{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ...2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: 2024/194 Esas - 2024/759<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN<br>\tT.C.<br>\tANKARA<br>\t2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>GEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t: 2024/194 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/759<br><br><br>DAVA\t: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))<br>DAVA TARİHİ\t: 11/11/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 25/12/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 30/12/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı .... .... ....  Karar sayılı ilamıyla kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğunu, müvekkilinin davalı şirketle imzaladığı sözleşmenin iptaline ve müvekkilinin ödediği bedelin iadesine karar verildiğini, ilam uyarınca .... .... ....  Esas Sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi ikame olunduğunu, davalı şirkete usulüne uygun şekilde icra emri tebliğ edildiğini, davalı şirketin malvarlıklarına haciz işlemi tesis edilmişse de şirketin malvarlığı borca batık olduğundan herhangi bir tahsilat yapılamadığını ve dosyadaki ilama bağlı alacak tahsil edilemediğini, müvekkilinin şuanda Zonguldak ilinde kızının yanında yaşamakta olduğunu, herhangi bir işte çalışamadığını, tek yatırımını da davalı şirketten devremülk almak için davalı şirkete verdiğini, üzerine kayıtlı herhangi bir taşınırı veya aracı bulunmadığını, sadece SGK'dan babası vefat ettiği için 6300,00 TL yetim aylığı almakta olduğunu, eşinden boşandığı için kızının evinde kalmakta olduğunu, bu aldığı para ile de evin iaşe ve faturalarında kullanıldığını, bu davayı sürdürecek ekonomik gücü bulunmadığını, ancak davalı şirket hem müvekkili hem onlarca vatandaşı devremülk vaadi ile mağdur etmiş olduğunu, ticari faaliyetlerine devam etmesine rağmen alacaklıların alacağını ödemediğini, her geçen gün mağdur sayısı daha da çok artmakta olduğunu, tüm bu sebeplerle ekte sunulan evraklar ve UYAP sisteminden yapılacak sorgulama ile müvekkilinin Anayasal hak olan Mahkemeye Erişim Hakkı ve Adil Yargılanma Hakkı gereği Adli Yardım Talebinde bulunma zorunluluğunun hasıl olduğunu, öncelikle adli yardım talebinin ve davasının kabulü ile müvekkilinin ilamdan kaynaklanan alacağının icra emri ile talep edilmesine rağmen ödenmediği için ve alacağının karşılıksız kalmaması için  borçlunun İİK 177/4 maddesi gereği doğrudan doğruya iflasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı, müvekkili şirket .... ..... ....  E. Sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi ikame olduğunu, davalı şirketin malvarlıklarına haciz işlemi tesis edilmişse de herhangi bir satış işlemi tesis edilmeden huzurdaki dava ikame edildiğini, müvekkilinin borç ödemeden aciz halinde olduğunu gösterir belgenin mahkememiz dosyasına sunulmadığını, müvekkili şirketin borca batık olmadığını, müvekkili şirket üzerine kayıtlı birçok taşınır ve taşınmaz mal bulunduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olarak haciz edilen malların satışını talep edebilme imkanı varken bu hususu yapmadan şirketin iflasını talep ettiğini, nitekim ilgili icra dosyası incelendiğinde takipte kesinleşen miktarın 16.914,59 TL gibi küçük bir rakam olduğunu, müvekkilinin tek bir taşınmaz ve yahut taşınır mal değeri bile bu rakamın oldukça üstünde olduğunu, bu durumda haciz edilen malların satışı istense idi çok rahat bir şekilde alacağının karşılanabileceğini, ama bu hususa rağmen davacı tarafın kötü niyetli bir şekilde müvekkilinin iflasını talep ettiğini, mahkememiz tarafından gözetilecek hususlar nazara alınarak şartları oluşmayan ve kötü niyetle açılan davanın öncelikle usulden, aksi kanaat halinde hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:<br>Dava, İİK 177/4 maddesi gereğince açılan doğrudan iflas talebine ilişkindir. <br>Davacı tarafından davalı aleyhine .... .... ....  karar sayılı ilamının icraya konulduğu icra emrinin borçluya 30/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği 14/04/2022 tarihinde alacaklı vekil tarafından borçlunun taşınır taşınmaz ve alacaklarına haciz konulmasının talep edildiği borcun ödenmemesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından başlatılan ilamlı icra takibinden sonra İİK. 37 maddesine göre haciz yoluyla takibe devam edilmesi nedeniyle aynı kanunun 43/2 maddesine göre takip yolunun değiştirilerek borçluya iflas ödeme emri çıkarılmadan 177/4'e göre işbu davanın açıldığı, ilama dayalı alacağın icra emrine rağmen ödenmemesi halinde doğrudan iflas davası açılabilmesi için haciz talebinde bulunulmaması gerektiği, geçerli olarak başlatılmış bir iflas takibinin bulunmadığı, İİK. 43/2 maddesinin uygulanması gereken durumlarda geçerli takibin bulunmasının iflas davası yönünden HMK 114/2 kapsamında özel dava şartlarında olduğu, işbu davada özel dava şartının bulunmadığı kanaatine varılmakla -İİK 43, HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>Kararın istinaf edilmesi üzerine ...Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi tarafından 21/02/2024 tarih 2024/230 Esas 2024/334 Karar sayılı kararla; \"Takip yolunun değiştirilmesi de ilamsız takiplerle sınırlıdır (İİK m.42). İlama dayalı takibin, ilamsız takibe dönüştürülmesi ve bu yolla borçluya ödeme emri tebliğ edilerek zaten mahkeme kararıyla sabit olmuş bir alacağa yeniden itiraz etme olanağı verilmesi, sonrasında bunun giderilmesi yollarına (itirazın kaldırılması ve iflas, İİK m.156/III) başvuruya zorlanması söz konusu olamaz. Kaldı ki, ilama dayalı alacağın genel haciz yolu ile ilamsız takibe konu edilmesinin mümkün olmayacağına dair Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı da (17/03/2017 gün ve 1/2 E.K) aynı hukuki ilkeye işaret etmektedir. <br>Yukarıdan beri gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar çerçevesinde ilk derece mahkemesinin hukuki saptaması hatalı olup, esasa girilerek yargılama yapılıp varılacak sonuca göre bir karar verilebilmesi için kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmelidir\" gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>Bozma sonrası mahkememizce yapılan 11/12/2024 tarihli duruşmada davalı vekili; müvekkilinin iş bu davanın konusunu oluşturan takibe konusu borcu tümüyle icra dosyasına ödediğini, icra dosyasının henüz infazen kapatılmadığı için kayıtları sunamadığını, taraflarına süre verilir ise ödemeye ilişkin tüm kayıtları dosyaya sunacağını, davanın konusuz kaldığını beyan etmiştir.<br>Mahkememizce 11/12/2024 tarihli duruşma ara kararı gereğince, Zonguldak 2. İcra Müdürlüğü'nün 2022/2106 Esas sayılı dosyasına yazı yazılarak, dosya borcunun infazen tamamen kapatılıp kapatılmadığı, borcun davalı tarafından davalıya ödenip ödenmediği hususunun sorulması ile ilgili kayıt ve belgelerin mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.<br>Zonguldak 2. İcra Dairesi tarafından mahkememize verilen 12/12/2024 tarihli müzekkere cevabında; UYAP tetkikinde borcun ödendiği, dosyaya yatırılan paranın alacaklı vekiline ödendiği ve dosyanın kapatıldığı, ilgili evrakların UYAP sistemi üzerinden mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır. <br>Yapılan yargılama sonucunda, toplanan delillerden; İİK 177/4 maddesi gereğince açılan iflas davasına konu olan icra dosyasındaki borcun davalı tarafından davacıya ödendiği, dava sırasında alacağın sona erdiği, bu şekilde davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının davanın açıldığı tarihte alacaklı olması, davadan sonra ödeme yapılması hususları dikkate alındığında 6100 sayılı HMK'nın 331.maddesine göre davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. (Yargıtay (Kapatılan) 19.H.D.'nin 29/05/2008 tarih ve 2008/4642-5943 E/K sayılı emsal ilamı).<br>Diğer yandan, ...vekili tarafından feri müdahale dilekçesi sunulmuş ise de; 6100 sayılı HMK’nın 66, 67, 68 ve 69. maddeleri gereğince feri müdahil asıl davanın kazanılmasında yararı bulunan taraf yanında ona yardımcı olmak için davada yer alabilir, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale nedenini ve bunun dayanaklarını bildirmek zorunda olup, tek başına hareket edemez. Feri müdahil hakkında bir hüküm kurulamaz. Hüküm, ancak davanın tarafları hakkında kurulabilir. Buna göre feri müdahale talebinin yukarıda belirtilen yasal koşulları taşımadığı anlaşılmakla talebin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Açıklanan nedenlerle;<br>1-Dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,<br>2-Alınması gerekli 427,60  TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, <br>3-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>4-Adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle, suçüstü ödeneğinden karşılanan 230‬,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle  verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/12/2024<br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bb58f3ed8245510a","SID":"0969763accd77087"}}