayıplar yönünden ayıbın 2 gün içinde satıcıya bildirilmesi gerektiğinin düzenlendiğini, önemli olan hususun detaylı ve özel bir incelemeye gerek kalmadan maldaki ayıbın alıcı tarafından tespit edilebilmesi gerektiğini, düzenlemenin devamında, malda açık ayıp söz konusu olmasa bile, malı satım ve teslim alan tacirin 8 gün içinde malı inceleme veya incelettirmekle yükümlü olduğunun düzenlendiğini, nitekim yapılan inceleme neticesinde malın ayıplı olduğunun tespit edilmesi halinde bu ayıbın aynı süre içinde yani 8 günlük süre içinde satıcıya bildirilmesinin gerektiğini, sekiz günlük sürenin malın alıcı tarafından satım ve teslim alındığı tarih itibariyle başladığını, somut olayda ayıp ihbarının yasal sürenin çok üzerinde, ancak icra takibi başlatıldıktan sonra yapıldığını, yasal süre içinde ayıp ihbarının yapılmaması alıcının kanundan doğan seçimlik haklarına başvuramaması sonucunu doğurduğunu, bu durumda, alıcı tacir malı satın aldığı hali ile kabul etmekte ve seçimlik haklara başvuru hakkını kaybettiğini, malın ayıplı çıkması halinde alıcının seçimlik haklarının sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedel indirimi, ücretsiz onarım veya ayıpsız misli ile değişiminin gerektiğini, anılan kanunun aynı maddesinde diğer durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 223. Maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağının düzenlendiğini, bu nedenle açık ayıp niteliğinde olmayan ve 8 günlük inceleme süresinde tespit edilemeyen yani kullanımla ortaya çıkan ayıplar yönünden TBK’nın ilgili düzenlemelerinin uygulama alanı bulacağını, TBK’nın 223. Maddesinin ikinci fıkrasında, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, ayıbın hemen satıcıya bildirilmesi gerektiğinin düzenlendiğini, bu itibarla ayıbın, olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak türden bir ayıp halinde olduğu kabul edilse dahi, ayıp ihbarının süresinde yapılmamış olduğunun görüleceğini, kanun maddeleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde taraflarınca fatura alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatılmasından sonra davalı tarafça çekilen ihtarnamede yer alan taleplerin açıkça kötü niyetli olduğunun görüleceğini, ayıp ihbarı hususunun dışında, usulüne uygun düzenlenen faturalar karşısında, yapılan işlerin ve imalatların ayıplı olduğunun ispat yükünün davalı tarafa yükletildiğini, <br>-Keşif incelemesi yapılan taşınmazların tapu kayıtlarından da anlaşılacağı üzere 3. kişilere satıldığını, bu itibarla davalının maddi zararının doğmuş olduğu, bu itibarla ödeme yapmaktan kaçınabileceğine dair savunmalarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, bu taşınmazların 3. kişilerce kullanıldığını ve kullanım sırasında yıpranma olan mobilyalar olduğunu, <br>Belirterek kararın kaldırılmasına, itirazın iptaline, haksız ve kötü niyetle yapılan itiraz sebebiyle davalı/borçlu tarafın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından davanın esastan reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.<br>Davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında 02.06.2019 tarihli götürü bedelli eser sözleşmesinin yapıldığı, sözleşmeye göre davacı yüklenicinin ...İli ...İlçesi ... ada ... parselde bulunan davalıya ait inşaattaki dairelerde ve ortak alanlarda mobilya ve kapı yapım işini üstlendiği, sözleşmede ihtilaf halinde Karşıyaka Mahkemelerinin yetkili olduğunun belirlendiği görülmüştür.<br>Davacı yüklenici, eser sözleşmesi kapsamındaki edimlerini yerine getirerek işi teslim ettiğini ancak davalının yapılan son işlerin karşılığı olan bakiye 24.680,00 TL'yi ödemediğini ve başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır.<br>Davalı iş sahibi ise, icra dosyasında borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz ederek yetkili icra dairesinin ...icra dairesi olduğunu belirttiği, cevap dilekçesinde ise teslim edilen işin eksik ayıplı olduğunu savunmuştur. <br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2002 gün 13-241 Esas, 208 Karar sayılı ilâmı ile Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamalarına göre hem icra dairesi hem de mahkemenin yetkisine itiraz halinde itirazın iptâli davasına bakan mahkemenin öncelikle takip dosyasında icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi, icra dairesi yetkili ise işin esasına girmesi, yetkili değilse itirazın iptâli davasını yetkili icra dairesinde takip yapılmaması sebebiyle ortada geçerli icra takibi bulunmadığından reddetmesi gerekir. Çünkü, itirazın iptâli davasının görülebilmesi, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. <br>İİK'nın 50. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisi incelenirken HMK'nın yetkiye ilişkin hükümleri kıyasen uygulanacaktır. Yetki kuralları incelenirken davanın özelliğini de gözönünde tutmak gerekmektedir. Nitekim taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi kesin niteliktedir (HMK.nun 12.maddesi). Öte yandan sözleşmeye dayalı alacak davalarında ise, kesin yetkinin bulunmadığı hallerde tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları halinde HMK'nın 17. maddesi gözetilerek yetki sözleşmesi yapılabilir ve taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.<br> İİK'nın 50. maddesi uyarınca, HMK'nın mahkemelerle ilgili yetki hükümleri kıyasen icra daireleri için de uygulanacağından mahkemelerle ilgili olarak kararlaştırılan yetki sözleşmesi ya da şartının icra müdürlüklerini de kapsadığının kabulü gerektiği, usul ve maddi hukuk yönünden geçerli yetki sözleşmelerinin, sözleşmenin taraflarını bağlayacağı gibi külli ve cüzi haleflerini de bağlayacaktır.<br>Eser sözleşmelerinde ise, genel yetki kuralı, HMK'nın 6. maddesi uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi (takip yönünden ise icra dairesi), aynı zamanda özel yetki kuralı uyarınca (HMK'nın 10. maddesi) sözleşmenin ifa yeri mahkemesi (icra dairesi) de yetkilidir. Bu durumda takibin davalılardan birinin ikametgahında yapılabileceği gibi, sözleşmenin ifa yerinde de takip başlatılabilir. Tacirler arasında yetki sözleşmesi de az yukarıda açıklandığı üzere kesin yetki istisnası dışında mümkündür. Eser sözleşmesinden doğan borçlar münhasır para borcuna ilişkin olmadığından 6098 sayılı TBK'nın 89.maddesinin (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73/1 maddesinin) ise olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.<br> Somut olayda; davacı tarafından ...26.İcra Dairesi'nin 2020/5764 Esas sayılı takip dosyasında davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalının yetkili icra dairesinin ...icra dairesi olduğunu belirterek borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği; davacının adresinin Karabağlar/İzmir, davalının adresinin Menemen-...olduğu, taraflar arasında yapılan sözleşmenin ifa yerinin ...olduğu, ...ilçesinin yargı çevresi olarak Karşıyaka ilçesine bağlı olduğu; eser sözleşmesinden doğan borçlar münhasır para borcuna ilişkin olmadığından 6098 sayılı TBK'nın 89.maddesinin (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73/1 maddesinin) ise olayda uygulama yeri bulunmadığı gibi tacir olan taraflar arasında yapılan 02.06.2019 tarihli sözleşmedeki yetki şartının da geçerli olduğu, buna göre yetki şartı ile tarafların Karşıyaka Mahkemelerini yetkili kıldıkları, mahkemelerle ilgili olarak kararlaştırılan yetki şartının icra müdürlüklerini de kapsadığından İİK'nın 50. maddesi delaletiyle HMK'nın 17. maddesi uyarınca yetki şartı ile yetkili kılınan ve aksi taraflarca kararlaştırılmayan sözleşmeyle belirlenen Karşıyaka icra dairesinde takip başlatılması gerekirken ...İcra dairesinde takip başlatıldığından yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken davanın esastan reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olmuştur.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; yasal düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kaldırılarak, Dairemizce yeniden esas hakkında \"Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine\" karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin istinaf  kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile,<br>2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.06.2022 tarih ve 2020/404 Esas, 2022/438 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,<br>4-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 291,75 TL peşin karar harcın mahsubu ile kalan 323,65 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, (Mükerrer harç tahsilinin önlenmesi için ilk derece mahkemesi tarafından harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise işlemsiz iadesinin istenmesine, harç tahsil edilmiş ise yatırana iadesine),<br>5-Davacı tarafından yapılan giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>6-Davalı tarafça yapılan toplam 4.570,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>7-Davalı kendisini vekille  temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2 ve 13/1 maddeleri gereğince (24.680,00x%16=) 3.948,80 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>8-Davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verildiğinden, davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf maktu karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,<br>9-Davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan yargılama giderinin, kararın mahiyeti gereği davacı üzerinde bırakılmasına,<br>10-HMK'nın 333/(1).maddesi gereğince artan gider ve delil avanslarının ilk derece mahkemesince ilgililerine iadesine,<br>11-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 27.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b7e5db9f660bc7e8","SID":"73270382127abc47"}}