{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/511 <br>KARAR NO\t\t: 2025/814<br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/12/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/261 Esas 2024/1177 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 17/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 17/04/2025<br><br>Davalılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacı dava dilekçesinde; davacı firma İzmir'de ... distribütörlüğü yaptığı sırada davalılardan asıl borçlu ...'in ... unvanlı olup, Menemen Aliağa tali bayiliği olarak mal satışı yapması için 2011 ocak ayında ticarete başladığını, davalının aldığı ürünlere ilişkin borç tutarı yükselince, müvekkili firma artan ticaret hacmine bağlı olarak limitin karşılığı olarak borcunun araçlarını rehin vermesi sureti ile teminat alınmasını istediğini, bunun üzerine davalılara ait ... ve ... plakalı araçlarını İzmir 31.Noterliğinden teminat olarak müvekkili firma lehine rehnettiğini, davalıların borcunu ödememesi üzerine açılan takibe itiraz ettikleri ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, bu nedenlerle haksız itirazın iptali ile, borçlunun icra takip tarihi olan 23/07/2013 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü ile; 23/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte rehnin paraya çevrilmesi sureti ile yapılmış icra takibine yaptığı itirazın iptali ile araçların paraya çevrilmesi sureti ile takibin devamına karar verilmesini karar ve talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı firmaya sahibi yetkilisi ... adına ... Bankası Işıkkent şubesine yapılmış 37.550,00.-TL civarı ödeme davacı bilerek yada sehven kayıtlarına işlemediğini, çünkü taraflar arasında başka hiçbir hukuki işlem olmadığı, müvekkillerce kesilmiş bulunan hizmet bedeli faturaları davacı defterlerine borç olarak işlemediğini, defterlerde işlenip işlenmediği belirlendikten sonra gerek olursa beyan edilip edilmediği KDVsinin yatırılıp yatırılmadığı ilgili vergi dairelerinden müzekkere ile sorulabileceği bu nedenlerle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...,Mahkememizin 11/02/2020 tarih ve 2019/152 Esas 2020/113 sayılı davanın kabulüne dair kararının davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna taşınması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi   17. Hukuk Dairesinin 07/03/2024 tarih ve 2020/1363 Esas 2024/535 Karar sayılı kararı ile \"Dava, cari hesaptan  kaynaklı  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>    (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;<br>“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.<br>28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.<br>Yemin delili, HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden başvurulacak son bir ispat vasıtasıdır. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; Hakim, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, dava ya da cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilini de resen hatırlatmalıdır. Aksi halde, ispat yükü üzerine düşen tarafın tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olacağından, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. Bununla birlikte iddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline açıkça dayanılmış olması zorunludur. <br> Bir satım  ilişkisinde  satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı  ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Davacı tarafın  davalının aldığı ürünlere ilişkin borç tutarı yükselince, müvekkili firma artan ticaret hacmine bağlı olarak limitin karşılığı olarak borcunun araçlarını rehin vermesi sureti ile teminat alınmasını istediğini, bunun üzerine davalılara ait ... ve ... plakalı araçlarını İzmir 31.Noterliğinden teminat olarak müvekkili firma lehine rehnettiğini, davalıların borcunu ödememesi üzerine açılan takibe itiraz ettikleri, itiraz üzerine takibin durduğu, itirazın iptali için dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde 37.550,00.-TL civarı ödeme davacı bilerek yada sehven kayıtlarına işlemediğini, çünkü taraflar arasında başka hiçbir hukuki işlem olmadığı, müvekkillerce kesilmiş bulunan hizmet bedeli faturaları davacı defterlerine borç olarak işlemediğini beyanla davanın reddini savunmuştur.<br>Somut olayda alınan bilirkişi raporuna göre davacı kayıtlarında 204.304,32 TL alacak gözüktüğü,  davalı tarafından düzenlenen  151.600,00 TL tutarında fiyat farkı ve hizmet bedeline ilişkin faturaların davacı kayıtlarına işlenmediği,  bu faturaların işlenmesi halinde dahi aradaki farkın 52.704,32 TL olduğu,  37.500,00 TL'lik ödeme iddiasına ilişkin belgenin davalı tarafından sunulamadığı, icra takibinin 45.000,00 TL üzerinden yapıldığı görülmektedir. Toplanan delillere göre davalı tarafın fiyat farkı ve hizmet bedeline ilişkin faturalar ve ödeme ile borcun kalmadığı savunmasını kanıtlamayamadığı anlaşılmıştır. <br>Bu açıklamalar uyarınca mahkemece; davalılar vekilince cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı, ispat yükü kendisinde olan davalı tarafın iddiasını yazılı delille ispat edemediği gözetilerek, davalı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken  aksi uygulama ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 355, 353/a-6 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir...\" gerekçesi ile Mahkememiz kararı kaldırılmıştır. <br>Mahkememizin 2024/261 Esas sayılı dosyasına kaydı yapılan dosyanın yapılan yargılaması sonunda; <br>1-İstinaf kaldırma kararı öncesinde tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosyaya sunulan delillerin birlikte incelenmesi neticesinde davacı şirketin açık hesap ilişkisinde bakiye 204.304,32-TL alacaklı göründüğü, davalı tarafça düzenlenen 151.600,00-TL bedelli fiyat farkı ve hizmet bedeli faturası ile ödeme savunmalarının ispat edilemediği değerlendirilmiş olup istinaf ilamında yapılan değerlendirmede kararın bu yönden yerinde olduğu ancak davalıya yemin hakkının hatırlatılması gerektiği gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiği belirtilmiştir.<br>2-Mahkememizce istinaf kaldırma kararı sonrasında davalı vekilinin talebi üzerine ödeme belgelerinin celbi hususunda ... Bankası'na yeniden müzekkere yazılmış, dosyaya sunulan 29/05/2024 tarihli cevabi yazıda davalı ...'in davacı şirket yetkilisi ...'ye 15/08/2011 tarihli 21.400,00-TL bedelli para gönderme işlemi bulunduğuna dair dekont örneğinin sunulduğu görülmüştür.<br>3-Davacı vekili tarafından davacı şirket yetkilisine gönderilen 21.400,00-TL'nin davacı şirket ile davalılar arasındaki ticari ilişkiye dair olmadığı savunulmuş ise de, davalı tarafça gönderilen paranın şirkete olan borca istinaden gönderildiğinin beyan edildiği, havale dekontunda bir açıklamanın yer almadığı, TBK 102. Maddesi uyarınca açıklama yer almayan ödemenin muaccel bir borca istinaden yapılmış sayılacağı, davacı vekiline verilen süreye rağmen ödeme tarihi 15/08/2011 tarihinde davacı şirket yetkilisi ...'nin davalı ...'ten bir alacağı bulunduğuna dair delil gösterilmemiş olduğu, ticari hayatın akışı içerisinde şirket yetkililerinin doğrudan kendi hesapları üzerinden tahsilat yapmasının sıklıkla görülen bir vakıa olduğu dikkate alındığında davacı şirket yetkilisinin şahsi hesabına ödeme yapılmasını gerektiren bir alacak-borç ilişkisi bulunduğuna dair tam bir ispat gerekmiyor ise de en azından böyle bir hukuki ilişkinin varlığını gösteren delil veya emarelerin dosyaya sunulmasının beklenmesi gerektiği ancak davacı tarafça bu hususta hiçbir somut açıklama yapılmadığı, mahkememizce bu hususta davacı şirket yetkilisi talimat mahkemesi aracılığıyla isticvabına karar verildiği, mahkememize bu hususta yemin talimatı gönderilmemesine karşın talimat mahkemesince bu hususta da yemin ettirildiği, davacı şirket yetkilisinin 21.400,00-TL tutarlı ödemenin şahsının alacağına istinaden gönderildiğini beyan ettiği ancak bir alacak varlığı hususunda somut açıklamada bulunmadığı görülmekle davalı tarafça gönderilen 21.400,00-TL tutarlı ödemenin davalıların davacı şirkete olan borcuna istinaden davacı şirket yetkilisine gönderildiği kabul edilmiştir.<br>4-Davalılar vekili tarafından süresi içerisinde yemin metni sunularak yemin teklifinde bulunulmuştur.<br>Davalılar vekilinin sunduğu yemin metninin \"Davalılar ... veya ... tarafından elden veya banka aracılığıyla tarafımıza hiç bir ödeme yapılmadığına dair namusum, şerefim ve kutsal saydığım tüm değer ve inançlar üzerine yemin ederim. \" şeklinde olduğu görülmekle yeminin konusu: \"Davalılar ... ve ...'in davacı alacaklıya ödeme yapıp yapmadığı, ödeme yapmış ise ne miktarda ödeme yaptığı\" olarak belirlenmiş ve talimat mahkemesi aracılığıyla yemini yaptırılan davacı şirket yetkilisinin yeminli beyanında \"davalıların davacı alacaklı şirkete yapmış oldukları ödemesi söz konusu değildir, bu nedenle de eldeki dava açılmıştır\" şeklinde yemini eda ettiği görülmüştür.<br>5-Davacı şirket yetkilisinin davalının yemin teklifini yerine getirdiği ve bir ödeme yapılmadığına dair yemin ettiği görülmekle davalıların  151.600,00-TL bedelli fiyat farkı ve hizmet bedeli faturası ve 21.400,00-TL dışındaki diğer ödeme savunmalarını ispat edemedikleri görülmüştür.<br>İstinaf ilamında da kabul edildiği üzere takip tarihindeki davacı alacak bakiyesi 204.304,32-TL olup, davalının 21.400,00-TL ödemesinin mahsubu sonrasında davacı lehine 182.904,31-TL alacak bakiyesinin devam ettiği, görülmekte olan takip ve davanın ise 45.000,00-TL üzerinden ikame edildiği, bu haliyle davacının takipte talep ettiği miktar yönünden haklılığını ispat ettiği, davalının ödeme savunmasını ise ispat edemediği görülmekle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>6-Davacı tarafça inkar tazminatı talep edilmiş olup, taraflar arasındaki ticari ilişkinin satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklandığı, bu haliyle davalıların borçlu oldukları tutarı tespit edebilecekleri dikkate alınarak alacağın likit olduğu kabulü ile dava değerinin %20'si oranında inkar tazminatına hükmedilmiştir,\" gerekçesi ile;<br>\"Davanın KABULÜNE, İzmir 15.İcra Dairesi'nin 2014/638 Esas sayılı takip dosyasına yapılan davalı itirazlarının kısmen iptali ile, takibin 45.000,00-TL asıl alacak üzerinden devamına,<br>Alacak likit nitelikte görülmekle kabul edilen dava değerinin %20'si oranında hesaplanan 9.000,00-TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;  dava konusunun cari hesaptan kaynaklı alacak talebine ilişkin olduğunu, yerel mahkemenin 2.istinaf bozmasından sonra sunulan 21.400,00 TL'lik banka ödeme dekontunu dikkate alarak davalıların davacıya 182.904,31 TL borcu olduğunu, davacının zaten takipte 45.000,00 TL talep ettiğinden talepten fazla alacağı olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verdiğini, davacının zaten aynı cari hesaba ilişkin 23.07.2013 Tarihinde Bursa 12. İcra 2013/6139 E. Sayılı dosyası ile (yenilenerek Bursa 4. Genel İcra Dairesi 2013/6139 E. Numarasını almıştır) müvekkiller hakkında 159.303,94 TL istemli icra takibi başlatmış, itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleştiğini, zaten davacı yanın iş bu dava konusu cari hesap alacağı nedeniyle  Bursa 4. Genel İcra Dairesi 2013/6139 E. Sayılı dosyası ile alacağını kesinleştirmişken, birde aynı cari hesap alacağından kaynaklı tekrardan dava konusu icra takibinden tahsil etmesinin açıkça hukuka aykırı olup mükerrer ödemeye sebebiyet vereceğini, davacı yan tarafından aynı alacağa ilişkin mükerrer icra takibi yapıldığını, mükerrer icra takibinin medeni usul hukukunda ki karşılığının derdestlik olduğunu, Hmk m.114/1-ı gereği derdestlik dava şartı olduğunu, dava şartının takip hukukundaki karşılığının ise takip şartı olduğunu, davacı yanca mükerrer takip yapılmış olması bir yana mahkemece yargılama aşamasında dosyaya sundukları ve bizzat davacı şirket yetkilisine tebliğ edilen ve davacı yanca itiraz edilemeyen 31.07.2012 Tarihli 04654 Seri nolu 80.800 TL'lik ve 31.07.2012 Tarihli 04655 Seri nolu 70.800 TL'lik toplamda 151.600 TL'lik hizmet bedeli faturaları hesaplamalarda dikkate alınmadığını ve borçtan düşmediğini, bu nedenlerle imzasına itiraz edilmeyen bu hizmet faturalarının borçtan düşülmemesinin de hukuka aykırı olup bu faturaların da borçtan düşmesi halinde davalıların davacıya borcu olmadığının anlaşılacağını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine, bunun mümkün olmaması halinde ise eksik incelemenin giderilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine iade edilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava,  taşınır rehininin paraya çevrilmesi yoluyla  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>    (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br> Bir satım  ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı  ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Davacı tarafça,  davalının aldığı ürünlere ilişkin borç tutarı yükselince, müvekkili firma artan ticaret hacmine bağlı olarak limitin karşılığı olarak borcunun araçlarını rehin vermesi artan ticaret hacmine bağlı olarak limitin karşılığı olarak borcunun araçlarını rehin vermesi sureti ile teminat alınmasını istediğini, bunun üzerine davalılara ait ... ve ... plakalı araçlarını İzmir 31.Noterliğinden teminat olarak müvekkili firma lehine rehnettiğini, davalıların borcunu ödememesi üzerine açılan takibe itiraz ettikleri, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde 37.550,00.-TL civarı ödemeyi davacı bilerek yada sehven kayıtlarına işlemediğini, çünkü taraflar arasında başka hiçbir hukuki işlem olmadığını, müvekkillerce kesilmiş bulunan hizmet bedeli faturaları davacı defterlerine borç olarak işlemediğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ispat yükü üzerinde olan davalı tarafın savunmasını ispatlayamadığının, takip türünün farklı olması nedeniyle takibin mükkerrer olduğu iddiasının da yerinde olmadığının anlaşılmasına göre davalılar vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM     : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/12/2024 tarih, 2024/261 Esas ve 2024/1177 Karar sayılı kararına karşı davalıların istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalılardan alınması gereken 3.073,95 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 768,49 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 2.305,46 TL'nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalılar tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f219a6b76b5c613c","SID":"cbc88d9feaaecf0f"}}